Dina Rubina
![]() |
| Dina Rubina |
19.Eylûl.1953’de Özbekistan, Taşkent’te doğan Rubina Ukrayna Yahudisi bir aileden geliyor. Sonradan İsrael’e göç etmesine karşın daha çok Rusça düz yazıları ile edebiyat âlemine çıkmıştır. Annesi Poltova sığınmacıları meyanında, babası II. Dünya Savaşı sırasında tahliyeye tâbi tutulan Harkov’dan (Çarkov, Harkiv) Taşkent’e gelmişler. Aile ataları içinde hahamından maceraperestlere varıncaya kadar çeşitli yapıda ve mizaçta kişiler varmış. Dinanın çocukluğu da yoksulluk, fakat birbirine şefkât gösteren aile fertleri içinde geçmiş. Komünist rejim baskısı rüyalarına bile girermiş. Sovyet yöneticilerin allayıp pullayıp övgüsünü yaptıkları rejimin gerek fizik gerek toplumsal darlık ve sıkıntılarını “Kamera Objektifleri İçeri Dönük” ya da “Kamera İçeriyi Zumluyor” romanında anlatmış.
İlk öyküsü “Bespokonaya Natura-Huzursuz Doğa” (1971) 3 milyonluk tirajı olan “Yunost” dergisinin mizahî yayınları arasında çıktı. Fakat güçlü kalemi sayesinde derginin ciddî yazılar departmanına geçiş yaptı. 1977’deki, bir ergen kız Nina’nın öyküsünü anlattığı “Ne Zaman Kar Yağacak” povest’inde, ilk aşkın yok olma korkusunu yenmesini anlatırken şaşırtıcı bir lirik tonlama kullanmıştır. Diğer küçük romanları da hep böyle ince bir psikolojik çözümleme içerir. 1977’de Taşkent Konservatuarından mezun olduktan sonra Kültür Enstitüsünde eğitmenlik yapmaya başladı. Görevi gereği öğrencilerini çobanlardan seçip onları Avrupa kültürünü Özbekistan’ın Asya kırsalına taşımaya teşvik misyonuna soyunmuştu. Pedagojik deneyimini: “Kültür tam anlamı ile ne olabilir? Bir çoban türküsünü bir Schubert serenadı ile harmanlamak ya da kıyaslamak mümkün müdür?” noktasına getirdi (Kamera Objektifleri İçimize Dönük” romanında). Bu alaylı sorusu, değişik kültür geleneklerini bir arada buluşturmada ağır sorunlarla karşılaşınca ve özellikle, Sovyet “uluslar ailesi” politikası tarafından ezilen bir Yahudi kültürü azınlığına mensup bir birey olarak Sovyetlerin “enternasyonal birlik” çerçevesindeki kültür zorlamasının yapaylığını farketti. Ve çok geçmeden müzik öğretmenliğini terkedip geçimini Özbek yazarlarının eserlerinin çevirisi ile kazanmaya koyuldu. 1982’de Özbek Kültür Bakanlığı Rubina’ya, Rudolf işbirliği ile yazdığı “Çudesnaya Doyra-Büyülü Doyra” oyunu için ödül verdi. Bu oyun Taşkent Müzikal Komedi Tiyatrosunda sahnelendi ve büyük bir başarı kazandı. Rubina’nın bunun ardından yazdığı “Ne Zaman Kar Yağacak” oyununun radyofonik nakilleri ve televizyon gösterimleri yapıldı. 1984’deki “Naş Drag Rabotaet V Milizii-Dostumuz Zabıtada Çalışıyor” isimli film Rubina’nın cinayet araştırmaları yapan dedektiflerin faaliyetleri ile ilgili “Zavtra Kak Obiçno-Yarın Her Zamanki gibi Olacak” isimli ilk povestlerinden birine dayanır. Yazar bu eserini hiç başarılı bulmamasına karşın, daha sonraki novellası ‘Kamera İçeri Zumluyor’da “insanın, dış bireysel ve toplumsal koşullarının kendini serbestçe ifade etme hakkının bastırılması” temasını yeniden gündeme getirdiği için öykü filmleştirilmeye değer bulundu.
![]() |
| Yuri Valentinoviç Trifonov |
1980’ler ortalarında, geniş bir aydın ve çeşitli sanat dallarından dost çevresi bulduğu Moskova’ya, ilk evliliğinden olan oğlu ile taşınan Rubina, özellikle 1981’de vefat eden ve o yılın Nobel Ödülü için adı geçenlerden Sovyet “Kent romanı”nın önde gelen temsilcilerinden Yuri Valentinoviç Trifonov’un sosyal psikoloji janrı çizgisinde yazmaya başladı. 1989’da yazdığı, profesyonel bir soyguncu çetenin kadın önderi olup sonradan, dışlanan ve takip altına alınan ve Yahudi doktor Irina Mihailovna sayesinde ıslah olup dürüst bir yaşamı seçen genç “Liubka”yı anlattığı aynı isimli öyküsü etnik kimlik ve ideolojik saplantıların yarattığı sosyo-psikolojik sorunları irdeleyen, özellikle perestroyka döneminde biraz özgürlüğe kavuşan eserler içinde önde gelir. Sovyet gerçekçiliğinin sımsıkı kuşatılmış, bunaltıcı ortamından kaçmak isteyen birinin, Irına Mihaikovna’nın Yahudiliğinin ilham ettiği etnik farklılık motifine sarılarak bu ortama yabancılaşması bu kaçışa meşruiyet kazandırır. Yazar, yaşadığı ortamın artık gözünden düşmüş ideolojik değerlerini bir insanın temel etnik kimliğinin verdiği hayatiyetle rahatlıkla sorgulayabilmektedir.
![]() |
| Lev A. Annisky |
Daha sonra, başka bir sert muhalif Kozak ailesinden Ukraynalı tarihçi, yayıncı, denemeci Lev Anninsky, ulusal kimlik temalarından uzak kalındığı Perestroyka döneminde 1997’deki bir makalesinde: “Bir Yahudi için Yahudi olabilmek çok zordur; Yahudilik belleklerde giderek zayıflayan bir kavramdır,” diyecektir. İşte bu anlayıştaki bir ortamda Rubina romantik bir tavırla etnik kültürüne sarıldı. 1990’da İsrail’i vatan edindi. Bu kesin bir kararın ürünü idi ama yazar için gene de yürek burkucu ve sağlığı bakımından sarsıcı bir dönüşüm oldu. İsrail’e göçünün ilk haftalarında karşılaştığı tifo, kolare, hezeyan hâli gibi hastalıklarını “Tanrının Kapısında” povest’inde (1993) hikâye eder. Ulusal kimliğine kavuştuğu yeni yurdunda yazar bir kişi, düşünür bir kişidir ama yalnız bir kişidir. Etrafına yabancıdır; acı çekmekde, korkmaktadır; İbranîlerde “Şalom Aleykem (Arapçadaki Selam-ün Aleyküm ile aynı anlamda) denilen kutsal Sabbat (Cumartesi) gününün Cuma gece yarısından karşılama törenine intibak edememiş; yetimlik hissine kapılmıştır; şoka uğramış durumdadır. Başka gazetecilerle yaptığı röportajlarda bunu açıkça anlatır. Dina Rubina’nın belki en önemli yeniden yaradılışını betimleyen güçlükle gerçekleşen uyum sürecini felsefî, etik ve estetik “İşte Mesih Geliyor” romanında (1996) anlatır. Rubina’nın “Ziama” adındaki Sovyetlerden göçen baş karakteri hasım Arap yerleşimleri ile çevrili bir kurtarılmış köyde korku içinde yaşamını sürdürmeye çalışır. Hafifden yeşeren sevgisi giderek büyüyerek kendini helâk edecek çılgın bir aşka dönüşür. Evham sahibi olur; karanlık ve aniden bir mermi yemek kuruntusu içinde yaşar. Ama kendi insanlarından korkmaz. Rubina Mesih’i bekleyen bu karakterini romantik bir hale ile taçlandırır.
Rubina Rusya’dan İsrail’e göç edince, Rusça yazmayı sürdürmüş, Rus edebiyatından kopmamıştır ama Rusya’dan göçen diğer soydaş sanatçılar gibi “Rus edebiyatı-İsrail’deki kokteyl edebiyat” karışımına dahil olarak sanatı da yeni bir melez evre kazanmıştır. Daha önce yazdığı “Odin Inteligent Uselsya Na Doroge-Bir Aydın Yol Üstüne Oturdu” eseri için 1990’da Arie Dulchin Ödülü kazanan yazar 1994’de de “Tanrının Kapıları” povesti için Rusya Kitapçılar Ödülüne aday gösterildi. 1995’de için “İsrail Yazarlar Birliği” Ödülü alan “İşte, Mesih Geliyor!” 1997’de Rusya Kitapçılar Ödülü için aday oldu. Yazarın “ Dvonaya Familiya-Bileşik iki İsimli Soyadı”nın (1990) Fransızca çevirisi Fransız Kitapevlerinin bağımsız bir jürisi tarafından 1996’nın en iyi kitabı seçildi. Yazarın 20 kadar kitabı olup bunlar 12 Avrupa diline çevrilmiştir.
Vladimir Georgeyeviç Sorokin
7.Ağustos.1955’de, Moskova Oblastı, Bykovo’da doğan Sorokin çok popüler çağdaş, postmodern bir yazar ve dramatisttir. 1972’de “Za Kadry Neftyanikov-Petrol Endüstrisi Yöneticisi” gazetesinde edebî kariyerine başlamış; 1977’de Petrol Mühendisi olarak Gubkin Enstitüsünden mezun olmuş; bir yıl süre ile “Değişiklik” dergisinde çalıştıktan sonra Komsomol üyesi olması gerektiği ileri sürülünce dergiden ayrılmıştır. 1970’ler boyunca yazarlar ve ressamlar arasında etkinlik gösterdi. Sovyet kutsallarına karşı gelen yazılarını gizli yazıyordu. 1985’de öyküleri Paris’ten “A-Ya” dergisinde çıktı. Fransız “Syntaxe” Yayınevi onun “Kuyruk” isimli romanını yayınladı. SSCB’deki ilk yazısı, Kasım.1989’da Riga’daki bir Letonya dergisi Rodnik’de (İlkbahar) yer aldı. Ardından çeşitli Rus dergilerinde görünmeye başladı. Eylûl.2001’de “Halkın Kitapçısı Ödülü”nü; iki ay sonra Rus edebiyatına katkıları dolayısiyle “Andrey Bely Ödülü” aldı. 2002’ve yazdığı “Mavi Domuz Yağı” kitabı müstehcenlik iddiası ile tepki gördü ve hakkında soruşturma açıldı. Kitapları pek çok yabancı dile çevrildi. Son romanlarından “Opriçnik günü” gelecek 2028 Rusya’sının, Çin Seddine parelel muazzam bir “Rus Seddi”distopyasını yapar. Sayılanlardan başka “Kural”, “Roman”, “Marina’nın Otuzuncu Aşkı”, “Dört Koca Yürek”, “İlk Cumartesi İş Günüdür”, “Mavi Işık”, “Buz”, “23.000”, “Şekerden Mamûl Kremlin” adlı romanları, müteaddit oyun yazıları ve film senaryoları vardır.
Mihail Pavloviç Şişkin
![]() |
| Mihail P. Şişkin |
18.Ocak.1961, Moskova doğumlu olup Moskova Devlet Pedagoji Enstitüsünde İngilizce ve Almanca öğrenimi alan Şişkin çağdaş Rus yazarlarının en itibarlılarındandır. Enstitüden mezuniyetinden sonra sokak süpürücüsü, yol ameleliği gibi süflî hizmetlerden sonra gazetecilik, okul öğretmenliği ve çevirmenliğe başlayabilmiştir. 1993’de, Znamya dergisinde çıkan “Kaligrafi Dersi” adlı küçük öyküsü ile edebî kariyerine adım attı. 1995’den beri İsviçre’nin Zurich kentinde yaşamaktadır. Ortalama beş yılda bir yayınladığı kitapları ondan fazla yabancı dile çevrilmiştir. Özlü ve berrak düzyazı uslûbu çok beğenilir. Eski dile itibar etmemesine karşın Tolstoy ve Dostoyevsky’nin tadına rahatlıkla ulaşmıştır. Ölüm, ölüm ötesi yaşam ve aşk gibi evrensel temaları ile Vladimir Nabokov, James Joyce ve kendisine yön verdiklerini kabûl ettiği Çehov, Tolstoy, Bunin gibi usta yazarlarla kıyaslanır. Çehov’dan insanlık duyarlığı aldığını, Bunin’den kendi kişiliğini yaratmayı; Tolsyoy’dan da “naiv-çocuksu” olmaktan korkmamayı öğrendiğini söyler. “İsmai’in Zaptı” (1999) romanı 2000 yılı Rusya Kitapçı Ödülü; “Venüs’ün Saçları” (2005) 2006 yılında “Büyük Kitap Ödülü” ve “Ulusal En Çok Satan Kitap Ödülü”; “Pismovnik-Mektup Defteri” (2010) 2011 yılı “Büyük Kitap Ödülü aldı. Almanca yazdığı “Montreux-Missolongi-Astopovo, Byron’un ve Tolstoy’un Steplerinde” isimli deneme derlemesi Fransanın 2005 yılında “Prix Meilleur Livre Étranger-En Güzel Yabancı Kitap” ödülü aldı. Diğer eserlerinden “Hepimizin Beklediği Gece” (1993), “Kör Müzisyen” (1994), adlı romanları, “Korunmuş Lisan” (2011) küçük hikâyesi; “Rus İsviçresi” (2010) isimli edebiyat ve tarih rehberi kayda değer.
Viktor Olegoviç Pelevin
![]() |
| Viktor O. Pelevin |
22.Kasım.1962, Moskova doğumlu roman ve özellikle bilim-kurgu yazarı Pelevin’in eserleri ezotorik felsefe ve pop kültürünün harmanlandığı post modernist taddadır; kimilerine göre “Yeni İçtenlik” hareketi doğrultusundadır. Elektro-Mekanik mühendisliği öğrenimi yapan yazar “Edebiyat Enstitüsünde yaratıcı yazarlık seminerlerine devam etti. Editörlüğünü yaptığı “Bilim ve Din” dergisinde Doğu mistisizmi hakkında dizi makaleler yazdı. İlk öyküsünün yayınlandığı 1989’dan itibaren üç yıl boyunca çeşitli dergilerde küçük hikâyeleri göründü. 1992’de “Mavi Sokak Lâmbası” başlıklı öykü derlemesi ilk “Rus Küçük Kitap Ödülü” yarışmasını kazandı. İlk esinini Mihail Bulgakov’un “Üstad ve Margarita” adlı fantastik romanından aldığını söylayen yazar 2009 öncesi yazdığı tüm eserlerin, ücret karşılığı olmaksızın internette yayınlanmasına izin vermiştir.
“Omon Ra” (1992), “Böceklerin Yaşamı” (1993), “Buda’nın Seçe Parmağı” (1996), “Babilon/ II. Kuşak” (1999), “Hiç bir Yerden Olmayan bir Yere Geçiş Dönemi Dialektilkleri” (2004), “Kurt Adamın Kutsal Kitabı” (2005), “V. İmparatorluk” (2006), “t” (2009), “Yarasa Adam Apollo” (2013) adlı romanları; “Keşiş ve Altıparmak” (1990), “Merkezî Planlama Prensi” (1992), “Sarı Ok” (1993 adlı denemeleri, “Mavi Sokak Lâmbası ve Diğer Öyküler” (1991), “Pelevinden 4 öykü” (2001), “Hamiş: Pindostan’ın Politik Cücelerine Veda Şarkıları” (2008), “Güzel Bayan için Ananas Suyu” (2010) başlıklı öykü kitapları vardır.