4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (56)

Helena Petrovna Blavatsky (Hahn)

Helena Petrovna Blavatsky (Hahn)

Bu kez, sistemimizin dışına çıkarak hizmet alanı olarak Rus edebiyatını seçmemiş fakat tutku ile bağlandığı özel ilgisi “teosofi” konusunda bir Dünya vatandaşı gibi evrensel planda çalışmalar yapmış olup, ırk, din, cinsiyet, sosyal katman gözetmeden İnsanlığın evrensel kardeşliği yolundan kutsal âlemle temas kurabilme felsefesi olan Teosofi’yi yayma yolunda çeşitli ulusdan dostları ile insan üstü çalışmalar yapmış, eserlerinin makale olan bir bölümünü Rusca, kalanını İngilizce vermiş, örnek karakteri ile yakınlarını kendine hayran bırakmış olduğu için mutlaka tanıtılması gerektiğini düşündüğümüz Ukraynalı kadın yazar Helena Petrovna Blatavsky’nin yapıtlarını maceralı gezgin yaşamı ile birlikde vereceğiz.

12.Ağustos. 1831’de, Yekaterinoslav’da doğan yazarın babası soyu Baltık Almanı Hahn ailesinden gelen koşulu topçu batarya subayı Pyotr Alekseeviç Hahn; annesi, soyu Rurik Hanedanından Çernigov Prensi Mihail’e giden tanınmış bir yazar olan Helena Andreevna Hahn idi. Baba mesleği yüzünden devamlı yer değiştirdiler; doğumundan bir yıl sonra (şimdi Dneprodzerjinsk bölgesinde olan) Romankovo’ya; 1835’de, kız kardeşi Vera’nın doğduğu Odessa’ya; oradan Tula’ya, Kursk’a gezip durdular. 1836 baharında taşındıkları başkent St. Peteresburg’da 1837 Mayısına kadar kalabildiler. Helena Petrovna, küçük kardeşi, annesi ve dedesi Andrey Mikhailoviç Fadeyev Astrakhan’a yerleştiler. Dede Fadeyev o yöredeki Kalmukların ve Alman kolonistlerin idaresine nezaret ediyordu. 1838’de anne, küçük kızları ile birlikde Poltova’ya taşındı; onların dans ve piyano öğrenmeleri ile meşgûl oldu. Helena’nın müzik ve resim dallarında da yüksek yeteneği vardı. Ancak paraları tükenmeye başlayınca anne ve kızlar tekrar Odessaya döndüler; çocuklara İngilizce öğretecek bir mürebbiye bulundu. Dede, Çar I. Nikolanın onayı ile Saratov’a vali olunca anne ve çocuklar devamlı onun yanında kaldılar. 1840’da Leonid adında bir de erkek kardeşleri oldu. Kendisi gibi Teosofi’ye merak salacak olan teyzesi Nadejna Fadeyevna, Helena hakkında, onun alt sınıfdan insanlarla bir araya gelmekden hoşlandığını anılarına yazmıştır.

Helena on yaşında öğrenmeye başladığı Almancasını süratle ilerletti. 1847’de, dede Transkafkasya Bölgesi Yüksek Yönetim Kuruluna atanınca aileTiflis’e göç etti. H.S. Pisareva, Helena hakkında onun, dedesinin eski dostu Genel Vali prens Golitsin ve eşi ile kurduğu yakınlığı, renkliliği ile çevresinin en üstünü olduğunu kanıtlayan kişiliğini sergileyen biyografik bir deneme yazmıştır.

Helena 1849 Haziranında Erivan vali yardımcısı Nikifor Vladimiroviç Blavatsky ile evlenir. Ama, düğünden hemen sonra kocasından kaçıp aile yakınlarına döner. Devamlı yeni coğrafyalar tanıması, sosyetik hareketliliği onu gezgin kariyerine sevkedecektir. Odessa’ya gider; Poti’den “Commodore” isimli bir İngiliz yelkenlisine binerek önce, Rus Kontes Kiseleva’ya rastladığı İstanbulu ziyaret eder; oradan da Mısır, Yunanistan ve Doğu Avrupa ülkelerine geziye çıkar.

Helena P. Blavatsky’nin yaşamının bundan sonrası, onun özgeçmişini yazanlar için izlenmesi zor bir dönemdir. Zira çok dinamik yaşamı onun anı defteri tutmasına engel olur; yanında da onun başından geçenleri nakledecek pek kimse olmamıştır. Gezi yazılarını tümüyle belleğine dayanarak yazdığından bazen verdiği tarihlerde çelişkiye düşer. N.A. Fadeyeva, akrabaları içinde onun hakkında en fazla bilgiye verebilecek olanın ona zaman zaman para tedariki yapan babası olduğunu yazar.

Albert L. Rawson’ın, “How the Arabian Nights Inspired the American Dream” kitabındaki resmi

Helena’nın, 1850’ler sırasında Mısıra ve Orta Doğuya yaptığı gezi sırasındaki dikkatli gözlemlerinden yararlanarak, Bektaşîlik ve Sufîliğe varıncaya kadar Arap ve Orta Doğu ülkeleri kültürlerini Batıya ve özellikle yatırım alanları arayan girişimcilere tanıtan, Oxford’da Teoloji ve Hukuk doktoraları vermiş olup “Teosofi Tarihi” ile ilgili bir dizi makaleler yazan, Mısırdaki ikameti sırasında çok çeşitli başka ülke ziyaretçileri arasında Ruslarla da temas kuran Albert Leighton Rawson ile de tanışır. Rawson’un mistik Doğu hakkındaki geniş malûmatı Helena’yı çok heyecanlandırır ve bilimle mistik felsefe arasında bağ kurma merakına kapılır. Aklında kaldığı kadar bu tanışma ile ilgili anılarını teyzesi N.A. Fadeyevna’ya nakleiğine göre, ‘teosofi’ sayesinde insan aklının özgürlüğe kavuşacağı fikrini söylediği Rawson da kendisinden etkilenmiştir. Nitekim, ABD.li tarih profesörü Susan Nance’n, “How the Arabian Nights Inspired the American Dream-Arap binbir Gece Masalları Amerikan Rüyasına Nasıl İlham Verdi” isimli yarı biografik kitabında Doğuyu tanıtma hizmetlerini geniş şekilde açıkladığı Rawson’un da, ilgi duyduğu alana çok yakışan mistik bakışlı bu kadın karşısında büyülendiği yolundaki anılarına gönderme yapar.

Helena’nın aklında kaldığı kadar seyahatnamesini sonradan kaleme aldığı Orta Doğu gezisini babası ile birlikte yaptığı Avrupa gezisi izledi. İngiltere’ye geldiğinde, burada yerleşik ünlü Bohemyalı besteci ve piyano virtüözü Mosheles’den aldığı derslerle piyano çalmadaki performansını iyice pekiştirdi ve hemen İngiltere’de ve diğer ülkelerde konserler vermeye başladı.

1851 yılının onun doğum yıl dönümü olan 12.Ağustosunda Londra, Hyde Park’da rüyalarının “Hocası- Mürşid”i ile karşılaştı; İsveç’in Londra büyük elçisinden boşanmış dul Kontes Konstanz Wahtmeister... Onunla görüşmesinin ayrıntılarını her zaman canlı biçimde hatırlamıştır. Kadın ondan üstlendiği misyona katılmasını talep ediyordu. Bu önemli görev için üç yıl Tibet’te kalacaklardı. Helena Birleşik Krallığı terk ettikten sonra Kanada’ya, Meksika’ya ve Güney Amerika’ya gitti. 1852’de Hindistan’a vardı. Helena, orada, geçimi için meçhul bir kişiden aldığı aylık para ile iki yılını geçirdiğini, kendisinden izlemesi gerektiği söylenen yoldan ayrılmadığını; kendisine mektupla direktif veren bu Hindu’yu bir kez bile görmediğini yazmıştır. Nepal yolundan Tibet’e geçmek üzere Hindistan’ı terk edeceği sırada Britanya temsilcisi engel çıkardı. Hindistan’dan Londra’ya dönmek zorunda kaldı.

Kızkardeşi, “General’in Vasiyeti” adındaki tek roman yazarı biyograf Vera Jelihovsky’nin anılarına göre, ün yapmış bir müzik yeteneği olarak Helena Blavatsky bir filarmoni derneğine üye oldu. Burada Kutsal Rehber’i Kontesle tekrar karşılaşıp Rawson’u görmek için New York’a gider. Sonra Teosofi Derneğinden dostu İngiliz yazar Alfred Persy Sinnett’in anlattığına göre oradan Chicago’ya gelip buradan karavanlarla Kayalık Dağlar üzerinden Uzak Batı seyahatine çıkar. Tarih tam kesin değildir; 1855 ya da 56 yılında bir süre San Francisco’da kalır. Oradan gemi ile Pasifik Okyanusundan Uzak Doğuya açılıp Japonya, Singapore yolu ile Calcuttaya varır. Hindistan’daki yaşamını anlattığı 1856 yayını “From the Caves and Jungles of Hindustan-Hindustan’ın Mağaraları ve Cangıllarından” isimli kitabı ile Blavatsky üstün edebî yeteneğini de kanıtlamıştır. Kitap, tanınmış yayıncı M.N. Katkov’un “Moskovskie Vedomosti-Moskova Haberleri” gazetesinde çıkmış makale ve denemelerle de zenginleştirilerek 1880’de “Radda Bay” müstear adı ile yenilenecektir.

Katkov, gezileri nedeni ile geç ünlenen Blavatsky’nin makalelerine “Russki vestnik” gazetesinin eklerinde de yer vermeye başladı. Anılan kitap İngilizceye 1892’de kısmen, 1975’de tümüyle çevrildi. Kitapda: H.Blavatsky’nin, “Takhur Gulab Singh” adı ile andığı Guru’su (Sanskrit dilinde “Mürşit”)ile birlikde, hayvan kanı akıtmayan insanları dolayısiyle hayran olduğu bu ülkedeki gezileri edebî bir roman üslûbu ile anlatır; fakat değindiği olayların ve karakterlerin gerçek olduğunu vurgular.

Helena, 1857’de, defalarca Hindistan’dan, Keşmir yolu ile Tibet’e geçme girişiminde bulundu; fakat gurusundan aldığı talimat üzerine, Şah Veliyullah ve oğullarının İngiliz yönetimine karşı çıkardığı isyandan hemen önce Madras’dan bir Hollanda gemisine binerek Java yolu ile Avrupa’ya döndü. Bir kaç ay Fransa ve Almanya’da vakit geçirdikten sonra Pskov’daki akrabalarının yanına geldi. Onlarla geçirdiği 1858 Noel gecesinde olaganüstü gezi anıları ile etrafındakileri masal dünyasında yaşattı. Mayıs 1859’da ailesi ile birlikte taşındığı Novorjev bölgesindeki Rugodevo köyünde bir yıla yakın ikamet etti. Şiddetli bir hastalık geçirdikten sonra kız kardeşi ile birlide Kafkaslara dedesini ve büyük annesini ziyarete çıktı. Manevî inancı çok güçlü olduğundan yol üzerinde tanıdığı eski Gürcistan Baş piskoposu Isidor’a uğradı. O sırada Kiev metropolit’i olmuş (sonra sıra ile Novgorod, St. Petersburg ve Finlandiya’ya atanacak olan) Isidor onu kutsadı.

Önde solda H. Blavatsky, yanında kardeşi ve biografı Vera Petrovna Jelihovsky, arka sırada yeğeni Vera Valdimirovna Jelihovsky, bir ingiliz dost Ch.Johnston, Balavatsky’nin Teosofi ülküdaşı Olcott (sakallı)

Her zamanki gibi annesini kaygıya düşüren yeni seyahat seferberliği hangi rota üzerinden olmuştur, pek bilinmiyor ama, olasılıkla İran, Suriye, Lübnan, Kudüs ve tekraren Mısır, Yunanistan ve İtalya hattıdır. 1867’de Macaristan ve Balkanlarda bir kaç ay gezdi. Sonra Venedik, Floransa ve Mentana’ya yollandı. İtalyan 3. Bağımsızlık Savaşının Mentana çatışmasını, (N. Fodor’un yazdığı biografiye göre)17.Kasım.1867’de İtalyan ulusal kahramanı Garibaldi’nin cephesinden, hattâ çarpışmaların içinde izleyerek sol kolundan iki kez süvari kılıcı darbesi, sağ omuzundan ve bacağından mermi yarası aldı. Önce öldü sanıldı; sonra yaralı olduğunun farkına varılıp savaş alanından kaçırıldı. Sri Lanka (eski Seylan), Sinhala doğumlu olup, Budist Kateşizm’ini (sorulu yanıtlı öğretme tarzı) tanıtan ve ilerde kendisi ile birlikde (Amerikan “Teosofi Derneği” kurucak olan Amerikalı Albay Henry Steel Olcott’a, Helena bazı Avrupalı kadınlar gibi savaşa gönüllü katıldığını söylemiş. 1868 başında yaraları iyileşince Floransa’ya geçmiş ve italyadan Balkanlara, İstanbul’a, Hindistan ve nihayet varmaya azmettiği Tibet’e gitti.

Tibette Şigatse’de Taşilunpo Manastır kompleksinde “Pançen Lama Sarayı”

Tibet’te üç yıla yakın süre geçirdikten sonra Orta Doğu, Kıbrıs ve Yunanistan seferine çıktı. 1871’de Pire’den Mısıra “Evnomia” adlı gemi ile yeni bir gezi yaptığı sırada gemideki barut deposu infilâk etti ve gemi hasara uğradı; otuz yolcu yaşamını yitirdi. Blavatsky canını kurtardı ise de eşya ve paralarından yoksun kaldı. Kahire’ye vardığında, zihinsel olayların araştırılması amaçlı “Societé Sirite” adında bir spiritüalizm (ruhaniyet) derneği kurdu. Fakat bazı yöneticilerin sebebiyet verdiği malî skandallar yüzünden kısa süre sonra dernek kapatıldı.

1872 Temmuzunda yola çıkıp Suriye, Filistin üzerinden geldiği İstanbul’da dokuz ay kaldı ve ülkesine dönüp Odessa’ya yerleşti. Aile dostlarından demir yolu inşaatçısı Sergey Yuleviç Vitte’nin anılarına göre Helena önce bir mürekkep imalathanesi ve satış yeri ve sonra çiçekçi dükkanı açmıştı. Vitte, sık sık annesini ziyarete gelen Blavatsky’nin zekâ gücüne, sıcak ve müşfik tavırlarına ve yazdığı çok uzun mektuplarının edebî tadına, hiç eşine rastlamadığı iri mavi gözlerine hayranlığını anlatır.

Tükenmeyen dinamizmi ile Blavatsky Nisan 1873’de Bükreş’deki bir arkadaşını ziyaret edip oradan Paris’teki büyük kuzeni Nikolay Hahn’ın yanına gitti. Temmuzda H. Olcott’u ziyaret etmek üzere New York yolculuğu için bir vapur bileti aldı. Olcott ve Helena’nın ilk mürşidi Kontes Vahtmeister anılarında onun Amerika’ya gitmek zorunda olan fakat bilet parası olmayan iki çocuklu yoksul bir kadını görünce birinci mevki biletini dört üçüncü sınıf biletle değiştirip Büyük Okyanus yolculuğunu bu aile ile geçirdiğini kaydederler.

Blavatsky orada buluştuğu Albay Henry Steel Olcott ile birlikde 1875’de, Olcott’un ilk başkanlığını yaptığı “Theosophical Society-Teosofi Derneği”ni kurdular. 3.nisan.1875’de Helena, ABD.de yerleşik Michael Betanelly adında bir Gürcü ile formalite evliliği yapıp Amerikan yurttaşlığına ve asıl yaratıcı faaliyetine geçti ve ilk baş yapıtı “Peçesiz İsis”i *(1) 1877’de yayınlattı. 1879 Şubatında Olcott’la birlikde Bombay’a vardılar. 1882’de Madras yakınlarında Adyar’da Teosofi Derneğinin bir şube karargâhını kurdular. Helena’nın biografi yazarlarına ve kendi teyidine göre Şigatse yakınlarındaki Taşilunpo Manastırı ile temasa geçti ve bu münzevî manastırda bir süre kaldı. VIII. Pançen Lama *(2) Tempay Vangçug’un Tibet Budizmi hakkında verdiği, bilgilerle “Sükût’un Sesi” eserini yazmıştır. IX. Pançen Lama’nın onayı ile bu eser Pekin’deki Çin Budizm Derneği tarafından 1927’de yayınlanacaktır.

Helena’nın Tibette tanıştığı Allahabat gazetesi editörü Alfred Sinnett bu Derneğin etkinliği ile ciddî biçimde ilgilendi; Blavatsky’nin aracılığı ile Mahatmalar’la *(3) iletişime geçti; fakat onların kutsal bigileri içeren mektuplarının tamamını yayınlamaya niyeti yoktu. Genel bir fikir verecek bazı fragmanların neşrini yeterli gördü. Vefatından sonra 1923’de bu mektupların tümü Alfred Barker tarafından yayınlanmıştır.

Hindistan’da Teosofi Derneğinin çok üyesi ve izleyicisi olmuştur. Blavatsky 1879-1888 arasında “Theosophist” adındaki dergiyi yayınladı. Ancak bazı hoşnutsuzluklar nedeni ile Hindistanı 1885’de terkedip bir süre Almanya ve Belçika’da yaşadıkdan sonra Londra’ya yerleşip yayınını sürdürdü ve Teosofi’nin ana temalarını işlediği “The Secret Doctrine-Gizli öğreti” (1888), “The Key to Theosophy- Teosofi için Anahtar” (1889), “The Voice of Silence- Sükût’un Sesi” (1889)eserlerini yazmaya koyuldu. Bunlardan ilkinde bilim, Din ve Felsefenin sentezi yapılmaktadır. İkincisinde, etik (ahlâk), bilim ve felsefe konularının işlenmesi amacı ile kurulmuş Teosofi Derneği “soru-yanıt” formunda tanıtılır. Üçüncüsü mistik (tasavvufî) kurallar ve buyruklar kitabıdır.

Yazarın “Nightmare tales-Kâbus Masalları” başlıklı öykü kitabı da 1892’de yayınlanmıştır.

“Sükût’un Sesi”, “Mürşit’in ayaklarının Dibinde” ve “Doğru Yol Üzerindeki Işık” aynı konuyu işleyen bir triloji (üçleme) olup, vefatından sonra öğrencisi Annie Besant tarafından kitaplaştırıldı.

Grip hastalığından yatağa düştükden sonra 8.Mayıs.1891’de yaşamını yitirdi. Cesedi yakılıp külleri Teosofi hareketinin üç ana merkezindeki (Londra, New York, Adyar)topraklara paylaştırıldı. Onun ölüm yıldönümleri “beyaz lotus günü” *(4) adı ile kutlanır.

Ne yazık ki Türkçeye hiç bir kitabı çevrilmemiş olan, kişiiği ile de örnek olması gereken bu olaganüstü kadın sanatçının, daha ilk yayınlanmasında sansayonel bir etki yapan “Isis Unveiled-Peçesiz Isis” eserinin biraz açılımını yapalım:

Antik ve Çağdaş Bilim ve Teoloji analizinin temel girişini oluşturan bu kitap, felsefî, dinî, bilimsel, mistik, mitoloji gibi bazı olgu, fenomen ve güçlerin allegorik, sembolik biçimde açıklandığı bir bakıma teknik araçlar, okkültizm (büyü) geleneğinin tarihi gibi gerçek ve kuramsal pek çok merak uyandırıcı bilginin çok kapsamlı kaynağıdır. Fenomena (olgular) ve Güçler; Ruhsal Olgularla ilgili Kuramlar; Bazı Doğa Gizemleri; Devrevî (dönüşümlü) Olgular; Mısır Bilgeliği; İç ve Dış Dünyası ile İnsan; Ruhsal ve Özdeksel Tansıklar (mucizeler); Gerçekler ve Yanıltıcı Görüntüler (hayâller) gibi bölüm başlıkları taşır. Bu bakımdan baştan sona değil, bir ansiklopedi gibi okurun gereksinimine göre rastgele bir bölüm de okunabilir. Yazımı sırasında Bayan Blavatsky ile beraber olan Albay Olcott, “Old Diary Leaves-Eski Günlerden Yapraklar” adındaki anı kitabında bu eserin ilham kaynakları hakkında bilgi verir, manevî bir ihtiyacın ürünü olduğunu yazar.


*(1) Isis:
Antik Mısır inancına göre büyük Tanrı Osiris’in, büyücülük yetenekleri olan hem kardeşi hem karısıdır.

*(2) Pançen Lama:
Tibet Budizm’inde Dalai Lama’dan sonra ikinci derecede yüksek Lama (ruhanî lider)

* (3) Mahatma:
Hindistan’da evliya sayılan kimse

*(4) Lotus:
Hindistan’da kutsal sayılan, meyvesinin tatlı bir uyuşukluk ve huzur verdiği varsayılan ve çiçeği simge olarak sanat eserlerinde kullanılan bir bitki; mısır nilüfer çiçeği.
 

Yayın Tarihi : 18 Ağustos 2012 Cumartesi 16:14:47


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?