Bu bölümde “Gümüş Dönem”e yol açmış olup ‘Altın Dönem’in gözümüzden kaçmış fakat Rus basın ve yazın hayatında önemli rôl oynamış, bir kısmı da ‘Devrim Dönemi’ kurbanlarından kısa ömürlü ikinci sınıf yazarlarını bir arada göreceğiz.
Aleksandr Vasilyeviç Drujinin
![]() |
| Aleksandr Drujinin |
1824-1864 yılları arasında yaşamış yazar, çevirmen ve dergi editörüdür. St. Petersburg’un bir bölgesi Golov’da varlıklı bir ailedendir. Askerî öğrenim görüp 1843’de Rus İmparatorluk Muhafaza alayına katılmıştır. Üç yıl sonra sivil bir hizmet alıp kendini edebiyata vermiştir. 1847’de en popüler, mektup tarzındaki (épistolaire) povesti “Polinka Saks”ı yayınladı. Bunu 1848’de “Aleksey Dmitriç’in Öyküsü” izledi. Ona hayran olan ünlü eleştirmen Vissarion Belinsky’nin o yıl ölümü üzerine Pavel Annenkov ile birlikde Rusya’nın zievedeki eleştirmeni olmuştur. 1848-55 arası, prestijli dergi Sovremennik’in edebiyat editörlüğünü yaptı. İngiliz edebiyatının bir çok eserini Ruscaya çevirdi; çok sayıda povestler, kısa öyküler ve ressam Pavel Fedotov’un biyografisini yazdı. Sovremennik’den sonra “Okuma Kitabevi” gazetesinin yayıncılığını aldı. Pavel Annenkov ve Vasily Borkin’le birlikde Rusya’da “estetik akım”ın öncülüğünü yapmıştır. Yoksul yazarlar için kurulmuş olup Dostoyevsky’nin sekreterliğini yaptığı “Edebiyat Fon’u”nun en gayretli destekçisi olmuştur. Lev Tolstoy, Ostrovsky ve Turganyev ile yakın dost idiler. Tüberkülozdan vefat ett,
Nikolay Aleksandroviç Dobrolyubov
![]() |
| Nikolay Dobrolyubov |
Çok kısa ömürlü olmuş edebî eleştirmen, gazeteci, şair ve çevirmen olan Dobrolyubov Şubat.1836’da Nijni Novgorod’da doğmuş, Kasım sonu 1861’de dönemin afeti akud tüberkülozdan St. Petersburg’da vefat etmiştir. Babası papaz olduğundan bir din okulunda 1848-1853 yılları arasında öğrenim gördü. Hocaları ona bir dâhi gözü ile bakarlardı. Zamanının çoğunu babasının kitaplığında bilim ve sanat kitapları okumakla geçirirdi. Onüç yaşında şiir yazıyor, Latin ozan Horatius’un şiirlerini çeviriyordu. 1853’de St. Petersburg’da Üniversiteye girdi. 1854’de anne ve babasını kaybedince kardeşlerinin sorumluluğunu aldı. Onları geçindirmek için özel öğretmenlik ve çevirmenlik yaparken okumayı da bırakmamıştı. Bu ağır yaşam koşulları onu 25 yaşında hayattan ayıracaktır. Üniversite yıllarında gizli bir demokrasi hücresi örgütledi; el yazması gazete çıkardı; öğrencileri Üniversite yönetimine karşı mücadeleye teşvik etti. İstibdada karşı yazdığı “N.I. Grech’in 50. Doğum yıldönümü” (Rusyada Sansürün kuruluşundan söz ediyor) ve “I. Nikolay’ın Ölümü üzerine Ağıt” şiirlerinin kopyaları Üniversite dışında dağıtıldı. Dobrolyubov 1856’da Çernişevsky ve Nekrasov ile tanıştı; Nekrasov’un yönettiği Sovermennik’de şiirleri yayınlandı. 1857’de Üniversiteden mezuniyetinden sonra bu gazetenin yazı kuruluna girdi. Dört yıl boyunca önemli eleştirel denemeler yazdı. En iyi tanınan denemesi, Ivan Gonçarov’un üzerinde durmuş olduğumuz “Oblomov” romanına dayalı, “miskinlik” kavramının eş anlamlısı olmuş “Oblomovşçina-Oblomovizm Nedir?” eseridir. 1860 Mayısında arkadaşlarının ısrarı ile hava değişimi için Almanya, İsviçre, Fransa ve Garibaldi’nin ulusal birleşme hareketine başladığı İtalya’da geziler yaptı. İtalyadaki olaylar ona pek çok makale yazma materyeli verdi. Rusyaya dönüşünden dört ay sonra vefat etmiş; St. Petersbug’da Volkova Kabristanında Belinsky’nin yanına defnedilmiştir.
Şiirlerinden bir örnek olarak “ÖLÜMÜN JESTİ”ni verelim:
Ölsem ne çıkar? Azıcık bir üzüntü!/Ancak yüreğimi burkan bir korku var--
Ola ki Ölüm de benimle dalga geçiyor/ Ki bu gaddarca hakaret içeren bir jesttir.
Benim soğumuş cesedim üzerine/ Birisinin budalaca bir gayretkeşlikle dökeceği
Tabutumun üzerindeki çiçeklere karıştıracağı/ Sıcak gözyaşlarından korkuyorum.
Dostlarımın cenaze arabamım ardından/içten derin bir kederle
Büyük bir kalabalık halinde toplaşamasından
Ve ben toprağın altında yatarken/ İnsanların yüreklerinin
lâyık olmadığım bir sevgi ile dolmasından;
Benim büyük bir iştahla/ ve umutsuzca hayatta arzu ettiğim şey ise
Mezarıma girdiğimde/ bana neşe içinde gülmeleridir.
Vsevolod Mihailoviç Garşin
![]() |
| Garşin 1870’lerin sonlarında |
1855 (Vorone)- 1888 (Petersburg) yılları arasında yaşadı. Yedi yaşında iken babasının intiharına tanık olmanın ve genç yaşında gönüllü katılıp Bulgaristanda yaralandığı 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşındaki trajik olayların verdiği ruhsal rahatsızlıkla olacak povestlerinde ve kısa öykülerinde hep marazî hâlleri betimlemiştir. 1877-78 savaşında çatışma alanında öldürdüğü Türk askeri ile yüz yüze yaralı olarak yatan terk edilmiş bir asker hakkında yazdığı “Çetire Dnya-Dört Gün”ün de dahil olduğu ilk öykü dizisi hep bu savaştaki gerçek anılarına dayanır. “Yrasnıy Tsve-tok”da kötülük saplantısı içinde bir delinin hikâyesini anlatır. Kendisi de bir sinir bunalımı sonucu, apartmanının beşinci katından atlayarak intihar etmiştir. William Andreevich Carrick adında bir biyografi yazarının onun marazî kişiliğini anlatan bir kitabı bulunmaktadır.
Aleksandr Mihailoviç Skabiçevsky
![]() |
| Aleksandr Skabiçevsky |
Eylül.1838 ile Ocak 1911 yılları arasında yaşamış St. Petersburg’lu roman ve oyun yazarı, edebî eleştirmen, tarihçi ve “Narodnik-Halkçı” akıma katılmış Skabiçevsky en çok XIX. Yüzyıl Rus yazarlarının biyografileri serisi ile tanınmıştır.
Babası eski aristokrat bir Polonyalı ailenin soyundan küçük bir kamu görevlisi idi. Üniversiteden mezun olduktan sonra başkentin valisi Prens Suvarov’un yanında çalışmaya başladı. 1864’de Yaroslavl’da menkûl kıymetler borsası bülteni çıkardı; sonra kendi okuduğu Larin Lisesinde ve başka okullarda hocalık yaptı. Yazın yaşamına, “Rassvet-Tanyeri” adındaki kadın gazetesinde “Avcının Notları” makalesi ile atılmıştır. 1862’de “Oteçestvennye zapisky-Yurttan Olaylar” gazetesinde “Kruglitske” dramasını yayınladı. 1866’da Nekrasov onu Sovremennik’e çağırdı; Çar II. Aleksandr’a yapılan suikast teşebbüsü ile ilgisinden kuşkulanılan gazete kapatılınca buradaki yazarlığı kısa sürdü.
Oteçestvennye zaipsky’e dönerek Nikolay Mihailovsky ile birlikte oluşturdukları Narodnik ideolojinin en hızlı savunucularından oldu. Fakat bu doktrini daha çok bilimsel yaklaşımla ve edebî kritik olarak işliyordu. En önemli sosyoloji çalışması 1970-72 arasında, daha çok dilbilim bakımından kaleme aldığı “Cemiyetimizin İlerici İdealleri üzerine Notlar”dır. Florenty Pavlenkov’un açtığı “Seçkin İnsanların Yaşamları”nin yazılması kampanyası çerçevesinde Puşkin, Lermontov, Griboyedov, Dobrulyubov ve Aleksey Pisemsky’nin biografilerini yazdı. Bir başka önemli eseri 1890’da yayınlanan “Çağdaş Rus Edebiyatı Tarihi”dir; bu eser 1848-1890 yılları arasındaki edebiyat hareketlerini kapsar. Ömrü boyunca yeni baskılarla, Rusyada ilk defa akademik planda ele alınan bu konuyu altı kez güncelleştirmiştir. Ama bu çalışmadaki bazı ideolojik görüşleri tartışma konusu olmuştur.
1700-1763 arası yer alan Rus sansürü üzerine çalışması uzmanlarca beğenildi. “Hasta Edebiyatın Hasta Kahramanları” makalesinde, Puşkin’in “Onegin”, Griboyedov’un “Çatsky”, Lermontov’un “Peçorin” gibi bunalımlı karakterlerini Sologub’u, Kuprin’in, Çekov’un hiç değersiz karakterlerine kıyas ederek onların üstünlüğünü yakalar.
Edebiyat Onun ve dostları Narodnikler için moral bir güç sığınağıdır. Ancak, kökden realizm’i yadsır. Ona göre sanat gerçekliğin dış görünümü değil, bizlere öznel bir duyumla yansımasıdır. Edebiyatta belli tipler anlayışına da karşıdır; bunların bizi hayatın gerçek renk ve çeşitlerini gölgeleyecek soyut genellemelere sürükleyeceğini düşünür. Tyutçev, Lev Tolstoyun olduğu gibi ve Çehov’un da bazı erken eserlerinde aşırı basite indirgemeler görmüş; Turganyev’in realizmden çok simgeciiğe yaklaşmasını olumlamıştır.
Vladimir Ivanoviç Nemiroviç-Dançenko
![]() |
| Nemiroviç-Dançenko |
Daha önce piyes yazmış sanatçıların biyografilerinde adı sıkça geçmiş olan ve Gorky ile anlaşamadığına değindiğimiz Dançenko, meslektaşı Konstantin Stanislavsky ile birlikde 1898’de Moskova Sanat Tiyatrosunu kurmuş, temel olarak tiyatro yönetmeni, oyun yazarı ve yapımcısı ve pedagogdur. Aralık 1858’de, Ukraynalı baba, Ermeni annenin oğlu olarak Gürcistan’ın Ozurgeti kasabasında doğmuş, Nisan.1943’de Moskova’da ölmüştür. Tiflis’deki liseden mezun olduktan sonra Moskova Devlet Üniversitesine girmiş; tiyatro uğruna 1879’da öğrenimi terk etmiş, tiyatro eleştirmenliğine başlamıştır. 1881’de ilk yazdığı oyun “Köpek gülü” Maly Tiyatrosunda bir yıl boyunca sahnelendi. Ünlü aktör Ivan Moskvin’e, Çehov’un eşi Olga Knipper’e, gene ünlü yönetmen ve oyuncu Vsevolod Emilyeviç Meyerhold’a hocalık etti. 1919’da Moskova Sanat Tiyatrosunun (1926’da Nemiroviç-Dançenko Müzikal Tiyatrosu” adını alacak) Müzikal Tiyatro Şubesinin kurdu. Yaşamının son yılında ise “Moskova Sanat Tiyatro Okulu’nu açtı.
Zamanının en iyi tiyatrosu kabûl edilen ve Stanislavsky’nin yeni aktörlük sisteminin ilk uygulandığı Moskova Sanat Tiyatrosunda Dostoyevsky ve Tolstoy’un oyunlaştırılan romanları, Çehov ve Gorky’nin oyunları tekrar tekrar hayat buldu ve giderek daha güzelleştiler. Bu bakımdan “Sanat Tiyatrosunun ruhu Stenislavsky ise kâlbi, kendi kurumunun Dünya Tiyatrosu olduğunu düşünerek tek aktörlük sistemi üzerinde durmayan Nemiroviç’tir” denir. Nemiroviç-Dançenko 1936’da “SSCB’nin Halk Sanatçısı” unvanını alan ilk gruptan olmuştur. 1942 ve 1943’de “SSCB Devlet Ödülü”nü, “Lenin Nişanı”nı ve “İşçilerin Kızıl Sancak Nişanı”nı aldı. Kurduğu tiyatroda hâlâ torunları faaliyet göstermektedirler.
Vladimir Galaktionoviç KoroIenko
![]() |
| Vladimir Korolenko |
Maksim Gorky’nin Rusya Bilimler Akademisinden Çar emriyle kovulduğunda Çehov ile birlikte bu Akademiden istifa ettiğine değindiğimiz Rus yazarları içinde çok saygın bir yeri olan gazeteci, Sibirya sürgünü deneyiminde tanıdığı sert doğanın betimlemelerini yansıttığı küçük öykü yazarı, insan hakları eylemcisi Korolenko Ukraynalı-Rus karışığı olup Temmuz 1853’de (Halen Ukrayna sınırları içindeki) Volhinian İli Zitomir kentinde doğdu. Çar rejimine karşı ne denli sert eleştiriler yaptı ise son yıllarında aynı sertliği Bolşeviklerden esirgememiştir. Önce 1871’de St. Petersburg Teknoloji Enstitüsüne, sonra 1874’de Moskova Tarım ve Ormancılık Kolejine girmiş; Narodnik akımın devrimci eylemlerine katıldığından iki öğrenim kurumundan da kovulmuştur. 1876’da kısa bir süre Kronstadt sürgünü yaşadı. İlk öyküleri 1879’da yayınlandı. Devrimci eylemleri yüzünden gönderildiği Vyatka sürgünü yüzünden yazı yaşamı kesintiye uğradı. Çar III. Aleksandr’a sadakat yemini etmeyi reddettiği için sürgünü daha uzağa, Yakutistan’a yöneltildi. Sürgün dönüşü yayınladığı öyküler daha çoğaldı. 1885 yılında “Makar’ın rüyası” onun yazar ününü pekiştirdi. Nijni Novgorod’a yerleşti. 1886’da; kısa zamanda yabancı dillere çevrilen “Slepoi Muzikant-Kör Müzisyen” romanını yazdı. 1893’de Şikago sergisini ziyaret ettikten sonra ABD’ye hicret eden bir Ukraynalı çiftçinin başına gelenlerle ilgili “Bez Yazika-Dilsiz” öyküsünü yazdı. Son öyküsü 1900’de yayınlanan “Mgnovenie-Bir Göz Kırpması”dır.
1895’de “Russkoe Bogatsvo-Rusya’nın Serveti” dergisinin editörü olup Çar yönetiminin adaletsizlikleri ile mücadeleye soyundu. Çehov’un “Üç Kızkardeşler”inin de dahil olduğu edebî eserleri tefrika etti. 1917 Devrimine sevinçle karşılayan Korolenko, bir insan hakları savunucusu olduğu için Bolşevik yönetimin istibdat yöntemine başvurmasına da aynı ölçüde öfkesini dile getirmiştir. “Çağımın Tarihi” adı ile bir özgeçmiş üzerinde çalıştı. “Açlık Yılı, 1891-1892” isimli denemesinde alt tabaka üzerine reva görülen adaletsizlik ve takipleri; “Multanskoe Davaları, 1895-96”da ulusculuğu incelemiştir. 1911-1913 yıllarında Yahudilere karşı, çocukları öldürüp kanlarını dinî töerenlerinde kullandıkları iddiası ile açılan saçma davaları, yazdığı “Yahudilere atılan kan iftirasına karşı Rus Halkına Çağrı”sında eleştirdi.
Rusya’da da hâlâ saygı ile anılan Korolenko Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Poltova kentinde 25.aralık.1921’de vefat etti.
En güzel öyküsü “Makar’ın Rüyası”nı kısaca özeleyelim: Sarhoş bir çiftçi uykuya dalar; rüyasında pek çok günahından yargılanmak üzere orman tanrısı Taion’un huzuruna çıkarılır. Günahları koca bir terazinin tahta kefesine, sevapları altın kefesine yığılır. Altın kefe diğerinin ağırlığı ile gökyüzüne yükselince umutsuzluğa kapılıp isyan eder; yargıcın bir oyun yaptığını iddia ederek tepki gösterir. Taion, günahları çok ağır olan bu fâniyi azarlar: “Dünyada hâlâ yaşayan iyi insanlar var. Gözleri gözleri parlak, yüzleri ışıldayan; giysileri lekesiz... Kâlpleri verimli toprak gibi yumuşak; iyi tohum almışlar; güzel ürün verecekler. Sen kendine bak!” Bütün gözler, görüntüsünden utanan Makar’a çevrilir. Gözlerinin parlak olmadığının, yüzünün nuhuset göründüğünün, saç ve sakalının karmakarışık, giysilerinin palaspare olduğunun farkındadır. Ölmeden önce, son yargı gününe temiz çıkmak için bir çift temiz potin almayı düşünmüştür ama ne var ki parasını içkiye harcamaktan Taion’un huzuruna Sibiryalı tatarlar gibi bu partal botlarla çıkmak zorunda kalmıştır. Taion: “Suratın ne kadar karanlık; Bakılmayacak kadar mide bulandırıcı...” diye devam eder. Makar’ın kâlbi çok incinir; fakat aniden mahcubiyetle indirdiği başını yeniden diker ve konuşmaya başlar. Taion’un söz ettiği iyi adamlar aslında kimledir? Şayet, yeryüzünde cici saraylarda oturanları kasdediyorsa Makar onları iyi tanır. Gözleri parlaktır; zira, kendisi gibi göz yaşı dökmemişlerdir. Yüzleri ışıltılıdır; zira parfümle yıkanmışlardır. Giydikleri şatafatlı ve temiz giysileri başkalarının emeği ile dikilmiştir. Kendisi ise bu güzellikleri ancak düşünde gördüğü için uyumak, sarhoş olmak ihtiyacındadır. Bu da kendi suçu değildir. Makar, konuşmasının ihtiyar Taion’un yüzündeki etkiye dikkat etseydi ve ağzından çıkan her kelimenin terazinin altın kefesine bir kuşun ağırlığı ile düştüğünün farkına varabilseydi isyankâr kâlbi teskin olabilecekti. Ama artık o hiç bir şey görmüyordu; çünkü kâlbi kör bir umutsuzlukla dolu idi. Dayanılamayacak güçlüklerle geçirdiği yaşamını düşünüyordu. Ama o dayanabilmişti; çünkü karanlığın içinden umut yıldızı parlıyordu. Şimdi ise o yıldız da sönmüş; umut ölmüş; ruhuna karanlık çökmüştü. Öfkesinden başka bir şey hatırlamadığı için nerede, kimin önünde olduğunu unutmuştu. Fakat Taion ona: “Dur zavallı adam!” dedi: “Artık yeryüzünde değilsin. Burada adalet vardır.”
Makar titredi. Ona acıdıklarının farkına vardı. Kâlbi yumuşadı; perişan yaşamını düşünerek gözyaşlarına boğuldu. İhtiyar Taion da ağladı. Ve terazi de titredi; tahta kefe şahlanarak göğe yükseldi.