4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (73)

Ivan Alekseyeviç Bunin

Ivan Aleksiyeviç Bunin

Roman, kısa öykü ve şiir her tür yazısında, eleştirmenlere “desenli dokuma yapıyor” dedirtecek ölçüde sanat kaygısını hep önde tutan ve Nobel Edebiyat ödülünü ilk alan Rus yazarı Ivan Bunin 1870’de, Orta Rusya’da, Voronej ilinde doğdu. Otobiyografisinde yazdığı üzere çok eskiye giden Polonyalı bir köke dayanan kırsal aristokratlardan babası Aleksey Nikolaeviç Bunin’in cedleri arasında Anna Bunina ve Vasily Jukovsky gibi, çok övündüğü ünlü şairler vardır. Jukovvsky’nin bölümünde, bu edibin Athanas Bunin’in Saliha adında bir Türk kadından doğma gayrı meşru çocuğu olduğuna değinmiştik. Kimi kaynaklarca “Selma” olarak zikredilen kadının adı “Yelizateva Turkaninova” diye Ruslaştırılmıştır.

Bunin’in küçük çocukluğu Lipetskaya Oblastında çeşitli ilçelerde aydın bir aile çevresi içinde geçti. Anılarına göre babası bedenen ve fikren güçlü, güzel konuşan, cömert bir adam idi ama çok asabî ve kumar tutkunu, bazen çok mantıksız olabilen bir yapıda idi. Önceleri ağzına bir yudum şarap almazken Kırım Savaşına katılıp döndükten sonra kendini içkiye kaptırmıştı. Annesi Lyudmilla Aleksandrovna ise daha ince, yumuşak ve uygar bir doğaya sahipti; Ivan’a ve farklı özelliklerdeki iki ağabeyine ve kendisinden küçük iki kız kardeşe Rus folklorunu öğretmeye çalışıyordu. Ivan’ın ilk özel hocası, onun çok tuhaf bulduğu ve ilginç öyküler anlatan Romaşkov adında Üniversiteyi terk etmiş bir gençti. Daha sonra üniversite öğrenimi almış ağabeyi Yuly Bunin, özellikle felsefe ve psikoloji öğrettiği küçük kardeşinin eğitimi ile meşgûl oldu; Ivan’ı Rus klasiklerini okumaya ve yazı yazmaya teşvik etti; ama o da Narodnik akıma kapıldığı için evden kovuldu. 1870’lerin sonunda Buninlerin hepsine, babalarının kumar düşkünlüğü bulaşmış; varlıklarının çoğunu bu yolda kaybetmişlerdi. Ivan 1881’de Yelets’de devlet okuluna verildi. Fakat gerek ailesinin malî güçlük içinde olmasından gerekse bu durumdan kaynaklanan psikolojik sorunundan 1886 Martında okuldan çıkarıldı.

Nikolay Konstantinoviç Mikhaylovsky
 

Bunin’in ilk şiiri “Köyün Fukaraları” St. Petersburg’un edebî dergisi “Rodina-Anavatan”da 1887 Mayısında yayınlandı. Ağabeyinin peşinden Harkov’a gidip önce kamuda bir memurluk aldı; sonra yerel bir gazetenin editör yardımcılığı, kütüphanecilik gibi işlerde çalıştı. 1889 Ocağında Oryol’a taşındı. Yerel “Orlovsky Vestnik” gazetesinin önce yayın direktörlüğü yardımcılığını sonra fiilen editörlüğünü aldı. Bu da ona gazetenin edebiyat bölümünde küçük öykülerini, şiir ve denemelerini yayınlama olanağını verdi. Fakat ilk kısa öyküsü “Ülke Betimlemeleri” ise “Narodnik Akım”ın kuramcılarından sosyolog ve yayıncı Nikolay K. Mihaylovsky’nin çıkardığı “Ruskoe Bogatsvo-Rusyanın Serveti” gazetesinde 1889 baharında yer almıştır. Bunin’in 1887-1891 arası yazdığı şiirlerin toplu kitabı Oryol’da basıldı. Orada karşılaştığı Varvara Pasşenko’ya aşık oldu; 1892’de Poltova’nın yolunu tutan çift ağabey Yuly Bunin’in evine taşındı. Yuly kardeşine oranın yerel meclisinde iş de buldu.

1894’ün ilk yarısını hayran olduğu Ukrayna’yı gezerek geçirdi. Bu gezide karşılaştığı Tolstoy’un klasik gerçekçiliğine her zaman sadık kalmış; avan-gard akımlardan etkilenmemiştir. O yıl Tolstoy’un eserlerini telif hakları mevzuatına aykırı şekilde yayınladığı için üç ay hapse mahkûm oldu. Çıkan bir af yasası onu bu cezadan kurtardı. 1895’de ilk kez ziyaret ettiği Başkentte Narodniklerle, Mikhaylovsky, Sergey Krivenko, Çehov’la tanışıp yakın arkadaşlık kurdu. 1895-96 yıllarını Moskova ve St. Petersburg arasında gidip gelerek geçirdi. 1897’de küçük öykülerinin ilk toplu kitabı “Dünyanın Ucu ve Diğer Öyküler”i, ertesi yıl ikinci kitabı “Açık Havada”yı çıkarttı. Odesa’da ve Moskova’da sanatçı ve edebiyatçı gruplarla ilişkisini genişletti. 1899 ise Maksim Gorky ile çok yakın dost oldu; fakat hiç bir zaman siyasal ve toplumsal konularda anlaşamamışlar. 1901’de yazdığı ve eleştirmenlerce Puşkin tarzı ve değerinde bulunan “Düşen Yapraklar” şiir demetini ona ithaf etmiştir. Bundan başka “Şiirler ve Öyküler”i (1900) yayınladı. 1900’ün Eylül’ünde yayınlanan “Jin-Hayat” meslektaşlarının ve eleştirmenlerin çok beğenisini kazandı. Genelde şiirleri inceliği, iç dünyayı yansıması ile simgecilere yakınsa da, berraklığı ve teknik olgunluğu ile onlardan ayrılır; bu yönü ile “Parnasçılar” grubuna girer.

Moskovadaki “Sreda-Çarşamba” adı verilen edebî grup üyeleri: ayaktakiler soldan ozan-müzisyen Skialets, opera sanatçısı Şalyapen, Çirikov; oturanlar Gorky, Andreyev, Bunin ve Teleşov

Aynı yıl ilk gerçek başyapıtı sayılan “Antonov’un Elmaları” adındaki küçük romanı yayınlandı. Fakat bu eser, geçmiş Rus soylularını idealize etmesi bakımından fazla nostaljik ve seçkinci olma eleştirilerine maruz kalmıştır. Bu döneme ait diğer povestleri “Çiftlikde”, “Yuvadan Habeler”, “Dünyanın Ucuna”da keskin gözlemleri; olağanüstü bir dil ustalığı, doğa betimlemelerindeki incelik, ayrıntılı açıklamaları ve ruhsal analizler, kurgudaki yetkinlikle ona genç yaşta popülarite ve itibar sağlamış; yazılarına “Znanie”, “Obsçestvenneya” gibi en prestijli dergi ve gazetelerde yer verilmiştir. ABD’nin en büyük ozanlarından Henry Wadsworth Longfellow’un destansı “Hiawatha’nın Şarksı” şiiri çevirisi ile 1903’de Rus Akademisinden “Puşkin Ödülü”nü kazandı. Bu dönemde de yurt gezilerini yoğun bir biçimde sürdürdü. Çehov’un da aile dostu oldu ve onun ölümüne kadar ilişkisini kesmedi. 1905 kargaşasında Yalta’da idi. O sırada Odesa’ya geçti. Bu ihtilâli biraz hafife alıyordu. Anarşi ve tahribatın sokaktaki insana hayır getirmeyeceği için halkın bu taşkınlıklara kapılmayacağını düşünüyordu. 1906 yılında Vera Muromtseva’ya delicesine tutuldu. Kızın ailesi yazarın mesleğini küçümsedilerse de çift ailenin iradesini umursamayarak 1907 Nisanında birlikte Mısır ve Filistin gezisine çıktılar. Bu gezi yazara “Kuş’un Gölgesi” şiir demetini yazma ilhamı verdi. Ekim 1909’da 1903-1906 arası yazdığı şiirleri ile Lord Byron’un “Kabil” ve Longfellow’un “Altın Efsane” adlı şiir çevirileri için ikinci Puşkin Ödülünü aldı ve Rus Akademi üyeliğine seçildi.

Bunin ve eşi Vera Muromtseva

Rus kırsal yaşamını, köylülerin budalalıkları, kabalıkları ve şiddet eğilimleri, kısaca tüm dramatik yönleri ile ele aldığı “Derevnja-Köy” povesti (1910) eleştiri uzlaşmazlıklarına neden olmuş; fakat ününü arttırmıştı. Aralık.1910’da Muromtseva ile dört aylık Orta Doğu ve Seylan gezisine çıktılar. Bu gezi ona “Bratya-Biraderler” ve “Çarlar Kentinin Çarı” öykülerine esin verdi. Nisan.1911’de Odesa’ya dönüşlerinde gezi anısı olarak “Bir çok Sular”ı yazmış; 1926’da yayınlanan bu eser çok övülmüştür. 1912’de yazdığı “Kuru Vadi” Rus kırsal toplumunun hazin ve dehşet verici durumunu anlattığı ikinci başyapıtıdır. Ama, gene kırsal toplumu değerlendirme tarzındaki olumsuzluğu eleştirmenlerin akıllarını karıştırmıştır. Bu eserinden sonra aktüalitenin iç karartıcılığından uzaklaştı; tekrar gençlik anılarına dönüp, daha çok özyaşamı ile ilgili “roman a cléf” tarzı yazılar ya da doğrudan anılarını yazdı. Sonraları “Tümüyle köylüleşmemek” gerektiğinin Tolstoy’un bir nasihati olduğunu nakledecektir.

Muromtseva ile gittikleri Kapri’de 1912-14 arası üç kışı Gorky ile birlikte geçirdiler.Orada, başka Rus ünlüleri arasında dostları büyük bas opera sanatçısı Fyodor Şalyapen ve ayrıca tanıtımını yapacağımız Leonid Andreev’e rastladılar. Döndüklerinde kâh Vera’nın Moskova’daki ailesi yanında kâh Buninlerin Oryol yakınlarındaki Glotovo malikânesinde kalan çift Dünya Savaşının ilk yıllarını Rusya’da geçirdiler. Rusya’nın geleceği üzerine kaygıları Ivan’ı daha da fazla çalışmaya zorladı; bu gayretle, yeni şiir ve düzyazılarını 1915 baharında “Hayatın Goncası” adını verdiği bir ciltte topladı. Aynı yıl, Bunin edebiyatına örnek olarak uzunca bir özetini vereceğimiz “Gospodin iz San Frantsisko-San Francisco’lu Beyefendi”yi ve diğer öykülerini yayınladı. Bunu İngilizlerin ünlü yazarı D. H. Lawrence çok beğenip İngilizceye çevirmiştir. “Hiawatha’nın Şarkısı”ndan sonra, Byron, Tennyson, Musset, François Coppée”nin şiirlerini aynı başarı ile çeviren Bunin Savaş yılları boyunca tüm eserlerinin altı ciltlik toplu yayınını yaptı; ve: “Ben ne demode olmuş bir edebî okuldanım, ne sembolist, ne romantik ne de natüralistim,” diyerek edebî çevrelerin yanına fazla yaklaşmadı. 1916 baharında, milyonlarca insanın canını yitirdiği genel savaş ortamında artık kötümserliğe kapılıp yazmayı bırakmıştı. Mayıs 1917’de eşi ile birlikte Glotovo’ya, Ekimde Moskova’ya Vera’nın ailesinin yanına taşındılar. Moskova’da “Sreda” ve “Sanat Çevreleri” toplantılarını pek ihmâl etmeyen Bunin’in gözünde Rusya’nın siyasal güçleri itibarlarını kaybetmişti. Nisan 1917’de Gorky ile siyasal konulardaki uzlaşmazlığı uç noktaya vardı ve bir daha araları düzelmedi. 21.Mayıs. 1918’de Bunin ve eşi Moskova’dan Kiev’e taşınmak için resmî izin aldılar. Oradan Odesa’ya geçtiler. Ivan “Iujnoe Slovo” adında Bolşevik karşıtı bir gazetenin kültür seksiyonu editörlüğünü üstlenip “Gönüllü Ordu” hesabına çalışmalar yaptı. 26.Ocak.1921’de eşi ile bir Fransız gemisine binip İstanbul’a geçtiler. Sofya, Belgrad yolu ile 28.Mart’ta Paris’e vardılar.

Jósef Pilsudski

Bunin bir siyasal sığınmacı olarak Paris’teki Beyaz Rus kolonisinin en itibarlı siması oldu. Bolşeviklere karşı duyduğu nefrete rağmen Rusya’ya yabancı güçlerin müdahale etmesi yanlısı değildi. Polonyalıların bağımsızlık kahramanı Jósef Klemens Pilsudski’nin Rusya’ya karşı askerî başarısından medet uman Merejkovsky ile sert tartışmalara giriyordu. Zaman içinde bedenî ve zihnî yorgunluk ve çöküntüsünün üstesinden gelerek eski tempodaki yazı faaliyete başladı. Fransa’da ilk neşrettiği ve kendisine mutluluğunu iade eden kitabı, 1911-12 yıllarında yazdığı öykülerinin bir demeti oldu ise de Vera’ya göre kocası bu yeni ortama alışamamıştı. Bunin de kendisinin Gonçarov’ların, Tolstoy’ların eski dünyasına ait olduğunu söylüyordu. 1924’de “Mitya’nın Aşkı”, 1925’de “Güneş Çarpması” ve “Korneta Yelagin Davası”, 1927-29’da “Arseniev’in Yaşamı”nı kaleme alarak bunları 1930-33 arasında yayınlattı. Eleştirmenler bu eserlerle Rus yazınının yepyeni bir seviyeye eriştiğini söylüyorlardı. Kendisinden çok genç Sovyet yazarı Konstantin Paustovsky “Arseniev’in Yaşamı”nı Dünya Edebiyatının en çarpıcı olayı olarak değerlendirir.

Bunin’in 1918-20 yıllarını içine alan anılarını yazdığı “Lânetli Günler”, Paris’te kurulu “Vizdojrenye” Rus gazetesinde 1925-26 arasında tefrika edildi. Bu günlüklerde Sovyetlerin geleceği hakkında, bu rejimin sonunda kendini yok edeceği şeklinde en isabetli ve gerçekçi tahminin yapıldığı George Orwell ve Aldous Huxley gibi ütopik bilim kurgu yazarları tarafından bile kabûl edilmiştir. 1933’de, Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan ilk Rus edibi sürgündeki bu yazar oldu. 1901’de dağıtımına başlayan Nobel’in 1910’a kadar hayatta olan Tolstoy gibi bir dev’e neden ulaşamadığının sebebi tartışmalıdır. Belki Batı Avrupalıların genelde Rus imajını algılamalarındaki olumsuzluktur. Bunin’in İsveç Akademisine hitaben yaptığı teşekkür konuşmasında, Fransa’daki bir sığınmacıya tanınmış bir lûtuf ifadesinden bu ödülün siyasî bir anlamı olduğu da belli olmaktadır.

1930’lar boyunca hem Avrupa gezileri hem de eserlerinin yayın kolaylıkları ile rahatlayan Bunin 1937’de Tolstoy’un tahlilini yaptığı “Osbovojdeniye Tolstogo-Tolstoy’un Kurtuluşu”nu 1939’da “Arsenyev’in Yaşamı”nın devamı olan “Lika”yı yazmıştır. Tolstoy hakkındaki kitabı Tolstoy araştırıcıları için değerli bir kaynak olmuştur. 1938’de Proust’tan esinlendiği anlaşılan nostaljik öyküler serisini yazmaya başladı. 11 hikâyelik ilk demeti New York’da 1943’de “Karanlık Bulvarlar” adı ile yayınlandı. II. Dünya Savaşı sırasında şiddetli bir anti-Faşist olmuş; içlerinde Lieberman gibi ünlü bir pianist olan birçok Yahudiyi, Vichy Almanlarca işgâl edildikten sonra Grasse’deki evinde saklamıştır. Vera Muromtseva sonradan anılarında: “Birilerine yardım etmiş olmamız en büyük mutluluğumdur,” diyecektir. 1944 Eylûlünde Amerikan Ordusunun Grasse’yi savaşmadan ele geçirmesini sevinçle karşılayan çift Mayıs 1945’de Paris’e döndü. 1950’de “Vospominaniya-Anıları” ile gene hatıralarını tazeledi. Astm-bronşit ve kronik pnömoniden muzdarip olan Ivan Bunin gene çok yakından tanıdığı Çehov hakkındaki “O Çekhove”nin yazımını bitiremeden 8.Kasım.1953’de Parisde vefat etmiştir. Paris’te yaşamını yitiren diğer Ruslar gibi Sainte-Geneviève-des-Bois Rus Kabristanına gömüldü.
 

Sürecek

Yayın Tarihi : 29 Kasım 2012 Perşembe 09:54:26


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?