Fyodor Mikhailoiç Dosyoyevsky II
![]() |
| Ahmet Ağaoğlu |
Dostoyevsky’nin eserleri, biyografi bölümünde değindiğimiz nedenlerden yabancı dillere de diğer ünlü Rus müelliflerinin yapıtlarından çok daha geç girmiştir. Turganyev’in eserleri 1854’den başlayarak Fransızcaya tercüme edildiği hâlde Dostovtesky ilk kez “Suç ve Ceza” romanı 1884’de bu dile çevrildi. Dolayısiyle Batı kültürüne açılış kapısı da ilk kez Fransa olan, dolayısıyla yabancı eserlerin de genellikle Fransızca çevirilerinden aktarıldığı Türkiyede de Dostovyesky geç tanınmış, ülkemizde Türklük bilincinin gelişmesinde çok hizmeti dokunmuş Azerbaycan doğumlu gazeteci ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu’nun 1917’de yayınlanmaya başlayan “Yeni Mecmua” dergisinde 1918’den itibaren Rus edebiyatı üzerinde bir yazı dizisi meyanında bu dev yazarın bazı öyküleri, daha sonra da Refik Halit’in “Zindan Hatıraları” adı ile çevirdiği “Ölü Evinden Hatıralar”dan bir parça piyasaya çıkmıştı. Kitap olarak ilk Türkçe çeviri Ruşen Eşref’in kaleminden çıkma “Namuslu Hırsız-Çeştniy Vor-” 1933 tarihini taşır. Biz özet tanıtımlarımızı ilk romanı “Bednye Lyudi”, Türkçeye ilk çevrilen “Çeştniy Vor”, Fransız diline ilk çevrilen büyük eseri “Pryestupleniye i nakazaniye”de başlayarak, olabildiğince kronolojik sıra ile kimini kısa açıklama kimini biraz uzunca özet şeklinde verelim.
İlk romanı “Bednye Lyudi-Zavallı İnsanlar” Hamdi Varoğlu’nun 1941’de “Yoksullar”, Nihal Yalaza Taluy’un 1954’de, Ergin Talay’ın 1970’de aynı “İnsancıklar” adlı çevirileri ile Türkçeye kazandırılmıştı. Bu roman 1845’de yazarın 23-24 yaşlarında olduğu sıralar 9 ayda kaleme alınmış; 14.ocak.1846’da “St. Petersburg Kolleksiyonu” almanağında yayınlanmıştı. Baş karakterinin gene mütevazı bir kâtip olması ile Gogol’un “Kaput” öyküsünün etkisini yansıtan roman aynı cadde üzerindeki, fukara kalabalığının sefalet içinde yaşadıkları, bazılarının açlıktan canlarını yitirdikleri ayrı harap binalarda yaşayan kuzenler Makar Devuşki ve Varvara Dobroselova’nın mektupla iletişimleri şeklinde işlenir. Makar yazı kopyalama gibi arızî işlerden eline geçen parayı hep Varvaraya hediye almak için sarfeder Kırsalda yaşarken babası işini kaybedip üzüntüsünden çılgına dönünce nefret ettiği St. Petersbug’a iş bulmak için göç eden Varvara babasının ölümü ve annesinin depresyona girmesi üzerine Anna Fyodorovna adında bir toprak sahibi kadın tarafından himayeye alınırve kendisine Povrovsky adında bir genç öğrenci için özel hoca olarak tutulur. Zavallı Povrovsky hastalanacak Varvara’nın yanında son nefesini verecektir. Varvara ile artk fazla iş alamayıp iyice sefalete düşen Makar mektuplaşmayı sürdürmekte hem de birbirleri ile kitap alış verişinde bulunmaktadırlar. Varvara’nın verdiği Gogol’un “Kaput” öyküsünü kendi kılıksız durumuna gönderme gibi algılayan Makar çok incinir. Daire kirasını ödeyemeyip evden atılma aşamasına gelmiştir. Zihin dağınıklığından yazıları temize çekmede hatalar yapmaktadır. Bereket onu ziyaret eden patronu acınacak durumda olduğunu görünce ona yeniden fırsat verir. Kazandığı 100 ruble ile borçlarını bu arada Varvara’dan aldığı 25 rubleyi de öder. Varvara parası olan fakat ayyaş bir adamla evlendirilir. Rahat hayat fazla geçmeden ona Makar’ı unutturur.
Çeştniy Vor-Namuslu hırsız
1848’de yazılmış bu küçük öyküde fecî şekilde ayyaş Emelyan Ilyiç tanıtılmaktadır. Öykü, nakledenin ağzından, bu ayyaşın kiracısı eski asker Astafy Ivanoviç’in bir gün paltosu çalındığın anlatılması ile başlar. Astafy hırsızın peşine düşerse de yakalamayı başaramaz. Yeni hırsızlık vakaları ile karşılaşma endişesi onda takıntı hâline gelir. Bir gün, Astafy öyküyü nakleden “namuslu bir hırsız” hakkındaki anısını anlatır:
Astafy bir gece bir birahanede Emelyan Ilyiçle karşılaşmıştır. Emelyan pejmürde paltosu ile hırpanî ve acınacak bir görüntüdedir. Bir şeyler içmeye can atar ama parası yoktur. İçkiyi ona Astafy ısmarlar. O geceden itibaren Emelyan onun kuyruğuna takılır. Sonuçda ona dairesini kiralar. Astafy de paralı bir adam değildir ama bu alkolik adama acıdığından elinden gelen yardımı göstermeye çalışır; telkinde bulunur; fakat beriki içkiyi hiç bırakacağa benzemez. Sonuçda, bu işe havlu atıp bir daha Emelyan’ı görmeyeceği ümidi ile başka yere taşınır. Çok geçmeden yeni gittiği yerde Emelyanla tekrar karşılaşır. Çaresiz Emelyan’ı kendi dairesine alır, yemeğini tedarike başlar. Emelyan devamlı gözden kaybolup bulut gibi geriye dönmektedir. Bazen günlerce gözden kaybolur; gene burnu içkiden ve soğukdan morarmış hâlde geriye döner.
İşi terziliğe döken Astafy de para sıkıntısı çekmektedir. Zengin bir müşterisinin siparişi olan binici külot pantolon müşteri tarafından alınmamıştır. O zaman bu pantolonu başkasına satıp biraz para edinmeyi düşünür ama pantolonu koyduğu yerde bulamaz. Ber mutad kafayı çekmekten etrafı görecek hâli olmayan Emelyan’ı sıkıştırır. O bu pantolonu aldığını külliyen inkâr eder. Çektikleri gırtlağına gelen Astafy ile ayyaş adam bir gün adamakıllı kapışırlar. Daireyi terkedip, günlerce ortalıkta görünmeyen Emelyanı bu kez, Astafy yollara düşüp aramaya başlar. Nihayet Emelyan açlıktan ve soğuktan ölecek hâlde çıkagelir. Arkadaşı gene onu bağrına basar ama zavallının günleri sayılıdır. Ruhunu teslim ederken pantolonları kendisinin çaldığını itiraf eder.
Pryestupleniye i nakazaniye- Suç ve Ceza
![]() |
| "Suç ve Ceza” romanına model olan katil ozan Pierre François Lacenaire |
Dostoyevsky’nin varını yoğunu kumarda batırdığı ve o zaman içinde bulunduğu koşulların ilham ettiği diğer konulardaki romanlar gibi 1865 yılında projelendirdiği bu roman İlk defa “Rusya Habercisi” dergisinde 1866’da yayınlanmış; daha sonra tek cilt olarak kitap hâline getirilmişti. Dilimizde A. Bekir Sıtkı ve Hasan Âli Ediz çevirileri olan eserin 1923’de Alman Robert Wiene yönetmenliğinde aktör Grigori Çmara’nın baş karakteri canlandırdığı sessiz filmden başlayarak Menahem Golan yönetiminde Crispin Glover’ın baş rôlü oynadığı 2002 tarihli filme kadar, çoğunlukla konuya sadık kalma kaydı ile farklı isimlerle sinema uyarlamaları vardır. Yazar roman kahramanı Raskolnikov tipini, işlediği çifte cinayeti sonuna kadar savunan ama başını giyotine vermekden kurtaramayan, 1803-1836 yılları arasında yaşamış Pierre François Lacenaire adındaki Fransız ozan’ın gerçek yaşamından almıştı.
Roman, St. Petersburg’da küçücük kiralık bir odada yaşayan, sefalet yüzünden öğrenimini terk etmiş, geçimsiz, sinirleri bozuk, en yakın arkadaşı Razumikhin’in bile yardım önerisini reddeden, ancak ev sahibi Praskoya Pavlovna adlı iyi yürekli kadının anlayışı ve onun açtığı kredilerle durumunu idare etmeye çalışan Rodion (Rodya) Romanoviç Raskolnikov adındaki gencin ruh kargaşasını ve rehin vererek borçlanmak zorunda kaldığı vicdansız tefeci kadın Alyona Ivanovna’yı öldürmesinin yarattığı yakalanma korkusunu ve ve ahlakî açmazlarını; bu kocakarının dünyaya değersiz bir parazit olarak geldiği için ölüme müstahak olduğu hükmünü vererek vicdanını teskine çalışmasını anlatan, hayır ve şer düalitesi dışına çıkıp, insan bilincinin akla uygun ve akıl dışı gerçekler arasındaki çatlağı işleyen bir cinayet psikolojisi analizidir. Raskolnikov insanları tasfiye eden kendisi gibi hak dağıtıcıları yücelterek tatmin olmak ister. Yüce amaçlar için kitleleri ortadan kaldıran savaşlar yapmış Napoleon Bonaparte nasıl onur kazandı ise kendisinin işlediği cinayetin de ahlâken desteklenmesi gerektiğini düşünür.
Raskolnikov, rehine vereceği eşya’nın değerini yok pahasına takdir edip, ayrıca yüksek faiz isteyen tefeci kadının acımasızlığı karşısında çılgına döner. Artık onu öldürmeyi tasarlamaya başlar. Bu evrede gittiği meyhanede Semion Zakarioviç Marmeladov adında, ailesinin sınırlı varlığını içkiye harcayan bir ayyaşla tanışır. Gene o sıralarda annesi ve anî bir kararla evlenmesi gündeme gelmiş kız kardeşinden St. Petersburg’da onu ziyaret edecekleri konusunda bir mektup alır.
![]() |
| Katerina Ivonovna tipinin modeli Apollinoria Suslova |
Uzun hesaplamalardan sonra Alyona’nın evine gider onu bir balta ile öldürür; cinayete, tefeci kadının beklenmedik şekilde dairesine temizliğe gelen anne ayrı kız kardeşi Lizateva Ivanovna tanık olunca onu da öldürür. Lizateva çok iyi huylu olmasına olduğu hâlde huysuz ablasından yalı kavağı gibi uzun boyuna rağmen sık sık dayak yemektedir. Zavallı kadın ablasının tamahkârlığına ve Rodya’nın öfkesine pisi pisine kurban gitmiştir. Telaş içinde toplayabildiği önemsiz değerde eşya ve parayı alıp şans eseri kimseye görünmeden olay yerinden kaçar. Fakat acemice işlediği bu suçla ilgili delil bırakıp bırakmadığı, çaldığı ufak tefeği nasıl gizleyeceği kaygıları saplantı hâline gelmiş; kan bulaşmış giysilerini umutsuz biçimde temizlemeye çalışmış; tam bir bunalım içinde St. Petersburg sokaklarını dolaşırken, burnunun ucunu göremeyecek derecede sarhoş vaziyette iken bir arabanın çarptığı Marmeladov’u ölümcül yaralı hâlde yatarken görür. Hemen yardıma koşar; evine getirir; tüm parasını yaralının yetimleri, bu arada ilk karısından olup ikinci eşi Katerina Ivanovna’nın fahişelik yapmaya sürüklediği ergen kızı Sonya için gizlice evlerine bırakır. Katerina, Marmeladov’un ikinci eşi verem illeti yüzünden ahlâkî tavrına da özen göstermeyen, üç çocuğunu dilenmeleri için sokağa bırakan bir kadındır. Raskolnikov’un verdiği parayı zorunlu ihtiyaç maddeleri yerine kocasının cenaze merasiminin gösterişli olmasına harcar. Sonuçda, ölümcül krize girip kendisini Sonyanın odasına atıp orada son nefesini verir. Dostovyesky’nin bu tipi kısmen, bir zaman öğrencisi ve gönül ilişkisi olduğu Apollinoria (Polina) Suslova modeline dayandırdığına biografi bölümünde değinmiştik.
O arada Raskolnikov’un annesi Pulkheria Aleksandovna ve kardeşi Avdotya Romanovna Başkente gelmişlerdir. Kişilikli ve sempatik bir kız olan Avdotya (kısaca “Dunia” ya da “Duneçka”), o zamana kadar, Svidrigailov alesi çocuklarının mürebbiyeliğini yapmakda idi. Aile reisi Arkady Ivanoviç Svidrigailov evli olduğu hâlde Avdotyanın güzelliği ve hanımefendiliğinden etkilenmiş uygunsuz tekliflerde bulunmuştu. Erdemli kız bu aileyi terketmiş; mütevazı geliri ve sosyal düzeyi olan 7. Derece bir kamu görevlisi Pyotr Petroviç Lujin’in evlenme önerisi konusunda ağabeyinin de olurunu almak ve onu Lujin ile buluşturmak üzere başkente gelmişti. O sırada had derecede bunalımda olan Rodion’un Lujin hakkındaki izlenimi olumsuzdur. Onu tepeden bakan salak bir adam olarak görmüş; aileyi maddî sıkıntıdan kurtarmak niyetiyle ona varmaya razı olduğunu düşündüğü kardeşinin, ilerde bunu başına kakacağını hesaplamıştır. Adamı aşağılayarak refüze etmiştir.
Zaman içinde Raskolnikov’un karşısına sık sık, ondan psikolojik dayanakları noktasından şüphelendiği anlaşılan dedektif Porfiry çıkmaya başlar. Aynı zamanda kahramanımızla Marmeladov’un, fahişelik yapmak zorunda kalsa da içten bir Hristiyan inancı olan kızı Sonya arasında temiz bir gönül ilişkisi doğmuştur. Raskolnikov yakın arkadaşı Razumikhin ile birlikte Avdotya’nın, gerçekden içten pazarlıklı ve aşağılık bir karakterde olduğu anlaşılan Lujin ile ilişkisini engellemeyi başarırlar. O evrede, taşradan St. Petersburg’a Svidrigailov gelmiş Avdotyanın peşine düşmüştür. Karısının öldüğünü ve Avdotya’ya karşılığı olmadan 3.000 ruble gibi büyük bir miktarda para vereceğini söyler. Kız, bunun ardında bir melanet yattığını düşünerek yekden reddeder.
Raskolnikov ile Porfiry’nin buluşmaları rutin hâle gelmiştir. Dedektif gencin suçluluğuna emindir ama henüz somut delillere ulaşamamıştır. Üstelik tutuklanmış başka bir adam, sorgulama sırasında bu cinayeti de üstlenmiştir. Ne var ki Raskolnikovun sinirleri giderek daha zayıflar; soğukkanlı davranma çabası ile içinden gelen itiraf dürtüsü arasında mücadele başlar. İşlediği cinayeti Sonyaya itiraf ederek iç huzurunu teskin etmeyi düşünür. Yaptıklarını baştan sona ona anlatır. Tesadüfen, Svidrigailov Sonyanın oturduğu odanın bitişiğinde yer tutmuştur ve Raskolnikov’un tüm itirafını işitir. Gencin karşısına çıkar; öğrendiği bı sırrı ona karşı kullanabileceğini açıkca söyler; ayrıca, kendi geçmişinde de cinayet işleme lekesi bulunduğunu, üstelik az zaman önce de karısını öldürdüğünü itiraftan kaçınmaz. Bu durumda ve Sonya’nın da ona itiraf etme yolunu tavsiye etmesi karşısında Rodion polise teslim olmaya kendini hazırlar. Ayrıca, daha önce de kuşkusunu açıkça belirtmiş Porfiry’nin, itirafı hâlinde alacağı cezanın önemli ölçüde azalacağını söylemesi de ikna edici olmuştur.
Svidrigailov Avdotya’yı baştan çıkarıp ona tecavüze kalkışır ama kız sert bir şekilde karşı koyar. Adam geçirdiği karışık bir geceden sonra sabahleyin kedini vurur. Aynı sabah, Sonya’nın teslim olmaya ikna ettiği Raskolnikov karakola gittiğinde Svidrigailov’un intihar haberini duyar. Bu onun üzerine bir an için teslim olmaya gerek kalıp kalmadığı konusunda bir tereddüt yaratır ama Sonya ona doğru yolu göstermiştir.
Eserin son sözünde Raskolnikov’un yargılanması ve Sibiryada zorunlu çalışma hükmü aldığı; Sonya’nın da kendisini oraya kadar izlediği; Avdotya’nın ailenin sadık dostu Razumikhin ile evlenip mutlu olduğu: anneleri Pulkheria’nın, oğlunun durumuna duyduğu derin üzüntüden hastalanıp öldüğü açıklamaları yer alır. Sibirya’da kendini toplamak için büyük bir nefis mücadelesi veren Raskolnikov iyi hâli sayesinde çok fazla sürmeyen mahkûmiyetinden sonra Sonya’nın sevgi ve şefkâti ile moral huzurunu bulmaya başlamıştır.
Dostoyevsky’nin sonradan oluşmuş radikalizm karşıtı anlayışı ile kaleme aldığı bu eserde, XIX. Asrın yönetimlere yönelik ideolojik tepkiler ve bireysel sefaleti ortamında “ideolojik zehirlenme”ye maruz kalmış Raskolnikov tipini çok iyi işlemiştir. Hastalık hâlini almış olan sorunu ıslah olmaz tatminsizliği, bir kimseyi ya da nesneyi sevmedeki yeteneksizliği; kendisinden bile nefretidir. Çağın nihilist bireyidir. Hastalıklı şeylerde ve suçda acayip şekilde cazibe bulur. Geçen zaman, ödenilen ceza diyeti, Sonya’nın aşkı ona gecikmiş bir ruh sükûnu ve dengeyi getirir.
Dvoynik (Benzeri)
Dostoyevsky’nin 1846’da yazıp eleştirmenlerin, istikrasız duygular içerdiği, olgunlaşmamış bir arayışı gösterdiği argümanı ile tepkilerini çektiği, gerçekten yazılış amacı tam anlaşılamaz görünen bu roman Nihal Yalaza Taluy tarafından 1965’de Türkçeye çevrilmiştir. Ününü gölgelediği için yazarı da düş kırıklığı ve umutsuzluğa uğratan bu roman “Büyük Golyadkin” lâkabı ile de anılan orta derecede bir büro çalışanı olan Yakov Petroviç Golyadkin’in öyküsüdür.
![]() |
| Dostoyevsky (sağda), sürgündeki son yılı 1859’da Kazak aydını Şokan Valihanuli ile |
Yazarın biografisi bölümünde de sanrılar geçirdiğine değindiğimiz Golyadkin, Küçük Golyadkin adı ile bir benzerini gördüğü kuruntusuna kapılıp kendi bilincini ve gerçeklik duygusunu dağıttığında toplumsal saygınlığını da yitirecektir. Yazarın, Otto Ludwig, Julian Schmidt, Godfried Keller, Theodor Storm, Wilhelm Raabe gibi Alman, Ferdinand Meyer adında İsviçreli yazarlar ve tarihçiler tarafından temsil edilen edebî (ve poetik) gerçekçiliğin işlediği romantik benzerlik (doppelgänger) temalarına uyarak bir nazire yapmak istediği anlaşılan romanda giderek bir rüya karmaşası hâlini alıp kontroldan çıkan aksiyonlara tanık oluruz. Uzun süre kritiklerin düşüncelerini değiştimediği eser Freud psikiyatrisi sonrası XX. Yüzyılda ciddîye alınmaya başlamıştır. Dostovyesky’nin, henüz kalfalık dönemi ürünü olarak kendisini de tatmin etmeyen öykünün, daha sonraki, özellikle derin ruhsal deneyimler kazandığı sürgün dönüşü sonrası eserlerinin bütünü içinde tamamlanıp mükemmelleştirildiğini kabûl edebiliriz.
Ortaokul öğrenciliğimde aldığım dergilerde verilen dünya klasik romanları özetlerinden tanıdığım, fikir sahibi olduğum eserlerin büyük çoğunluğunu, çığ gibi büyüyen yayın dalgası içinde tümüyle okumaya fırsat bulamamışımdır. Ancak, Batı Avrupa tarafından bile tanınmakta geciken Dostovyesky zaten özümsenmesi güç bir dehadır. İnsan ruhunda cereyan eden dalgalanmalar ve değişimler onu çok ilgilendirdiği için ‘psikolog’ diye nitelendiriliyordu. Bu bakımdan, tüm ayrıntıları ile ibret verici olan eserlerinin baştan sona okunması gerektiğini düşünüyorum ve bunu okurlarıma da öneriyorum.
Sürecek