4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Malezya Kaplanı 4

Yamaşita’nın Almanya İntibaları

Hitler Yamaşita Başkanlığındaki Japon Heyeti ile sohbette

Yamaşita’nın Feld Mareşaller Hermann Göring, Wilhelm Keitel ve Alman genel kurmayının diğer erkânı ile nazik fakat verimsiz görüşmesinin ardından, Japon Heyeti için Almanya’nın askerî tesisleri ve fabrikalarında beş aylık bir ziyaret turu planlandı. Fakat, Almanlar öncelikle Japon konuklarını, yeni aştıkları, Maginot Hattını ve işgâl edilmiş Fransa’yı gezdirerek savaşı kazanmakta olduklarına; müttefik güçlere karşı Japonya’nın derhal savaşa girmesi hâlinde Dünyayı İtalya ve Japonya ile aralarında paylaşacaklarına ikna etmek için etkilemeye çalıştılar. Göring, Yamaşitayı Fransa sahilindeki Pas de Calais’deki savaş alanlarını gezdirip Britanya üzerine saldıran bombardıman uçaklarını gösterdi. Yamaşita hakkında, kendisi ile Amerikalılarca esir alındıktan sonra ropörtaj da yapmış olan yazar John Deane Potter tarafından yazılıp, The New American Library kitabevinden 1962 yılında yayınlanmış “Bir Japon Generalinin Yaşam ve Ölümü” adındaki eserde anlatıldığına göre Japon generalinin keskin gözlemleri durumun hiç de bu iddialara uymadığını, İngiliz Spitfire’larına, 1938’den beri geliştirilmiş tüm teknik özelliklerine karşın, manevra zorlukları bakımından diş geçiremeyen Messerschmitt Alman uçaklarının gündüz vakti aşamadıkları Manş hava savaşının kaybedilmiş gibi göründüğü yönünde idi. Mamafih, kara, deniz, hava kuvvetlerinin kooperasyonu konusunda bazı modeller alındı. Yamaşitanın genelde havacılığın topyekûn savaşta belirleyici olacağı yolundaki görüşleri de kuvvetlendi. Kendi tahminlerine göre Japonya’nın güvenilir bir hava gücüne kavuşması için, en az iki yıllık yoğun bir endüstriyel çabaya gereksinimi vardı. Japon Mitsubishi fabrikalarının 1937’de tasarım ve imalâtına başladıkları ve 1940’dan itibaren savaş alanına sürdükleri, gemi ile taşınan çevik hareketli A6M Zero uçakları da, çıkış yükseklikleri, taşıdıkları bomba ağırlıkları ve makineli tüfekleri ile fazla etkili olamayacaktı. Japon heyeti içindeki bahriye uzmanları Kiel’deki yeni tip bir Alman torpitosundan çok etkilendiler. Hitler bir denizaltı ile bunlardan Yokosuka’daki Japon Deniz üssüne gönderilmesini emretti. Kargo, Japonların Pearl Harbour baskınından hemen önce üsse ulaştı. Buna karşılık Yamaşita, Japon yapımı dizelle çalışan bir tankı Almanlara vermeyi önerdi. Fakat bunun teslimatı, Rusların Trans Sibirya hattını denetime almaları yüzünden gerçekleşemedi.

Mussolini’nin Yamaşita’yı Kabûl Töreni

Yamaşita ataşelik anılarını da tazelemek üzere Almanya ile artık tek devlet olarak birleşmiş Avusturya başkenti Viyana’yı da ziyaret etti. Eski tanışı Japon dulun evinde bir zamanlar gönlünü kaptırdığı Kitty ile buluştu. Sonra Benito Mussolini ve generallerini ziyaret etmek için Roma’ya uçtu. Palazzio Venezia’da, İtalyan Ducesi tarafından kabûl töreninden sonra Hitlerden onu acele Almanya’ya beklediği telefonunu alınca fazla kalamadı. Berlin’de Göring Ruslardan bir saldırı haberi alındığı için onu Polonya-Rusya sınırına davet ediyordu. Sınırda iki tarafta da hazırlanan askerî mevziler karşısında Göring konuklarına Rusya ile savaşa girildiğini açıkladı; fakat asıl saldıracak olan tarafın kendileri olduğunu sakladı. Artık Japon heyetinin yurda dönmede gecikmemesi gerekiyordu. Trenle Moskova’ya ulaştıklarında istasyonda kendilerini SSCB’nin Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakan Yardımcısı General Jukov karşıladı. Yamaşitayı Kremline davet etti ama Stalin tarafından kabûl töreni yapılmadı. Başkaca bir ilgi gösterilmeyen Japon Heyeti trene dönüp uzun Sibirya ve Mançurya yolundan ülkelerine yola çıktılar.

Ülkeye Dönüş

Başbakan olan Hideki Tojo

Üç gün sonra Irkutsk’a vardıklarında bir grup İtalyan diplomatı törensiz bir biçimde trene doluştular. Onlardan Hitlerin Rusya’yı istilaya giriştiğini; Almanların ve İtalyanların Stalinle savaşta olduğunu öğrenen Yamaşita Almanların bu saçmalığı karşısında hiç şaşkınlık geçirmedi ama Japonya’nın Almanya yanında savaşa katılmasının ülkesinin geleceğini tehlikeye atmak demek olduğundan emindi. Trans Sibirya demiryolunun son durağı olan Port Arthur’a vardıklarında misyon üyelerini bir araya toplayıp: “Sizlerle ciddî bir görüşme yapmak istiyorum! Benim gibi sizler de Avrupa’daki incelemelerimizin sonucunu kavramışsınızdır. Japonya’nın Almanya ve İtalya ile ittifak anlaşmasının lehinde fikir açıklamanızı istemiyorum. Raporlarınızda Japonya’nın Britanya ve ABD’ye karşı savaş ilânı gerektiği gibi bir öneride kesinlikle bulunmayın! Savunma sistemimizin yeniden inşası için en az iki yıla ihtiyacımız var,” demişti. ABD’ye karşı açılan bir savaşa Rusya’nın mutlaka onun yanında gireceğine inanıyordu. İmparatorluk Genel Karargâhında onun bu görüşüne uymayan çok az sayıda general vardı. Fakat aksi fikirdeki en önemli kişi Savaş Bakanı General Tojo idi. Tokyoya döndüğünde ılımlı Prens Fumimaro Konoye kabinesi istifa etmişti. Savaş için geniş bir hazırlık planı yapmış olan Tojo, kendisi yerine Savaş Bakanlığına Yamaşitanın tayin edileceğinden çok endişe ediyordu. Yamaşita bu evrede Savaş Bakanı olmayı isterdi ama kendine yabancı bir alan gibi gelen politikaya daima uzakta kalmıştı: “Ben bir askerim. İmparatorun özel bir çağrısı olmadıkça başka bir yaşama giremem,” demişti. Fakat hazırladığı raporun özel olarak doğrudan İmparatora sunulacak bir versiyonu üzerinde çalışırken, onun yolu üstünden çekilmesinin çarelerini arayan Tojo, Yamaşitaya Mançurya’ya gidip orada yeni karargâh kurması yolunda beklenmedik bir emir çıkardı. Yamaşita hiç direnmeden, derhal uçağa atlayıp Mançurya’ya geçti. Fakat orada fazla kalmayacaktı.

ABD ile Savaş Olup Bittisi

Japon Saldırısında Pearl Harbour

Michael O’Neal’in “Peal Harbour’a Japon Saldırısı” etüdünde 7.Aralık.1941’de, Hawai adalarından üçüncü büyüklükteki (içtima yeri anlamına gelen) “Oahu” adasında Pearl Harbour limanına üslenmiş ABD deniz filosu üzerine Japon askerî güçlerinin sürpriz bir saldırısında Amerikan Pasifik filosunun hemen tamamı sayılacak bir tahribata sebebiyet verildiğini nakleder. Üç kruazör, üç muhrip, grup halinde sekiz savaş gemisi ağır hasar görmüş; Oklahoma ve Arizona adlarında iki savaş gemisi batmış. Ve Oahu’da zemindeki 350’ye yakın savaş uçağı tahrip edilmiş. 2.400 üzerinde askerî görevli canını kaybetmiş ve 1.200’e yakını yaralanmış. Böylece, çıkan savaşın ilk yıllarında ABD’nin, Japonların Pasifikteki istilasını engelleyecek savaş yeteneği dumura uğramıştı.

İşte bu flaş Japon saldırısının hemen bir ay öncesi, Kasım.1941 başlarında, General Yamaşita, Mançurya’yı terketmesi ve Tokyo’da İmparatorluk Genel Karargâhında bulunması için âcil bir emir almıştı. Hemen dört gün sonra hazır bulunduğu Tokyoda, Japon tarihinin en can alıcı toplantısının yapılmakta olduğunu öğrendi. Yüksek taş duvarlarla korunmuş İmparatorluk Sarayında feld mareşal üniforması içindeki İmparator Hirohito’nun başkanlık yapacağı küçük, fakat ülkenin kaderi ile ilgili toplantıya katılmak üzere önce artık başbakan olmuş Hideki Tojo riyasetindeki kara, deniz, hava kuvvetleri komutanları ve Maliye Bakanı gelip, ayakkabılarını dışarda bırakmış durumda İmparator önünde saygı duruşu töreni yaptılar. Tojo, daha önce İmparatora göstermiş olduğu, siyasal gündemle ilgili uzun bir kağıt tomarını açıp masaya serdi. Açılacak savaşla ilgili gündem beş madde içeriyordu:

1. Aralık ayında Britanya ve ABD’ye savaş ilân edilecekti. Bu arada Japon Silahlı kuvvetleri planlarını yapıp savaşa hazır olacaklardı.

2. İlk saldırılar uyarı yapmadan ve Mihver Bloku anlaşması yapıldığı açıklanmadan gerçekleştirilecekti.

3. Genel Savaş başlamadan, topraklarından geçiş sağlanması amacı ile Taylandla gizli bir askerî anlaşma yapılacaktı.

4. Son ana kadar ABD ile müzakereler sürdürülecekti.

5. ABD ile yürütülmekte olan müzakereler 1. Aralığa kadar olumlu sonuçlanırsa savaş planı iptâl edilecekti.

Japon işgâlinin hemen öncesi Singapur’daki Britanya Deniz Üssü

Savaşın en tepedeki beş görevlisi İmparatorun önünde eğilip çorapları üzerinde geriye çekilerek dışarda bekleyen İmparatorluk mührü muhafızı Baş Mabeynci Marki Kido’dan ayakkabılarını teslim aldılar. Hemen ertesi günden itibaren savaş makinesini başlatmak üzere kendi ofislerinde gerekli talimatları vereceklerdi. Yamaşita üstünde hâlâ Mançurya iklimine uygun kışlık, kalın üniforması ile, iki katlı ahşap Savunma Bakanlığı verandası altından Genel Kurmay Başkanı ile buluşmaya giriyordu. Çin’in Güney Denizinde hemen karaya bitişik “Hainan Adası”nda eğitimi tamamlamakta olan 25. Ordunun komutasını alıyordu. Hedefi, Japonya’nın Asya ve Pasifikteki savaşları için giderek artan bir engelleme tehdidi oluşturan İngilizlerin elindeki Malezya’nın istilası ve deniz üssü Singapur’un zaptı idi. İki yıl önce Avrupa’da Savaş patlamasından beri bu hedef Japonya’nın açıklamadığı fakat zihnine nakşettiği temel politika olmuştu. Malezya ve Singapur merkezinden Hong Kong, Filipinler ve Endonezya’nın ele geçirilmesi gibi radyal bir yayılım ve buradan nihaî hedef güneye, Avustralya’ya dönüş Pasifiği tümüyle Japon Denizi yapacaktı. İmparatorluk Genel Kurmayı bu istila sürecinin adım adım planlarını çizmişti. Avustralya’daki ilk büyük üç hedef Brisbane, Sidney ve Melbourne yıldırım harekâtı ile ele geçtiğinde nizamî savaş gücü kalmayan Avustralyalıların barış önerisi yapacakları muhakkaktı. Belki gerilla savaşlarına geçebilirlerdi. Fakat bu çok geniş kapsamlı fetih planının Singapur üssü İngilizlerin elinden alınmadıkça (belki Filipinler dışında) gerçekleşmesi pek mümkün olamazdı. Sadece altı ay kadar öncesi çizilen bu plan çerçevesinde birçok Japon subayı ticarî temaslar arayışında imiş gibi sivil kimliklerle Malezya, Hong Kong, Filipinler ve Endonezya’da uygun işgâl noktaları tesbit edip gizli raporlar göndermek üzere araştırma gezilerine çıkmışlardı.

Malezya’daki casusluk etkinliği ile görevli olan Binbaşı Nakasoni idi. Japon konsoloslukları onun gerçek görevi hakkında hiç bir bilgi sızdırmıyorlardı. Nakasoni uygun çıkarma noktaları hakkında doğrudan Savaş Bakanlığına, Tokyo’ya raporlar gönderiyordu. Olası çıkarma bölgesi olarak Malezya’nın Siam (Tayland) ile sınırının oluştuğu Kra Kıstağı dolaylarını seçmişti. Kendi eli ile çizdiği krokilerde 50 mil kuzeyde Singora ve Pattani ile en kuzey sınırın 10 mil güneyindeki Kota Bharu’nun topografyasını veriyor; hafif uçakların inmesine uygun alanlar bulunduğunu bildiriyordu. Fakat Kota Bharu Kelantan ırmağının ağzına tesadüf ettiği için bataklık ve gelgit’e açıktı. Büyük bir çıkarma için Singora’yı önermişti. O sahilde tatlı meyilli bir kumluk ve arkasında savaş uçakları inişine uygun geniş düzlük pirinç tarlaları da uzanıyordu. Turistik tecessüsleri olan bir yabancı gibi sivil elbiseleri ile Malezya kuzeyinin ve ona komşu Tayland’ın ıssız topraklarını dolaşan Nakasoni’den alınan istihbarat doğrultusunda, Japonya’da, Hiroşima yakınındaki tarif edilen Malaya’ya benzer gene ıssız iç deniz kıyılarındaki 18. ve 5. Tümenlerince çelik çıkarma tekneleri ile eğitim ve tatbikat yapıyorlardı. Amfibik (deniz-kara ortaklaşa) işgâl manevraları II. Dünya Savaşı öncesi kuramsal planda söz konusu ediliyor ve bazı ufak ölçekli uygulamaları yapılıyordu ama çok geniş çapta tatbikatı ilk kez Japonlara müyesser olacaktı.

Sürecek

Yayın Tarihi : 4 Ağustos 2013 Pazar 09:49:05
Güncelleme :4 Ağustos 2013 Pazar 22:08:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?