Anton Pavloviç Çehov
Tüm dünyada kısa öykü yazarları ve dramatistlerin en büyükleri içinde kabûl edilen Çehov asıl mesleği hekimliği edebî faaliyetine parelel olarak hiç kesiksiz sürdürmüştür. Bu yaşamını: “Hekimlik benim meşru eşim, yazı ise metresim oldu,” diye tanımlar.
![]() |
| 19. yüzyıl sonlarında “Taganrog Erkek Çocuklar Jimnazyumu” Damdaki haç şimdi kaldırılmıştır. |
29.Ocak.1860’da, Güney Rusya’da Azov Denizinin bir limanı olan Taganrog’da doğan Anton, ailenin hayatta kalan altı çocuğundan üçüncüsü idi. Azatlı bir kölenin oğlu olan babası Pavel Yegoroviç Çehov bakkal dükkânı işletiyordu. Çok sofu bir Ortodoks Hrıstiyan olan baba Pavel yerel bir koronun şefliğini yapıyordu. Çok aşırı sert aile yönetimi, bazı biyograflar tarafından Anton’un ezik kişiliğinin nedeni olarak gösterilmiştir. Anne Yevgenia’nin çok tatlı masalları ve kumaş tüccarı olan kendi babası ile tüm Rusya’daki gezi anıları çocukları pek eğlendirirdi. Yeteneklerini babalarına, sanatçı ruhlarını analarına borçlu olduğunu söyleyen Anton, ilerde erkek kardeşi Aleksandr’ı, eşi ve çocuklarına gösterdiği despot tavırları yüzünden babasına benzemekle eleştirecektir; bu müstebit yapının çocuklara, sadece hasta ve ürkek ruh kazandırdığını ileri sürecektir.
Önce, Yunanlı çocuklar için açılmış bir ilkokula giden Anton, sonradan “Çehov Jimnazyumu” adını alacak orta öğretim okuluna devama başlamıştır. Bir Yunanca sınavından başarısızlığı yüzünden bir yıl kaybedince kentteki Grek Ortodoks Manastırında ve babasının korosuna girerek şarkılara katılmıştır. 1892’de yazacağı bir mektupda, çocukluk günleri için “ızdırap” sözcüğünü kullanacak: “üç erkek kardeş olarak, kilisenin ortasında “Benim duam kabûl olunup, yüceltilecektir,” ya da “Başmeleğin Sesini Dinleyin” şarkılarını teganni etmeye başladığımızda dinleyenler coşku içersinde ebeveynimize gıpta ederlerdi; oysa bizler kendimizi hükümlü gibi hissederdik,“ duygularını dile getirecektir.
![]() |
| Genç Çekov 1882’de |
Çehovun yeni bir ev inşasına kalkışan babası altından kalkamadığı masraflar yüzünden 1876’da iflasını açıkladı ve hapis cezasından yakasını kurtarmak için, iki büyük oğlu Aleksandr ve Nikolay’ın üniversite öğrenimi gördükleri Moskova’ya kaçtı. Aile Moskovada yoksulluk içinde yaşadı. Çehov’un annesi manen ve maddeten çöküntüye uğramıştı. Anton Çehov, elde kalmış öte beriyi satıp lise öğrenimini tamamlamak için Taganrog’da üç yıl daha kaldı; aile bütçesine katkı vermek için mizah dergilerine öyküler yazmaya başladı. Evlerini, babasına verdiği kefalet parası karşılığı satın alan Selianov adındaki adamın pansiyoneri olarak barınıyordu. Anton bu adamı “Vişneviy Sad-Vişne Bahçesi” adlı oyundaki Lopakin karakteri ile canlandırmıştır. Eğitimini tamamlama yolunda gerekli parayı toparlayabilmek için gazetelere kısa skeçler vermekten başka özel öğretmenlik, kuş avlayıp satma gibi ek işler yapıyordu. Tasarruf edebildiği her rubleyi Moskova’ya ailesine, onları neşelendirmeye çalıştığı mizahî mektupları ile birlikde yollardı. Aynı dönemde Schopenhauer, Cervantes, Turganyev, Gonçarov gibi filozof ve yazarları içire içire okuyordu ve “Babasız” adında tam bir sahne eseri komedi yazdı. Ağabeyi Alaeksandr nedense bu oyunu yakışıksız bulmuştu.
Anton epeyce gönül ilişkisine de girdi; bunlardan biri bir öğretmen eşi ile olandı. 1879’da liseyi bitirip Moskova’daki ailesinin yanına katıldı ve Moskova Üniversitesinin Tıp Fakültesine girmeye hak kazandı. Artık ailesini geçindirme sorumluluğunu da üstlenmişti. Hem ailesinin geçimine katkı hem öğrenim giderlerini karşılamak için, “Antoşa Çekonte” takma adı ile gündelik gazetelere kısa mizahî ve çağdaş Rus yaşamının betimlendiği öyküler yazdı. Artık bir mizah yazarı olarak şöhreti yakalamıştı.
1882’de Oskolsky-Fragmanlar (parçalar) dizisinin yayın hakkı zamanının önde gelen editörlerinden Nikolay Levski tarafından satın alındı. Çekov’un sesi, artık, ailesinin bakımı için için para kazanmaya muhtaç olduğu günlerden daha gür çıkıyordu.
![]() |
| Çehov genç bir hekimken |
1884’de hekimlik ruhsatını eline alıp önce Voskressensk sonra Zvenigorog hastanelerinde çalıştı. İlk öykü kitabı “Haneleon-Bukalemun”u da o yıl yazdı. Hastaneden aldığı ücreti yetersizdi; yoksullara ücretsiz baktığı için, asıl mesleğim dediği doktorlukla ailesini geçindiremezdi. Yazı yaşamını hem zevki hem de ekonomik zorunlulukla sürdürecekti. Haftalık dergilere yazmayı sürdürüyordu. 1885’de”Unter Prişibiev-Prişibiyev Çavuş, 1886’da “Vanka” tipleri ile öyküler yazdı. İki yıl boyunca öksürürken kanlı balgam çıkardı. 1886’da öksürükler çok ciddîleşmeye başladı. Fakat bu durumu ailesine ve Leikin adındaki meslektaşı dışındaki dostlarına açıklamadı. O yılın başlarında Başkentin en popüler gazeteleri nden ve çok zengin bir iş adamı Aleksandr Suvorin’in sahibi olduğu “Novoye Vremya-Yeni Zamanlar”dan sürekli yazı teklifi almıştı. Takdirkârı olan Suvorin yaşamı boyunca onun en yakın dostu oldu. Çehov giderek ailesine daha müreffeh bir yaşamı sağlıyordu. Okurlar kadar edebiyat eleştirmenlerini de hayran bırakmıştı. Zamanın kırk dört yaşındaki ünlü yazarı Dmitry Grigoroviç, onun “Avcı” isimli kısa öyküsünü okuduktan sonra, onu: “Sen yeni kuşağın ön hattındaki gerçek bir yeteneksin,” diye övmüş ve fazla hızlı yazmaması, edebî kaliteye yoğunlaşması tavsiyesinde bulunmuştu. Çehov bu mektuba yanıt vererek, gerçekden okuyucuda nasıl bir ilgi ve etki uyandıracağı üzerinde durmadan mekanik bir hızla yazdığını kabûl edip, bundan böyle yazılarını ciddî denetimden geçireceği vaadinde bulunmuştu. Aslında Grigoroviç, yirmialtı yaşında bir genç için Çehov’u yeterince ciddî ve sanat tutkusu olan yazar olarak görüyor; yolunda istikrarla ilerlemesi için motive ediyordu. Onun bu motivasyonu, Çehov’a 1887’de, yüksek sanat değeri olması yönünden “V Sumerkah-Alacakaranlıkta” adlı öykü kitabı sebebi ile Puşkin ödülü verilmesini sağlamıştır. O zamana kadar Rusyada fazla önem verilmeyen küçük hikâye türü Çehov’un eserleri ile edebiyattaki lâyık olduğu konuma geldi.
O yıl aşırı çalışma ve sağlığının bozulması onu Ukrayna steplerinde biraz tazelenmek için geziye çıkmaya heveslendirmiştir. Büyük yazar olarak yaygın ününü kazandığı “Step-Bozkır” (1888) o gezinin ürünüdür. “Severny Vestnik-Kuzey Habercisi” gazetesinde yayınlanmış ve bazılarını garipsetecek özgünlükte olan bu povest (uzun öykü), bir rahip ve bir tacirle yol arkadaşlığı eden bir gencin yol boyunca gördüklerinin ve etrafındaki kişi tiplerinin kendi ağzından değerlendirilmesidir. “Bozkır”, “Çehov’un şiirsel anlayışının sözlüğü” diye nitelendirilecek ölçüde zengin bir dille nakledilmiştir.
O dönemde “O Vrede Tabaka-Tütünün Zararları” (1886), “Medved-Ayı” (1888), “Teklif-Predlozenie” (1888), “Jeniba-Evlilik” (1889), “Yubilei-Jübile” (1891) isimli tek perdelik komedilerini yazdı. 1887’de Korş adında bir tiyatro yöneticisinden aldığı sipariş üzerine Kasım ayı içinde iki haftada yazdığı ‘Ivanov’ dramı büyük sükse kazandı. Kardeşi Aleksandr’a yazdığı mektupda, komik bir karakterin çizildiği bu ve sıkıcı olarak tanımladığı bu oyunu diğer kardeşi Mihail, Anton’un entellektüel gelişimi ve edebî kariyerinde bir dönüm noktası diye niteler. Bu başarılara karşı bazı tenkidçilerden “siyasal duyarsızlık” eleştirisi alıyordu.
![]() |
| Katorga sistemine tâbi mahkûmlar (Aleksandr Soçazevsky’nin eseri) |
Kendisi gibi verem olan kardeşlerinden Nikolay’ın 1889’daki ölümünün üzerindeki derin etkisini ve girdiği bunalımı diğer kardeşi Mihail anlatır. Anton, bu ölüm üzerine, amaçsız bir ömür geçirdiğini yaşamının sonunda fark eden bir adamın öyküsünü anlattığı “Istoria Toskleviniy-Kasvetli bir Öykü” romanını eylül ayında bitirdi. Vefat eden Nikolay’ın cezaevleri reformu ile ilgili hukuk araştırması yapmasından esinlenerek, Rusya’nın en doğusu ve Japonya’nın kuzeyindeki, kürek mahkûmlarının sürüldüğü Sahalin Adasına 1890’da, tren, at arabası, buharlı ırmak gemisi ile oranın yerlileri ve hükümlüleri ile binlerce söyleşisini sığıdrdığı iki buçuk ay süren bir gezi yaptı; 1893’de bu gezi anılarını”Osrov Sahalin-Sahalin Adası” isimli kitabında toplamıştır. Sahalin’den naklettiği mahkûmların sürgün çiftliklerindeki “Katorga” denilen mecburî hizmet yükümlülüğü ile tatbik olunan ceza sistemindeki gaddarlık, onlara verilecek gıdalarda yapılan suiistimaller, zorla fuhuşa sürüklenen kadınlar hakkında çok etkili betimlemeler yapar. Sürekli ızdırap içindeki bu insanların derdine gönüllü yardımların deva olmayacağını; insanî bir davranışla yapılacak maddî desteklerin devletin görevi olduğunu anlatır. “Cinayet” adındaki uzun öyküsünün son bölümünde de Sahalin izlenimleri yer alır. XX. Yüzyılın 2. yarısının Japon yazarı Haruku Murakami (Ruslarla Japonlar arasında politik çekişme yaratan) Sahalin Adası hakkında Çevov izlenimlerinin kıa bir yorumunu ve analizini yapmıştır.
Sahalin’e uzanan gezi sırasında yol üzerindeki Tomsk Oblastındaki kaba saba insanlardan şikâyet etmesi ise o yöre halkını çok kızdırmış; sonradan Çehov’u aşağılayan komik bir heykelini dikmişlerdir. Yazarımız bu arada Batı Avrupa’ya da ilk yolculukları yapmıştır.
Çehov, 1891’de, Moskova’nın 70 km. kadar güneyinde Melikovo köyünde 1899’a kadar ailesi ile yaşayacağı) malikânesini satın aldı. Melikovo’da şahsen geçirdiği 1891-1897 arası edebî açıdan onun en doğurgan yılları olduğu gibi köylere yol ve okul, itfaiye servisi yapımında da çok etken oldu. “Şçeglov” müestar adı ile mizahî oyunlar yazan arkadaşı Ivan Leontiev’e: “Ağalık çok tatlı iş,” diye şaka yapardı ama bir toprak sahibi olmanın sorumluluğunu ciddîye alıp çiftçilerine moral ve maddî destek vermekden geri kalmadı. 1892’de patlak veren kıtlık ve kolera salgını ona hekimlik sorumluluğunu hatırlatmış; sık sık nükseden kendi rahatsızlığına rağmen açtığı kliniği tıbbî gereçlerle donatarak geniş bir çevredeki çiftçi topluluğuna özveri ile sağlık hizmeti vermiş; öte yandan “Kuzneçik-Ağustos Böceği”, “Parato No.6-6 Numaralı Koğuş” (1892); “Dom s Mezainom-Çardaklı Ev veya bir Ressamın Öyküsü” (1896) ismindeki öyküleri yayınlamakdan geri durmamıştı.
Yazdığı “Çayka-Martı” oyununun, St. Petersburg’da Aleksandrinsky Tiyatrosunda 17.Ekim 1896 gecesi ilk sahnelenmesi, daha çok kıskanç eleştirmenlerin önyargıya dayanan gürültülü yayınlarından etkilenen seyircilerin yuhalamaları ile fiyasko sonucunu verdi. Ama seyircilerin aksine hayran kalan tiyatro müdürü Vladimir Nemiroviç-Dançenko meslekdaşı Konstantin Stanislavsky’i oyunu Moskova Sanat Tiyatrosunda yönetmeye ikna etti. Sahnedeki hareketlere “psikolojik gerçekçilik” adı ile yeni bir sistem getiren ünlü bir tiyatro kuramcısı olup adını daha önce andığımız Konstantin Sergeyeviç Stanislavsky’nin (Alekseyev) uzmanlığı, Çehov’un gölgelenen başarısını yeniden yaşama geçirecektir. Sanat Tiyatrosu Çehov’a yeni oyunları için coşku ile siparişler vermiştir.
![]() |
| Çehov ve Olga 1901’de balayında |
1897 Martında Çehov’un ciğerlerinden kan gelmesi durumun vehametini göstermişti. Doktorların yönlendirmesi ile 1897-98 kışını Nice’de, Rusların konakladıkları bir pansiyonda geçirdi; o sıralarda Fransada alevlenen Dreyfus meselesindeki Zola’nın yürekli savaşımını takdirle izledi. Burada tanıştığı, Stanislavsky Tiyatrosu oyuncularından, bir zamanlar Nemiroviç-Dançenko ile de gönül ilişkisi olmuş Olga Knipper ile sonradan evlenecektir. Babasının 1898’deki ölüm haberini alıp Olga ile birlikde ülkesine dönmüş; 1899’da Yalta’da arazi alıp ağaçlandırmış ve burada yaptırdığı villa, içlerinde Bunin, Şalyapen, Korolenko, Kuprin, Rahmaninov, Stanislavsky, Tolstoy gibi ünlülerin de olduğu aydınların buluştuğu kültür merkezi haline gelmiştir. Çehov bu aydınlardan gelecek vadeden genç Gorki ile çok ilgilendi. 1902’de Rus Akademisi siyasal güdülerle, sosyalist Gorki’yi üyelikden çıkarınca Çehov da üyesi olduğu akademiden derhal istifa etmiştir.
Hastalığı Çehovu tüm hızı ile çalışmasını engellemiyordu. Azıcık maaşı uğruna ezilmeyi, riyakârlığı göze alan bir memuru canlandırdığı “Çelovek v Futiyare-Kılıflı Adam”, “Duçetka” (1898), Yalta’da yerleşik her ikisi de evli olduğu hâlde aile yaşamlarını muhataraya atarak ilişkilerini gizlemeye özen göstermeyen bir kadınla bir erkeğin sevgi bağlarını anlattığı “Dama o Sobaşkoy-Köpekli Kadın”, “Nevesta-Gelin” (1899) eserlerini yazdı. Yaşamının son yıllarını üç baş yapıt oyununu yazmağa özgüledi. “Dyadya Vanya-Vanya Dayı” (1897), “Tri Sestri- Üç kız kardeş” (1900), “Vişneviy Sad-Vişne Bahçesi” (1903).
Zamanının çoğunu Yalta’da geçiren, düğün tantanalarından çok çekinen; çapkın, haşarı bir bekar olarak tanınan, gelip geçici gönül bağlantılarını ve genel evleri tercih eden Çehov, sahne sanatkârı olma mesleğini Moskova’da sürdüren Olga Knipper ile 25.Mayıs.1901’de evlendi. Bu evliliğin gerçekleşmesinde, Olga’nın rejisör Stanislavsky’nin yönetim tarzından rahatsız olması ve Çehov’un kendi piyeslerinde rôl alması tavsiyelerinin de payı vardır.
1904’de eşi Olga ile birlikde, dinlenme ve tedavi için Almanya “Kara Orman”daki içmeler kasabası Badenweiler’ gitti. Ailesini endişeye düşürmemek için kız kardeşi Maşa’ya (Aleksandra)neşeli mektuplar yazıyor; Alman kadınlarının göz estetiğini bozan kıyafetlerinden şikâyet ediyordu.
Çehov’un ölüm sahnesi de edebiyat tarihinin, tekrar tekrar ele alınıp nakledilen, Raymond Carver’ın adlı “Errand-Ulak” öyküsünde olduğu gibi yeniden edebî kurgusu yapılan sayılı dramatik süreçlerden olmuştur. Eşi Olga’nın 1908’deki mektubunda anlattığına göre: Anton birden bire yatağında dikilerek, hemen hiç Almanca bilmemesine rağmen, yüksek sesle ve fasih bir Almanca ile: “Ich sterbe-Ölüyorum!” demiş. Doktorlar onu yatıştırmış; koluna “kamfre-kafurû” enjekte etmişler ve bir kadeh şampanya uzatmışlar. Anton gülümseyerek: “Uzun zamandır şampanya içmemiştim,” demiş; kadehi son damlaya kadar içip tekrar sol tarafına yatarak uzanmış. Eşi onu ancak biraz daha düzgün yatması için toparlamaya vakit bulmuş ve ona seslenmiş; fakat Çehov artık soluk almıyor, bir çocuk gibi huzurlu bir görünümde uyuyormuş.
Gorki, yazarın cesedinin, taze istiridyelerin muhafasına mahsus dondurma teşkilâtı olan bir vagonda taşınmasını ayrıntıları ile ve öfkesini ifade ederek yazar. Novodeviçi Kabristanındaki babasının mezarı yanına gömülen Çehov töreni için evlerinden ayrılan kalabalıkdan binlerce kişi, yanlışlıkla, tesadüfen aynı gün bando-mızıkalı defin töreni olan, Japon savaşında yaşamını kaybeden General Fyodor Keller’in cenaze alayının peşine takılmış. Tam mizah yazarının cenaze törenine yakışan bir ironi...
Sürecek
Önemli NOT: Yorum köşelerimize izlenimlerini ve katkılarını veren değerli okurlarımızın bu notları bazen yaş sebebi ile yaptığım sürekli hastane ziyaretlerim; özellikle bu yaz başından beri yazlığa intikalin yarattığı gaileler; ayrıca bir ara gazetede zuhur eden teknik arıza dolayısıyla düzenli izleyemeyip gözden kaçırabiliyorum. Geçmiş bölümlerin yorumlarına muttali olmam bazen arada yaptığım taramalara kalıyor.
1) Bu bakımdan 25.07.2012 tarihinde “H.Özcan-Bedir çayı” adı ile verilen ve benim de önemli ölçüde haklı gördüğüm eleştiriye gecikerek yanıt verme ve açıklama durumunda kaldım. Elbette yazı uzunluğu özellikle meşgûl okurlarımızı bunaltacak bir etkendir. Ancak, şu ana kadar daha çok öğrenci gençlerimizi ilgilendirir düşüncesi ile epey detaylı yazmayı seçmiştim. Edebî hareketlerin, özellikle çok zengin olduğu XIX. Yüzyıl yazarlarını, onları motive eden toplumsal konjonltürü ve eserlerine damgalarını vuran iç dünyalarını yakından tanıtmak amacı ile bu yola gitmiştim. Biyografisine yeni başladığım Çehov’dan sonra, çok çetin bir hâl alan siyasal hareketleri ve Devrimi de göz önüne alarak bütünsel bir açıklama dışında çok kısa biografi ve bir tek örnek hikâye ( o da genellikle özet olarak) vermeyi; sizin de öneriniz üzere bazı ayrıntılar konusunda dip notlarla okurlarımızın ilgisini belli kaynaklara yönlendirmeyi ben de düşünüyorum. Zaten bu konu benim de aklımı kurcalıyordu.
2) Yorumunu aynı şekilde yeni bir taramada gecikerek fark ettiğim diğer sayın okurum Fuat Yöndemli Beyefendinin, 14.Haziran.2012 tarihli olup hakkımda layık olmadığım iltifatları bezlettiği notlarına minnetlerimi sunuyorum. Kusura bakmasınlar.
Teoman Törün yazıları takipçisi saygıdeğer okurlara bir haber vereyim. İstanbul Şehir Tiyatroları, önümüzdeki sezon ''Vişne Bahçesi'' oyununu oynayacak. Oyunda önemli bir rol üstlenen Erhan Abir'den aldığım bilgiye göre şu anda provaları devam ediyor.
Değerli ve çok deneyimli sahne sanatçısı Erhan Abir'in yer aldığı, "Vişne Bahçesi" gibi büyük bir klasik oyunu kaçırmamalarını ben de okurlarıma hareretle öneririm.