Önde gelen dört temsilcisi ile Rus Sembolist ozanlarının tanıtımını sonlandırıyoruz.
Valery Yakovlevich Bryusov
![]() |
| Valery Yakovleviç Bryusov |
Rus Sembolist akımının gözdelerinden ve Rus modernizminin öncüsü ozan, romancı, oyun yazarı, çevirmen, tarihçi Bryosov Moskova’nın bir tacir ailesinden gelme olup 13. Aralık.1873’de doğdu. Edebî kariyerine daha Moskova Üniversitesinde öğrenim yaparken başlamış, Fransız simgecileri Verlaine, Maeterlinck, Mallarmé’den, Amerikalı Edgar Allan Poe’nun şiirlerinden çeviriler yapmıştı. Çok değişik müstear isimler kullandı. “Rus Sembolistleri adı altında üç ciltlik antolojisine kendi şiirlerini de aldı. 1900’de “Tertia Vigila”sı *(1) ile birçok genç ozan üzerinde etkiii oldu. 1904’de prestijli edebî dergilerinden “Vesy-Denge”nin editörü olarak itibarını pekiştirdi. Şiirine “akrostik” ve “carmina figurata” *(2) gibi formel unsurlarla zerafet kazandırdı. 1910’larda ise Bryusov’un şiiri tartışma konusu oldu; bazılarınca fazlaca zorlanmış bulundu; Rus şiirine verdiği yön “Gizem Anarşisi” olarak değerlendirildi. İcat ettiği “Yeni Akmeist” nitelemesi ise bazı çevrelerce yeni bir sesleniş getirmedi. 1917 Devriminde simgeci dostlarını çoğu ülkeden kaçarken o Bolşevik hükûmeti, Mayakovsky’den de ileri biçimde destekledi ve Kültür Bakanlığında üst derecede bir görev de aldı.
Nesir yazılarında Antik Roma yaşamı hakkındaki “Zafer Mihrabı”, 16. Asırdaki Almanya’daki batıl inanç iklimini nakleden “Öfkeli Melek” gibi tarihsel romanlarda başarılı oldu. Kendini büyücülük oyunlarına kaptırarak, şarlatanları eline düşmüş bir genç kadına aşık olan bir bilginin hikâyesini anlatan ‘Öfkeli Melek’ Sergei Prokofiev’in operasına da temel olmuştur. Belçikalı ozan “Emile Verharen’in, İtalyan Gabriele D’Annuzio’nun eserlerini çevirerek Rus okurlarına tanıttı. 9.Ekim.1924’de Moskova’da öldü.
Bir Yazı örneği olarak “Genç Şaire” isimli şiirinin çevirisini veriyoruz:
Yalım gibi bir bakışla sararan gençlik,
Sana ben şimdi üç buyruk veriyorum:
İlkini iyi dinle: bugünü yaşama,
Ozan’ın tek yeri “gelecek”tir.
İkincisi, iyi hatırla: kimse umurunda olmasın,
Kendini sev, sınırsız biçimde.
Üçüncüye iyi sahip çık: sanata ibadet et,
Bir hedef gözetmeden sadece sanata sarıl.
Mahcup bir bakışla sararmış gençlik!
Benim bu üç buyruğumu iyi dinlersen eğer,
Yenilmiş bir savaşçı da olsam huzur içinde öleceğim,
Arkamda bir ozan bıraktığımı bilerek.
*(1) Tertia Vigila: Antik Roma Ordusunda kullanılan Latince askerî bir deyim “Üçüncü Nöbet”.
*(2) Akrostik, carmina figurata: Birincisi Şiir dizelerinin ilk harflerinin yan yana getirildiğinde anlamlı bir sözcük oluşturması; Antik Yunan şiirinden MS. 320’de Publius Optatianus Porfirius tarafından Latin şiirine aktarılan “carmina figurata” ise şiir kıtalarına şiir içeriğindeki kavramları anlatır biçimler verme sanatlarıdır.
Maksimilyan Aleksandroviç Kirienko- Voloşin
![]() |
| Malsimilyan Voloşin |
Sembolist akımın Rusya’da en önemli temsilcilerinden Voloşin Kiev’de 28.Mayıs.1877’de doğdu. ”Vesy”, “Zolotoye runo- Altın Post” ve ”Apollon” dergilerindeki şiirleri ile büyük ün kazandı. Pek çok kalburüstü Fransız eserini de Rusça’ya çevirdi. Orta öğreniminden sonra, Rusya’da öğrenci hareketlerinin kızıştığı tarihlerde Moskova Üniversitesine girdi. Bu hareketlere katılması onun da Üniversiteden atılması sonucunu verdi. O da Üniversiteye dönmeye heves etmedi; Yılgınlık göstermeyip Rusya’yı, çoğunlukla yaya, gezip tanımaya çalıştı. Hatta bu amaçla Orenburg-Taşkent demiryolu hattında işçilik yaptı. Gezilerini ülke dışına, Batı Avrupa, Yunanistan, Türkiye, Mısır, Fransa’ya kadar uzattı. Paris’te uzun zaman kaldı. Birinci Dünya Savaşı başladığında İsviçre’de idi ve kendisini humanizmaya, felsefeye ve şiire vermişti. Oradan Paris’e geçip 1916’ya kadar kaldı ve ülkesine dönüp Güney Doğu Kırım’daki şirin Koktebel sahil kasabasına sürekli olarak yerleşti. Orada Marina Çvetayeva, Osip Mandelştam, Andery Bely gibi kafa dengi ozanlarla birlikte oldu. Hepsi Koktebel’de en güzel şiirlerini yazmışlar; Beyazlar ve Kızıllar arasındaki siyasal mücadeleden uzak kalmışlardır. Özellikle Voloşin, Pasternak ve Ahmatova tarafından pek beğenilmese de, Rusya’nın eski mit haline gelmiş tarihi hakkında şiirler yazdı; Koktebel manzaralarını sulu boya ile tuvâline döktü. Yaşamları tehlikeye girdiği kişileri sakladığı evi hâlen müzedir. Bolşevik mezalimine tepki olarak yazdığı şiirleri 1928-1961 arası Rusya’da hiç yayınlanmadı. 1932’de ölmese idi “Büyük Terör”de kurban gideceğine hiç kuşku olmadığı; O zamana kadar yakayı ele vermemesinin mucize olduğu söylenir. Masonluğu benimseyen Voloşin 8.Kasım.1932’de Koktebel’deki sanat yuvasında öldü.
”Maya’ya” şiirini örnek veriyoruz:
Suya dökülmüş çiçeklerin karmaşası içinde bir renk cümbüşü,/ ağır ağır bir tepeden iniyor./O kız yanıma yanaşıp bir yıldız gib boy gösteriyor./Sen kimsin?/ - Maya./Buraya gelmiş olmana çok minnettarım./ Alev alev yayılarak ışıldıyor gözlerin. İsmini ise -/Bitmeyen bir düş gibi yakalayamıyorum,/ Hayallerinle ve kabaran güneş ışınları ile gözlerim kamaşıyor./
Gel ve burada ol./ Bekliyorum kaderim hakkındaki haberleri,/ Ve senin kolların arasında cinleri ve günebakanları buluyorum.
Yaz mevsiminin berrak gün ortasının hararetli cazibesi bile gözlerimi senden uzaklaştıramıyor./ Saçlarının muntazam dalgalanmaları alnını peçeliyor./
Hırçın rüzgâr başının üstünde bir hale oluşturma akışkanlığı içinde./
Çocukca bir tebessüm yüz ifadeni değiştiriyor./Ama gene de dudaklarında hüzün dokunuşu ,/
Kaşlarının üzerinde ter birikintileri var/Küçük incilerden yapılma bir zincir gibi./
Kaşlarının altını koyu bir güneş yanığı altın varak gibi süslemiş,/
Güneş ışınları yanaklarına buselerini konduruyor./ Alev almış, beyaz halelerin ağı ile sarılmış,/
Çiçekler içinde zerafetle koşuyorsun.../ Kimsin sen? Bir çocuk mu? Çariçe mi? Odalık mı?
Bana arzın gün ortası serabı gibi geliyorsun; bir illüzyon; tatlı bir aldanış gibi... – Maya
Boris Nikolaeviç Bugaev (Andrey Beli)
![]() |
| Andrey Bely |
Edebiyat çevresinde tanındığı “Andrey Beli” müstear adını kullanacağımız simgeci ozan, romancı, edebî eleştirmen ve kuramcı Bugaev 26.Ekim.1880’de Moskova’da doğdu. Moskova Matematik Okulunun kurucusu Nikolay Bugaev’in oğlu olan Beli, aynı zamanda “Yeni Kantçı” bir düşünürdür. Aile dostu filozof Vladimir Solovyov ‘un eskatoloji düşüncesini (kıyamet gününe inanma) benimsemiştir. Bu çok yanlılığının ürünü olarak 1902’de düz yazı, şiir, müzik ve resim sanatlarının kompozisyonlarını yaptığı “Severnaya Simfoniya-Kuzey Senfonisi”ni yayınladı. Bu senfoni türü yapıtları sürdürdü. Yeni yüzyıla girerken Petersburg’un ve 1905 Devriminin bunalımlı ortamını anlattığı simgeci romanı 1916 yılında yayınlanan “Petersburg” başyapıtıdır. James Joyce’un “Ulysses” romanındaki, sembolist çeşniye ilham verdiği duyumsanan bu eser Vladimir Nabokov tarafından, şiirsel stili yönünden de değerlendirilerek, Joyce’un anılan romanı, Franz Kafka’nın “Dönüşüm”ü, Marcel Proust’un “Yitik Zaman Arayışında” ile birlikde XX. Asrın dört büyük romanından biri kabûl edilmiştir.
Romanın konusu: Çocukluk arkadaşı Sergey’in eşi Sofya’ya aşık olan Nikolay Apollonoviç’in, kadın tarafından terslenince gönlü kırılıp yes’e düşmesi ve 1905 Rus-Japon Savaşının hemen bitimindeki ayaklanmalar sırasında terörist devrimci bir örgüte girmesi ve örgütten, Çar yanlısı yüksek rütbeli bir bürokrat olan babasını, ofisine, arkadaşı Aleksandr Ivanoviç Dudkin’den aldığı saatli bombayı koyarak katletme görevini alması ile ilgilidir. Babası Apollon Apollonoviç Ableukov aşırı titiz, meydan korkusu olan, devamlı bilgiçlik taslayan patolojik bir kişilikdir. Karısı (Nikolay’ın annesi) Anna Petrovna’nın bir İtalyan şantörle kaçması üzerine dengesizliği daha da artar. Böylece kurguya bir komedi unsuru da girer. Bu suikast teşebbüsünü bizzat Nikolay’ın babası ve saptar oğlunu yozlaşmış bir serseri olarak suçlar. Nikolay Petersburg’un sisi ve eski Çar heykelleri arasında atlılar tarafından, Büyük Petro’nun ünlü bronz heykeline kadar kovalanıp etrafı kuşatılınca bombayı ırmağa atmaktan başka çare bulamaz.
Andrey Bely’den şiir örneği olarak “Ebedî Çağrı”sının ilk kıtasını verelim;
Gün batımı ağaç tepeleri arasından yere sızdı/ sarımsı lâl bir ışıkla./
Ve şu ebedî melodi duyuldu:/”Kucakla (beni) – Seni öpmeye başlayacağım...”/
Gün batımının ufku tutuşturduğu saatte/ kadim anılar bize iç huzuru veriyor./
Kadim anılar bizi sarmalayarak/ gök mavisi bir çavlanda imişçesine uçuruyor./
Ve çavlan’ın asırlar boyu çağlaması/ Ebedî bir hüzün dalgasına dönüşüyor,/
Acıları yıkayıp gitmiyor,/ Bizi aralıksız geçmişe döndürüyor,/ Sonu gelmeyen bir kadim anı arayışında./Kadim hâlâ şarkısını söylüyor,/Dünya bizi hâlâ aynı vecd’e sürüklüyor./
Sanki bir şarap kadehi, evrenin ebedî esîr’ini *(1) / Tazelemek için etrafa serpilecekmiş gibi.
Yüzümü Kadîm’e çevirerek,/ Tüm saygımla, herkese ebedî çağrıda bulunuyorum./
Şenlik saçan, altın ağaçları dalları,/Bana doğru uzanıyor./
Ve sonu gelmeyen asırların girdabında/ Bana yeniden bir şey dokunuyor, /Şu hüzün dolu, melankolik çağrı:/ :/”Kucakla (beni) – Seni öpmeye başlayacağım...”/
*(1) (Yeni Kantçılık: Ahlâk’ın metafiziğini “Duru Aklın Eleştirisi” eserinde açıkladığı bilinen Alman filozofu Kant’ın, “ahlâk”ın deneyimle değil doğrudan akıl ve sezgi ile kazanıldığı yolundaki tezini ifade eden “transandantal idealizm” kuramının, başda “Materyalizm’in Tarihi” eserinin sahibi Friedrich Albert Lange olmak üzere birçok filozof tarafından işlenerek “ahlâk” kavramının “özdekçi idealizm” ile “mekanist özdekçilik” (canlılar arasındaki yaradılıştan var olan iletişim mekanizması) arasındaki savaşım süreci ile oluştuğu anlayışına yönlendirilmesidir.
Aleksandr Aleksandroviç Blok
Rusya’nın sembolizmin mistisizm, Ortodoks inancı ve modernizmle kompozisyonunu yapmış lirik ozanı Blok 28.Kasım.1880’de St. Petersburg’da aydın bir aile içinde doğdu. Babası Varşova’da hukuk profesörlüğü yapıyordu. Bir çevirmen olan annesi Alekdandra Beketova ise St. Petersburg Üniversitesi rektörünün kızı idi. Blok şiire 5 yaşında başlamıştı. Eebeveyni ayrılınca, dedesi Andrei Beketov’un Moskova yakınlarında Solneçnogorsk kasabasındaki ”Şakmatovo Malikânesi”ne yerleşti (1902’de bu malikâne miras payı olarak üstünde kalmış, sonradan müze haline gelmiştir). Burada etkilendiği Solovyov’un felsefesi ile Puşkin, Tyutçev ve Afanasy Fet’in şiirlerinden ve 1903’de evlendiği Lyubov Mendeleevna’dan (kimya bilimine “periodik tablo’yu hediye etmiş ünlü bilgin Dmitri Mendeleyev’in kızı) aldığı esinle yazdığı mistik imajlarla dolu şiirlerini 1904’de “Stihi o prekrasnoy dame-Güzel kadına şiirler” adındaki kitabında topladı. Ancak sembolik ozanlardan yakın dostu Andrey Bely de Lyubov’a aşık olunca araları açıldı; bu vahim düşmanlığın bir düello ile sonuçlanmasına ramak kaldı.
![]() |
| Aleksandr Blok ve eşi Lyubov Mendeleevna |
Diğer şiir kitapları: “Gorod-Kent”, “Snejnaya Maska-Kardan Maske”, “Neznakomka-Yabancı Kadın”; oyunları: “Balaganşık-Kukla Oyunu”, “Roza i Krest-Gül ve Haç” ; dır. Yaşamının son döneminde daha çok siyasal temalara ağırlık verdi. Ülkesinin kaderi ile ilgili olarak, 1910’dan öldüğü 1921’e kadar bitiremediği “Vozmediye-Ödül” adlı öykülü şirinde, “Rodina-Yurt”da (1907-1916), “Skifi-İskitler”de (1918) Solovyov’un öğretisi etkisinde vahiylerden medet umdu. Sevinç ve coşku ile karşıladığı devrim artık onu dehşete düşürmüş; üç yıl boyunca şiir yazmak için eline kalem almamıştı; “Artık kulağıma bir ses gelmiyor,” diyordu. Gorky aracılığı ile Anatoly Lunaçarsi’ye yapılan yurt dışına çıkış müracaatına, 7.Ağustos.1921’deki ölümünden üç gün sonra olumlu yanıt geldi.
Siyah ve Beyaz şiirini örnek olarak verelim:
Siyah gece( Beyaz kar./Rüzgâr, rüzgâr!/ Seni bırakmayacağım./ Rüzgâr, rüzgâr!/ Tanrının tüm evreni infilâk etse de/ Rüzgâr beyaz kar örüyor./
Kar’ın kardeşi buz ise aşağıdan dikiz ediyor/Tökezlemeler ve gürlemeler/İnsanlar kayıp düşüyorlar. /Tanrı hepsine acısın!
Gece, sokak, sokak lâmbası, eczane/ Amaçsızlık, loş, kasvetli ışık/
Tüm bunlar bir çeyrek asırda yaşandı/ Hiç bir şey değişmeyecek. Hiç bir çıkış yolu yok.
Öleceksin- ve her şey yeniden başlayacak, ikinci yaşamda./ Her şey, eskisi gibi kendini tekrar edecek:
Gece, kanal’ın mini dalgacıklarla örtülü buzlu yüzeyi,/ Eczane, sokak ve sokak lâmbası.