4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (19)

Nikolay Vasilyeviç Gogol

Gogol (F.A. Moller’in eseri)
 

İnsan doğasını gülünç tarafları ile ele alan, özellikle Rus yaşamı ve karakterini keskin bir nesnellikle betimleyen mizah ve oyun yazarı romancı Gogol ülkesinin yazınına “eleştirel gerçekçilik” denen bir akımı getirmiş olmakla Rus edebiyatında en seçkin yer almış olanlardandır. Ukrayna’nın Soroçinsky köyünde 31. Mart.1809 tarihinde orta hâlli bir toprak sahibi ailede doğmuş olması, Ianovsky soyadını taşıyan babasının Ukrayna Slavcasında oyunlar, şiirler, skeçler yazan yetenekli bir adam olması, Kozak kültüründen gelmesi Nikolay’ın sanat eserlerine de damgasını vuracak; imgelem gücü ve dil’i bir oyuncak gibi kullanma hünerbazlığı Rus yazınının “Hieronimus Boş’u” *(1) diye anılmasına neden olacaktır. Gogol soyadını taşıması, yazarın çok sevdiği dedesinin bu adda asil bir Kozak ailesi soyundan gelme iddiasını taşıması iledir.

Gogol henüz lise öğrenimi yaparken yazmaya başlamıştı. 1819-21 arası Poltova yatılı okuluna, 1821-28 arası Nejin Kolejine devam etti. Daha kolejde iken okul müsamere sahnelerinde yetenekli bir aktör olarak yer alıyor; okul dergilerinde “tarihî öyküleri, Nejin halkı hakkında mizah yazıları, “Rasdoinikov-Soyguncular” trajedisi ve ondaki Slav ırkçılığını ortaya koyan“Tatar Boyunduruğu altında Rusya isimli” bir hamasî şiir yayına konuyordu. Bunların hiç biri zamanımıza gelememiştir. 1828’de son sınavlarını da verip diplomasını alınca yazarlık kariyerine geniş alan bulacağını umduğu başkent St. Petersburg’a yerleşti. Fakat geçim derdi onu öncelikle kamuda küçük memuriyetler almaya iteledi. arada dergilere edebî yazılar yazıyordu. Ayrıca düşlerinde aktör olmak vardı; ne var ki bu emeline ulaşmak hayali ile girdiği sınavda başarılı olamadı. “V. Alov müstear adı ile yazıp, önsözüne “Yetenekli bir genç adamın yaratıcı eseri” kaydını düştüğü ve kendi yayınladığı Alman tarihinden bir dönemi nakleden ilk romantik uzun öykü şiiri “Hans Küechelgarten” (1829) başkentte ilgisiz karşılanınca büyük bir düş kırıklığına uğradı. St. Petersburg’un ve Moskovanın önde gelen birer derginsinde bayağı hasmane eleştiriler aldığını görünce kitapçı kitapçı dolaşıp bu şiirine basılı nüshalarının çoğunu yaktı. Bazı bölümleri kaybolmuşsa da bu şiirin büyük kısmı hâlâ mevcuttur.Bu duygusal çöküntü ile ülke dışı maceraları denemiş; annesinin çiftlikleri üzerine konan ipoteğin kaldırılması için gönderdiği para ile Lübeck limanına giden bir gemiye binip gittiği Almanyada parası bitene kadar bohem hayatı geçirdikden sonra çaresiz St. Petersburg’a dönmüştür.

1831-34 yılları arasında Gogol yatılı bir kız okulunda tarih dersleri verir; ve bazı ailelerin çocuklarına özel hocalık yapar. 1831’de tanıştığını söylediğimiz Puşkin’den çok edebî malzeme almıştır; bunun etkisi Ukrayna folklorana ait “Dikinka Masallar”nda görülür. O büyük ozanın vefatına kadar dostlukları sürmüştür. 1831-32 yıllarında “Rudy Panko-Kızıl sçlı Panko” müstearı ile kaleme alıp kariyerinde belirleyici bir çıkış yaptığı “Veçera na hutore bliz Dikan’ki-Dikinka Yakınındaki Çiftlikdeki Geceler”le karakterlerdeki gerçekçiliği ve ölümcül şeameti fantastik bir sunum ile birleştirme ustalığını kanıtlamıştır. İki ciltlik yayınlanan bu hikâyeler dizisinin ilk kitabının ilk bölümünde “Soroçinskaya yarmaka-Soroçinsk Panayırı”, “Veçer makanune Ivana-Kupala-Aziz Yahya’nın Havva’sı”, Maiskaya noç-Bir Mayıs Gecesi ve “Propavskaya gramota-Kayıp Mektup” vardır. İkinci bölüm “Noç pered Rojdestvom-Noel Arefesi” ve “Zakoldovannoyemesto-Ecinnilere Karışmış Yer” öykülerini içerir. Tüm bu öykülerdeki okuyucuyu etkileme yöntemini, Gogol’un çağdaşı eleştirmen Vissarion Belinsky, müellifin betimlediği gerçek karakterlerin saf, dürüst, temiz yürekli oluşlarına inanmış bir budala gibi davranırken, kendi duygusal yaşamını gerek nesnel gerekse sübjektif yanları ile onların yaşamlarına eklemleme yaparak arka aradan hınzırca bir eleştiriden geçirme olarak tanımlıyor. “Geceler” dizisinin ikinci cildinin ilk iki öyküsünden: “Müthiş İntikam” hayır ile şerrin müc adelesi gibi evrensel bir tema’yı işler. “Ivan Fedoroviç Şfonka ve Teyzesi”nde ise bir sürü ayrıntıları okuyucuya merakla izlettirme becerisi ile alelâde’den fevkalâde’yi çıkarabilme hünerine işaret ediyor. Jukovsky de bu çok yetenekli gence hayran olmuştur.

1834’de Orta Çağ tarihi vermek üzere atandığı St. Petersburg Üniversitesindeki okutmanlığı başarısız olunca, “Mirgorod” ve “Arabeski-Arabeskler (süslemeli, göz alıcı şeyler)” adlı toplu öykülerinden başlayarak kendini tümüyle yazarlığa verir; “Revizor-Müfettiş” oyununun yazımına başlar.

Mirgorodlu Kozak kadınları

Mirgorod, Poltova Oblast’ına bağlı Korol ırmağı sahilinde kurulu kırsal bir kasabadır. “Mirgorod” öykülerinde ana tema eski tip toprak ağalarının göreneklerine fanatik bağlılığıdır. 1833’de yazdığı kitapdaki son öykü Gogol’un üstün mizah gücünü gösteren“Povest’ o tom, kak possorilsia Ivan Ivanoviç s Ivan Nikiforoviçem-Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç’in Nasıl kavga Ettiğinin Öyküsü”dür. Bu öykü İngilizce’ye Hugh Apkin tarafından “The Squable-Hırgür” adı ile çevrilmiş. Türkçeye de merhum Hasan Fehmi Bıçakçı’nın doğrudan orijinal dilden 1945 tarihli çeviri ile kazandırılmıştır. Mirgorod dizisinden bir örnek olarak bu öyküyü verelim:

Ivan Ivanoviç ile Ivan Nikiforoviç’in Nasıl kavga Ettiğinin Öyküsü:

“Bu kasabanın sakinlerinden soytarı denecek derecede aşırı gülünç ve kaba, fakat taşralı Rus tiplerini tam bir gerçekçilikle simgeleyen her iki Ivan da soylu toprak ağalarıdır. Birbirlerine dost olmakla birlikde tümüyle birbirine zıd görüntü ve yapıdadırlar. Ivan Ivanoniç ince, uzun, zarif, düzgün konuşan biri iken Ivan Nikiforoviç kısa, şişman, çok keskin bir dürüstlük anlayışı olan, prensip sahibi bir tiptir. Günün birinde, Ivan Ivanoviç arkadaşının uşağının bazı elbise ve çamaşırları kurutmak üzere ipe astığını; bu arada bazı askerî malzemeyi de havalandırmaya çıkardığını görür. Bunlar arasında bir Türk tüfeği, özellikle ilgisini çeker. Nikiforoviç’in yanına giderek bu tüfek karşılığında bir koyu renk domuzla iki çuval yulaf vermeyi önerir. Fakat tüfeğinden ayrılma niyetli olmayan komşusu bu öneriyi münasebetsiz bularak ona “kaz” diye hitap eder. Bu ağır hakareti hazmedemeyen Ivanoviçle, sonucu onulmaz bir nefrete giden sert tartışmaya girer. Daha sonra, açık bir aşağılama göstergesi olarak Ivanoviç’in arazinin hemen yanında bir domuz barınağı inşa eder. Nikiforoviç de buna mukabele olarak, gece vakti barınağın tahta direklerini hızarla keser. Fakat bu kez kendi evini de eski dostunun yakacağı kuruntusuna kapılarak, bunu gerçekmiş gibi etrafa yayar. Ivanoviç ise ona iftira davası açar. Yargıç’ın bu işe aklı ermemiştir; sağlam kanıtlara dayanan doğru dürüst bir başvuruda bulunmasını ister. Davasını geri alan Ivanoviç mahkemeyi terkeder. Çok geçmeden Ivan Nikiforoviç yargıya başvurur; ama, dava dilekçesi Ivanoviç’in kara domuzlarından biri tarafından çalındığı için davasından feragat etmek zorunda kalır. Polis âmirinin domuzu tutuklayıp, Ivanoviç’i de eski dostu ile uzlaştırma girişimi boşa çıkar. Domuz olayı da yeni bir dava konusu olur; hakkkında dosya açılır; ama başvuru bekleyen dosya yıllarca arşivde kalır.

Polis âmirinin düzenlediği bir parti davetine Ivanoviç katılır ama onun bulunduğu bir yere gitmemeye yemin etmiş Nikiforiç icabet etmez. Partiye davetli olanlardan Anton Prokofieviç, öteki Ivan’ın haberi olmadan Ivan Nikiforoviç’i partiye gelmeye ikna eder. İki Ivan masada birbirleri ile karşılıklı yer aldıklarını görünce soğuk bir hava eser. Fakat, birbirlerinin yüzüne bakmaksızın, durumu idare ederek yemeye koyulurlar. Bir ara Nikiforiç yanındakilerle konuşurken,punduna getirip ağzından “kaz” sözcüğünü sarfedince Ivamoviç partiyi fırtına gibi terkeder.

Öyküyü nakleden uzun yıllar sonra Mirgorod’a döner ve her iki Ivan’ı da perişan ve bitkin durumda görür. Her ikisi de, hemen ertesi gün davalarının haklı çıkacağı beklentisi içinde ömür tüketmektedirler. Ziyaretçi, üzüntü içinde başını sallayarak: “Baylar! Bu ne kadar bunaltıcı bir dünya, değil mi?” diyerek kasabadan ayrılır.”

St. Petersburg öyküleri ismini verdiği öyküler dizisi içinde “Arabeski”de bazı deneme yazılarının yanında üç öykü bulunmaktadır. Bunlardan “portret-portre bir romantik kişinin yaşama uyum sağlayamayıp çaresizlik içinde başvurduğu saldırganlık yazarın kendi öfkesinin ifadesidir. Nihal YalazaTaluy’un doğrudan orijinalinden Türkçeye çevirdiği “Zapisky sumasşedşevo-Bir Delinin Anı defteri”da, gündelik monoton ve sıkıcı işinden bunalan dürüst olamayan Aksenti Ivanov Popris Çvev adında bir memurun kendisinden daha düzenbaz şefinin ayak oyunları ile bunalıma girmesi, bir telâfi yolu olarak, “ma chère”. “bonjour” gibi Fransızca sözcükler parlatarak etrafa büyüklük satması, sonunda köpeklerle konuşmak, kendini İspanya Kralı zannetmek gibi us dışı tavırları onu akıl hastenesine götürür. “Nevsky prospekt-Nevsky Bulvarı” St. Petersburgun ana bulvarı üzerinden anlatılan bir sosyal kesimler mücadelesidir. Baş karakteri santimental akımdan etkilenmiş, düşler dünyasında gezen bir romantik genç ressam ile ile kitch (sanatta bayağılık) duygularla beslenmiş bir aktivist’in savaşımını anlatır. Sonunda kitch galebe çalar.

Zaporojye Kozakları geleneksel danslarını yapıyor

Gogol 1835’de, verdiği örneklerle kendisinden sonra gelecek Rus öykü ve oyun yazarı Anton Çehov’a ustalık edecek eserlerinden eski tarz yaşamın çöküşünü betimleyen “Starrovetskiye pomeşçiki-Eski Zaman Beyleri” (2003 baskılı Nur İyem çevirisi olan) ile başlayan yeni bir öyküler kitabı yazdı. “Eski Zaman beyleri” yaşam idealini yitirerek kendilerini alabidiğine yemeğe vermiş yaşlı çiftin, gerçekde birbirilerinden de kopmaları üzerine yapılan eleştiri betimlenen ortamın pastoral güzelliğini gölgelemesi Gogol’un genel olarak, zaman zaman öfkesini belli ettiği, yaşam ve topluma karamsar bakışının örneklerindendir. XII. Yüzyılın Sakson kahramanı “Ivan Hoe” eseri ile ünlü İskoçyalı tarihî roman yazarı Walter Scott’dan etkilendiği açık olan “Taras Bulba” da bu öyküler dizisi içindedir. Bu çok tanınmış destansı kahramanlık hikâyesi dilimize de (Nurullah Ataç’ın Fransızcadan 1946 yılı, Mehmet Özgül’ün 1989 ve çok sayıda baskıları ile) defalarca çevrilmiş; Gogol’un kitabından hayli saptırılmış olsa da 1962 çekimi Hollywood filmi ile geniş bir tanıtımı yapılmış olması dolasiyle hemen tüm okurlarımızın yabancısı olmadığı bir konudur. Bu bakımdan, pek kısaca ana hatları ile hatırlatmakla yetineceğiz.

Gogol, ileri derecedeki Slav Kozak ırkçılığı dürtüsü ile XVI. Yüzyılda, Ukrayna’nın Zaporojye kasabası kökenli Kozaklarının Taras Bulba adındaki önderleri komutasında, dinlerini ve uluslarını gavur Tatarlardan, Yahudilerden, Türklerden korumayı amaç bildiklerini ve güçlü Katolik Polonya ordularına karşı nasıl kahramanca savaşlar verdiğini anlatırken, öykünün motifi olarak Bulba’nın, Ortodoks papaz okuludan mezun olmuş iki oğlundan Andrey’in Kiev’deki Leh Beyinin kızına aşık olmasını kullanır. Burada bir parantez açıp¸ eşkiyalık ve korsanlık yöntemleri ile Osmanlıyı da taciz edip Kırım topraklarında kalelere saldıran, vurgunlar yapan, zaman zaman Karadeniz kıyılarımızı hattâ başkent İstanbulu yağmalayan Zaporojye Kozaklarının bir de Yahudiler açısından görünümüne değinmemiz gereğini duydum. Howard Morley Sachar “The Course of Modern Jeweish History-Yakın Çağlar Yahudi Tarihini Seyri” adlı yapıtında Zaporojye Kozaklarını haşin, ahlâksız, ayyaş serseriler olduğunu; eski Hrıstiyan Dünyanın her yerinde olduğu gibi köle yaptıkları Yahudilerin kazançlarına, mallarına el koydukları gibi “İsa katilleri” anlayışı ile her tür tecavüz ve kötülüğü, hiç acımadan çiftliklerinde hayvan gibi çalıştırmayı reva gördükleri; Yahudilerin kilise ziyaretçileri arasında gezinmeleri küfür kabûl edilerek linç edildiklerini anlatır. Kozaklar, Rus merkezî yönetimine de ard arda isyan çıkarıp sonunda tedip edildikleri için Gogol’un bu eserini, Kozakların geçmişini Slav kimliği içinde birleştirerek kendi Kozak köklerinin seyyiatından bir kaçış (escapage), ruhsal bir yükden sıyrılma arayışı yolunda bir sublimation (arınma için yüceltme) yoluna gidiş olarak yorumlayanlar da çıkmıştır.

1962 yapımı filmde Yul Brynner ve Tony Curtis Taras Bulba’yı ve oğlu Andrey’i canlandırıyor.

Gelelim hikâyenin devamına: Polonyalılara biat ederek onların ordusuna subay olarak katılan Andreyi ilk karşısına çıktığında gözünü kırpmadan tabanca ile vuran taras Bulba, Zaporojye’ye baskın yapan Tatar ordusuna yenilir. Ağır yaralı kurtulur; fakat büyük oğlu Ostap Lehlilere esir düşmüştür. Onu bulmaya gider. Bir meydanda işkence gören ve öldürülmek üzere olan Ostap’ın son anda babasından yardım isteyişine dayanamaz: “Buradayım, oğlum, seni kurtaracağım!” diye bağırır. Fakat bu feryat kendisinin yakalanmasına neden olmakdan başka bir işe yaramaz. Ostap ölür. Taras kaçıp Lehlilerle savaşa devam eder. Sonuçda Dinyester Irmağı boylarında yaşamı sona erer.

Yukarda andığımız, gerçek öyküye sadık kalmayıp fantazi bir yapımla ortaya çıkarılan 1962 tarihli film J. Lee Thompson yönetiminde çekilmiş, rôllerini Yul Brynner, Tony Curtis, Christine Kaufmann paylaşmışlardı. 2009 yılında da, Vladimir Bortko yönetiminde bir Rus filmi aynı konuyu ele almıştır.

*(1) Hieronymus Bosch: 1450-1516 yılları arasında yaşamış, gözlem gücü yanında şaşrırtıcı, olaganüstü büyüleyici, gizemli, canlı renkli tabloları ile tanınmış Hollandalı ressam.

Sürecek
 

Yayın Tarihi : 14 Ocak 2012 Cumartesi 11:14:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?