Ivan Sergeyeviç Turganyev
![]() |
| Ivan Sergeyeviç Turganyev |
“Bir Sporcunun Karalamalarıi” başlığı altındaki küçük öykü kolleksiyonu ve XIX. Yüzyılın en önde gelen kurgusal edebiyatı eserlerinden biri olan “Babalarla Oğulları” romanı ile Rus realizmini çok önemli bir aşamaya getirmiş olan Turganyev Rusyada Oryol Oblastının aynı addaki başkentinde, zengin bir toprak sahibi aristokrat ailenin çocuğu olarak 9.Kasım.1818’de dünyaya geldi. Romanları, öykü ve oyun yazıları ile çok güçlü edebî yeteneğini kanıtlamasına karşın, aynı dönemi paylaşan Tolstoy ve Dostoyevsky gibi iki dev arasında kalması ve başda bu yazarlar, leştiri bombardmnı altında kalması nedeniyle sesi lâyıkı veçhile duyulmamıştır.
Babası Sergey Nikolayeviç Turganyev Rus İmparatorluk Süvari Birliğindebir albaydı. Zengin bir ailenin ve Spasskoye-Lutovinovo topraklarının varisi olan annesi Varvara Petrovna Lutovinova mutsuz bir çocukluk geçirdiği gibi kocasının kronik çapkınlığından muzdarip olduğu için bu mutsuzluğunu, kocasının 1834 yılında ölümü üzerine Ivanla kardeşi Nikolay’a aşırı otoriter ve hırçın davranması ile çıkaracaktır. Ivan’ın çocukluğu da, devamlı anasından dayak yeme korkusu ve yalnızlık içinde geçmişti. Annesinin baskın tavrı, babasının çocukları yetiştirmedeki pasif tutumu, bir çok eserine ve özellikle 1860’da yayınlanan “Perveya Lyubov-İlk Aşk” öyküsüne yansımıştır.
Çocukluğunda, ailesine bağlı bir köle, ona, XVIII. Yüzyıl’ın ünlü obir ozanı Mikhail M. Kherasov’un, Homeros ve Vergilius gibi klasik efsane yazarlarının geleneğine uygun“Rossiad” şiirinden dizeler okumuştu. Turganyev’in ergen yaşda aldığı bu şiirden aldığı ilk esinle yazdığı Lord Byrone tarzındaki şiir ve öykü karalamaları eleştirmen Belinsky’nin dikkatini çekmişti.
![]() |
| Pauline Viardot |
Aristokratların tâbi olduğu standard bir öğrenim aldıkdan sonra önce Moskova sonra St. Petersburg Üniversitelerinde Rus edebiyat ıve klasik diller filolojisi ve edebiyatı odaklı öğrenim yaptı. 1838’den 1841’e kadar Berlin Üniversitesinde tarih ve Hegel ağırlıklı felsefe derslerine girdi. Orada, anarşist devrimci Mikhail Bakunin gibi entellektüel yurttaşları ile de tanıştı. Ve ülkesine, lisans üstü eğitim almak üzere; Rusyanın, mutlaka Batı Avrupanın Aydınlanma Çağına iştirak etmesi ile islah olacağı, otoriter annesinin Spasskoye çiftliğinden iyi tanıdığı serflik sisteminin derhal kalkması gerektiği düşüncesi ile döndü. 1840’larda Nikolay Gogol’un etkisi altında şiirler, eleştiri ve öykü yazılarına başlamıştı. 1841’de Kamu himetine girdi; 1842-45 yıllarında İçişleri Bakanlığında görev aldı. Fakat, 1840’lar boyunca ve 1850’lerin ilk yarısında Çar I. Nikolay’ın istibdadı Rus aydınlarını ülkeden kaçırtıyordu; tüm yumuşaklığına karşın Turganyev de dikiş tutturamayarak ömrünün geri kalan kısmını Baden-Baden ya da Paris gibi Batı Avrupa’nın cazip merkezlerinde geçirecektir. Dikkati çeken ilk eseri 1843’de yayınlanmış uzun şiiri “Paraşa”dır. Paris’de, zamanın ünlü mezzo-sopranosu, pedagog ve besteci (İspanyol asıllı) Pauline Viardo (Garcia) ile tanıştı; ömrü boyunca onunla ilişkisini kesmedi. Ondan öğrendiği İspanyoca ile Cervantes’i incelemiş; 1860’da “Hamlet ve Don Kişot” üzerine bir deneme yazmış; Hamlet’in benmerkezci kuşkuculuğu ile Don Kişot’un ideal özverisini kıyaslamıştı ki du düalitenin vurgulanması genellikle kendi eserlerine egemen olmuşturdir.
Hiç evlenmedi ama Spasskoye’deki serf kadınlarla ilişkileri oldu; bu ilişkilerinden “Paulinette” adında gayrı meşru bir kız evlâd sahibi olmuş; bu çocuğu Viardo’nun bakımına bırakmıştır. Boylu pozlu, geniş omuzlu yakışıklı bir adamdı ama çok pısırıkdı; hastalık hastası bir tipti. Viardo ile ilişkisinin de platonik olduğu söylenir. 19 yaşında iken Almanyaya yaptığı bir gemi seyahatinde teknede yangın çıkmış; Turganyev korkudan nereye kaçacağını bilememişti. Bu olay “Pocar na more-Denizde Yangın” öyküsüne kaynaklık etmiş.
Parisde en yakın arkadaşı, toplumsal ve estetik görüşleri paylaştıkları naturalist Gustave Flaubert olmuştu. Her ikisi de aşırı uç sağ ve sol görüşleri reddediyor, biraz kötümser kalsalar da önyargısız davranmayı seçiyorlardı. Turganyev’in toplumsal sorunlara sanat kadar önem vermemesi ve fazla Batı yanlısı olması Tolstoy ve Dostoyevsky ile aralarının daima gerilimli olmasına yol açmıştır. Paris’e birlikde geziye çıktıklarında Tolstoy’la çekişmesi düşmanlık boyutuna vardı. 1861’de Tolstoy onu düelloya davet etmiş; Turganyev bu meydan okumayı reddetmiş; Tolstoy da özür dilemiştir ama 17 yıl boyunca, aile bağları kopmadı ise de birbirleri ile hiç konuşmadılar. Dostoyevsky ise Türkçeye “Ecinniler” adı ile çevrilen “Besi-Şeytanlar (ya da Büyülenmişler)” adlı romanında Turganyev’i içi boş bir romancı Karmazinov adlı karakteri ile simgeleyip alaya almıştır. Ama, o da 1880’de Puşkin’in anıtının açılması töreninde Turganyev’e uzlaşma eli uzatan ve dinleyicileri duygulandıran bir konuşma yapacaktır.
![]() |
| Rejisör Sergey Eisenstein |
1850’de annesinin ölümü üzerine Rusyaya dönen Turganyev’e Spasskoye ile birlikde pek çok başka mülk miras kaldı. Henüz Rusyada iken yazdığı eserlerden “Dnevnik Lişnego Çeloveka-Varlığı gereksiz bir Adamın Güncesi” (1850), “Faust”, “Zatiçyi-Sukûnet” isimli küçük romanlarında kuşağının Rus insanının umut ve kaygılarını dile getirmiştir. Malikânesindeki çiftçilerin bilgeliğini yakından öğrenen bir genç aristokrat ağzından yazılan kısa öykü dizisi “Bir Avcının Defterinden Eskizler” ya da dilimize çevrildiği üzere“Bir Avcının Notları” adı ile bilinen “Zapiski Okhotnika-Bir Sporcunun Eskizleri” ile ilk ününü yakaladı. Sovremennik’de tefrika edilen bu öyküler 1852’de tek cilt’de toplandı; daha sonra bu derlemeye başka öyküler de katılmıştır. Ancak kitabın ilk yayınını takiben yazar, Gogol’un ölümü üzerine yazdığı etkili bir anma yazısını sansür kurallarını ihlâl ederek yayınlandığı bahanesi ile tutuklanmış; bir ay hapisde kalmış; 18 ay da Spasskoye’de zorunlu ikamet cezası almıştı. Oysa, St Petersburg sansürünün yasakladığı yazı Moskova sansüründen geçmişti. Ayrıca bu eserin Çar Aleksandr II.’yi etkileyip ”Serflerin Özgürlüğü” fermanının çıkarılmasında katkısı olduğu söylenir. Kendisinin, Rus Yazınına yaptığı en önemli katkısı olduğunu söylediği bu eseri, Tolstoy da dahil tüm yazarlar yürekden alkışlamışlardı. Bu öykülerden “Bezhin Lea” ya da “Byezhin Preriye” adındakini, ünlü Sovyet rejisörü Sergey Eisenstein 1937’de “Bezhin Çayırı” adı ile filme alacatır; ama bu fim Sovyetlerde çok tartışma konusu olmuştur. 1854’de St. Petersburg’a döndüğünde Rusyanın önde gelen yazarı olarak saygı görüyordu Sovremennik’deki yazı arkadaşı Nekrasov ile çok yakın dosttu.
Daha sonraki “Mumu” adındaki öyküsü, Sağır-dilsiz bir köle çiftçinin hayatındaki tek mutluluğu “Mumu” adındaki köpeğini boğmaya mecbur edilişini anlatan çok hazin bir hikâyedir (1854).
Aynı yıl sonunda yeniden Batı Avrupaya göç etti ve I. Nikolay Rusyasında yeteneklerini kullanamayan ve ülkülerini gerçekleştiremeyen otuzlarında genç bir adamın hikâyesi olan “Rudin”i kaleme almaya başladı. “Rudin” 1840’ların idealist öğrencilerinin yıkılan düşlerini anlatır. “Soylu Yuvası”nda ise Rus taşrasının sevgisi ve artık dönülemeyecek geçmişi, unutulmaz kadın karakteri Liza ile birlikde hikâye edilir. Dostoyevsky, yukarda andığımız, 1880 “Puşkin konuşması”nda “Lisa”yı “Tatiana” ve Tolstoy’un “Savaş ve Barış”ındaki “Nataşa Rostova”sı ile kıyaslayacaktır.
Edebiyatta toplumsal gerçekçiliği savunan Vissarion Belinsky’nin değerlendirmelerini göz önüne almaya başlamıştı. 1850’lerin ikinci yarısında romantik idealizm’i terkedip, ayağı daha yere basar eserler verdi. “Yakov Pasinkov” adındaki romanında bu değerli eleştirmenin portresini çizmişti (1855). 1853-62 arası en güzel hikâyelerini ve “Rudin” (1856), “Dvoryanskoye Gnezdo-Bir Soylu Yuvası” (1859), Aleksandr II.nin tahta çıkışı üzerine siyasal ortamın yumuşamasının verdiği umutla yazdığı ve Insarov adında bir Bulgar devrimcisini idealize ettiği “Nakanune-Bir gün Öncesi (Devrimden söz ediyor)” (1860) ve başyapıtı olup döneminin gençliğindeki “nihilist” davranışı değerlendirdiği, fakat Dimitri Pisarev gibi radikal eleştirmenlerin ağır saldırı hedefi olup Turganyev’in düş kırıklığı ile Rusyayı terkine neden olan “Otsi i deti-Babalar ve Oğullar” (1862) adındaki romanlarını verdiği dönemdir. Bunlardan son ikisinin değerlendirilmelerini ve özetlerini ilerde vereceğiz. Bu eserlerin bazıları ilk aşkın güzelliği, hayâllere ulaşamama hicranı, heder olmuş sevgiler üzerine olup Pauline’e duyduğu platonik yakınlık ve 500’den fazla köle yönetmiş annesinin olumsuz etkisinden kaynağını alır.
![]() |
| Turganyev Oxford’da fahrî doktora töreninde, 1879 |
1857’de”Assya” adındaki kısa romanını yazmış, “Bir Soylu Yuvası”nın yazımına başlamıştır. Ertesi yıl devlet adamı Benjamin Disraeli ve ünlü Carlyle, William Makepeace Thackery, Thomas Babington Macaulay ile tanışacağı İngiltereye gezi yapar . Ertesi yıl Rusyaya döner; eline geçen bir el yazması anı ona “Nakanune” romanını yazma ilhamını verecektir. Bunun ayrıntılarını o romanın özetini sunarken vereceğiz. Kendisine yöneltilen ağır eleştirilerden bunalarak 1963’de, Almaya’ya Viardot’nun yaşadığı Baden-Baden kentine gitti. Orada kısa roman ustalarından Theodor Storm ile de arkadaaşlık etmiştir. “Bir Soylu Yuvası” ve daha sonraki povest’i (kısa romanı) 1867’de yayınlanan, Rus aydınlarının sağ ve sol her iki uçtakileri ile alay ettiği “Dim-Duman” Dostoyevsky ile aralarındaki uzlaşmayı kızıştırdı; Baden-Baden’de kavga etmelerine sebebiyet verdi. “Prizraki- Hayaletler-” (1964) ve “Dostatoçno-Yeter” (1865) adlı povest’leri bu tepkilere kırgınlığını dile getirir. Baden-Baden ikametindeki tek romanı, Rus aydınlarının hem sağ hem sol aşırı uçlarını alaya aldığı “Dim-Duman”dır (1867).
1870’de Fransa-Almanya Savaşı çıkınca Baden-Baden’i terkeden Viardot ailesinin peşinden önce Londra’ya sonra Paris’e gitti. Henry James, George Sand, goncourt kardeşler, Emile Zola gibi kalbur üstü yazarlarla dostlu yaptı; Flaubet ile yakınlığını arttırdı 1879’da Oxford Üniversitesinden onursal doktora ünvanı aldı. Rusyaya yaptığı yıllık ziyaretlerinde de saygı ile karşılanıyordu. Yaşamının güzündeki eserleden, geçmişe duyduğu kişisek özlemleri hissettiren “”Stepnoy Korol Lir-Bozkırların Kral Lir’i” (1870) ve “Veşniye Vodi-Bahar Seli” (1872) ile “Vestnik Evropi”de yayınlanan, yarı fantastik ve doğa üstü ögeler de içeren ve Rus diline övgüler yağdıran“Klara Miliç” (ya da “Posle smerti-Ölümden Sonra”) ve “Stikhotvoreniya v prroze-Düzyazı Şiirler”i anmak gerekir.
Diğer kısa romanlarından 1877’de yayınlanan son kayda değer romanı “Nov-Bakir Toprak” 1830’lar ve 1870’ler arası Rus toplumunun sosyo-psikolojik sorunlarının, özelliklesoylu ve aydın takımının objektif bir yargılaması idi.
1881’de yazdığı “Pesn’Torjestvuyuşiy Lyubvi-Vakur bir Aşkın Şarkısı” adlı küçük öykü, yeni kaybettiği can dostu Gustave Flaubert’e armağan edilmiş olup, eine geçtiğini söylediği el yazması eski bir İtalyan hikâyesinden esinlendiğini söyler.
Tiyatro yazıları arasında: “Neostorojnost-Yapılacak Acil İş” (1843), “Gde Tonko Tam i Rvetsya-İnceldiği Yerden Kopar” (1847), “Zavtrak u Predvoditelia-Başkanlarının Evinde Kahvaltı” (1846), “Razgovor na Bol’şoy Doroge-Yol üzerinde Çene Çalmak” (1850), “Bezdenej’e-Meteliksiz” (1846), “Provintsialka-Taşralı Hanım” (1851), “Naklebnik-Servet budalası” (1857), “Mesiats v Derevne-Memlekette bir Ay” (1855), “Veçer v Sorrento-Sorrento’da Bir Geca” (1882) sayılabilir. Bunlardan “Memlekette bir Ay”ı , İngiliz bale koreografı Sir Frederick Ashton 1976’da “Astreoid 3323 Turganev” adı ile bale eserine uyarlamıştır. Amerikan bestecisi Lee Holby ise, telif hakkı bakımından tartışmalı bir biçimde operasını yapmış; 1964’de Rus soprano Natalia Petrov na’ya icra ettirmiştir. Vladimir Rebikov 1916’da “Soylu Yuva”sının operasını bestelemişti. Galina Ulanova, öğrencilerini, Fransız yazarlarından de Saint Georges, Théophile Gautier, besteci Adolphe Adam, koreograf Jean Coralli gibi sanatçıları ortak eseri olan ünlü “Giselle” balesine hazırlarken, Turganyev’in “Assya” ve “Bahar Seli” öykülerini okumaya teşvik ettiği söylenir.
Kitaplarının çoğu Türkçeye kazandırılan Turganyev, çağdaşları Tolstoy ve Dostovyesky ile aynı konuları işlemiştir ama sanatında onların sanat yaratıcılıklarına karıştırdıkları dinî ve ahlâkî önyargıları uygun görmemiştir ki, kendisinden sonraki kuşak, anlatımındaki zerafete hayran olan ABD’li Henry James ve İngiliz Joseph Conrad gib romancılar onun sanatçı sadeliğini Tolstoy ve Dostoyevsky’e tercih ederler. XX. Yüzyılın romancı ve kritiği Vladimir Nobakov ise onu hoş anlatımlı ama büyük bir yazar değil diye değerlendirmiştir.
Turganyev Paris yakınındaki Bougival’de 3.Eylûl.1883’de vefat etti; cesedi St. Peterburg’daki Volkov Kab ristanına taşındı. Ölüm yatağında, Tolstoy’a: “Dostum, edebiyata dön” dileğinde bulunmuştur. Bundan esinlenen Tolstoy küçük roman başyapıtı “Smert’ Ivana Ilyiça-Ivan Ilyiç’in Ölümü” ve “Kreitzerova Sonata-Kreutzer Sonat” eserlerini yazdı.
Sürecek