4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (20)

Nikolay Vasilyeviç Gogol

Gogol 1836’da Puşkin’in dergisi “Sovre mennik”de hicviyelerinden en gülüncü, kırsal yaşamın bir mizahî tanıtımı olan “Kolyaska-Araba”yı yayınladı. Rus eserlerini Türk okuyuculara tanıtmada çok emeği geçmiş Rusca çevirmeni Nihal Yalaza Taluy, tarih sırasına bakmadan kendi seçkilerine göre topladığı çeviri hikâye kitapları içinde 1967 baskısı kitap da “Araba” başlığı altında yayınlanmıştır.

Subaylar arabada saklanan Çertokutsky’i buluyorlar.

Gogol’un en kısa öykülerin olup Anton Çekov ve Aleksey Suvorin’in özellikle hayranlığını çeken “Araba”, bir süvari alayının bölgeleye gelişine kadar insanı bunalıma sokacak derecede kasvetli bir yaşamın geçtiği “B.” kasabası hakkındadır. Böyle hayatlarına renk veren bir değişikliğin oluşması ile yerel toprak ağaları ile subaylar sık sık bir araya gelip partiler verirler, dostluklar kurarlar. Günün birinde kasaba beylerinden Pitagoras Çertokutsky, evinde bir partiye katıldığı general’e, dört bin rubleye vakın bir para ödediği çok saltanatlı bir arabası olduğunu söyleyerek, bunu gösterip gezdirmek için ertesi gün kendi evindeki partiye davet eder. Ve gerekli hazırlıkları yapmak için şapkasını alıp eve dönmeye davranır. Ancak, salonda bir grup subay iskambil oynamak için masa hazırlamıştır. Onu da davet ederler; biraz oynayıp ayrılayım niyeti ile masaya oturan Çertokutsky kendisini kağıt oyununa öylesine kaptırır ki zamanın geçtiğini farketmez. Saat sabahın dördü civarında evine gidip hemen uykuya yatar. Parti verileceğini söylemeyi unuttuğu karısı akşama doğru onu uyandırarak bazı arabaların eve yaklaştığını haber verir. Onun meydanda görünmemesi generalle dostlarını çok şaşırtmış ve kızdırmıştır; fakat araba’yı görme merakını da yenemeyerek yola çıkmışlardır. Ağıl’in içinde özel bir şey gizlendiği kuşkusu ile doğruca ağılın avlusuna gelirler; Orada gördükleri boş arabada bir şey saklandığından kuşkulanan subaylar arabayı karıştırırlar; örtüler altında Çertokutsky’nin saklandığını gören general “Haa, demek sen burada imişsin” deyip ağıl kapısını suratına çarpıp gider.

Genellikle gerçekçiliğin dışına çıkmayan Gogol gene aynı dergide, fantazi bir öykü “Nos- Burunu yayınladı. Rus yüksek tabakasını kendini beğenmişliği ve zıpırlığını gırgıra alan öykü, Kovalev adındaki mütekebbir kişinin üniforma düğmeleri gibi bir statü simgesi olan burnunu kaybettiğini hikâye ediyor.

Arkasından ikinci büyük eseri “Revizor-Müfettiş”oyununu yazdı. Çar I. Nikolay’ın yozlaşmış bürokrasisinin gözü kara bir yergisi olan “Müfettiş” Avni İnsel ve Vecihî Görk’ün (Hilmi Kitabevi’nce 1937’de basılmış) çevirisi ile çok önceden Türk okuyucuna tanıtılmış; ayrıca bu esere dayanılarak 1949’da, Henry Coster yönetmenliğinde, kendisi de Ukrayna göçmeni Yahudi bir aileden gelen ünlü aktör Danny Kaye’in bir sahte ilaç satıcısına yardakçılık eden (eserdeki sahte müfettiş Kleastakov tipinde) bir soytarıyı canlandırdığı “Inspector General” filminin çekimi yapılmış olup okuyucularımızın yabancısı olmayan bu konuyu kısaca hatırlatalım: Şık giyimli bir yabancıyı, endişe içinde bekledikleri müfettiş sanan kasaba yöneticileri ve memurlar, yaptıkları suiistimâllerin üstünü kapamak için kafakola alıp ziyafet çekerler, rüşvet verirler; teftişi gürültüye getirip uğurlarlar. Ancak, bu olayın akabinde gerçek müfettiş çıkagelir.

1949 çekimi filmde aktör Danny Kaye, sahte müfettiş rôlünde.

Bürokrat sınıfına karşı bu acı yergi 19.nisan 1836’da Çarın özel izni ile sahneye kondu ve oyunu bizzat izleyen Çar I. Nikolay bu ibret verici oyundan çok etkilendiğini açıkca söyledi. Ne var ki yöneticiler ve gerici basının müesses düzeni yıkmaya yönelik olduğu savı ile oyuna gösterdiği şiddetli tepki sonucuve ayrıca ruhsal bunalıma da girdiğinden tedavî amacı ile +Rusyadan ayrılmak zorunda kalan Gogol, 1842’ye kadar, iki kez ülkesine ara ziyaretleri yaparak, onun zevkine ve dinsel anlayışına uygun bir ortam sunan Roma’yı mekân tutar. Romada iken ustası ve en yakın dostu Puşkin’in vefatını haber aldığında büyük üzüntüsünü; “Ondan ilham almadan yazdığım bir tek satır yoktur; hayatımın neşesini yitirdim!” sözleri ile dile getirmiştir. Oraya yerleşmiş yurttaşı neoklasik ressam Aleksandr Ivanov, Katolik olduğu için Rusyayı terketmiş Prenses Zinaida Volkonsky ve İtalyayı ziyarete gelen Rus soylularla dostluklar kurdu. Önceden kaleme almaya başladığı baş yapıtı “Mertvye duşi-Ölü Canlar”ın büyük bölümünü, “Şinel-Palto (ya da kaput)” öyküsünü Romada yazdı. Yaşamında derin bir iz bırakan bu Roma ikametinin izlenimini 1842’de basılan “Rim-Roma” adlı küçük romanda yansıtmış; “Taras Bulba” ve “Portre öykülerini esaslı bir revizyondan geçirmiştir.

“Palro” ya da Rusyanın iklim şartlarına göre daha isabetli isimle “Kaput” diyeceğimiz öykü Gogo’un hem komik hem hüzünlü ögeleri ustaca birleştirdiği yapıtlardandır.

Gogol’un orijinal öyküsünden uyarlanmış 1955 yapımı “The Bespoke Overcoat-Sipariş Palto” isimli Britanya Filminden bir sahne. Akaki Akakiyeviç’e arkadaşı akıl öğretiyor.

Bir küçük kamu görevlisi olan Akaki Akakiyeviç Başmaçkin eskiyen paltosunun yerine borç harç yenisini diktirmiştir. Bu yeni paltosu ile müdür yardımcısının doğum gününü kutlamaya gider. Sabaha karşı evine dönerken iki soyguncu paltosunu zorla sırtından çekip gasbederler. Yoksul kâtip maaşı ile bir yenisini daha sağlayamayacağı kaputunun bulunması için çeşitli görevli mercilere baş vurursa da bürokratik karmaşada koşturmakdan başka sonuç alamaz; ciddî bir ilgi görmez; işin alayında olan bir kâtip arkadaşının tavsiyesi ile en yüksek makamlara müracaatı da dener; ama aşırı telaşı ve kendilerine karşı bekledikleri hürmetkâr tavırda kusur etmesi yüzünden antipati duyan ve bu kadar önemsiz bir meseleyi neden bu mertebeye taşıdığını sorgulayan yüce kamu makamlarından da sonuç alamaz. Sonunda dayanamayıp ateşlenip yatağa düşer; ölür. Vefatından sonra, hayaletinin (Gogol hayalet ya da hortlak yerine “ceset” deyimi kullanır) St. Petersburg sokaklarında dolaşarak insanların kaputlarını çekip aldığı, fakat yakalanamadığı söylentileri dolaşır. Bu söylenti Akaki’ye ters muamele yapan yüksek makam sahiplerini ürkütür; Bu şekilde kaput elde etmesinin onu tatmin etmiş olmasını temenni ederler. Bu arada kentin başka bir bölgesinde de Akaki’ye benzemeyen (olasılıkla onun kaputunu gaspetmiş) hayaletlerin kaput çalmaya devam ettikleri de söylenir.

Bu fantazi öykü, başda Boris Eichenbaum ve Dmitri Çijevvsky, pek çok eleştirmence tümüyle ünik (benzersiz) bir anlatım tekniği kullanılarak, fantastik yapısına karşın, özellikle bitişinin tam bir toplumsal gerçekçilik temelinde kurgulandığı, katıksız bir toplumsal eleştiri olduğu görüşü ile övgü almıştır. 1916’da sessiz sinema zamanından başlayarak dokuz filme, bir tiyatro eserine konu olması da bu derin etkisini gösterir.

Nikolay Gogol adını alan Moskova Tiyatrosu
 

1842’de, daha önce yazıp da yayınlamaya fırsat bulamadığı “Son derece inanılmaz bir olay” başlığı altında sahneye konacak iki perdelik komedisi “Jenitba-Evlenme” (bu konu Modeste Mussorgky tarafından opera haline getirilmiştir), bir perdelik komedi “Igroki-Kumarbazlar” (Dmitri Soştakoviç bu oyunun opera versiyonun yapmıştır), dört drama eseri “Utro delevogo çeloveka-Bir İş Adamının Sabahı”, “Tyajba-Bir Dava”, “Lakeiskaya-Hizmetkârların Salonu” ve “Otrivok-Parça”, 1831-1832’de yazılmış ilk oyunu “Vladimir tertiei stepeni-Üçüncü Sınıfdan Vladimir”in oyunun bütününü temsil edbilecek son üç parçası, İngiltere Orta çağ tarihi ile ilgili “Büyük Alfred” oyununun bazı parçaları ve “Palto” öyküsü de dahil topladığı eserleri yayınladı. Ayrıca, “Müfettiş”in dialog tarzı üzerine “Teatralny raze’zd-Oyundan Sonra” adı ile yaptığı bir savunmayı da bunlara eklemişti. Yakından tanık olduğu onlarca olaydan sonra yozlaşmış bazı örnekleri gerçeğine uygun olarak sahnede teşhir ettiğini, niye sahnede hiç dürüst örneklere yer verilmediği sorularına karşı da, dürüst örneğin sahnelerde patlayacak kahkahaların o çok güçlü etkisine ulaşamayacağını vurgulamıştır. Bu oyun’un Avrupa dramasının evrensel ün yapmış klasiklerinden biri olduğu kabûl edilmiştir.

Ölü Canlar, 1842’de, tüm eserlerinin ilk basımında aynı yıl yayınlandı. 1834’de kaleme almaya başladığı bu eserin vücude getirilmesi olaylı olmuştur. Yergileri ile üst sınıflara yönelttiği eleştirilerin ses getirdiğini görünce, toplumu sadece mizah yolundan değil terbiyevî eserlerle de uyarmanın kendisinin bir misyonu olduğunu düşünerek “Ölü Canlar”ı Dante’nin “La divina commedia”sı türünde ele almaya karar verdi. Fakat, bu arada esin gücünü oldukça yitirmiş, gene kendi janrında grotesk tiplerle süslediği ve üç bölüm olarak planladığı eserin ilk bölümünü 8 yılda, ikinci bölümünü defalarca revizyon yaparak 10 yılda tamamlamış; üçüncü bölümünü yazmaya ömrü vefa etmemiştir. Ahlakî gelişim’e katkısı olur dileği ile konuda yer verdiği olumlu tiplerde pek başarılı olamadı. Bu konuda bir yorum niteliğindeki “Vibrannye mesta iz perepiski s druzyami-Dostlarımla Söyleşilerimden Seçtiğim Pasajlar” adlı 32 diskurluk kitabında Rusyadaki birbirlerine hasım sosyal ve ekonomik güçler arasında bir uzlaşı temini çabasında olduğunu anlatmaya çalışması hem mutaassıp kilise hem de o zamana kadar acımasızca suçladığı baskıcı güçler karşısında bir teslimiyet gibi görülerek, özellikle onu “halk üzerinde kamçı, baskı, cahil bırakma enstrümanlarının savunucusu” olarak itham eden Belinsky başda olmak üzere eski hayranlarının tepkisini çekti. Bu eserin uzunca bir özetini biografi bölümünün ardından vereceğiz.

Bu tepkiler yazarın ruhsal dengesini de etkilemiş, Tanrıya karşı suç işlediği vehmine kapılıp kendini dine vermiş; 1848’de Filistine gidip kutsal toprakları ziyaret etmişti. Beklediği ruhsal itmünanı bundan da bulmayınca ülkesine dönerek kent kent dolaşıp Mikhail Pogodin, Sergei Aksakov, gibi eski arkadaşlarını ziyaret etmiş; en çok vaktini Ukraynalı dostları Maksimoviç ve Osip Bodiansky ile geçirmiş ama gene huzur bulamayınca Moskovaya giderek Matyev Konstantinovsky adında yobaz bir rahibin şakirtliğine girmiş; kendini onun telkinlerine vermiş; onun etkisi ile günah ve suçluluk duyguları iyice kızışmıştı. Onun buyruğu üzerine, 24.Şubat.1852’de Ölü Canlar’ın tamamlanmış sanılan el yazmalarını yaktı. Bu olay üzerine de tümüyle yatağında kaldı; verilen yemekleri reddetti. Dokuz gün sonra büyük acılar içinde yaşama veda etti. Bir teselli, onun çok sevdiği; “Onu Tanrı siyanet etsin. Öteki dünyada onu galeta, börek ve biriyoşla beslesin” duası ile taziz ettiği, boğazına düşkün Kazak dedesinin yanına kavuşmuş olmasıdır.

Gogol'un Novodeviç’deki mezarı

Moskova Üniversitesindeki St. Tatiana kilisesinde cenaze töreni yapıldı.; sonra Danilov Manastırının kabristanında, yakın dostu Slavofil Aleksey Khomyakov’un yanına gömüldü. 1931’de Moskova Belediyesi manastırı yıktıkları için yazarın kalıntılarını Novodeviç Kabristanına nakletmişlerdir. Bu işlem sırasında onun yüzüstü gömülmüş olmasının tesbiti diri diri gömüldüğü söylentilarıne yol açtı.

Genel değerlendirme ile, her sınıfdan insana olduğu gibi küçük insana da alaylı bir eleştiri ile ama aynı zamanda şefkâtle bakan Gogolun öykü ve oyunlarında seçtiği karakterler tümden ulusal Rus tipleridir; ama gene tümden evrensel insan karakterlerini simgelerler. Bu bakımdan Dünyanın neresinde olursa olsun okuyucu bu karakterleri yadırgamaz. XIX. Yüzyılın bütün ünlü Rus yazarları onun kendi sanatlarına yaptığı büyük katkılarından dolayı hayırla anarlar. Turganyev: “O bizim için yazar olmakdan öte bir varlıktı; bize bizi anlatıyordu. Dostovyesky, onun önemini: “Yaşamı boyunca kendisine ve bizlere güldü; biz hepimiz ona güldük; öyle çok ve uzun zaman güldük ki sonunda ağlamaya başlıyoruz,” diye tanımlar.

Sürecek

Yayın Tarihi : 19 Ocak 2012 Perşembe 10:56:26


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Teoman Törün IP: 88.240.10.xxx Tarih : 20.01.2012 13:04:19

Sayın Özcan katkılarınız için çok teşekkürler. Muhakkak ki kişilik yapısının sosyal ortama dayanmada büyük etkisi var. Herkes, Çarlık döneminin katı otokrasisine, liberal düşünceye karşı hazımsızlığına, baskın sınıfların, köleciliğine, aristokrasinin şımarklığına, yozlaşmışlığına, ahlâkı alt üst edişine aynı tahammülü gösteremez. Sosyal çarpıklıkların dürüst birey psikolojisine yansımaları farklı olur; kimi mücadele alanlarında öldürür ölür; kimisi Gogol gibi kendi kendini yer. O devirlerde üç beş aydın fikirliden başka kimselerin hazmedemediği liberal düşünceler ezilmeye mahkûmdu. Liberalizmi tanıtmaya çalışan Karamzin, Jukovsky, Puşkin ve keza Gogol belli bir noktada otokrasi ile uzlaşma yoluna gidiyorlar; gerek ilk fikir mücadeleleri gerekse sonraki Otokratın anlayışına sığınma gibi bir teslimiyet'in doğurduğu tepkiler onların sağlığına ve kaderlerine çeşitli yansımalar yapıyor. Fakat bu fikir mücadeleleri birikim yapıp, önümüzdeki bahislerde göreceğimiz gibi önce 1860'da köleleliğin (kağıt üzerinde de olsa) kaldırılmasına, nihayet otokrasinin inadı sonucu, tüm halkın ayaklanması ile son Romanofların  (bu defa çok vahşiyane bir biçimde) ailece yargısız infazına kadar gidiyor. İşte bizim "kökdenliberallerimizin" de anlayamadıkları bu süreç; librealizm'e kansız ulaşılamaması...       


Halit Özcan IP: 85.105.176.xxx Tarih : 19.01.2012 23:13:54

Sn Törün.İspanyol Edebiyatı,Rus.Edebiyatı ,Antik çağ .Mitoloji ve diğer Kültürel yazılarınızı okuyor bilgileniyoruz. 43 yaşında  ölen Nikolai Gogol Sanırım zayıf iradeli olmalı.haklı olduğunu düşünüyor olsaydı Eleştirilerden etkilenmezdi.Ölü Canlar  ölümüne neden olmuş.Belkide İrade zaafiyeti Babasız büyümüş olmasından  dolayıdır. Zayıflığnın başka bir göstergesi Puşkin'den çekiniyor olmasıdır. Benim Bildiğim İyi yazar-çizer ve diğer  Edebi konularda  yetenekli kişiler yürekli olurlar.  Saygılar.