4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (105)

1930 Doğumlu Sonra’sı Kuşak ve Sovyet Sonrası Rus Edebiyatı

Boris Akunin
 

Sovyet Sonrası döneme yetişen ve her iki dönemi de yaşamış daha yaşlı Rus yazın erbabını da gördük. Fakat itibarî bir çizgi ile 1930 doğumludan başlayarak bir geçiş kuşağı tanımı yapmak ne kadar isabetli olabilir, bilemiyorum. Ancak XX. Yüzyıl sonları farklı seslerin çıkmaya başladığı bir dönem olduğunu ve Sovyetlerin dağılmasına giden süreçte edebiyat üzerine getirilen baskının da zaman içinde hafifleme trendine girdiğini de izlemiştik. 1930 doğumludan sonraki kuşak genelde iki farklı siyasal rejimi de yaşamış kişilerdir. Bunların daha çok ferdî yaklaşımlarının analizlerini yapmak gerekir.

Özetle yaşam öykülerini vereceğimiz Sovyet muhalifi olup o dönemin çilesini düşük voltajda çekmeye devam edenler olduğu gibi otoriteye baş eğip suya sabuna dokunmadan resmî ideoloji istikametinde sanatını icra edip Sovyet antolojilerine övgü ile alınanlar da bol sayıdadır. Bunlardan Yeremei Alpin, Pyotr Kiriçenko, Dmitro Keşelya, Boris Kravçenko, Saday Budagli, Yuri Sergeyev, Aleksey Menkov, Mihail Şçukin, Yuri Ostrukov, Yaroslav Şipov, Sergey Komissarov, Aleksey Ivanov, Yuri Stefanoviç, Andrey Yakontov, Vladimir Karpov, Lev Kundanov, Valeri Isayev, Aleksandr Gerasimenko, Georgi Pryakin, Lyubov Zavoroçeva, Mihail Kızılov, Nikolay Çerkaşin’i son bölümde öykü özetleri ile tanıtacağız.

Ajan tiplemesi Erast Fandorini’yi sinemada canlandıran Oleg Menşikov

Sovyetlerin çöküşünden sonra sansür kalkmış, yazarların fikirlerini serbestçe ifade edebilecekleri açıklanmıştı ama bu defa siyasal ve ekonomik alanda ortaya çıkan karmaşa kitap pazarını ve edebiyatı çok olumsuz etkilemişti. Yayıncılık krize girmiş; Sovyet dönemine kıyasla yayın ürünleri muazzam bir tiraj kaybı yaşamıştı. Kişiliklerini satmayan yazarlar içinde: gene yaşam öykülerini kısaca vereceğimiz klasik roman geleneğini sürdüren Mihail Şişkin, Vasily Aksyanov; tartışmalar yaratmış öykü, roman yazarı Viktor Pelevin, roman ve oyun yazarı Vladimir Sorokin, ozan Dmitry Prigov, Rus yazınında biraz yeni sayılan eğilim yaratmış kadın öykü yazarlarından Tatyana Tolstoya, Lyudmilla Petruşevskaya ve kadın romancılardan Lyudmilla Ulitskaya, Dina Rubina önde gelirler.

Dmitry Vodennikov şiirlerini okurken

1990’larda Rus edebiyatının çok başarı kaydettiği özel dallarında kalem oynatmışlardan Aleksandra Marinina, Polina Daşkova, Darya Dantsova’nın dedektif ve gerilim öyküleri milyonlarca yayınlanmıştır. XXI. Yüzyıla girildiğinde “Boris Akunin” mahlâsını kullanan çok yönlü (Gürcü ve Yahudi karışımı)aydın Grigory Şalvoviç Çkartışvili, bir XIX. Yüzyıl dedektifi olan ve “Türk Gambit’i” eserinde olduğu gibi Türklerle yapılan savaşlarda da ajanlık yapan “Erast Fandorin” tilplemesi ile çok popüler oldu. Fantastik ve bilim kurgular gene en fazla satışta tahtlarından inmediler ve Sergey Lukyanenko, Nik Perumov, Maria Semenova, Vera Kamşa, Aleksey Pekov, Vadim Panov’la 1990’larda patlama yaptılar. Çağdaş Rus bilim-kurgusundaki büyük pay, her ne kadar ayrı devlet olarak ortaya çıktı ise de, H.L.Oldi, Aleksandr Zoriç, Marina ve Sergey Dyaçenko, Yuri Nikitin ve Andrey Valentinov gibi yazarları ile Ukraynaya aittir. Keza Rus korku-gerilim edebiyatına Andrey Daşkov, Aleksandr Vargo gibi Ukraynalı yazarların önemli katkıları oldu. Genç sayılan kuşağın önde gelen ozanları (tartışma konusu ise de) hem mısraları ile hem inşad sanatı (şiir okuma sanatı) ile Dmitry Vodennikov (1968 doğumlu) ve Andrey Rodionov’dur. 2000’lerin ilk on yılında ün yapmış olup Gümüş Dönem’in klasik uslûbunu tercih eden ozanlardan “Rusya Cumhur Başkanlığı Ödülü” kazanmış Maria Markova ile bir çok edebî yarışma birincisi olmuş Andrey Niçenko (1983 doğumlu) sayılabilir. Mihail Şişkin, Rubén Gallego, Svetlana Martinçik ve Rubina gibi bazı önde gelen Rus romancıları, Aleksey Çvekov, Bakit Kenceev gibi ozanları SCCB’de doğdukları hâlde Batı Avrupada, Kuzey Amerikada ya da İsrael’de yerleşmiş ve faaliyet göstermişlerdir.

Elena S. Çijova

Çeşitli Üniversitelerde, bu arada ABD Virginia Üniversitesinde Slav Edebiyatı ve Dilleri üzerinde okutmanlık yapan Elena Dimov’un değerlendirmesine göre 21. Yüzyıl başı Rus Edebiyatı, 1957, Leningrad doğumlu, yazarlığı yanında ekonomist ve İngilizce öğretmeni olan Elena Simonovna Çijova’nın 2009 yılında Rusya Kitapçılar Ödülü kazanmış son eseri “Kadınların Zamanı”nda açıklandığı üzere, birçoklarının adlarını değişik tür edebiyatta andığımız Dina Rubina, Tatyana Tolstoya, Lyudmilla Petruşevskaya, Lyudmilla Ulitskaya, Olga Slavnikova, Elena Koliadina, Svetlana Vasilenko, Galina Şebakova, Nina Sadur gibi yazarlar ile Polina Barskova, Elena Fanailova, Maria Stepanova, Linor Goralik gibi ozanlar vb. çok sayıda yetenekli kadın sanatçının bu alan girmesi yönünden “kadınlar dönemi” diye adlandırılması da yanlış olmaz. Rusya Kitapçılar Ödülü Çijova’dan başka 2006’da “2017” adlı büyük eseri karşılığında Olga Slavnikova’ya, 2010’da “Çiçeklerden Haç” romanı için Elena Koliadina’ya lâyık görülmüştür. Bu hanım yazarladan bazıları hakkında ilerde biraz daha bilgi vereceğiz.

Vasily Pavloviç Aksyonov

Vasily Pavloviç Aksyonov

Batı Dünyasında, “Ojog-Yanmış” (1975) ve “Kış Kuşakları” (1994) ile tanınmış, “Moskovalı Bilge” ismi ile anılan Tataristan, 20.Ağustos.1932, Kazan doğumlu Aksyonov da bu çilekeş yazarlardandır. Seçkin komünistlerden olan ebeveyninden babası Kazan’ın üst düzey yöneticilerinden Pavel Aksyonov, annesi başarılı bir gazeteci ve eğitimci Yevgenia Ginzburg idi. Fakat 1937’de her ikisi de “Troçkist” suçlaması ile tutuklanmış, önce Gulag’a sonra sürgüne gönderilmişler; 18’er yıl mahkûmiyetten sonra hayatta kalmayı başarabilmişler; Yevgenia, Stalinist baskı hakkında yazacağı “Kasırga İçine Sürüklenmek” adlı anıları ile ününü arttırmıştı. Vasily Aksyonov bir süre büyük annesi ve dadısı bakımında kaldıktan sonra, NKVD tarafından, “halk düşmanlarının” oğlu olarak zorla alınıp bir yetimhaneye verilmiş, ailesi ile iletişimi kesilmişti. 1938’de dayısı onu yetimhaneden kendi ailesi yanına aldı. Annesinin zorunlu çalışma mahkûmiyetinin bitip sürgüne Magadan’daki korkunç Kolyma hapishanesine nakledildiği 1947’de onun yanına gelen Vasily Magadanda liseyi bitirdi. Bu arada, Ginzburg’un ilk eşinden olan karındaşı Aleksey’i de 1941 Leningrad kuşatması sırasında açlıktan kaybetme acısını yaşadı. Kamplarda hayatta kalma şansının en çok doktorlara tanındığına tanık olan ailesi Vasily’nin de tıp mesleğine girmesini uygun gördüler. Sürekli KGB’nin gözetim ve takibi altında öğrenim gören Vasily Aksyonov, Leningrad Tıp Enstitüsünden 1956’da mezun olup üç yıl doktorluk yaptı. Stalin’in 1953’deki ölümü araya girmese idi tutuklanması kesindi. Sovyetlerde nisbî bir liberaleşme dönemine girilince Aksyonov, Batı Avrupa’daki hippilerle kıyas edebileceğimiz ilk Sovyet konvansiyonel kültürü karşıtı “stilyagi” (stili olanlar) hareketi ile tanıştı. Onların argosu, eğilimleri, modaları, rock’n roll gibi dans ve müziklerinin hayranı oldu. Artık Batı müziği, modası, yaşam tarzı Sovyetlere sızmaya, Sovyet değerlerini ifsada başlamış; popüler kültürde, evlilik öncesi seks gibi değişiklikler hasıl olmuştu. Aksyonov’un ilk kez, 1956’da Valentin Kataev tarafından keşfedilip, liberal dergi “Gençlik”de sergilenen yazarlık cevheri, 1960’dan itibaren sürekli katılımcısı olduğu bu dergide çıkan ve doktorluk mesleğinin deneyimlerini temel alan ilk öyküsü “Meslekdaşlar” (1961) ve gençlik neşesini doya doya yaşama azmindeki Sovyet hippilerinin ortamını betimleyen “Yıldızlara Bilet” isimli ikinci öyküsü ile taclanacaktır. Totaliter yönetimden nefret eden Aksyonov dindar Soljenitzin’in tam karşıtı idi. Batının 60’lar kuşağının özgür yaşama keyfini Rusya’ya taşımak, bu zevki Komünist Partinin kültürel ve ideolojik kayıtlamalarına kurban ettirmemek çabasını aynı zamanda doktorluk mesleğinin bir misyonu olarak da yüklenmişti. Çocukluktan beri karşılaştığı KGB baskısı onu inadına Amerikan yandaşlığına ve liberal değerlere sürüklemişti. 1979’da katıldığı bağımsız “Metropol” dergisinde yöneticilere açıkça meydan okuyordu. Çok ün yapmış iki muhalif romanı “Yanmış” ve “Kırım Adası” Sovyetler döneminde ülkesinde yayınlanamayacaktır. Birincisi komünizm yönetiminde aydınların hâl-i pür melâlini anlatır; ikincisi 1917’de Beyaz Ordu Bolşevikleri dize getirmiş olsa idi Rusya’da hayat neye benzerdinin senaryosunu yapar. “Yanmış” 1980’de İtalya’da yayınlandı. Ve yazar eşi Maya ile birlikte ABD’ye yerleşmesi için bir davet aldı. Bunun akabinde Sovyet yurttaşlığından çıkarıldı. On yıl sonra Gorbaçov’un yeniden yapılanma politikası çerçevesinde ona da yurttaşlığı iade edilecektir. O arada, 24 yıl Washington D.C. ve Virginia’da kalan Aksyonov George Mason Üniversitesinde ve daha başka öğretim kurumlarında Rus Edebiyatı okuttu. “Radyo Liberty”nin gazeteciliğini yaptı. İçlerinde “Kış Kuşakları” (1994), epik üçleme “Moskovalı Bilge”, ünlü filozof Voltaire ve Çariçe Katerina’nın buluşmasını anlatan tarihî ‘Volter Döneminin Erkek ve Kadınları’ gibi eserler olan romanlar yazmaya devam etti. 2004’de Fransaya, Biarritz’e yerleşti. Fransa ve Moskova arasında gidip gelmeye başladı. 2006’da yazdığı “Moskova-kova-kova” romanı Moskova’nın “Oktyabr-Ekim” dergisinde yayınlandı. Eserleri pek çok dile çevrildi. 6.Temmuz.2009’da Moskova’da vefat etti.

Yukarda anılanlar dışındaki romanları: “Fas Portakalları” (1963), “Tam Zamanıdır, Arkadaşım, Tam Zamanı” (1964), “Çok Yazık, Bizimle Birlikte Olmadın” (1965), “Çok Aşırı İstiflenmiş Fıçılar” (1968), “Bir Tür Arayışında” (1972), “Fotograf Çektirirken Sırıt” (1983), “Melankoli Bebeği Ararken” (1987), “Yumurta Sarısı” (1989), “Kış Kuşakları” (1994), “Yeni Tatlı Tarz” (1998), “Nadir Topraklar” (2007)dir. Ayrıca, Amerikalı Edgar Lawrence Doctorow’un “Kesik Tempolu Caz Müziği” romanı gibi Rusçaya çevirileri de vardır.

Vasily Ivanoviç Belov

Vasily Ivanoviç Belov

Sovyetlerin “Kollektivizasyon” denilen kırsal politikasını şiddetle eleştiren Belov, Vologda Oblastı, Kuzey Kray’da Timonika’da 23.Ekim.1932’de doğdu. Bir çiftçi ailesinin beş çocuğunun en büyüğü idi. Babası Ivan Belov II.Dünya Savaşı sırasında 1943’de çatışırken öldü. Vasily 7 yıllık orta okulda öğrenim görürken bir yandan da yerel Kolhoz’da çalışarak annesine destek verip açlıkla yüzyüze kalan ailesinin geçimini sağlamak zorunda kalmıştı. 1949’da Sokol kentine gidip marangozluk öğrendi; fabrikalarda çalıştı. 1956’da Vologda’ya dönüp, Aleksandr Yaşin’in tavsiyesi ile bölgesel “Komunard” gazetesinde şiir ve başka yazılar yazmaya başladı. 1959’da Yaşin onu, ilk kez orta okul diploması aldırıp Moskovaya, Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsüne kaydettirdi. Belov 1961’de ilk şiir kitabı “Benim Küçük orman Köyüm” yayınlandı. 1963’de Yazarlar Birliğine üye oldu. 1964’de “Boğucu Yaz” başlıklı öykü kitabı çıktı. Bunu 1965’de “Üç Menzil Ötesi” izledi. 1966’da Sever dergisinde yayınlanan “Mutad İş”deki baş karakter Ivan Afrikanoviç genelde dönemin Sosyalist gerçekçilik köy düzyazısında örnek tip olarak gösterilen figürün parodi versiyonu ve yazarın bir tür tanıtıcı markasıdır. Ve sansür tarafından “fazla kötümser” bulunduğu için yayını engellenmişti. Bundan sonra, 1968’de Novy Mir dergisinde yayınlanan “Marangoz Masalları” küçük öyküler derlemesidir. “Vologda Buktinas” (1969) yerel çağdaş folklorik öykülerden alınma bir derlemedir. Mizahî nitelikte bu hikâyelerden sonra Belov Sosyalist gerçekçiliğe karşı giderek daha ciddî hasmane bir tavır almaya başladı. 1974’deki “Dr. Spock’a Göre Eğitim” povestler derlemesinde tekrarlanarak ele alanan tema kırsal karşısında kent yaşam tarzı çıkmazı” ve kent yaşamının doğa dışı, aktöre dışı olması ve kent insanının (özellikle sosyalist rejimde) güçsüzlüğü ve beceriksizliğidir. “Her şey Öne Çıktı” (1986), “Havvalar” (1972-1987) ve “Büyük Kırılma Yılı” (1989-1994) Belov’un en güzel romanlarındandır. “Büyük Kırılma Yılı” ve (1932’nin kroniği olan “Altıncı Saat” kollektif çiftlik sisteminin kurbanı olan üç köylü ailesinin yıkımını anlatan güçlü bir üçlemedir. “İşte Savaş Böyle bir Şeydi” (1987) bir roman bir kaç da küçük öykü içeren bir kitaptır. 1979’da yazdığı “Ahenk”, özel günleri ve bayramları ile ve doğa ile ahenk içinde yaşayan geleneksel Rus kırsal yaşamını betimlediği, kurgusal olmadığı hâlde en eğlenceli eseridir. Keza Rus kırsal yaşamını yücelten “Hafif Sular Üzerinde”, “206’ncı”, “Ölümsüz Kosçey” gibi birçok oyunu ülkenin her yanındaki tiyatrolarında sahnelenmiştir. Belov 1989-1991 arasında çocuklar için “İhtiyar ve Küçük”, “Küçük Kaynak”gibi bir dizi masal yayınladı.

Yazar Bolşevik yöneticilerin kozmopolit doktrinlerle ulusal olan her şeyi yıkma yolunda olduklarını, hızlı üretim için çevre konularını kulak ardı ettiklerini gördüğü için 1970-1980’lerde etkili olan “derevensçiki-köylüler” hareketinin öncü üyelerinden olmuştu. 1981’de SSCB, 2003’de Rusya Federasyonu Devlet Ödülleri; 1982’de “İş Kızıl Sancak Nişanı”, 1984’de “Lenin Nişanı”, 2003’de “Ana Yurt Liyakat Nişanı”, aynı yıl “Onur Nişanı” aldı. Son yıllarını, çocukken vaftiz edildiği Timonika’daki Nikolskaya kilisesinin restorasyonuna adadı. 2011’de kendisi için çok kutsal olan bu kilise soyulup kutsallığı ihlâl edilince gelen inmeden bir daha kurtulamayıp 4.Aralık.2012’de Vologda’da vefat etti.
 

Yayın Tarihi : 30 Mayıs 2013 Perşembe 10:00:25


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?