Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Maça Kızı (Pikovoya Dama)
![]() |
| Natalya Petrovna Çernişeva |
Puşkin, Pyotr Ilyiç Çaykovsky’nin operasına, keza Fransız besteci Fromental Halévy’nin “La dame de pique” ve Belçika asıllı Avusturyalı Franz von Suppé’nin “Pique Dame” isimli opera eserlerine temel olan bu öyküyü Boldino yurtluğunda 1833 yılındaki ikameti sırasnda yazmış; 1834 Mart’ında “Biblioteka dlya çteniya” adlı edebî dergide yayınlamıştı. İnsan tamahkârlığını işleyen bu eser, sosyetedeki aktivitesi sayesinde Çariçe Yekaterina II. tarafından onurlandırılan ve Büyük Petro sülalesinden geldiği söylenen, Fransızca “Feé Moustachine-Sakallı Peri” diye anılan Prenses Natalya Petrovna Galitzin’in (baba soyadı ile Çernişeva’nın) yaşam tarzından ilhamını almıştır.
Fantazi-Korku türünden olan öykü, Rus ordusunda bir mühendis subay olarak hizmet gören aslen Alman Hermann Suvorin’in, kendisi kumara düşkün olmadığı hâlde boş zamanını, arkadaşı süvari subayı Namurov’un evinde diğer subayların kumar oynamalarını seyretmekle geçirmesi ile başlar. Bir akşam, Hermann’ın Alman tutumluluğu ile gır gır geçen arkadaşlarından Pavel Tomsky büyük annesi yaşlı Kontes Ranevskaya’dan söz eder; Kontes, yıllar öncesi Fransada vakit geçirirken Faro oyununda *(1) büyük bir servet kaybetmiş; fakat akabinde kötü şöhretli kumarbaz olan St. Germain Kont’undan öğrendiği “kazanma tılsımı” olan üç kart sayesinde kaybettiklerini geri almış. Ayrıca Çaplinsky adında birisine de bu sırrı vermiş.
Hermann aklını, Tomsky’nin sözünü ettiği sır’a takar. O sıralarda 87 yaşında olana Kontes’in Lizavyeta Ivanovna adında genç bir hizmetkârı vardır (öykü karakterinin prototipi olan Prenses Natalya Petrovna, Puşkin’den bir yıla yakın bir süre sonra, 1837’nin Aralığı sonunda, 97 yaşında vefat edecektir). Hermann Lizavyeta’ya aşk mektupları gönderir; bu arada onu Kontesin konağına kabûl edilmesi için aracılığa ikna eder. Böylece yakınlık sağladığı Kontesden bu sırrı almaya yeltenir. Bir gece onun yatak odasına girer. Çoğu yaşlılar gibi uykusuzluk derdi olan kadın sallanan sandalyesinde başına geçirdiği gecelik bonesini daha bağlamayadan karşısındaki genci görünce çok şaşırmıştır ama çok öfkeli ve tepkili görünmez. Hermann, ondan Faro oyununda kazanma sırrını vermesini ister; Çaplinsky’e gösterdiği iyiliği örnek gösterir. Uzun süre hiç ağzını açmayan kadın iddianın bir şakadan ibaret olduğunu söyleyip onu başından savmaya çaba gösterir. Buna kanmayan Hermann bir şey söylememekde inatla direnen Kontes’i bu kez çıkardığı tabanca ile tehdit eder. Bu ağır şoka kâlbi dayanamayan ihtiyar hanımefendi genç subay’ın karşısında ruhunu teslim eder. Olay yerine gelen Lizavyeta’ya elindeki tabancanın korkusundan Kontesin öldüğünü itiraf etmekle birlikde gerçekde öldürme kastının olmadığı, silahın boş olduğu savunmasını yapar. Lizavyeta onun evden kaçmasına yardımcı olur ama kendisine aşk ilân etmesinin tamahkârlığının bir perdesi olduğunu görerek ondan nefret etmeye başlar.
![]() |
| Kontes’in Ölümü (1949 çekimi filmden) |
Hermann Kontes’in cenaze törenine katılır. Ancak, üstü açık tabutun yanına yanaştığında ölü Kontesin birden gözlerini açarak ona diktiğini görüp dehşete kapılır. Aynı gece Kontes’in hayaleti onu ziyaret eder ve üç gizemli kartı açıklar (üçlü,yedili ve As-birli) ama bunların ona uğur getirmesi için gecede sadece bir oyun oynaması ve Lizavyeta ile evlenmesi şartını koşar. Hayalet dönüp odadan çıkar. Genç subay onun dış kapıyı kapama sesini işitir ve penceresi önünden geçtiğini görür. Salona çıkar, etrafı kolaçan eder, ziyaretçiye ait bir iz bulamaz. Odasına dönüp şamdanı yakar; işittiklerini not etmeye koyulur. Ürküntüyü bırakmış; artık sosyete toplantılarını gözden çıkarmış, aklını yeniden kendisine verilen bu sırrı nasıl değerlendireceğine; “faro”nun dayanılmaz cezbesi ile yüksek meblağların döndüğü oyun salonlarına nasıl nüfuz edeceğine takmıştır.
![]() |
| Hermann Faro oynarken (1949 çekimi filmden) |
Şans eseri, arkadaşı Narumov onu, yaşamını sadece kart oyunlarında ustalaşma ile geçirmiş Çekalinsky’nin St. Petersburg’da açtığı çok yüksek kumarların döndüğü oyun salonuna davet eder. Hermann da tüm birikimlerini yanına alıp o kumarhaneye gider. İlk gece tüm parasını üç’e yatırır ve kazanır. İkinci gece yedi’ye oynaması da ona şans getirir. Üçüncü gece “as”a oynar; fakat kartlar açıldığında elinde “Maça Kızı”nı tuttuğu görülür; kağıt alırken eli yanlış kağıda kaymıştır. Her şeyini kaybeder. Maça kızı ona göz kırpmaktadır. Dehşet içinde salondan kaçar.
![]() |
| Uğursuz Maça kızı simgesi (Daniel Knigt’ın eseri) |
Bilincini yitirmiştir; kendini St. Petersburg’un 1784’de inşa edilmiş Obukhov Hastanesinin 17 numaralı psikiatri servisine yatırılmış bulur. Hiç bir soruya yanıt vermemekde; sadece: “Üç, yedi, as! Üç, yedi, maça kızı” diye mırıldanmaktadır.
Puşkin döneminin akımı romantizmi (coşumculuğu) Rus halkının yaşamından yerel renkler alarak zenginleştirmiş; ayrıca canlandırdığı kişilikleri eleştirel bir tutumla vermesi; insanın bencilliğini, çıkarcılığını, insan ile toplum arasındaki ilişkiyi vererek realizmin hazırlayıcısı olmuştur. En son gördüğümüz “Maça Kızı”nı da fantastik türde bir gerçekçilik sayabiliriz.
“Maça kızı” öyküsünün konusu, yukarda andığımız opera eserlerine yansıdığı gibi 1949’da, Thorold Dickonson’ın yönetmeliğinde, Anton Walbrook, (Hermann), Edith Evans (Kontes Ranevskaya) ve Yvonne Mitchell’in (Lizavyeta) rollerini paylaştıkları “The Queen of Spades” isimli UK (Birleşik Krallık) filmine ilham vermiş; bu film küçük bütçesine karşın “BAFTA-En İyi Britanya Filmi Ödülüne” aday gösterilmiş: 1949 Cannes film festivaline katılmıştı.
Opera versiyonlarında St. Petersburg Mikhailovsky Tiyatrosunda, 23.Mayıs.1982 tarihinde Pyotr İlyiç Çaykovsky’nin müziği, Modeste Çaykovsky’nin librettosu, Nikita Dolguşin’in koreografisi ile Rus dilinde sahnelenmiş üç perdelik gösteri en kayda değer performanstır.
![]() |
| İngiliz şantöz’ü Pauline Tennant, Countess Ranevskaya’yı canlandırıyor. |
(*) 1 Faro: (”Pharaoh-Firavun” ya da “Farobank” da denir) XVII. Yüzyıl sonları Fransasında oynanan, daha önce askerî mahfillerde rağbet görmüş “lansquenet” (Almanca piyade askeri anlamındaki “landsknecht”den gelir) ve Hispanik Dünyanın “Monte Bank” oyunu ailesinden, bir dağıtıcı ve çok sayıda oyuncu ile oynanan bir bahis forumu şeklindeki kumar türü. Belki bizdeki “Duk’a duk” da denilen açık pokere benzetebiliriz.
Şimdi Puşkin’in gene seçkin ozanlık örneklerinden olan ve fantastik duygulara ilgisini vurgulayan “Peygamber” şiirinin çevirisini verelim;
Peygamber
Ruhanî pınarları özleyerek,
Ben kendimi vurdum çölün kumlarına...
Üç çift kanatları ile bir melek
Diyarlar aşarak karşıma çıktı;
O hafifcecik ince parmakları ile
Bir rüyada imişçesine gözlerime dokundu:
Ve bana nübüvvet (peygamberlik) gözlerimi açtı
Hayrete düşmüş bir kartalın gözlerine benzer.
Bir anlık ivme ile kulaklarıma dokundu,
Kulaklarım gürültü ve şıngırtı ile doldu:
Semaların zangırdadığını ve
gök mavi yüceliklerde meleklerin uşuşunu duydum
Ve uzun deniz gecelerinde yaratıkların kulaç attıklarını,
Ve uzak vadilerdeki asma yapraklarının hışırtısını,
Ve o benim çeneme doğru eğildi.
Ve benim aldatmak ve boş konuşmakdan
başka bir işe yaramaz günahkâr dilimi koparttı,
Ve avucundaki ufak kan damlacıkları ile
Benim taş kesmiş ağızımı
Büyücü yılanların zehirli dili ile soktu.
Keskin kılıcı ile sinemi yardı,
Ve ürperti içindeki kâlbimi söküp çıkardı,
Ve açılan göğüs boşluğumda
Tanrı buyruğu ile kömürler tutuştu.
Çöl kumlarına ölü gibi uzandım,
Ve Tanrının buyruklarını dinledim:
‘Kalk ayağa, Ey peygamber, dur ve dinle,
Saltık bir ilgi ile isteklerimi,
Ve Kara ve Deniz aşarken,
‘Beşer yürekleri için verdiğin Söz’ ile yanarak.
Vladimir Ivanovich Dal
![]() |
| Vladimir Dal'ın Vasily Perov tarafından yapılmış bir portresi |
Puşkin’in “Yüzbaşının Kızı” eserini kaleme almadan önce ziyaret ettiği Orenburg bölgesinde tanıştığına değindiğimiz Vladimir Dal’ı da kısaca tanıtalım. Ukrayna Salvcasında küçük adı “Volodimir” olarak okunan Dal, Yekaterinoslav Eyaletinde Novorossiya’da, şimdi Ukrayna’nın Luhansk kenti olan Lugansky Zavod kasabasında 10.Kasım.1801’de doğdu. Babası Johan Christian von Dahl adında Danimarkalı bir doktordu. Annesi Maria Freitag Alman-Fransız karışığı, bilim insanlarının çok olduğu bir aileden gelen ve en az beş dil konuşan entellektüel bir hanımdı.
Bulundukları Novorossiya, Ukraynalılardan başka, Yunanlılar, Tatarlar, Bulgarlar, Ermeniler ve bir çok başka etnik grupların karmaşık yaşadığı bir bölge olduğu için Vladimir Dal da bu çeşitli kültürlerden etkilenerek Almanca, İngilizce, Fransızca, Rusca, Yiddiş Yahudicesi, Latince, Yunanca ve İbranî dillerini büyük bir zevkle kazanmış bir dilbilimci olmuş; “Rus Coğrafya Derneğini”nin kurucu üyeleri arasına girmişti. Türkî dilleri ilk kez bilimsel planda inceleyip Üniversitede “Türkoloji” kürsüsünü açanlardan biridir. Yaşamı boyunca bulunduğu bölgenin şifahî (sözlü) tarihi araştırmaları yapmıştı. Sonradan Rusca yayınladığı kitabı da modern folklor’a büyük katkılarından biridir.
Dal, 1814’de başladığı Deniz Subaylığı eğitimini 1819’da tamamlayıp St. Petersburg Deniz Okulundan mezun oldu. 1826’da Dorpat Üniversitesinde Tıp öğrenimine başladı. 1828-29 Rus-Osmanlı Savaşına ve 1831-32 Polonya seferine askerî hekim olarak katıldı. Üstleri ile anlaşmazlıklarından ötürü başkent askerî hastanesinden istifa ederek 1859’daki emekliliğine kadar İçişleri Bakanlığı adına çeşitli bölge merkezlerinde (Rusya batısında -muhtemelen Yahudilerce işlenmiş- bebek cinayetlerinin araştırılması gibi biraz acayip) idarî hizmetler aldı. Özellikle 1880’lerde Rusyada patlak veren antisemitik hareketler sonu açılan davalarda onun raporları tahrif edilerek bazı Yahudilerin Talmud gereği ritüel bebek cinayetleri işledikleri iddiasına mesnet alınmış; bazı çevrelerde onun adının da kötüye çıkmasına neden olmuştur.
Dil ve folklor’a erken yaşlarda gösterdiği ilgiyi sürdürerek çeşitli Slav dillerindeki peri masallarını toplamış, ilk derlemesini 1932’de Rus dilinde yayınlamıştı. Derlediği masalların bazıları da yakın dostu Puşkin tarafından şiirleştirilip daha çok ün kazandırılmıştı. Puşkin’in çok hazin sonunu ölüm yatağının başı ucunda izlemişti. 1838’de Rusya Bilimler Akademisine üye seçildi. Bunu izleyen yıllarda yazılarını “Kazak Lugansky-Luhask’lı Kozak” müstear adı ile kaleme aldı. Nikolay Gogol tarzında gerçekci deneme yazıları yazdı. 1850 ve 60’ları sözlük hazırlamakla ve uzun gezilerle geçirdi. Vakit bulamadığı için topladığı peri masallarının yayınlanmasını Aleksandr Afanasyev’e bırakmıştır.
Çok keskin bir gözlemci olmasına karşın, yarattığı karakterlerin derinine psikolojik tahlilini yapma yeteneğine pek sahip olmadığı sölenir. En büyük eseri 1863-66 yılları arasında yayınmladığı; ata sözleri ve deyimlerle zenginleştirilmiş “Yaşamakda olan Rus Dilinim Açıklamalı Büyük Sözlüğü”dür. Sayısız baskıları olmuş bu sözlük XX. Yüzyıl başlarında öylesine büyük prestij kazandı ki; XIX ve XX. Yüzyıllar aralığının sembolist akım ozanlarından edebiyat eleştirmeni Vyaçeslav Ivanov “Çağdaş ozanların mutlaka önce bu sözlüğe baş vurmaları gereğini” vurgular; ve uygulama da gerçekden böyle olmuştur.
22.Eylûl.1872’de Moskovada vefat eden Dal’ın Luhansk’daki evi bir Edebiyat Müzesi haline getirilmiş; 1986’da Moskovada onun adına bir müze açılmıştır. 2001’de Luhansk’da açılan Üniversite onun adını almıştır.