Yamaşita Yola Çıkıyor
![]() |
| Hava Baş Mareşalı Sir Robert Brooke-Popham |
Yamaşita’nın her biri 10.000 tonalitoluk, sadece dokuz deniz mili hızdaki yirmi asker nakil gemisinden oluşan konvoy’u Hainan’dan 4.Aralık saat 07.’de yola çıktı. Konvoy’a yakın korumayı beş denizaltı veriyordu. İki kruazör ve on muhrip de koruma görevlisi idi ama Malaya sahillerine yaklaşıncaya kadar konvuyu ikiyüz mil açıktan izlediler. Düşman keşif harekâtı algılandığında hemen alarm verilecekti. Nakil gemilerinin onbirini işgâl eden 5. Tümen Singora’daki ilk çıkarma harekâtını gerçekleştirecekti. Onu izleyerek, altı gemi mevcudu asker Pattanı’ye, üç gemideki asker de Kota Bharu’ya çıkacaktı. Bu gizli misyon personelde sinirlilik yaratıyordu. Şayet görülürlerse çıkarmada sorun çıkardı. Yamaşita okul atlası haritalarının üzerine eğilmiş; düşünüyordu. Savaş filosundan: “Düşman denizaltıları sizin alanınızda hareket hâlinde!” mesajını aldı. Seyre devamdan başka yapılacak bir şey yoktu. İlân edilmiş bir savaş olmadığı için iki ayrı filo da barışçıl misyon görüntüsü veriyordu. Gerçek savaşa daha üç gün vardı. O gün Singapur’da, muhtemel istilaya karşı tedbirde bir adım daha atılmıştı. Uzak Doğu Baş Komutanlığına Whitehall’dan *(1) Hava Baş Mareşali Sir Robert Brooke-Popham’ın Britanya Uzak Doğu Baş Komutanlığına atanmış olup koşullar gerektirirse Hükûmetten izin almaksızın “Matador” harekâtını işleme koyabileceğini, dolayısıyla Tayland’ı işgâl edebileceğini bildirir bir telgraf gelmişti. Buna ek olarak, uzun menzilli Hudson keşif uçakları Çin Denizinde Malezya’nın Doğu sahillerini denetime alacaklardı. Öte yandan, Britanya savaş gemilerinin yakın alanda bulunduğunu bilen ve ihtiyatla hareket eden Japon personel nakil gemileri kırk sekiz saat sonra Çin Hindi’nin en güney noktası Camau noktasında kendilerini korumaya alacak savaş gemileri ile buluştular. Britanya uçakları onları görselerdi mutlaka vuracaklardı. Ayrıca, bölgeye H.M.S Repulse (Düşman Defeden) kruazörü ve dört muhribin refakat ettiği en yeni savaş gemisi “Prince of Wales-Galler Prensi) getirilip Singapur Deniz Üssüne demirlenmişti.
Yamaşita’nın konvoyu ve savaş filosu Çin Hindi sahillerine varmak üzereyken, kendileri için felâkete dönüşebilecek bir olayla karşılaştılar. İki Avustralya keşif uçağı tarafından görülmüşlerdi. Durum Saygon’daki Güney Bölgesi Karargâhına telsizle bildirildi: “Düşman rökonnesans uçakları tepemizdeler! Borneo üssünden kalkmışa benziyorlar,”. Bu tür vukuat için hazırlıklı olduklarından konvoy rotasını değiştirerek Tayland Körfezine yönelmek suretiyle Britanyalılara karşı hedeflerinin Malezya olmadığı görüntüsünü uyandırmaya çalıştılar. Fakat, uçaklar peşlerini bırakmadıklarından bu oyunun işe yarayıp yaramayacağı henüz belli değildi. Saygon’a: “Britanya uçakları hâlâ bizi izliyorlar! Singapur’a bilgi verip vermediklerini bilemiyoruz. Vermişlerse savunma hattı hazırlıklarına başlamışlardır. Biz gene Tayland’a gidiyor gibi görüneceğiz.” mesajı geçildi. Tayland Körfezine giriş manevrası yapıldı. Keşif uçakları izlemeyi bırakıp, uzaklaştılar. Alandan ayrıldıklarına iyice emin olununca, konvoyun rotası tekrar Malezya’ya çevrildi.
![]() |
| Hintli Birlikleri Komutanı General Sir Lewis Heath |
Yamaşita’nın korktuğu başına gelmişti. 6. Aralık, saat. 11.30’da bir Hudson keşif uçağı Singapur’a: “Çin Hindi’nin 150 mil açıklarında, Batıya doğru seyir hâlinde nakil ve savaş gemileri görüldüğü...” bildirildi. Bir kaç saniye sonra ikinci bir Hudson’dan da konvoy görüldüğü haberi alındı. Hava bulutlu ve görüş mesafesi dar idi ise de, gemilerin tip ve sayıları da verilerek görüntünün kesin olduğu teyid edilmişti. İki uçak da konvoyu Tayland Körfezine kadar takip etmişler; fakat o noktadan sonra menzil sınırına geldikleri için yakıt yetmeyeceği kaygısı yüzünden geri dönmek zorunda kalmışlardı. İlk keşif raporları Hava Baş Mareşali Brooke-Potham’ın masasına, öğleden sonra saat 02’de geldi. Deniz ulaşımı uzmanları konvoyun istilâ amaçlı hareket ettiği takdirde Singora’ya yönelmesi gerektiğini söylediler. Saat 3’de, o sırada Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da, Malezya’nın savunulması ile görevli Hintli Birliklerin Komutanı General Sir Lewis Heath ile danışmakta olan Kara Ordusu Baş Komutanı General Percival ile iletişim kuruldu. Tüm askerî güçlerin onbeş dakika içinde birinci derece hazırlık durumuna getirilmesi emri üzerine Kuzeydeki 11. Hintli Tümenine, “Matador” planını uygulamak için Tayland sınırı aşma talimatının beklenmesi bildirildi. General Percival de, arabasına atlayıp hızla Singapur’a yola çıktı. 06.30’da vardığı Singapur’daki yüz yüze görüşmede konvoy rotasının Tayland’a yöneldiği haberi üzerine “Matador” planının rafa kaldırıldığını öğrendi. Brooke-Popham, bir süre gereksiz bir alarm durumu yaşadıklarını söyledi. Japon blöfü tutmuştu.
Rahat bir nefes alan Yamaşita, çöken bulutlarla kararan havanın musonları erken getireceğinden korkuyordu. Öte yandan çok sayıda Hudson ve bir Catalina olmak üzere yeni Britanya rökonnesans uçakları çok alçak mesafeden yeniden suları taramaya çıkmışlardı. Catalina bir kara bulut kümesi içinden Japon filosuna doğru bir dalış yaptı. Kruvazörler ve muhripler ateş açıp uçağı denize indirdiler. Bu karanlık, sisli ve rüzgârların coştuğu havada artık hiç bir keşif uçağı tutunamazdı. Britanya Yüksek Komuta Kurulu da Japonların Tayland’a gittiklerine kani olmuştu. Fakat bu hayâlden, ertesi, 7 Aralık akşamı uyandılar. Alçaktan uçan bir Hudson, gün batımının hemen öncesi, muhribe benzeyen dört Japon teknesinin Singora’nın 70 mil açıklarında seyir hâlinde olduğunu farketti. Hemen hemen aynı saatlerde, başka bir Hudson Japon kruvazörlerinin yerini saptadı. Bu tespitler ilk alarmdan otuz saat sonra yapılıyordu. Hudson bu haberi Singapur’a ulaştırır ulaştırmaz alel acele bir toplantı yapıldı. Saat 10.30’da Brooke-Popham “Matador” planını tümüyle icraata geçirme kararını aldı. Ama vakit çok geçmişti. İki saat sonra, savunma kıtalarının Tayland sınırına ilerlemeleri emirleri ulaştırılırken Japon savaş gemileri Kota Bharu sahil savunma hatlarını bombalıyorlardı. Bu bombardımanlar sırasında, Matador planının icra görevlisi 11. Hint Tümeni henüz normal mevkiinden ayrılmamıştı. Ne bir Hintli ne bir Britanyalı asker fiilî savunma hattında hazır değildi. Fakat Yamaşita’nın da sorunları vardı. Siam Hükûmeti onunla hiç iş birliğine yanaşmıyordu. Bir radyo mesajı Tayland’lıların Japon askerinin topraklarına girmesi talebini reddettiğini bildirirken, başka mesajlarla da çıkarmaya devam etmesi emirleri veriliyordu. Bu da Tayland topraklarında da çatışma zorunda kalması anlamına geliyordu. Tam gece yarısı sonrası, nakil gemileri Singora açığına demir atmaya başladılar. Deniz çok kabarmıştı. Dalgalar iki metreye kadar yükseliyordu. Personel, karaya çıkmak için kullanacakları botları ve çıkarma araçlarını indirmekte çok zorlanıyorlardı. Yamaşita gemisinin kaptan köşkünden sahile bakarak, asker için kılavuzluk etmeye yarayacak bir ışık arıyordu. Bir gün öncesi, Singora’daki Japon konsolosluğunda bulunan Binbaşı Nakasoni’ye şifreli bir telsiz gönderilerek ondan gece yarısı sahile çıkması ve işaret feneri ile kendini belli etmesi ve çıkan askerlerin yollarını aydınlatması istenmişti. Ama görülen tek ışık Singora sahilindeki deniz fenerininki idi. Beklenen ışık ortaya çıkmayınca, bir kılavuz ışık olmadan çıkarmaya devam kararı alındı. Gerçekten, Nakasoni sahile gelmemişti. Zira, Japon Konsolosluğunda, muhtemelen beklenmekte olan savaş onuruna bir parti düzenlenmiş; tüm görevliler içkiyi kaçırmışlar; telsiz mesajı konsolosluğa geldiğinde ya patırtı gürültü arasında ona ulaştırılamamış ya da o dumanlı kafa ile mesajın isabetli bir değerlendirmesini yapamamış olacaktı.
![]() |
| Singora sahillerine Japon çıkarması yapılırken |
Gece yarısından az sonra, yükselen bir dalga ilk çıkarma teknesi karanlık sahile vurdu. İlk ağıza çıkan ve bir direnişle karşılaşmayan askerler meyilli sahilden yukarı tırmanarak pirinç tarlalarına daldılar. Fakat orada onları bekleyen bir Tai devriye müfrezesi üzerlerine ateş açtı. Malezya uğruna yapılan ilk çatışma böyle oldu. Ama uzun sürmedi. Ard arda gelen Tai devriyesine mukabil ard arda teknelerle karaya çıkan Japon askerlerinin dağınık çatışması Tai devriyelerinin meydandan kaçması ile sonlandı. Japonlar kente doğru yürürlerken arada Tai Ordusundan ufak müfrezelerin tüfek atışına maruz kalıyorlardı. Bu arızî tüfek endahtı dışında küçük Singora limanı sakindi. Etrafı ara sıra aydınlatan pagodaları çevreleyen kablolar üzerinde rengârenk süs ampullerdi. Japon kıtaları, muhtemel İngiliz uçakları taarruzuna hedef olmamak için bu aydınlık alanların uzağından geçiyorlardı. Ancak Tai silahlı güçlerinin arızî fakat kararlı direnişi Yamaşita’yı şaşırtmış ve öfkelendirmişti. Sabah 05.20’de bir motor bota binerek askerinin yürüyüşünü sahilden izlemeye başladı. Japonlar nihayet kente girdiler ve şehir klûbünü kendilerine karargâh yaptılar. Yarım saat sonra yerel polis karakoluna baskın vererek yarım düzine polisi esir aldılar ve karargâhlarını oraya naklettiler.
![]() |
| Tayland’ın diktatörü Feld Mareşal Fibunsongkram |
Fakat Tai Ordusu hâlâ vur kaç çatışmalarını sürdürüyordu. Saat 11’de, tam sahildeki donanmaya ateş açma ve küçük limanı tahrip etme emri verecekti ki, Tai Ordusundan bir Albay karakola girdi ve nazik bir selam vererek: “Tai ulusunun kaderini Japonlarla paylaşmaya hazır olduğunu,” bildirdi. Japonlara Tayland’dan serbestçe geçiş hakkı sağlayacak Tai-Japon paktı yapılmak üzere iki taraf hükûmetleri arasında anlaşmaya varılmıştı. Aslında Kraliyet olan (o sıralardaki kral Bhumibol Adulyadej) Taylandda Faşizme sıcak bakan asker kökenli, kısaca “Fibun” diye anılan Field Marshal Plaek Fibunsongkram 1938 Aralığından beri başbakan olup ülkeyi fiilen dikta rejimi ile yönetiyordu. Japonya’nın baskısı ve onun ağırlığı ile yapılan müzakerelerde 21.Aralık 1941’de karşılıklı saldırmazlık ve ortak savunma paktı imzalanmış; 25.Ocak. 1942’de de Tai Hükûmeti Britanya’ya ve ABD’ye savaş ilân etmişti.
*(1) Whitehall: Merkezî Londrada, Trafalgar Meydanından Chlesea bölgesine, Parlamento Alanına uzanan bir caddedir. Parlamento ve diğer resmî binaları çevrelediğinden tüm Britanya Yönetimini ifade eden bir simge deyimdir.
Sürecek