4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (48)

Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy 1848’de 20 yaşında

Rus yazınının diğer devleri Turganyev ve Dostoyevsky’den fazla uzaklaşmadan Koca Tolstoy’un biografi ve eserlerine geçelim. “Savaş ve Barış” ” ile “Anna Karenina” gibi uslûpda da zirveye çıkmış gerçekçi kurguları Dünya klasiklerinin ön sırasında yer almış ve diğer sanat dallarında defalarca sanatseverlerin beğenisine sunulmuş filozof değerindeki roman ve öykü yazarı, denemeci Tolstoy 9.Eylûl. 1828’d, Rusya’nın Tula bölgesinde, “Yasnaya Polyana” malikânesinde doğdu. Napoleon’a karşı verilen 1812 Savaşının gazilerinden St. Vladimir Nişanı almış Yarbay Nikolai Ilyiç Tolstoy ve Kontes Mariya Tolstaya (Volkonskaya) çiftinin dört çocuğundan üçüncüsü idi. Babası Nikolai onaltı yaşında iken bir köle kızdan, “Mişenka” adını verdikleri, bir erkek çocuk sahibi olmuştu; böylece Lev Tolstoy’un bir de fazladan yarı kan ağabeyi vardı. Kont Nikolai Tolstoy Askerî Yetimhane Müdürlüğü olan son ordu görevinden ayrıldıkdan sonra Lev’in annesi Maria Volkonsky ile evlenmişti. Annesinin erkenden yaşamını yitirmesi üzerine babasının uzakdan kuzeni Tatyana Aleksandrovna Yergolskaya (Tatyana Hala) onun ve kardeşlerinin bakımını üstlendi. Aile büyüğü büyükbaba Kont Ilya Andreyeviç Tolstoy çok saygın bir insandı; aşırı cömertliği yüzünden varlıkları erimiş; Lev’in doğumu öncesi Volkonsky’lerin Tula bölgesindeki aile malikânesi “Yasnaya Polyana-Aydınlık Orman Aralığı”na yerleşmişlerdi. Burası anne tarfından büyük dedesi Prens Nikolas Sergeyeviç Volkonsky tarafından 1800’lerin başlarında kurulmuş olup hâlen “Devlet Anıtı ve Ulusal Kültür Mirası” olarak muhafaza edilmektedir.

Lev’in babası Nikolai Tolstoy da çok nazik ve merhametli bir insandı; malikânedeki başa çıkılması son derece zor yüzlerce serfe cismanî ceza vermekden özenle kaçınır; kurtları kapana düşürmekden, tilki avlamakdan hoşlanmazdı. Sadece atla gezintiye çıkar; çocukları ile dolaşırdı. Çocuklar ayrıca, büyülü bir cazibe buldukları babaanneleri Pelageya Nikolayevna Tolstoy ile meyva toplamakdan, görme engelli yaşlı uşak Lev Stepanoviç’den uzun, peri masalları dinlemekden çok keyif alırlardı. Lev en büyük ağabeyi Nikolay’a (Koko) hayrandı. Diğer kardeşlerle (Sergei, Dmitri, Mariya) birlikde piyano çalarak, Rus ve Çingene şarkıları söyleyerek unutulmaz demler geçirdiklerini, Puşkin şiirlerinden pasajlar okuduklarını Lev, aşağıda sözünü edeceğimiz öz yaşam dizisinden “Detstvo-Çocukluk” ve “Ostroçestvo-İlk Gençlik” bölümlerinde anar. 1866’da kırsal yaşam sona erdi ve Lev okula başlamak için Moskova’ya gitti. Ertesi yıl babası aniden vefat etti; Tula’ya gömüldü. Onun için de zor günler başladı. Büyük anne Pelageya da iki yıl sonra vefat edecektir. Halaları Kontes Aleksandra Osten Saken (Aline Hala) Nikola ve Sergey’e bakmak için Moskovada kaldı. Lev ile Dmiti ve Mariya malikâneye dönüp yakın bakıcıları Tatyana Hala’nın vesayetinde kaldılar.

1844’de Kazan Üniversitesinde hukuk, corafya, tarih, ilahiyat ve Latince, Almanca, İngilizce, Fransızca yanında Arapça, Türkçe gibi doğu dilleri öğrenimine başladı. O kendini daha çok Charles Dickens, J.J Rousseau, Laurence Sterne, Friedrich Schiller, Voltaire gibi yabancı ve Gogol, Lermontov gibi Rus yazarları tanımaya vermişti. Ancak, hocaları onu “öğrenmeye karşı hem yeteneksiz hem de istek siz bir öğrenci diye” tanımlıyorlardı. Bu nedenle 1847’deÜniversiteyi yarıda bıraktı ve Yasnaya Polyana’ya döndü. Oradaki köylülerin yaşam düzenlerini kurma çabasına girdi; fakat bir sonuç elde edemedi. Sık sık Moskova ve St. Petersburg’a ziyarete çıkıyordu. Kendini kumara kaptırıp boğazına kadar borçlandı.

Tolstoy 1854’de Savaş sırasında

Kafkas Ordusunda subaylık yapmakda olan ağabeyi Nikolay’ın 1851’de malikâneye yaptığı bir ara ziyaret de onun yaşamının değişmesine vesile oldu. Kafkaslara gidip bir topçu alayında astteğmen oldu. İşte bu sıralarda içindeki yazma coşkusu ile 1852’den itibaren, başka biografi yazarları için de en sağlam kaynak olacak özyaşam öyküsü dizisini yazmaya başladı. 1854’de sürmekde olan Kırım Savaşında Fransız, İngiliz ve OsmanIı ordularına ile çatışmak üzere Eflak’e (Wallachia) gönderildi. Bu savaş hemen sıcağı sıcağına ona “Sıvastopol Karalamaları” adıyla savaş izlenimlerin yazma ilhamını vermiş ve bunları 1855-56 yılları boyunca “Sovremennik-Çağdaş” dergisinde yayınlatmıştır. Orduyu terkettiği 1855’de kardeşi Dmitri’nin tüberküloz olduğunu öğrendi. Yanına gittiğinde vakit çok geçmişti. Aynı hastalık 1860’da diğer kardeşi Nikolay’ın canını alacaktır.

1856’da savaş sona erince St. Petersburg’a gidip, belli bir noktaya kadar yaşamının dönemlerini verdiği bir triloji (üçleme) oluşturan “Detstvo-Çocukluk” , “Ostroçestvo-İlk Gençlik” ve “Yunost-Gençlik” adlarındaki üçlemeyi toplayıp yayınlattı (1856). Burada zengin bir toprak ağasının oğlunun çiftçileri ile arasındaki anlayış ayrılığının ve empati kurulamayacağının uzun süre içinde farkına varılmasını da hikâye eder. Fakat sonraları bu anlayışını, kendi yaşam tarzının da fiilen ispat ettiği üzere düzeltmiştir. İçinde yaşadığı Kırım Savaşı izlenimleri, başyapıtı “Savaş ve Barış”daki savaşın dehşetini çok realist biçimde betimlemesine olanak vermiş ayrıca üzerinde pasifist (barışçıl)bir etki yaratmıştır. Bu deneyim keza, 1863’de yazacağı, bir Rus soylusunun bir Kozak kızına aşık oluşunu anlatan “Kazaki-Kozaklar” ve “Sevastopolskye Rasskazy-Sivastapol Anlatıları”eserlerine de savaş psikolojisi malzemesi verecektir.

Yaşam öykülerinin yayınlanmasını takiben aynı yıl “Metel-Kar Fırtınası”, “Dva Gusara-İki Atlı”, “Utro Pomeşçika-Bir Ağasının Sabahı” öykülerini yazdı. Biri 1857’de diğeri 1860-61 arası olmak üzere iki Avrupa seyahatine çıktı; Orduda kazandığı deneyimlere ek olarak, Rus sosyalizminin babası kabûl edilen, narodniki’nin (halk hareketi) teorisyenliğini yapan Aleksandr Herzen, anarşist toplumcu Mihail Bakunin ve kendinden sonraki genç anarşist Pyotr Kuropotkin ile aynı yoldan geçerek İsviçre, Fransa ve Almanya’daki toplumsal devinimleri ve gerçekleri gözlemledi. 1857’de Paris’de iken kamu önünde cereyan eden bir idam sahnesine tanık olması üzerinde şok etkisi yaratmıştı. Dostu Vasily Botkin’e yazdığı bir mektubunda: “Devletin, yurttaşlarını sadece sömürmek için değil, onları yozlaştırmak için her çeşit komploları işletmek üzere kurulmuş bir düzenek olduğu gerçeğini gördüğünü ve bundan böyle hiç bir şekilde hükûmet emrinde çalışmayacağını ” yazıyordu. Ayrıcalıklı ve sefih bir toplum kesiminin yazarı olma yolundan artık çıkacaktı.

Tolstoyun Yasnaya Polyana’daki evi bugün müze hizmeti görüyor.
 

1860-61 gezisinde ise Hugo’nun yeni bitirip yayınladığı “Sefiller” eserini okudu ve kendisi ile tanışarak hem siyasal hem edebî dönüşümünü ondan aldığı esinle şekillendirdi. Yazacağı “Voyna i Mir-Savaş ve Barış” (1865-68) romanındaki “Borodino Savaşı” ayrıntılarında Hugo’nun anılan başyapıtındaki “Waterloo Savaşı” pasajından etkiler açıktır. Mart. 1861’de karşılaştığı Fransız iktisatçısı ve anarşist Pierre Joseph Proudhon’un fikirleri onun genel felsefesine de biçim v erecektir. Keza “Savaş ve Barış” eserinin adını da Proudhon’un siyasal düşünceleri hakkında yayınlamaya hazırlandığı “La Guerre et la Paix, recherches sur le principe et la constitution du droit des gens-Savaş ve Barış, İnsan Haklarının Anayasasını Hazırlama İlkeleri hakkında Araştırmalar” çalışmasından esinlenerek vermiş ve eğitimin, basının önemini onunla konuşmasından sonra kavrayabildiğini ifade etmiştir.

Bu motivasyonla, Halâskâr (Kurtarıcı) Çar diye anılan II Aleksandr’ın kölelerin özgürlüğü ile ilgili çalışmaları sırasında ülkesine döndü. Proudhon’un telkinlerine ve bu reforma ayak uydurarak Yasnaya Polyana’da serfler için onüç numune okul kurdu, 1862’de yazdığı “Yasnaya Polyana’daki Okul” adlı deneme yazısında bunların açıklamasını yaptı. Fakat büyük ölçüde Çarın gizli polisinin tacizi yüzünden bu eğitim deneyimi kısa ömürlü oldu. Fakat, İskoçyalı yazar ve eğitimci Alexander Sutherland Neill’in 1921’de kurduğu yatılı “Summerhill School” başda olmak üzere benzer uygulamalara doğrudan yol açma gibi bir yararı oldu. Ayrıca o yönetim bölgesinde yargıç ve hakem görevi üstlendi.

Tolstoy's eşi Sofya ve kızı wife Aleksandra

23.Eylûl.1862’de, kendinden 16 yaş küçük Sofya Andreevna Behrs ile başda çok mutlu görünen bir evlilik yaptı. Ruscada “Sofya”nın sevgi ifade eden versiyonu “Sonya” diye hitabedilen eşi bir Saray hekiminin kızı idi. Fakat onüç adet çocukları olunca ciddî ve trajik sorunlar ortaya çıktı. Çocuklardan beşi küçük yaşda yaşamlarını yitirdiler. Anı yazıları da yazmadan duramayan Tolstoy’un serf kızlardan biri ile coşkulu yakınlığı ve ondan bir oğlu olduğunun anılarından eşi tarafından sonradan öğrenilmesi hem çekişmelere hem de sık sık cinsel iştahsızlığa sebep verdi ise başlardaki mutluluk Tolstoy’a baş yapıtlarını yazma şevkini arttırmıştır. İkinci dev eseri “Anna Karenina”nın bu aile düzensizliğinin ürünü olduğunu ileri sürenler vardır. Aile düzeni hakkında biografi yazarları arasında görüş farkı bulunmakta ise de hiç bir şey onun Rus edebiyatının devi olmasının önüne geçememiştir. Yurttaşları Dostoyevsky ve Çekov’dan Gustave Flaubert, James Joyce, Proust, Faulkner gibi yabancılara kadar edebiyat ustalarının hayranlığını kazandı. Virginia Woolf, onu doğrudan doğruya tüm romancıların en üstünü olarak görür. Hem İngilizce Hem Rusca eser yazan Rus asıllı ABD yerleşiği Nabokov “Smert Iv ana Ilyiça-Ilyiç’in Ölümü” ve “Anna Karenina”yı zirveye çıkarırsa da “dilimize ilk kez “ Basibadelmevd” olarak çevrilen “Voskreseniye-Diriliş”i ve “Kreytserova Sonata-Kröyçer Sonat”ı beğenmemiş, çok sert biçimde eleştirmiştir.

Sürecek
 

Yayın Tarihi : 10 Haziran 2012 Pazar 10:49:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?