4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (43)

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevsky IV

Idiot-Budala

Dostoyevsky’nin üç başyapıtından ikincisi, 1868’de yazdığı, 1868-69 yılları arasında “Rusya Habercisi” dergisinde neşredilen “Budala”nın Batı dillerinde de tanınması diğer eserleri gibi gecikmiş XX. Yüzyılı bulmuştur. Türkçede Avni İnsel-İlhan Akant (1941), Nihal.Y.Taluy, S. Lunel, Mazlum Beyhan’ın , ayrıca, F. Neziére ile S.W. Bienstock’un oyun versiyonu ,Ahmet Muhip Dranas’ın (1940) çevrileri ile tanınmıştı.

Estonyalı aktör Risto Kübar “Prens Miçkin” rôlünde

Yazar, burada gene kendisi gibi epilepsi hastası yirmi altı yaşındaki Prens Lev Nikolayeviç Miçkin’in yıllarca bir İsviçre sanatoryumunda tedavi süreci üzerine Rusyaya döndüğünde , safiyane dürüstlük ve açık yürekliğinin, etrafına karşı alabildiğine nazik ve saygılı davranışının St. Petersburg sosyetesinde nasıl istismar edildiğini ve alay konusu olduğunu, böyle iki yüzlü bir dünyada dürüstlüğün “budala”lık sayıldığını anlatır.

Rusya’nın en eski soylu ailelerinin birinden gelen mavi gözlü sarışın Prens Miçkin İsviçre dönüşü Başkent’e bir Kasım sabahı ulaşır. Tren seyahatinde, çok alımlı ve havaîmeşrep bir kadının etkisinden kurtulamamış, ona öldürecek derecede tutkun genç Parfyon Semyonoviç Rogozin’e ve mütecessis olup başkalarının işine burnunu sokma merakı ile romanda sık sık görünecek bir kamu görevlisi Lukyan Lebedyev’e rastlamıştır.

Miçkin’in St. Petersburg’da tanıdık olarak, sadece uzakdan akrabası Lizaveta Prokofyevna Yepançin bulunmaktadır. Bayan Yepançin, 56 yaşındaki saygın General Yepançin’in eşidir. Bu aileyi ziyaret ettiğinde kızları Aleksandra, Adelayda ve en küçük ve güzel olan Aglaya ile tanışır.

General Yepançin’in ihtiras sahibi ve kibirli yardımcısı Gavril Ardalyonoviç Ivolgin’i de (Ganya) orada görür. Ganya, Aglaya’ya aşık olmasına karşın, bir zamanlar soylu Afanasii Totsky’nin baştan çıkarıp, metres tuttuğu olaganüstü güzellikdeki “femme fatale-şeytanî kadın” Anastasya Filipovna Baraşkov’u tavlayıp onunla evlenmeye çalışmaktadır. Totsky, artık nazarında iptizâle uğrayan bu kadınla evlemesi için ona 75.000 ruble vereceğini vaadetmiştir. Miçkin’in tren seyahati sırasında gördüğü Rogozin’in aklını çelen de bu para avcısı, şeytan kadındır. St. Petersbug’daki aile toplantısında tanıdığı bu kadın, masum Miçkin’in de başını döndürür.

Ganya, çok saf ve temiz gördüğü Miçkin’e Anastasya’nın peşinde olduğunu açmada sakınca görmez; Rogozinle dostluğunu bildiğinden onun kadınla evlenme olasılığını sorar. Prens, Rogozinin Anastasya ile evlenip bir hafta sonra onu öldüreceğini zannettiğini söyler. Gerçekden Rogozin gözü kara, çılgın bir aşıktır; düzenbaz bir ayyaş olan arkadaşı Lebedyev’in de desteği ile yapamayacağı şey yoktur.

Prens, Ganya’nın da aile efradı (Ganya’nın kız kardeşi Varvara Ardalyonovna (Varya), annesi Nina Aleksandovna, ergen kardeşi Nikolay (Kolya), babası General Ivolgin) ile kaldığı ve bir başka kiracı Ferdişenko’nun da bulunduğu “Ivolgin” konağında bir oda kiralar. General Ivolgin’in Bayan Terentyev adındaki metresini ve onun 17 yaşındaki tüberküloz hastası oğlu Ippolit Terentyev’i de orada görür. Bu ortamda haddini bilmez kişlerce Miçkin küstahca sarakaya alınır. Prensle kafa bulan en hızlı kişiler Prenses Belonskya, Lebedyev ve General Ivolgin’dir. Bunlara saray soytarısı tabiatındaki Ferdişenko ve Baktin de katılır. Yemek yerken göğsüne peçete takmaya kalkışmakdan, Miçkin ismini çarpıtarak ona “Mişkem” diye hitap etmeye kadar çeşitli edepsizlikler yapılır.

Ailesinin Ganya ile evlenmesine şiddetle muhalif oldukları Anastasya bir gün konağa gelir ve hepsine hakaretler yağdırır. Miçkin onun daha fazla şirretlik yapmasını engeller. Ama, bu kez Rogozin’in beraberindebir alay sarhoş ve külhani ile olay yerine gelmesi üzerine rezalet ayyuka çıkar. Kendisine o yakınlarda intikâl eden büyük mirasın verdiği güçle Rogozin , o gece vereceği doğum günü partisinde evlenme haberini duyuracak Nastasya Filipovna’ya 100.000 ruble vereceğini söyler.

”Budala” romanının 2011 tarihli Estonya çekimi film yapımında Nastasya Filippovna ‘yı ve Miçkin’i canlandıran sanatçılar (Katariina Unt ve Risto Kübar)

Verilen partiye Totsky, General Yepançin, Ganya, Ferdişenko, Ganya’nın tefeci arkadaşı olup kardeşi Varya’ya göz koymuş Ptitsin ve daha bir çokları katılmışlardır. Prens Miçkin davetli değildir ama, verem arkadaşı Ippolit’e de büyük şefkat gösteren iyi yürekli genç Kolya’nın refakatinde o da gelir. Nastasya Miçkin’den daha önce aldığı öğütle Ganyanın evlilik teklifini reddeder. Rogozin hazırladığı 100.000 ruble ile ortaya çıkar, fakat Miçkin, yüklü bir mirasa konduğunu ve Nastasya’nın talibi olduğunu beyan edince Nastasya büyük bir sürprize uğrar, Rogozin, büyük aşkını kanıtlamak için 100.000 rubleyi ateşe atar.

Altı ay kadar bir süre boyunca Nastasya Fillipovna, Miçkin’in müşfik bir derinliği olan aşkı ve Rogozin’in onun uğruna her şeyi feda edebilecek, kendini dahî cezalandıracak tutkusu arasında ruhsal çalkantıya düşer. Miçkin onun ızdırabı için azap çekmektedir; Rogozin ise onun Miçkine duyduğu aşk yüzünden işkence içindedir. Bir gün din üzerine yaptıkları söyleşi Nastasya’ya dönüşür. Miçkin, Rogozin’in amansız kıskançlığın onu Nastasyanın boğazını kesmeye kadar götürebileceğini itiraf etmesi üzerine dehşete düşer. O gün daha geç bir vakitte kaldığı otelde bu çılgın aşığın bıçakla saldırısına maruz kalmış; aniden gelen epilepsi nöbeti sayesinde canını kurtarmıştı.

Bu gergin atmosferi gidermek için St. Petersburg soylularının itibar ettikleri yazlık Pavlosk’a giden Miçkin Lebedyev’den dostları için de yer ayırtır. Roman kahramanlarının çoğu, Yepançinler, Ivolginler, Varya ve kocası Ptitsin, Nastasya Filipovna da yazlarını Pavlovsk’da geçirirler. Burdovsky adındaki genç Miçkin’in son vasisi Pavliçev’in oğlu olduğunu ileri sürerek onun verdiği desteğin bedeli olarak Miçkin’den para ister. Başka küstah gençlerle birlikde olan bu külhanînin Pavliçev’in oğlu olmadığı; Prens’i dolandırmaya kalkıştığı bellidir ama Miçkin gönüllü olarak ona yardıma hazırdır.

Zamanının çoğunu Yepançinlerle geçiren Prens, Aglaya’ya da aşık olmuştur. Kibirli, kaprisli kız da ona karşı ilgisiz değildir ama herkesin içinde onu aşağılamakdan zevk alır. Fakat ailesi Prensi onun nişanlısı gibi görmektedir ve bunu duyurmak için Rus aristokrasisine yakışır bir akşam partisi verirler. Parti sırasında, din ve aristokrasinin geleceği üzerinde yaptığı ateşli bir konuşma sırasında Miçkin sakarlıkla elini çarptığı nefis güzellikde bir Çin vazosunu kırar. Bunun üzerine hafif bir epilepsi krizi geçirir. Konuklar ve aile, bu hastalıklı prensin Aglaya için uygun bir eş olmayacağı kanısına varırlar. Fakat Aglaya Miçkin’i terketmek istemez; Prense anlayış gösteren Nastasya Filipovna ile aralarında anlaşıp Miçkin’in gönlünü okşamak ve gerçek duygularını keşfetmek için çare ararlar. İki kadın Prens’den romantik aşk’ı Aglaya ya da sevecen bir ilgi duyduğu Nastasya arasında seçim yapmasını isterler. Miçkin, Aglaya’yı refüze eder. Nastasya Prensle evlenme andını tekrar eder. Ne var ki bir süre sonra Rogozin’in peşinden gider.

Prens St. Petersburg’a gittiğinde Rogozin’in o gece Nastasya’yı öldürdüğünü öğrenir. İki erkek, Rogozin’in çalışma odasında serili yatan kızın cesedi başında geceyi geçirirler. Miçkin, bu kez gerçekden aptallaşmıştır; boş boş bakar; aklî dengesini yitirir ve sanatoryum’a döner. Aziz mertebesinde iyi ruhlu bir kişi için sanatoryum en uygun sığınaktır Rogozin, Fransız Kralı Kralı XV. Louis’nin metresi fettan, görgüsüz kadın Madame du Barry tipindeki uçarı kadını öldürmekden idam değil, onbeş yıl Sibiryada zorunlu ağır işçilik cezası alır.. Aglaya, ailesinin muhalefetine rağmen sürgün edilmiş, zengin bir Polonyalı kont olduğunu söyleyen biri ile evlenip ülke dışına gider. Ama bu adamın zengin, kont, siyasî bir sürgün olmadığı meydana çıkar. Tüberküloz hastası genç Ippolit Terentiev ölür.

Adeta işkence verecek derecede gerici olan bu roman, yazarın ikinici eşi ve stenografı Anna Grigoryevna’nın eşliğinde ülke dışında yazıldı. Yazım sırasında ilk bebekleri Sofia’nın kaybı, Dostoyevsky’nin intihar edercesine kendini kumara kaptırması; sara nöbetleri ile boğuşması romanın psikolojik alt yapısını hattâ, Anna Grigoryevna’nın ilk notlarına göre Miçkin’e farklı karakter yapısı verilmişken sonuçda İsa örneği bir aziz tipi çizilmesi örneği, kurgunun yazım süreci içinde değiştirilmesini açıklamaktadır.

Andrzej Zulawsky’nin “Budala” uyarlaması “L’Amour Braque-Sersem Aşık” adındaki Fransız filminde Sophie Marceau ve İstanbul asıllı Musevî aktör Tchéky Karyo

Romanın ikinci bölümünde, kadın kahramanların tehlikeli kaprisleri, ihtiraslarının esiri erkeklerin trajediye yol açan çılgınca eylemleri ile olaylar tümüyle gerginlik yaratan düşsel düzensizlikde bir akış izler. Bu görüntüsü ile eser,yayınlanmasından itibaren bazı eleştirmenler üzerinde tutarsız anlatım ve çok abartılı tipleri ile yapay bir kurgu bütünü izlenimi bırakarak sanat açısından da başarısız bulundu. Fakat, Dante üzerinde geniş araştırması ile tanınan Princeton Üniversitesi hocalarından Robert Hollander gibi son dönem edebiyat tarihçileri “Budala”nın zengin iç dünya tarifleri ve felsefî analizleri ile İncil’in “Vahiyler Kitabı”indaki tanımlanan vahiy gücünde bir vizyonla yazılmış dahice bir eser olduğunu kabûl etmektedirler.

Yazar kendi kişiliği ve yaşamından, sara hastalığından, kurşuna dizilme korkusunun yarattığı travmaya kadar romana çok şeyler katmıştır.

Eserin diğer sanat dallarına çok uyarlamaları olmuştur. Truman Capote’nin “Tiffany’de Kahvaltı”sı gibi bazen modern uyarlamalar ve değişik isimlerle film yöneticilerinden Fransız George Lampin (1946), Japon Akira Kurosawa (1951), Rus Ivan Pyryev (1958), Bengaldeşli Salil Dutta (1969), Rus Roman Kaçanov (2001), İngiliz Christian Bale (2004), ABD’li Toy Visconti ve David Bowie (1977), Rus Vladimir Bortko (2003), Rus Aleksandr Marine (1999), Çek Saşa Gedeon (1999), Polonyalı Andrzej Wajda (1994), İngiliz Katie Mirchell (2008), ABD’li Mel Brooks (1968), ABD’li Frank B. Parker (1998), Lituanyalı Eimuntas Nekrosius (2009), Polonyalı Andrzej Zulawski (1985), Rus Viktor Sobçak (2011), Avustralyalı Max Lyandvert (2011), Estonyalı Rainer Sarnet (2011) isimlerinin film, tiyatro oyunu, TV dizisi gibi çeşitli adaptasyonları olmuştur.

Alman Romancısı Hermann Hesse’nin 1919’daki “Dostoyevsky’nin Budala’sı Üzerine Düşünceler” adındaki kitapçığı daha sonra “Yaşam ve Sanat Hakkında Denemeler ve Benim Düşüncem” adı ile genişletimiş bir çalışma hâline dönüşecektir.

Igrok-Kumarbaz

Dostoyevsky’nin Wiesbaden’de 1863’den itibaren kendini kumar iptilâsına kaptırdığı günlerin ürünü bir öyküdür. Yazar 1871’e kadar süren çılgınlık döneminin 15 dakika içinde 600 frank kazanması ile başladığını; bir daha da bu şansı yakalayamayıp, Baden-Baden, Bad Homburg, Saxon le Bains kumar salonlarında varını yoğunu yitirdiğini anlatır. “Kumarbaz” öyküsündeki baş karakterin başını kumar belasına sokan “Polina”nın da gerçekde Dostovyesky’nin Fransada tanıştığı ve onun kumara batağına düşmesinde rôlü olan sonra da onu serseri tabiatlı bir İspanyol tıp öğrencisi ile aldatan bir kızdan model alındığı öğrenilmiştir. Yazarın borçlarını ödeyebilmek için editör F.T. Stellovsky ile yaptığı çok riskli anlaşmayı biografi bölümünde anlatmıştık. Eserin 1941 Nurullah Ataç (Fransızcadan), 1954 N.Y. Taluy çevirileri vardır.

Bad Homburg’da kumar salonu

Öykü, bir Alman ılıca kenti otelinin süitinde ikamet eden bir Rus ailenin çocuklarına özel öğretmenlik yapan Aleksey Ivanoviç ağzından anlatılmaktadır. Aile reisi General, Fransız Marquis De Grieux’ye borçlanmış; borçlarının sadece küçük bir bölümü için Rusyadaki emlâkine ipotek koydurmuştur. Moskovadaki zengin “Büyük anne” diye adlandırılan teyzesin Antonida Vasilevna’nın hasta olduğunu öğrenince ard arda oradaki yakınlarına ölüp ölmediğini soran telgraflar yollar. Göz koyduğu mirasa bir konabilse hem borçlarını tasfiye edecek hem de sevdiği Madamoiselle Blanche De Cominges’ye evlenme teklif edebilecektir.

Aleksey, Generalin kızı Polinaya aşıktır; yemin ederek ona ölüme kadar sadık kalacağını, uğruna her şey yapacağını söyler. Kız da kendisi için kumar salonuna gidip bahis oynamasını ister. Delikanlı önce bu öneriyi reddeder sonra andını hatırlayıp kumar oynamak zorunda kalır. Rulet masasındaki ilk bahsi kazanır. Yarattığı uyuşturucu etkisi ile kumar oynamaya tüm hızı ile devam edeceği bu kazancını Polinaya aktarır. Kız onunla istihza eder; neden paraya ihtiyacı olduğunu söylemez. Öykünün gelişme sürecinde, General’in ve Polina’nın malî muzayakada olduklarını Aleksey Mr. Astley adında soylu ve zengin bir İngilizden öğrenecektir. Mahcup tavırlı Astleyin de Polina’ya zaafı vardır.

Poilna ile Aleksey’in gezmeye çıktıkları bir gün tanınmış soylu bir çiftle karşılaşırlar. Kız Aleksey’den onlara hakaret etmesini ister. Genç de tereddüt etmeden bu dileği yerine getirir. Bunun sonucu Aleksey’in başına bir dizi dertler açılır. General’in çocuklarının öğretmenliğinden atılır.

Büyükanne, tüm alacaklı ve borçluları düş kırıklığına uğratan sürprizini yapar; sağlığı tamamen yerindedir. Ölümünü bekledikleri hakkında bilgisi vardır. Servetinden kimsenin zırnık alamayacağını açıkdan söyler. Sonra, bu ılıca kentinin şifalı suları ve masaları altın külçeleri ile dolu kumar salonu hakkında kendisine rehberlik etmesini Aleksey talep eder. Masaya buyur edilir. Önemli mikdarda para kazanır. Bu kazanç onu da oyun masasının müptelâsı yapacak; kenti terk edeceği güne kadar 100.000 rubleye yakın para kaybedecektir.

Aleksey Büyükanneyi tren istasyonunda uğurladıkdan sonra karşılaştığı Polina ona dönmesine imkân olmadığı çünkü babasının borçlu olduğu De Grieux’nün kendi hatırı için ipotek’in önemli bir bölümünü kaldırdığını bildirir. Bunu işiten genç koşarak kumar salonuna gider; ikiyüzbin rublenin üzerinde para kazanır; birden zenginleşir. Odasına gider; Polinayı çağırıp yatağın üzerine boşalttığı altınları ve kağıt paraları ona gösterir. O gece beraber olurlar. Fakat sabah kaprisli kız artık onu hiç sevmediğini Mr. Astley’in evlenme teklifini kabûl etme niyetinde olduğunu söyler ve ayrılır.

"Kumar” öyküsünün Holywood uyarlaması 1947 Robert Siodmak çekimi “The Great Sinner-Büyük Günahkâr”da Gregory Peck ve Ava Gardner

General’e miras kalmayacağını öğrenen Mademe de Coninges de otei terkedip annesi ile Paris’e yola çıkacaktır. Aleksey de onlara katılır. Kazandığıserveti bir ay boyunca, at yarışlarında, balolarda, eğlence yerlerinde tüketir. Ayakda kalabilmek amacı ile yeniden kumara başlar.Bir gün Bad Homburg’daki bir park bank’ında Mr. .Astley’i görür. Astley, İngilteredeki anne ve kız kardeşinin hasta olan Polina’nın bakımını yaptıklarını, vefat eden Büyük anne Antonida Vasilevna’dan ona 7.000 İngiliz Sterlinlik bir miras kaldıkdan babası Generalin de öldüğünü; parasına tamahla peşine düştüğü De Grieux’nün iğrenç bir ahlâksız çıktığını; zaten büyük devrimden sonra Fransız soyluluğu ve nezaketinden eser kalmadığını; şu anda samimî olarak Aleksey’i sevdiğini nakleder. Meteliksiz kalmış Aleksey’e bir mikdar para verir. Aleksey gene kumar salonuna koşar; rulette 170 gulden kazanır. Fakat ertesi gün her şey bitecektir.

Roman Sergey Prokofiev tarafından aynı isimle operaya uyarlanmıştır. Aynı konu üzerine 1949 yarihli Robert Siodmak yapımı filmin rôllerini Gregory Peck ve Ava Gardner; 1974, Karel Reisz yapımı filmin rollerini James Caan ve Laureen Hutton paylaşmıştı. Ayrıca Sebastian Bieniek’in 2007 tarihli Alman filmi ve Macar yönetmen Károly Makk’ın 1997 yapımı romantik komedi uyarlaması bulunmaktadır.

Sürecek

Yayın Tarihi : 14 Mayıs 2012 Pazartesi 11:42:08


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?