4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (100)

Sovyet Döneminde Absürdist ve değişik janrlardaki yazarlar

Daniil Ivanoviç Harms (30.aralık.1905-2.Şubat.1942) asıl aile adı Yuvaçev olup, Latin alfabesi kullanan ülkelerde “Daniel Çarms” olarak telâffuz edilen ”Daniil Harms”ı müstear isim olarak almıştır. Sovyet döneminin ilk sürrealist ve absürdist ozanlarından, yazar ve dramatistlerindendir. Babası Ivan Yuvaçev Anton Çerhov’un dostu, dindar bir filozoftu. St. Petersburg’da “Narodnaya Volya-Halkın İradesi” adındaki devrimci grubun saygın bir üyesi oldu. Çar Aleksandr III.e karşı yeraltı faaliyetlerinden dolayı hapsedilmişti. Daniil prestiji olan Alman “Peterschule” lisesinde öğrenim gördü. Almanca ve İngilizceye çok iyi hakim oldu. Yüksek Teknik tahsiliini sosyal etkinlikleri yüzünden tamamlayamadı. Kendini, çocukluğunda Conan Doyle’un Sherlock Holmes’unu okuduğundan beri tadını aldığı yazmaya verdi. “Duygu-ötesi” şiir mucidi Velimir Klebnikov’un izleyicilerinden ses-şairi *(1) Aleksandr Tufanov çevresine katıldı.Genç ozan Aleksandr Vvedensky ile tanışıp hiç ayrılmaz yoldaş oldular. 1926’da “absürd tiyatro janrındaki ilk oyunu “Elizabet Bam” sahnelendi. 1927’de yeni kurulmuş Çocuk Edebiyatı Yazarları Derneğine üyelik dav eti aldı. 1941’e kadar çok başarılı şeklide çocuk eserleri yazarlığını sürdürdü. 1928’de “OBERIU” kısaltması ile bilinen avant-garde (öncü) kollektif “Gerçek Sanat Birliği”ni kurdu. İdolları kabûl ettiği Klebnikov, Kazimir Maleviç ve Igor Terentiev’in temsil ettiği Rus Fütürizmini kucakladı. 1920’lerin sonlarında mantık karşıtı ve düzensiz dizeleri, ekstra vagan teatral şiir okuyuşu, İngiliz züppelerini kıyafetleri ve ağzında su kabağından mamûl piposu ile Leningrad aydın çevrelerinde çılgının teki olarak ün yaptı. Maleviç, Filonov, Terentiev, Mayakovsky, Kaverin ve Zamyatinden feyz alarak veTynianov, Şklovsky, ö Ginzburg gibi formalist eleştirmenlerin tezgâhından geçerek öğrendiği bu Sol Sanatı OBERIU’daki Vvedensky, Vaginov, Zabolotsky ve yeni yetme Igor Bakterev gibi genç dostlarına aktarıp tutarlı bir akım tesisine çalışıyordu.

Fakat bu absürdist sanatın uzun ömürlü olmayacağı açıktı. Harms daha çok çocuk edebiyatına sığındı. 1931’de Vvedensky, Tufanov ve diğer bazı yazarlarla birlikde tutuklanıp Kursk kentine bir yıllığına sürgün edildi. Eserleri kanıt gösterilip anti-Sovyet çocuk yazarlığı ile suçlanıyorlardı. Artık, Sosyalist gerçekçilik istikametinde muhafazakârlaşan Sovyet yöneticileri çocuk edebiyatına da el atmış, genel olarak, çocukların akıllarını karıştıran avant-garde sanata, Sovyet değerlerine karşı bularak hasım tavır almışlardı. Hatırlanacağı üzere Mayakovsky de bir yıl öncesi intihar etmişti. Daniil Harms sürgünden döndükten sonra gene çocuk dergilerinde yazmayı sürdürdü. Fakat kimse adını anmaz olmuştu. Tiyatrolara oyunları kabûl edilmiyordu. OBERIU dağılmıştı. Etrafında ikinci eşi Marina Maliç ve bir kaç dostundan başka kimse kalmamıştı. 1937’de onun çocuk kitapları piyasadan kaldırıldı. Geçim kaynağından yoksun kalınca yıllarını yarı aç geçirdi. Yazdığı kısa grotesk öyküleri kimse basmıyordu. 1941 Ağustosunda, Leningrad’ın o korkunç Nazi muhasarasından az önce ikinci kez tutuklandı. 1942 Şubatının başında cezaevinde açlıktan öldü.

Gerek ilk eşi Ester Rusakova gerekse ikinci eşi Marina için bazen lirik bazen erotik şiirler yazmıştır. Absürd öykülerinden: 2. No.lı Semfoni, 10.No.lı Mavi not defteri, Şey, Bir sonne, Beklenmedik bir içki yarışması, Andrey Semyonoviç, Profesörün karısının kaderi, Baba ve kızı, Bir adam nasıl ufalandı, Şeyler, İrtibat, Bilge bir ihtiyarın anıları, Sıçrama, Avcılar, Bana Kapuçin derler, Rüya, Kuşatma, Fedya Davidoviç, Olgu ve Varlık hakkında No.1, Bugünlerde dükkânlarda ne satıyorlar, Puşkin’in yaşamından anekdotlar, Çok güzel bir yaz günü başlangıcı, Yaşlı bayanların düşmesi kayda değer. Bunlardan sonuncusunu örnek olarak verelim:

“Yaşlı kadının biri, aşırı meraktan, pencereden düştü, yere çakıldı, ve paramparça oldu. Başka bir yaşlı kadın, pencereden sarkıp, ilk düşen kadının kalıntılarına bakmaya başladı, ama o da, aşırı meraktan pencereden düştü, yere çakıldı ve paramparça oldu. Ardından üçüncü, sonra dördüncü, sonra beşinci kadın pencereden düştü. Altıncı kadın pencereden düştüğünde onları seyretmekten sıkıldım ve örülmüş bir şalın kör bir adama verildiğinin söylendiği Mal'tseviskiy Marketine gittim.”

Harms’ın yetişkinlere hitabeden eserleri 1960’lardan itibaren samizdat çerçevesinde ülke dışına kaçırıldı ve çok ilgi gördü.

*(1) Ses şairi : şiir inşadında müzikaliteye önem veren şair.

Konstantin Konstantinoviç Vaginov (16.nisan.1899-26.Nisan.1934)

St. Petersburg’da, 17. Asırda Rusyaya yerleşmiş Alman soyundan gelen yüksek rütbeli bir polis âmiri babanın ve zengin bir Sibiryalı ticaret erbabı aileden gelme bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. I.Dünya Savaşında baba alelacele “Wagenheim” olan soyadını “Vaginov”a çevirdi; onun isteği ile Konstantin hukuk öğrenimi yaptı. İç Savaş sırasında Polonya sınırında ve Urallarda Kızıl Ordunun emrinde savaştı. 1926’da evlendiği Aleksandra Ivanovna Fedorova da kendisi gibi Gumilyev grubuna giren bir yazardı.

Vaginov henüz delikanlı iken şiir yazmaya başlamış “Kaos’a Yolculuk” başlığı ile topladığı şiirleri ilk kez 1921’de basıldı. Diğer şiir kitapları 1926 ve 1931’de yayınlandı. “Efendimiz Apollo’nun Manastırı” ve “Beyt-ül Lâhim Yıldızı” isimli düz yazı eserleri 1922’de yayınlandı. Başka dillere “Kula” adı ile çevrilen ilk romanı “Kozlinaya Pesn-Keçinin Şarkısı” ve filozof ve edebî kuramcı olan Mihail Baktin’in aydın toplantılarından esin alan “Satir’in korosu” 1925-27 arası yazıldı. “Svistanov’un Günleri ve Eserleri” (1929) ile “Bambocciada” (1931) *(1) bunları izledi. Sağlığı bozulmasına karşın bitiremediği dördüncü romanı “Harpogoniana” üzerinde çalışıyordu. Ölümünden az önce 1905 Devrimi üzerine bir roman hazırlığına geçmiş, fakat yetkililer bunu işiterek müsveddelere el koymuşlardı. Ailesini perişan eden Devrimi Roma İmparatorluğu üzerine barbar aşiretlerin zafer kazanmasına benzetiyordu. 1920’lerin ortalarında post sembolist ve akmeist tarzda şiir yazarken olayları tarihsel ve mitolojik göndermelerle izah etmeye başlayınca ona “hermetik” (semavî , dinî, felsefî) tarzı yakıştırdılar. 1927’de Daniil Harms’ın kurduğuı “OBERIU” grubuna ve “Absürdist” olarak tanımlanan sol avant-garde çevrelere katıldı. Günlük yaşamı mitolojik dille anlattığı bir sürrealist stil yarattı. 1934’de veremden öldü.

*(1) Bambocciada (Fransızca karşılığı ile Bambochade) Sanatta, özellikle Flaman resminde rustik (köylü) yaşamı konu alan eğilim. Hollandalı ve Flaman santının etkisi ile 17. Yüzyılda İtalyada kırsal yaşamı grotesk (gülünç, kaba) tarzda betimleyen sanatçıların genel adı.

Nikolay Alekseyeviç Zabolotsky (7.Mayıs.1903-14.Ekim.1958)

Rus avant-garde absürdist OBERIU grubunu kuranlardan bir ozan, çocuk yazarı ve çevirmendir. Kazan’da doğmuş; 1920’de ailesi ile Moskovaya taşınmıştır. Moskova Üniversitesinde aynı zamanda tıp ve filoloji fakülteleririni izlemiş bir yıl sonra Petrograd’da Pedhoji Enstitüsüne yazılmış; bir yandan Mayakovsky, Klebnikov, Blok, Esenin tarzı fütürist şiirler yazmaya koyulmuştur. Müstakbel eşi E.V. Klykova ile tanışıp OBERIU grubuna dahil olduktan sonra 1929’da ilk şiir kolleksiyonu “Sütunlar” yayınlandı. Bir absürdst ninni olup 67 yıl sonra (1996’da bir pop şarkı hâline getirilecek ) ”Меркнут знаки зодиака (Merknim zaki zodiaka)-Yıldız Burçlarının Sönme Alâmetleri”de dahil burdaki şiirler çoğunlukla Lenin’in Yani Ekonomi Politikası ile alay eden nükteli hikâyeler gibi idi. 1937’de yayınladığı ikinci şiir demetinde toplumsal eleştirilerden uzaklaşıp doğa sevgisini terennüm ediyor; vahdet-i vücuda inancını hissettiriyordu. Stalinin sanatı sansürleme uygulamalarından o da nasibini aldı; 1938’de beş yıllığına Sibirya’ya sürgün edildi. Savaşın devreye girmesi ile bu mahkûmiyet uzadı. 1944’de başvurusu üzerine hapis cezası kaldırıldı ama bu kez Kazakistanda Karaganda’ya sürüldü. Çalışma azmi kırılmayan Zabolotsky, eski Kilise Slavcası ile yazılmış “Prens Igor’un Seferinin Masalı”nı çevirsi ile oyalandı. 1945’de serbest bırakıldı, 1946’da Moskovaya döndü; “Sovyet Yazarlar Birliği”ne üyeliği yenilendi. Bu kez kendini Gürcü ozanların (Şota Rustaveli’nin Şövalye ve Panter Postu” epik şiiri gibi) eserlerinin çevirisine verdi. Gürcistanı boydan boya gezdi. Ancak, çileli yıllarının verdiği usanç onu uslûp değişikliğine yöneltmiş; şiiri Tyutçev’e benzer gelenekçi, muhafazakâr çeşni kazanmıştı. Ayrıca yorulan kâlbi iki yıllık rahatsızlıktan sonra 1958’de durdu. Eserlerinden örnek olarak “Yıldız Burçlarının (Zodyak) Sönme Alâmetleri”nden bir parçayı Dmitri Yanpolsky’nin İngilizce çevirisinden verelim:

Zodyak tüm figürleri ile kararıyor gibi

Zodyak tüm figürleri ile kararıyor gibi / Çayırın sonsuz uzamı üzerinden / O uykuda olan köpeksi yaratık / Tavşan uykusundaki kırlangıç kuşu / Gürbüz balık kalçalı deniz kızının uzanışı, / Hep sürü hâlinde Hak’ka gider gibi. / Kollar ağaç dalları gibi, yalnız daha semiz / Memeler güçlü, yuvarlak şalgamlar benzeri. / Bir büyücü acuze bir üçgene tırmanırken / bir üfürümlük sigara dumanına dönüşüyor. / Ölmüş adan çalımla dans ediyor /Orman şeytanının karıları ile / Cılız bir koroya eşlik ettiğini sanarak / Bir karasinek sihirbazın avı oluyor. / Ve tepenin ardında / Mehtabın değişmeyen çehresi daha yükseklerde görünüyor. / Kentin binaları üzerinde/ Zodyak tüm figürleri ile kararıyor.

Aleksandr Ivanoviç Vvedensky (1904-1941)

Gerek zamanında gerek Sovyetlerin çöküşünden sonra muazzam bir etki bırakmış, resmî sanat dışına çıkan avant-garde ozanlardandır. Annesi jinekolog, babası iktisatçı idi. Edebî dil yaratmada (neolojizm) Andrey Platonov ile yarıştığı, şiirleri ile “Duru aklın eleştirisi”ni Kant felsefesinden daha vurucu biçimde yaptığı söylenir. St. Petersburg doğumlu Vvedensky daha 1920’lerin başlarında Fütürist çevrelere girmiş, bundan öte diğer “deneyci” (eksperimental)şiir türlerini öğrenmişti. Tufanov’un “Ses şiiri” çevresinde Daniil Harms ile tanışıp OBERIU’nun kurulmasına katılmış; gerek kendi kurguları gerekse çeviriler yolu i le çocuk edebiyatı yayınlarına başlamıştı. 1931-32 arası kısa bir süre Sovyet ideolojisi karşıtı duyu ötesi (zaum) çocuk yayınları isnadı ile tutuklandı; Kursk’a sürüldü. Fakat aklandı; Leningrad’a döndü. 1930’lar ortalarında Harkov’a taşındı. Nazi saldırısında tehacüm nedeni ile tahliye trenine giremeyince Harkov’da kaldı. Yeni bir fırsat umut ederken Eylûl.1941’de tekrar tutuklandı. Diğer tutuklularla birlikde trenle Kazan’a sevkedilirken zatülcenp’e yakalanıp öldü. Çoğu eseri savaş karşası içinde (muhtemelen bazı el yazısı kalıntıların suç kanıtı olabaileceği düşüncesi ile imha etmeyi hayırlı bulduklarından) kayboldu. En kayda değer romanı “Katiller; sizle budalasınız”dır. Vvedensky’nin elde kalan arşivi Daniil Harms’a intikâl etmiş; tutuklu bulunan Harms çok kısa sonra vefat edince ikisinin de yakın dostu olan filozof ve müzik kuramcısı Yakov Draskin, Harms’ın metrûk ve mühürlü dairesine gidip her iki ozanın eserlerini toparlayıp muhafazasına almıştı. Leningrad’da küçük bir çevre Vvedensky’nin kendine özgü, marazî bir hiciv taşıyan, dil bakımından yaratıcı şiirlerini bilirdi. Anna Ahmadova onun son şiirlerinden “Ağıt”a hayran olmuştu.Kalan eserleri iki cilt hâlinde önce ABD’de sonra 1991’de Moskovada yayınlandı. “Güçlü bir Hapishane Romanı” Kafka ve Camus ile kıyaslanabilecek simgesellikde bir uzun şiirdir. Hâlâ yayınlanmamış “Denizin Anlamı” bir ön-egzistansiyalist yapıt sayılır. Diğer eserleri arasında “Deniz’in Ölümü”, “Kendimi Düşünmeye Davet” sayılabilir. Özellikle, “Potest-Baba+Ter” bir babanın ölümü sırasında alnında birken soğuk terlerin anlamlandırılması ve bunun için “Ölü şebnemi” benzetmesi yapması ile ilgili bir eser olup manzum ve düz yazı karışığı oyun tarzında yazılmıştır. Bundan bir parça ile Vvedensky’i örneklendirelim:

Oyun’un Önsözü Bölüm 1. /Oğullar, mahmuzlu çizmeleri parıldayarak /duvar boyuna sıralanmışlar / monoton bir makamla ama nedense neşeli bir sesle bir ağızdan: / Ah, canımızın canı babamız, /Açıkla bize “Süeter-Ter giderici üstlük”ün anlamı nedir,” / Baba, gözlerini kırpıştırarak, yanıtladı: / Oğullarım derim ki, Baharın kız evlâdının gün sonunda hâsıl ettiği / gri ve mavi çiğ tanesi ile karıştırmayın. / Ben sizin babanız, meleğiniz ve azizinizim./ / Ben Feleğin zûlmü ile tanışmışım. / Ölümüm çok yaklaşmış, / Kafamda saç öbekleri, kabaklaşmış alanlar ve melankoli’nin yayılışı görülebiliyor. / Hayat akışı sürüp gidiyor / Hiç bir şeyin baki kalmayacağı meydanda, / Ne bir şahin ne bir tek saç kılı. / Ölümün çok yakın olduğunu bilmek gerek, / Bildiğimiz ve gördüğümüz de çöküş ve yok oluş olgusu / Oğullar, kilise çanları çalmaya, / yas tutanlar dillerinde ah-ü vâh’a başladı. / Biz ise tümüyle başka bir şey sormaktayız! / Sanki kuşun uçma gücünü arttırmak için yaptığı gibi kıçımıza ilâve kuyruk takmaya çalışıyoruz. / (Çocuklar üstelerler) Baba bize sadece “Süeter”in anlamını söyler misin? / Baba der ki: Önsöz ! / Önsözde, ana tema Tanrıdır. / Şimdi evlâtlarım uyumaya gidin / Sorunuza rüyalarınızda yanıt alırsınız...

Mikhail Nikolaevich Alekseev Saratov Oblastında Monastyrkoe’de, 6.Mayıs. 1918’de doğdu. 1942’den beri Sovyet Rusya Yazarlar Birliği üyesidir. Nazilere karşı yurt savunmasına katıldı. 1957’de Yazarlar Birliğinin ileri edebiyat kurslarından mezun oldu. Eserlerinden “Askerler” (1951-53) adında bir anı romanı, Yurt Savunması ile ilgili “Divizionka“ povesti (kısa romanı-1959), Sovyet askerlerinin barış zamanı yaşamları ile ilgili “Varisler”i (1957), filme alınmış geçmiş ve yeni dönemlerdeki köy halkının yaşamları ve yurt sevgilerini konu alan “Kiraz Girdabı” romanı, “Ekmek” ve “İsim” povestlerini sayabiliriz. Alekseev 1950-55 arası Askerî yayınevini yönetti. 1968’de “Moskva” dergisinin sorumlu yönetmeni ve Sovyet: Rusya Yazarlar Birliği Sekreteri oldu. Dört nişan ve madalyası vardır.
 

Yayın Tarihi : 30 Nisan 2013 Salı 13:39:01
Güncelleme :3 Mayıs 2013 Cuma 13:42:16


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?