Nikolai Mikhailovich Karamzin
![]() |
| Nikolai Karamzin’in portresi (Vasily Troponin’i eseri (1818) |
Rus Klasik Edebiyatı dönemi edebî akım değişikliği (Rus aydınlanmasının gerçekleşmesine hizmet eden halka edebî ve kültürel bilinç verilmesinden, santimental beğeninin kazanılmasından tüm Batı Dünyasının kapıldığı “Romantik” akıma geçiş) yanında siyasal çerçeve ile sınırlandırılmıştır. Formel olarak Büyük Pedro ile zamanının başka bir etkili hükümdarı Çar Aleksandr I. arası evreyi kapsar.
İşte bu geçiş dönemini parlak bir şekilde sonuçlandıran santimentalist-duygusalcı hareketi tanıttığı ülkesinin ilk profesyonel yazarı tarihçi, ozan, eleştirmen, yayıncı Karamzin Simbirsk oblastında Mikhaylovka köyünde 1.Aralık.1766’da doğdu. XIX. Yüzyıl Rusyasının muhafazakâr İmparatorluk kimlik ve ülküsünü toplum bilincine ve kültürüne ilk yerleştiren aydın ve ulusal tarihçiliğin öncüsü odur. 12 ciltlik “Rus Devletinin Tarihi” ile ün yapmıştır.
Babası Simbirsk eyaletinde toprakları olan zengin bir kişi idi. Evinde eğitim gören Mikhail ondört yaşında Moskova Üniversitesinde yüksek öğrenime devam edecek kadar kendini hazırlamıştı. Orada Alman-İsviçreli karışığı hoca Johann Matthias Schaden’in nezaretine verildi. Fakat Üniversitede kendisini en çok etkileyen hocalardan mason locasına kayıtlı Kheraskov birlikde çalışması ve arkadaşlığı oldu. Mason dayanışması ülkede 1740-1780 arasında topluluk ruhunun gücünü kanıtlayan bir örnek ve Rus aydınlanması için önemli bir muharrik olmuştu. Fakat 1780’lerden itibaren aydınlanmada vurgu bireyselciliğe yapılmaya başlandı ve bireylerin duygusal arkadaşlıkları derneklerin birey ruhunu iteleyen yapısına tercih edilir oldu. Karamzin de kısa bir askerî hizmetten sonra 1784’de Moskovaya yerleşecek; bu büyük kentin aydın çevresine girip iİk edebî faaliyetine girişecek hepsi duygusal stilde ve çok popülarite kazanan bir düzine kısa öykü yazacaktır. Daha sonra oldukça sivrilmiş ozan Ivan Dmitriev ile tanıştığı başkent St. Petersburg’a taşındı. Ondan ve o Klasik dönemdeki oyunları günümüz Rusyasında hâlâ sahnelenen Denis Ivanoviç Fonvizin’den (1744-1792) aldığı şevkle ve büyük bir iştah ile okuduğu ve santimentalist tarzın temel ögelerini aldığı Rousseau, Richardson, Sterne, Thomson ve Young gibi yabancı yazarların denemelerini kendi diline çevirmeye ve gazeteciliğe başladı.
1789-90’da Berlin, Leipzig, Cenevre, Paris ve Londra gibi batı kentlerine yaptığı gezi anılarını topladığı “Pisma Russkogo Puteshsestvennika-Bir Rus Gezgini’nin Mektupları” önce ayda bir çıkan “Moskovski zhurnal-Moskova Jurnalı” adındaki dergide 1791-92 arasında yayınlandı. Bu sanki bir seyahatname değil de bir fiksiyon imiş gibi, Irlandalı Laurence Sterne’in “Duygusal Gezi”si ve Rousseau’nın benzer yazıları örneği santimental ve romantik uslûp ile yazıldığından, dolayısiyle Rus halkına edebî duyarlık kazandırdığından ona ilk ün kazandıran eseridir. Bu çalışma sonradan 1797-1801 arası altı ciltte toplanacaktır.
![]() |
| Rusya Çar’ı ve mutlak hâkimi I.Aleksanr Pavloviç Romanov |
Aynı dergide, hüsranla biten bir aşk macerasının intihara sürüklediği bir köylü kızın öyküsünü anlatan ve santimetal akımın en ünlü eseri olan,aşağıda değerlendirilmesini yapacağımız “Bednaya Liza-Zavallı Liza”, “Nataly, boyarskaya doch-Boyar’ın kızı Natalya”yı (1792) yayınlamıştır; bunlar ve “Yuliya” (1796) adlı romanları ile de daha Rus edebiyatının “Altın Çağı” denilen “Romantizm dönemi”ne girilmeden Rusyaya romantizm esintileri getirmiştir. 1974’de bu dergiden ayrılac ak müteferrik yazılarını “Aglaia” adında iki ciltte toplayacaktır. Bu öyküler arasında pek beğenilen “Ostrov Bornholm- Bornholm Adası”(1793) ve Rus destanlarındaki kahramanlardan birinin sergüzeştinin yer aldığı “Ilya Muromets” de vardır. 1797-1799 arası, Puşkin öncesi Klassik dönemin tinsel ozanlardan (tartışmalı olsa da) önemli olduğu sayılan Gavrila Derzhavin (1743-1816) ve kendisi gibi Simbirskli olup sonradan siyasete girecek ozan Ivan Dmitriev ile birlikde başka bir çeşitli yazılar ve şiir almanak’ı oluşturdu. 1798’de, eski ve modern yabancı yazarların eserlerin parçalarından Rusca çevirilerin toplandığı “Panteon”u yayınladı. Bunun ardından daha önemsiz gördüğü yazılarının koleksiyonu olan “Ucuz Eşyam”ı çıkardı.
Bir çok edebî dergilerin yayıncılığını yaptı. Çağının en önemli yoğun bilgi veren periodiklerden biri olan aylık “Vestnik Evropi-Avrupa Postası” adındaki politik dergiyi kurup 1802-1803 boyunca bizzat yayınladı. Tahta 1801’de çıkan Çar Aleksandr’ın kronoloji yazarlığına atandığı 1804’de yayıncılığı terkekedip kendini 1826’daki ölümüne kadar en büyük eseri olup Rusyada ilk kez kaleme alınan ve Batı tarzında objektifliği, bilimsel gerçekliği ve akıcı uslûbu ile çok ilgi çeken 12 ciltlik “Istoria Gosudarstva Rossiygogko-Rus İmparatorluğu Tarihi”ni yazmaya verdi. Tarih yazarlığına ondan önce girişen Tatişçev’in yazdıkları dağınık müsveddelerden ibaret kalmıştı. Karamzin yüklendiği bu işi huzurla başarmak için kendisini baba memlekleti Simbirsk’in Volga ırmağı kenarındaki merkezi Simbirsk (Devrimden sonra “Ulyanovsk” adını alacaktır) kentinde inzivaya çekecekti. Çar onun dergisinden istifa edip inzivaya çekilmesi sebebini öğrenince Moskova yakınlarındaki Tver kentine gelmesini sağladı. Karamzin burada ünlü soylulardan Vyazemsky ailesinin Ostafievo köyündeki malikânesine geçti. Eserinin sekiz cildini yazdığı bu malikâne ilerde Puşkin, Vasily Zhukovski, Adam Miskieviç, Aleksanr Griboedov gibi diğer ünlü müelliflerin de ilgi kurduğu ve Puşkin’in“Rus Parnassus’u” *(1) adını yakıştırdığı bir kültür merkezi ve giderek “Ostofyevo Devlet Müzesi” olacaktır.
Karamzin’in İngiliz müellifi “Ivan Hoe” yazarı Sir Walter Scott gibi tarihî çalışmaları ile ulusal coşku yaratmayı hedef aldığı bu eserin vücuda getirilmesi, kaba sesleri ile ağıza takılan, ifade gücü çok yetersiz eski Slav dilini yumuşatıp, en çok Fransızcadan olmak üzere aldığı yabancı sözcüklerle Ruscayı zenginleştirip, geliştirmesinde, edebî kullanıma uygun yüksek zümrenin dili hâline getirmesinde yoğun bir pratik alanı olmuştu. Karamzin’in bu misyonu onun bireyselci liberal eğilimden dönüp monarşik ve ulusal muhafazarkârlığı iltizam etmesine yol açmıştır. Belki onun bu tavrında kendisinden önce Rus edebiyatına, mütevazi ailenin bir çocuğu olarak girmiş ve radikal bir toplum eleştirmeni olmuş Aleksandr Radişçev ‘in Çariçe Büyük Yekaterina ile ters düşüp 1797’de Sibirya’ya sürgün edilmesi ve kendisinin de zengin ve itibarlı bir aileden olmasının etkisi vardır. Radişçev, Yekaterina’nın yumuşak tabiatlı halefi Çar Pavel tarafından affedilecektir. Ayrıca bu çetin ceviz sanatçı bu kez demokratik reformlar için Pavel’i ikna etme çabasına girişti. Aleksandr I.’in hükümdarlığı sırasında da Rus yasalarını revize etme çalışmasına koyuldu; ancak hayâllerini süsleyen bu idarî hizmeti çok kısa sürdü. 1802’de kendisine yeni bir Sibirya sürgünü yolculuğu görününce zehir içerek intihar edecektir. Radişçev’in edebî yönü öne çıkmamışsa da devrimciliği ile ülkesini etkilediğinden biografisini ve yazı örneklerini vereceğiz.
![]() |
| Mikhail Speransky |
1811’de Çar’a Rus otokrasisinin çağa uygun erdemlerinin çok gayretkeş tarihî bir savunmasının yapıldığı “Zapiska o drevney i novoy Rossii-Eski ve Yeni Rusya üzerine Muhtıra”sını Karamzin otokrat Çar I. Aleksandr’a takdim eder. Liberalizm’i terkedip otokrasiyi savunmada öylesine ileri gitmiştir ki; Çar üzerinde yarattığı etki I. Aleksandr’ın babası ve selefi Çar Pavelden beri Rus tahtına danışmanlıkdan başbakanlığa kadar bir çok hizmeti ve idarî reformları büyük bir liyakatla yapmış, Fransız Devriminden esinlenerek toplumda belirli medenî hakları ve seçimle göreve gelen bir Duma (Meclis) ile Çarı atadığı Devlet Konseyinin öngörüldüğü bir anayasa taslağı hazırlayan önemli devlet adamı Mikhail Speransky’e darbe teşkil etmiştir. Reformlarının Karamzin tarafından da şiddetle eleştirilmesi üzerine 1809 Tasarısı denilen bu Anayasa taslağı hiç uygulanmayacağı gibi Fransız İmparatoru Napoleon’un da Rusya hakkında kötü emeller beslemesi yüzünden zavallı Speransky Mart 1812’de ansızın görevden uzaklaştırılıp Urallara sürgün edilecektir.
Karamzin 1816’da ailesi ile birlikde St. Petersburg’un biraz güneyindeki “Tsarskaya Selo-Çarın Köyü” *(2) adındaki Çar ailesinin ve soylu sınıfdan konukların ağırlandığı bölgeye taşındı. Orada ona “Çin Mahallesi” denilen yerde bir ev tahsis ettiler. Himayesine girdiği Çar ve ailesi ike çok samimî bir yakınlık kurdu. Yazmakda olduğu tarihin ikmâl ettiği cüzlerini ona takdim ederek bunlar üzerinde görüş alış verişine geçtiler. Bu söyleşilerinde Batı uygarlığnıı örnek almakla birlikde Rusların sağlam gördüğü geleneklerinin ve erdemlerinin muhafaza edilmesi gerektiğini; iki dünya arasında muhafazakâr, kültürel bir ilişki ve denge tesisi gerektiğini vurgulamıştır. Bu mahallede, onu henüz lise öğrencisi olan Puşkin de ziyaret etmiştir.
1825’in 1 Aralığında Çar’ı vefatı, aynı ayın 14’ünde bazı subayların kışkırttığı başkentin Senato Alanındaki ayaklanma Karamzin’in sağlığını kötü etkiledi. 22.Mayıs.1826’da vefat etti. Politik alanda İmparatorun şakşakçılığını yapmak gibi bir olumsuz yanı olsa da yorgunluk bilmeyen çabası ile Rus Edebiyatı, dili ve kültürüne, halkın beğenilerine kazandırdığı olgunluk, Rus Klasik dönemini kapatıp “Altın Çağı”a girişde yaptığı emsalsiz katkı her türlü övgünün üstündedir.
Başkentte Sanatçılar Kabristan’ına defnedilen sanatçının baba yurdu Simbirsk’da anısına bir bir kitabe dikildi. Eşi Ekaterina Andreevna Karamzina ve il evliliğinden kızı Sofia Nikolaevna Karamzina anısına açtıkları “Karamzin Salonu”nda yıllarca tanınmış sanatçı ve fikir adamlarını ağırladılar; bilim, sanat, politika tartışmaları düzenlendi, her tür konuda kitablar sergilendi.
Bu değerli fikir ve sanat adamının diğer seçilmiş eserleri: düz yazı alanında roman “Evgeniy ve Yulia” (1789), “Prekrasnaya çarevna i sçastlivyi karna-Güzel Prenses ve Mutlu Cüce” (1793), “Afinskaya zhizn-Atinalı Yaşamı” (1794), “Melador Filaletu-Melador’a Filalet (özel isimler; birbirlerine uygun olmayı ifade ediyor; tencere düştü kapağını buldu gibi)” (1794), “Marfa-posadnitsa-Belediye Başkanının Eşi Martha” (1802), Moya ispoved-İtirafım” (1802), Çuvstvitelnyii i kholodnyii-Duyarlı ve Soğuk” (1803), “Rytsar naşegovremeni-Çağımızın bir Şövalyesi” (1803);
![]() |
| Karamzin Salon |
Şiir: “Darovaniya-Armağanlar” (1790), “Salovey-Bülbül” (1796), “Protey, ili Nesoglasiya stikhotvvortsa-Proteus ya da bir Ozan’ın Tutarsızlığı” (1798), “Ego imperatorskomu veliçestvu Aleksandru I, samoderzhtsu vserossiyskomu, na vosshestvie ego no prestol-Tüm Rusların Hükümdarı Asaletmeapları Aleksandr I.’in Tahta Çıkışları münasebeti ile” (1801), “Gimn gluptsam-Salaklara İlahî” (1802), “K Emilii-Emilie’ye” (1802), “K dobrodeteli-Erdem hakkında” (1802), “Osvobozhdenie Evropy i islava Aleksandra I-Avrupanını Kurtuluşu ve Aleksanr I.’in Zaferi” (1814)
Şimdi santimentalizmin bir klasiği olan, birinci şahıs ağzından nakledilen “Bednaya Liza-Zavallı Liza” öyküsünün açılımını yapalım:
Rus edebiyatına psikolojik tahlilin ilk kez girdiği, genç bir soylu tarafından iğfal edilmiş aşağı sınıfdan kızın benzeri öyküleri Avrupa santimentalizminde çok yer alıyordu. Karamzinin katkısı ise toplumsal farklılığının istismarını salt bir ahlâkî sorun olarak ele almakdan, bulunduğu çevre itibariyle benzerlerini iyi tanıdığı Erast adındaki genç adamı tümüyle olumsuz bir karakter olarak sergilemekden kaçınması olmuştu. Pek ülfeti olmadığı pastoral yaşamın bir parçası olması gereken Lisa’nın aşkını “Toygar kuşları hiç böyle şarkı söylememişlerdi” diye edebî biçimde ifade etmesinin gösterdiği gibi bir köylü kız olarak çizilmiş portresinin pek gerçekçi olmamasına karşın aşkı ilk kez tadan bir genç kızın yaşadığı heyecanları incelikli bir sadakatle nakletmiştir. Keza, Erast’ın kendisini terketmesinin düş kırıklığının da Liza tarafından: “semayı bir kızıl denize benzetilmesi” gibi gerçekçi olmayan bir inceliği işleyen Karamzin, karakterleri gerçekçi olmasa da, Liza’nın yaslı anasının: “Öteki dünyada ağlamıyacağım; orada herkesin mutlu olduğunu söylüyorlar” diye sergilediği hırçınlıkdan uzak, uzlaşmacı tavrı ile bizi tekdüze ve basit yaşamın nasıl bir dürüstlük ve masumiyet yarattığına inandırmaya çalışıyor. Ölümün egemen olduğu öyküde Karamzin, herkesin, Erast gibi günahkârların bile “pişmanlık duymuşlarsa cennette yer alacakları; belki Erast ile Lisa orada barışmışlardır” görüşüne ikna olmamızı istiyor.
Öykünün kazandığı ilgi bu tür roman yazımı akımını geliştirdi. A.İzmailov’un “Bednaya Maşa-Zavallı Maşa”sı, P. Dolgorukov’un “Neschastnaya Liza-Mutsuz Liza”sı, A.Popov’un “Bednaya Lilla-Zavallı Lilla”, N. Brusiolov’un “Istoria bednoy Marii-Zavallı Maria’nın Öyküsü” gibi daha pek çok yazar bu türde eser verdiler. Hattâ Puşkinin “Belkin Masalları” (1830) içinde yer alan “Baryşnia-krestiana” (Köylü Hanımefendi” isimli öyküsü aynı konunun bir parodisidir.
*(1) Parnassus (Yun. Parnassos) : Yunanistanın Pindos dağlarının ikinci sırasında yer alan; klasik mitolojide Apollon’un ve Korykion nimfalarının kutsal mekânı kabul edildiği için sanat’a esin verdiğine inanılan dağdır. İsmi sanatçı meclislerine yakıştırılır.
*(2) Tsarskaya Selo : Burası halen “Puşkin Kenti”nin “Dünya Mirası Liste”sinde bulunan St. Petersburg Kent Merkezi ve Anıtları bölgesini oluşturmaktadır.