Fyodor Mikhailoviç Dostoyevsky VI
Bratya Karamazovi-Karamazov Kardeşler
Dostoyevsky’nin sırf yazımı için, büyük bölümü soyluların dinlenme mekânı Staraya Russa’da olmak üzere iki yıldan fazla zaman harcadığı son ve “opus magnum-dev cesametteki eser” tabir edilen 800 sayfalık bu muteşem eser şanına uygun olarak Türkçeye çeşitli tarihlerde yenilenen baskılarla çok sayıda çevirmen tarafından kazandırılmıştır (1940-44 Hakkı Süha Gezgin, 1958-63 N.Y. Taluy, A. Bekir Sıtkı 1963, Leyla Soykut 1968, Ergin Altay 1969). Romanın Batı âlemine en geniş biçimde tanıtımına âmil olan 1899-1977 yılları arasında yaşamış Britanyalı çevirmen ve başta Dostoyevsky olmak üzere Rus müelliflerinin biografı David Magarshack’ın İngilizce çevirisidir. Çevirinin ön sözünde açıklandığı üzere, yazar Haziran 1878’de başladığı yazımı Ekim 1880’de sonlandırmış; üç ay sonra hayatını kaybetmişti. Arkadaşı Slavofil ozan ve eleştirmen Ivan Aksakov’a yazdığı mektubunda: “Gece gündüz nasıl yorucu bir çalışma yaptığımı tahmin edemezsin. Yazıp beğenmeyip, yazıp beğenmeyip ama nihayet, en son zihnimde şekillendirdiğim gibi bitiriyorum,” diyordu.
İlk bölümünü “Büyük bir Günahkârın Yaşamı” başlığı ile epik bir öykü haline getirmeye niyetlenmişti. Fakat ömrü vefa etmedi. Yazım’a başlamadan öne minik evladı Alyoşanın ölümü üzerine roman kahramanına onun adını verdiğine, romandaki zalim ve ilkesiz babaya yazarın serflerine çok sert muamele eden kendi babasının model olup olmadığı tartışmalarına değinmiştik. Roman üzerine ülkemizde de gösterilen biri 1958 Hollywood yapımı, diğeri, üç yönetmenli 1969 Sovyet yapımı son derece başarılı ve ilgi çekici filmler ve ayrıca yerli televizyonumuzda yıllarca gösterimi sürmüş Türk adaptasyonu “Karadağlar” dizisi olduğundan konunun alt yapısı hakkında okurlarımızın geniş bilgisi olsa da fazla uzatmadan romanın edebî ve fikrî değeri çerçevesinde özet vermemiz yararlı olur.
![]() |
| Karamazov ailesi 1958 çekimi filmden: sıra ile baba Fyodor (Lee J. Cobb), Dmitri (Yul Bryner), Alyoşa (William Shatner), Ivan (Richard Basehard) |
Tanrı, serbest irade ve ahlâkiyat gibi etik tartışmalara derinliğine girildiği eserin konusuna hemen girelim. Yazar eserine kahramanlarının tanıtımı ile başlar; ön sözünde ise zalim babanın, üçüncü oğlu Aleksey Fyodoroviç Karamazov’un ön plandaki kahramanı olduğunu vurgular. Bir bakıma kendini benzettiği, hiç de büyük bir adam olmamakla değerlendirdiği bu kişiliğin neden baş kahramanı olarak seçildiğine gelince bir insanın tüm safiyeti ve zaafları ile sıradan okuyucunun onda kendinden bir şeyler bularak, çözümlemeler yapabileceği gerekçesini öne sürer.
Karakterlerin tanıtımı şöyledir: Fyodor Pavloviç Karamazov öykünün başlangıcında 55 yaşında, kadın düşkünü, evlatlarına hayrı olmayan, herkesi istismar eden yoz bir tipdir. İlk evliliğinden kayda değer bir drahoma alıp sermaye yaptığı ve bir çocuk sahibi olduğu hâlde yaptığı zûlme dayanamayan eşi evden kaçmış; sonra da hastalanıp vefat etmiş. Havaleli olduğunu iddia ettiği ikinci karısından iki çocuğu olmuş. Söylentilere göre bir gece evine sığınan deli bir kadından edindiği, anası gibi meczup Pavel Smedyakov’u uşak olarak kullanmakda , çocukları arasında saymamaktadır.
İlk oğlu, kendisi gibi şehvet düşkünü, müsrif Dmitri Fyodoroviç Karamazov (Mitya, Mitka, Mitenka, Mitri) babasının kimseye koklatmak istemediği ana mirasını ilerki yıllarda kısmen parti parti alacaktır. Zarplı bir kişilik olduğu için kendi miras payının tamamını ısrarla istemektedir. Kendisine 3.000 ruble borç vermiş erdemli ve güzel bir kız olan Katerina Ivanovna Verkhovstseva ile (Katya, Katka, Katenka) nişanlanmak zorunda kalmıştır. Fakat kızın ahlâkî mesafe koyup erken ilişki taleplerini reddetmesi canını sıkar. Zaten 22 yaşındaki Agrafena Aleksandrovna Svetlova (Gruşenka, Gruşa, Gruşka) adlı oynak bir kadına aşık olup aldığı borç parayı ona harcar. Erdemden nasibini almamış olan babası da bu aşifteye çılgınlar gibi aşıktır; kendisine râm olursa ona 3.000 ruble vereceğini vaadetmiştir. Mitya ile arasındaki onulmaz düşmanlığın sebebi de o yörede “Jezabel” diye anılan bu kadındır. Herkes gibi Mitya da “Melek” diye nitelediği mazlum kardeşi Alyoşa’yı çok sever.
Ivan Fyodoroviç Karamazov (Vanya, Vanka, Vaneçka), Foyodor’un ikinci karsından doğma 24 yaşındaki oğlu iyi okumuş, aydınlanmış fakat kendini nihilist akıma kaptırmış; o da babasına düşman olmuş; aile ve geleneklerden kopmuş bir ateisttir.
Fyodor’un en küçük oğlu Aleksey Fyodoroviç Karamazov ise (Alyoşa, Alyoşenka, Alekseyçik, Lyoşenka, Lyoşa) ise Ivan’ın tersine Hrıstiyanlığa ve inancına bağlıdır. Bir rahip adayı olup kentteki Rus Ortodoks manastırında ikamet eder. Onun vasisi ve akıl hocası olup manastırın kentte kâhinliğine ve hastaları sağaltıcı yeteneklerine inanılması diğer keşişleri kıskandıran Baş Rahip Peder Zosima, toplumun ve ailesinin kirli yönlerini de öğrenip ibret alması için Alyoşa’yı dış dünya ile de temas etmeye teşvik eder. Meczup ve dilsiz Lizateva Smerdyaşçaya’dan gayrı meşru doğan Pavel Smerdyakov’u Fyodor evdeki hizmetkâr Grigory-Marya çiftine emanet etmiştir. Kendisine doğum yaparken ölmüş anası gibi meczup ve aynı zamanda sara hastası Smerdyakov sokakdaki kedileri toplayıp asar ve gömer. Ağabeyi Ivan’a hayran olup onun ateismini bemimsemiştir.
![]() |
| 1958 çekimi filmden bir aşk sahnesi: Dmitri (Yul Bryner) ve, Gruşenka (Maria Schell) |
Öykü Dmitrinin, annesinin mirasından payının eksik kalan bölümünü almak, böylece Katerina’ya borcunu ödemek azmi ile kente gelişi ile başlar. Öğrenimini bitiren Ivan da kenttedir. Alyoşa kendini Staretz (Rusca “Ruhanî Baba”) Zosima’ya adadığı manastırdadır. İkinci kitap Karamazov ailesinin, nereden aklına gelmişse ateist Ivan’ın fikrine uyarak Manastıra gidip Rahip Zosima’nın mirasla ilgili aracılığına başvurması anlatılır. Bu kitapda Muhterem Peder Zosima’nın, üç yaşında oğlunu kaybetmiş bir kadına telkin ve teselli vermesine de tanık olunur.
Babasının evine yaklaşan Mitya Gruşenka’nın geldiğine tanık olur. Ertesi akşam evi basıp babasını tehdid eder. Bu kitapda meczup Smerdyakov’un geçmişi ve annesi hakkında açıklamalar da vardır.
“Gönül Yaraları” başlığı altındaki 4. Kitapda, yufka yürekli Alyoşa sokakda bir grup okul çocuklarının bir başka çocuğu taş attıklarını görünce araya girer; fakat Ilyuşa (Ilyuşenka) adındaki hırpalanan çocuk onun da parmağını ısırınca şaşırır.Çocuğun yoksullaşmış eski bir kurmay subay olan babası Snegiryov Dmitri’den demir sora ile dayak yediği için çocuk Karamazov ailesine kin bağlamıştır. Bunu öğrenen Alyoşa yüzbaşının evine gider; özür dileyip bir mikdar para ödemek isteyince reddedilir. Alyoşa, ağabeyi Dmitrinin nişanlısı Katerinanın yanına aralarındaki sorunu öğrenmek için gider. Orada Katya’nın sırdaşı tekerlekli sandalyaya mahkûm sakat Bayan Katerina Osipova Koklakov ve kızı Liza ile tanışır. Lisadan hoşlanır ve evlenmeye karar verirler.
“Lehde ve Aleyhde” başlıklı 5. Bölümde Rusyada yaygınlaşan “usculuk” ve “nihilizm” akımları işlenir. Bu bölümün “İsyan” isimli ayrım’ında Ivan, lokantada küçük kardeşi Alyoşa ile bir söyleşisinde Dünyayı Tanrının yarattığına inanmadığını, zira Dünya düzeninin ızdıraplar temeli üzerine kurulduğunu; Tanrı fikrine gereksinim olduğunu; Fransızların deyimi ile: ”S’il n’existait pas Dieu il faudrait l’inviter-Tanrı olmasa idi bile onu icad etmek gerekirdi” anlayışı kabûl edilse de Tanrının fiilen Dünya düzenine egemen olmadığını söyler ve ona bir İspanyada inanılan bir öykü anlatır. Bu öyküye göre ülkede süregelen “Engizisyon” egemenliğinin başındaki 90 yaşındaki “Büyük Engizitör tüm Hrıstiyan Âlemine hükmedip insanları istediği gibi yönlendirir, şefaatleri ile kulların günahlarından arındığını söylermiş. O arada İsa Dünyaya dönmüş; mucizeleri ile insanları yeniden ikna etmiş; ama Engizitör onu idam edilmek üzere hücreye atmış; onun yokluğunda Şeytanla mücadele ettiğini, bunun için günahkâr insanlara Sezarların kılıcının gerekli olduğunu; insanların ancak kendi otoritesi ile mutlu olacağını anlatmış ve hemen o yöreden giderse onu bağışlayacağı seçeneğini de tanımış. İsa Engizitörü saygı ile dinledikden sonra kalkıp sevecenlikle dudaklarından öpmüş ama dediklerini dinlemeyip hücresinde kalmış.
Bunu dinleyen Alyoşa da öyküden esinlenir ve kalkıp ağabeyini sevecenlikle öper.
![]() |
| Zadonsk’lu Tikhon’nun bir ikonu |
“Rus Keşiş” başlıklı 6. Bölümde, ölüm yatağındaki Muhterem Peder Zosima’nın ağzından kendi yaşam öyküsü verilir. Gençliğinde isyankâr bir kişiliktir. Ateist bir filozof komşu ile arkadaşlık yapan ağabeyi ağır bir hastalığa yakalanmış; bu kez yakınlarına sevgiyi öğütlemektedir. Zosima askerî okula başlamış; o evrede tanıdığı yumuşak tabiatlı, güzel bir genç kıza aşık olmuş. Kız da ona uygun davramış; yüksek sınıfdan olan kızın ailesi de Zosima’ya iyi kabûl göstermiş. Ancak, geçici bir görevlendirme ile iki aylık ayrılıkdan sonra döndüğünde kızın zengin, genç bir tıoprak sahibi ile evlendiğini öğrenmiş; askerî çevrelerde hastalık halindeki düello hevesine o da kapılmış; düello sırasında ağabeyini düşünüp birden çatışmadan vaz geçmiş ve okulu terkederek manastıra kapanmıştır. Demek ki onun da uhrevî Âleme dahil olması dünyevî bir temele dayanıyormuş. Muhterem Peder ölmeden önce Alyoşayı manastırı bırakıp aile sorunları ile ilgilenmeye ikna eder. Zosima karakterinin Rusya tarihinde 1724-1783 yılları arasında yaşamış olup ruhanî yazıları ile çileciliği, kutsal duyguları savunan Zadonsk kentinde pikaposluk yapmış Zadonsk’lu Tikhon’dan esinlendiği söylenir.
“Alyoşa” başlıklı 7. Bölümde, Staretz Zosima’nın ölümü ile gerçekleşecek mucizeyi bekleyen halk cenazeden gelen çok yoğun koku ile karşılaşır. Özellikle Alyoşa büyük düş kırıklığına uğrar. Halkın gırgır geçmesi üzerine cüppesini çıkarıp manastırdan ayrılır. Hak yoluna getirmeyi düşündüğü Gruşenka’nın evine gider. Kız olaganüstü bir biçimde nedamet getirdiğini; tövbekâr olduğunu söyler.
“Mitya” başlıklı 8. Kitapda Dmitri’nin (Mitya), Katerinadan aldığı borcu ödeyemeden onunla ilişkiyi kesip Gruşenka ile evlenme olanağı olmaması; bu bakımdan kızın ona 3.000 ruble vermeye hazır baba Karamazov’un kucağına düşme tehlikesi karşısında komşularından borç araması ile ilgilidir. İkna için gittiği evinde Gruşenka’yı bulamayınca, eline geçen madenî bir havaneli ile kızın gittiğini düşündüğü babasının evine yollanır. Oysa o arada Gruşenka eski aşığı Kalganovla birliktedir. Mitya duvardan bahçeye atlar. Sesi duyup gelen uşak Grigory’nin kafasına havaneli ile vurur; uşak bayılır. Bu evrede öykünün akışı kesilir.
“İlk Soruşturma” başlıklı 9. bölümde ertesi gün ölü bulunan ve Gruşenka için hazırladığı 3.000 rublesi de ortadan yok olan baba Karamazov Fyodor Pavloviç ile ilgili soruşturma ayrıntıları verilir. Olayın tek sanığı Mitya’dır. Onu bahçede görmüş olan uşak Gregory bayıldığı için daha sonraki olaylar hakkında bilgi veremez. Smerdyakov sara krizi geçirdiği için kendinde değildir. Mitya tutuklanır.
Daha sonraki üç bölümde Alyoşa’nın da Nikola (Kolya) adındaki arkadaşından Batıdaki ideolojiler ve “nihilizm” hakkında” bilgi sahibi olduğunu; Kolya’nın Ilyuşa ile birlikde diğer okul çocuklarını da tesir altında bıraktığını; Ilyuşa’nın hastalıkdan ödüğünü; “nihilizm”den etkilenmiş meczup Smerdyakov’un ağabeyi Ivan’a, aslında cinayet gün ve saati sara nöbeti geçirdiğinin gerçek olmadığını, herkes uykuda iken cinayeti kendisinin işlediğini itiraf ettiğini ve çaldığı parayı Ivanla paylaştığını, ahlâksız Ivan’ın gözü Mitya’nın nişanlısı Katerina’da olduğu için bu durumu yargıya ihbar etmediğin öğreniriz.
![]() |
| 1959 ABD yapımı filmde Mitya, Katerina (Claire Bloom) ile... |
Sonuçda kötülük yapanlar için bir tür ilahî adalet olan uğursuzluklar birbirini izleyecek; Smerdyakov, Ivan’ı “Tanrının her amel’e izin verdiği” düşüncesinin etkisi ile cinayeti işlediği için suç ortağı saymaya başlamış; pişmanlığın ağırlığına dayanamarak intihar etmiştir. Alyoşanın durumu bildirdiği Ivan da kendini Şeytanın taciz ettiği hayâllerine kapılarak hastalanır; onun bakımını da Katerina üstlenir; fakat Ivan’ın sonu da intihar’a gider.
“Adlî Hata” başlığı taşıyan 12. Bölümde, Smerdyakov’un son itirafının ciddiye alınmayıp dışarı atıldığı, kadınların mantık dışı bir romantizmle ifade verdikleri, Katerinanın bulduğu ülkenin en muktedir ceza avukatlarından Fetukoviç’in savunması altındaki Dmitri’nin babasını öldürme niyeti olduğunu ama bunu gerçekleştirmediği yolunda verdiği ifadelerle yargılama evresini Dostovyesky keskin biçimde alaya almaktadır.
Romanın “Epilog” bölümünde Sibiryada yirmi yıl ağır çalışma cezasına mahkûm edilen Dmitri’nin, Alyoşanın muvafati ve Katerinanın aracılığı ile gardiyanlara rüşvet verek kaçırılmasının planlandığı fakat bu planın tatbike konulmadığı; Kolya’nın okul çocuklarına telkin ettiği nihilizmden vazgeçtiği; bu kez Alyoşa’nın parelelinde doğru istikametteki telkinleri ile onları ıslah yoluna soktuğu ve oniki okul çocuğunun hastalık sonucu ölen Ilyuşa’nın ailesi Snergiyovların erdemli ortamına katıldığı anlatılır.
Dostoyevsky’e göre, roman kahramanlarının, insan sevgisi olan fakat işlenecek cinayeti tahmin ettiği hâlde buna engelleme iradesini göstermeyen Alyoşa dahil hepsi suçlu ve günahkârdır.
Bu roman Dünya edebiyat alemi dışında Einstein’dan Freud’a kadar bilim adamlarını bile etkilemiştir. Sinema sektöründe de büyüklüğü ile oranlı ilgi görmüş; 1921’de “Carl Froelich”in “Die Brüder Karamasoff”, 1931’de Fyodor Erich Engels’in “Der Mörder Dimitri-Dimitri’nin Cinayeti” adlı Alman; 1947’de Giacomo Gentilomo’nun “I fratelli Karamazoff” adlı İtalyan, 1959’da Richard Brooks’un “The Brothers Karamazov” adlı ABD, 1969’da Kirill Lavrov, Ivan Pyryev, Mikhail Ulyanov üçlüsünün “Bratya Karamazov” adı ile Sovyet, 2009’da aynı adla Yuriy Moroz’un Rus; 1976’da Edison Braga’nın “O Julgamento-Deneme” adlı Brezilya, 2008’de “Karamazovi” ismiyle Çek-Polonya filmlerine; Türkiyede 2010’da Oğuzhan Tercan’in “Karadağlar”, 2011’de Hatice Memiş’in “Sırat” adları ile TV dizilerine konu oldu.
![]() |
| Türk “Karadağlar” dizisinin oyuncu kadrosu posteri. Ortada, muhteşem performansı ile baş oyuncu Erdal Özyağcılar |
Rus dilinde mesel olmuş bir çok aforizmalar yaratmış Dostoyevsky’nin özeti verilenler ve adı anılan eserleri dışında 1859 tarili “Dyadyuşkin son-Amcanın Rüyası” adında romanı; “Gospodin Prokharçin-Bay Prokharçin” (1846), “Roman v devyati pi mah-Dokuz Mektupda Roman” (1847), “Hozyaşka-Hanım Ağa” (1847), Türkçeye “Başkasının Karısı”, diğer dillere “Kıskanç koca” diye çevrilen“Çujaya jena i muj pod krovat’yu-Yatak Altında Başkasının Karı ve Kocası” (1848), “Slaboe serdze-Yufka Yürekli” (1848), “Malen’kiy geroy-Küçük Kahraman” (1849), Türkçe çevirisi olmayan “Skverniy anekdot-Müstahcen bir Anekdot” (1862), “Krokodil-Timsah” (1865), “Bobok” (1873), ve “Mal’çik u Hrista na elke-Semavî Noel Ağacı” (1876), Türkçeye “Munisler”, “İçli Kız”, “Uysal Kız” adları ile çevrilmiş “Krotkaya” (1876), Türkçeye çevrilmemiş “Mujik Marey-Köylü Marey” (1876) ve “Son smeşnogo çeloveka-Gülünç bir Adamın Rüyası” (1877) küçük öyküleri vardır.