4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Rus ve Sovyet Edebiyatı (86)

Vladimir Vladimiroviç Mayakovsky

Vladimir V. Mayakovsky’nin ilk gençliği

XX. Yüzyıl başı Fütürizm ve Konstrüktivm dahil avant-garde (öncü) sanatla ilgilenmiş; özellikle Rus Fütürizminin en tepedeki temsillercilerinden; sözcüklerini kullanmadaki renkli, coşkulu tarzı, konuları için sokaktaki adamı seçmesi ile Rus şiirindeki kilometre taşlarından biri olan Rus ve Sovyet ozanı, oyun yazarı, ressam, grafik tasarımcısı ve eleştirmen Mayakovsky’i tanıtacağız. Ozan Rus Gürcistanında, sonradan onun anısına “Mayakovsky“ adını alacak Bağdadî köyünde, Ukrayna Kozağı soylularından gelen Orman sahibi olan bir babanın üç çocuğundan sonuncusu olarak 19.Temmuz.1893’de doğdu. Aile içinde hem Rusça hem Ukrayna dili konuşulurdu.

Babası 1906’da kan zehirlenmesinden ölünce aile, bir daha hiç ayrılmayacağı Moskova’ya taşındı. Vladimir kendisi gibi sanatçı ruhu taşıyan, becerikli ablaları Olga ve Lyudmilla ile boyalı ağaç işleri yaparak geçimlerini sağlamaya çalışıyorlardı. Daha çocuk yaşta siyasal etkinliklere başladığından 1906 ve 1911 yılları arasında defalarca tutuklandı. Vladimir 1908 yılı başında, daha ondört yaşında doldurmadan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisinin Bolşevik fraksiyonuna tam üye olarak katılıp ulaklık ve propaganda hizmetleri görmeye başladı. Mart’ta devamsızlık ve harç ödememe yüzünden devam ettiği liseden atıldı. Mart sonlarında yasa dışı propagandadan gözaltına alınacak; sonra bırakılacaktır. O yıl Ağustosunda Straganov Endüstriyel Sanatlar Okulu’na girdi.

Mayakovsky’nin olgunluğu

1909 Ocağında bu kez yanlışlıkla, banka soygunculuğu ithamı ile tutuklanıp, suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakıldı. Fakat o yaz, bir Gürcistan devrim hareketine ve tutukluları cezaevinden kaçırma eylemine karıştığı için üçüncü kez tutuklandı. Hapishane müdürlüğünün hakkında yazdığı raporda hırçın bir hükümlü olduğu kayıtlı olduğu için durmadan cezaevi değiştirdi. En son “Butyrky Cezaevi”nde hücre hapsine kondu. İlk mısralarını burada yazmaya başladı. 1911’de “Moskova Resim, Heykel ve Mimarlık Enstitüsüne kabûl edilmiş; çalışmalarında büyük başarı gösterdiği gibi tanıştığı ve onun şiir yeteneğine hayran olan ve anılarında benim gerçek öğretmenim diye andığı Burlyuk’un grubuna girmiş; o andan itibaren “Rus Fütürizm”i onun şiiri için bir yaşam tarzı olmuştu. 1912’de yayınlanan “Fütürist Manifesto”da “Noç-Gece” ve “Utro-Sabah” isimli şiirleri yer almıştı. 1913’de “Ve Yapabiliir miydin?” şiiri ile ilk önemli etkisini yarattı. O yıl, başta Burlyuk, Fütürist yoldaşları ile, Enstitüden atılmalarına sebebiyet verecek olan, kendisi sarı ceketli, Burlyuk’un yanağı ağaç dalı ve kuş desenli, özel kostümler ve görüntüler içinde Fütürizm’in duyurusunu yapmak üzere ülke gezisine çıktı. Gene aynı yıl, ilk şiir koleksiyonu “Ya-Ben”i yayınladı. Moskova, Luna Park’ında, Aralık.1913’de sahne alan “Vladimir Mayakovsky” trajedisi adından anlaşılacağı üzere kendi hayat algılamalarını anlatıyordu ve çelişkili hayâllerle süslü bir monologlar dizisi üzerine kurulmuştu. Kendisini hem idealize ediyor hem acımasızca eleştirip alçaltıyordu. Aşk olgusu üzerine inşa ettiği oyunda kumar oynama allegorisi yapıyordu. Ona tapan kadınlar vardı ama kaybetmeye mahkûm kendisi pislik içinde yüzüyordu. Bu oyun çoğu seyirciler tarafından anlaşılamadı; istihza ile karşılandı.

Enstitüden ihraç edildiği 1914 yılında Dünya Savaşına gönüllü katılma isteği dul bir kadının oğlu olduğu gerekçesi ile reddedildi. Sonradan Ordu emrine alınmakla beraber, cephe gerisinde 1915-17 arası Petersburg Askerî Taşıt Araçları Okulunda çizimci olarak çalıştı. Serbest kaldığında, sanat dünyasında ilk görülen imajlar ve kafiyeli yazılar kullanarak bir dizi Kubo-Fütürist (Kübizm ve Fütürizm kaynaşması ürünü bir sanat tarzı) resimlerle savaş karşıtı propaganda posterleri yapmakla uğraştı. Rus Devriminin coşkulu bir yandaşı olarak bu tür posterler, film reklamları, tiyatro oyunları ile etkili bir Bolşevik propagandası yaptı. “Sokaklar bizim fırçalarımız, caddeler paletlerimizdir” sloganı ile caddelerde resimler, mimarî maketler sergilenmesini teşvik etti.

Tamidzi Naito adındaki (sol başta) Japon yazarın davetinde: sıra ile Boris Pasternak, Sergey Eisenstein, Lilya Brik (5. sırada şapkalı) ve Mayakovsky

1915’de, daha sonra Elsa Triolet adı ile tanınan bir yazar olacak Elsa Kagan adındaki kız arkadaşının eniştesi olarak tanıştırdığı zengin tacir aileden Yahudi asıllı başka bir fütürist, biçimci ve konstrüktivist sanatçı Osip Maksimoviç Brik’in eşi (Elsa’nın ablası) Lilya Brik’e de tutkulu biçimde aşık oldu. Basım masraflarını Osip’in üstleneceği o yılki, ilk uzun şiiri “Oblako v Şanak-Pantolon Giymiş Bulut” tepeden bakan ozanları hafife alan, şiirsel olma kaygısından uzak sokak dili ile yazılmış, salt insan olmayı öngören bir yapıttı ve ozanın görevini şöyle tanımlıyordu:

“Kuşlar ve çiçeklerden bir çorba yapıp / Kafiye düzenleme işini hallettikten sonra / tutulan dil tozlu yolda sürüklenip durur / Zira söylenecek şey, koparacak yaygara kalmamıştır...

“Yolunda giden insancıkların ceplerinden ellerinizi çekiniz! / taşları, bombaları, hançerleri, ne bulur iseniz kavrayınız / elleri olmayanlarınız, kafalarınızla tos atınız / Yürüyün açlıktan kadidi çıkmışlar / sıskalar, pisler, bitliler / şu üçkâğıtçıların üstüne / yürüyün!”

Mayakovsky şık kıyafeti ile

“Fleytapozvonoçik-Belkemiğinden Kaval” şiir kitabında düzenli ziyaretçisi olduğu Lilya’ya ithaf ettiği şiirler vardı. Ama Lilya onun durmaksızın aşk ilânından, bakımsız dişlerinden ve derbederliğinden sıkılıyordu. Mayakovsky onu memnun etmek için diş doktoruna gitmeye, kravat ve zarif baston kullanmaya başladı. 1928’e kadar sürecek bu aşk, “femme fatale” tabir edilen kaprisli bir kadın olan Lilya’nın Osip’den ayrılması sonucunu vermedi. Ancak Lilya 1930’da Osipden boşanıp General Vitali Primakov ile evlenecektir*(1). 1916’da “Savaş ve Barış” romanı ile ilgisi olmayan, fakat ondan bazı alıntılar yaptığı, aslında artık yaşanmakta olan I. Dünya Savaşının dehşetini naklettiği “Voina i Mir-Savaş ve Dünya” ve kendisini yücelttiği “Değerli Özbenliği”, “Atlara İyi Gelir” şiirlerini yazdı. Halk Sanatı” dergisine girdi. 1917’deki “Çelovek-Adam” şiiri düş kırıklığı yaratan aşkın azabını terennüm ediyordu.

Büyük bir keyifle karşıladığı Bolşevik darbesini yakından izlemek için Petrogradın banliyösü Smolny’e taşındı. Biografi yazarı Viktor Şlovsky’nin tanıklığına göre. Kızıl denizciler onun şiirlerinden birini marş olarak söyleyerek Kışlık Saray’a yürüdüler:

“Ananas çiğneyerek cesaretini topla, / burjuva, son günün geliyor!” O da denizcilerin oditoryumlarında “Haydi Solcular yürüyün! Kızıl Denizciler için, 1918” gibi şiirler okuyarak Devrim coşkusuna katıldı.

Devrimin birinci yıldönümünü, ünlü rejisör Vsevolod Meyerhold, onun ‘kirli’nin (proleterlerin) ‘temiz’ (burjuvalar) üzerine zaferini anlatan “Misteria Buff-Buffa’nın Gizemi” *(2) oyununu sahneye koydu. Bu oyunun daha sonraki gösterimleri 350 kişilik bir kadro dâhilinde akrobasi ve sirk gösterileri ile zenginleştirildi. Mayakovsky 1918’de film çalışmalarına da girdi. Jack London’ın “Martin Eden” romanına dayalı “Ne Dya Deneg Rodivşisya-Para için Doğmamış” ismi ile senaryosunu yazdığı film çok beğenildi. Keza santimantal anlamsızlığın eleştirisi “Baryşnya i Huligan-Hanımefendi ile Serseri” ile “Zakovannaya Filmoi-Sinema Bağımlısı” senaryoları ürünleri filmler de çok popüler oldu. Çoğunu filmleştirilmediği onüç senaryo yazdı. Siyasal başarıları kutsayan “Oda Revolutsii-Devrim Kasidesi” (1918), “Levy Marş-Sol Marşı” (1919) epik şiirleri de aynı dönem ürünleridir. 1921’de, 150.000 Sovyet işçisinin kapitalizmin şeytanî güçleri ile mücadelesini allegorik tarzda betimlediği “150.000.000” adındaki epik propaganda şiirini isimsiz olarak yayınladı. Ama bu eser, başta Pasternak edebî çevrelerin de, Lenin, Lunaçarsky gibi siyasî kanaat önderlerinin de beğenisi kazanamadı.

Mayakovsky’nin kışkırtıcı propoganda posterlerinden biri

1919’dan itibaren Rosta’da (Rus Devlet Telgraf Kurumu) görev alarak, özellikle okuryazarlığı olmayan halkın anlayıp ilgileneceği, marka kalıpları ile çizilip boyanmış karikatür biçimi resimlerle posterler yapıp, ticaret merkezleri, telgrafhaneler, demiryolu istasyonları gibi kamuya açık yerlerde, Kızıl Ordunun ya da sağlık programı gibi kamusal kampanyaların duyurularına yardımcı olmuştu. 1921’de İç Savaşın sona ermesi üzerine yaşam ufkunu çok genişletecek yabancı diyar gezilerine 1922’de Letonya’nın başkenti Riga’dan başladı. Burada konuşma ve şiir okuma seansları düzenlemek istemiş; fakat onun siyasal düşüncelerinin farkında olan yerel polisten izin alamamıştı. Mayakovsky de bu minik Cumhuriyetten öcünü çok iğneleyici manzum hicivlerle aldı. Sonra Braque, Leger, Jean Cocteau, Picasso ile buluşacağı Berlin ve Paris’e gitti; Marcel Proust’un cenaze törenine katıldı. Moskovaya dönüşünde 1923’de “Sanatın Sol Cephesi” Moskova şubesinin başkanı ve cephenin yayın organı “Sol Cephe”nin, kısa ismi ile “LEF”in editörü olacak; Brik, Aseyev, Arvatov, Tretyakov ve Rodçenko katılımı ile dergi yayınını yürütecektir. Bu dergi, halkın günlük gereksinimlerini gerçekçi yöntemlerle kavrayıp o yolda inşa faaliyetine geçme yeteneğinde olan Konstrüktivistlerin (Yapısalcıların) ve Üreticilerin idealerini dile getiriyordu. Derginin ilk sayısında, Mayakovsky’nin, aşk ve ızdırabın allegorik betimlemeleri ve gerçeküstü hayâl imgeleri ile dolu “Pro Eto-Onun Hakkında” şiiri yayınlandı. Mayakovsky, Lenin’in Yeni Ekonomi Politikası (NEP) istikametinde, çok yönlü becerisi olan Konstrüktivist ressam, yontucu, fotoğraf ve grafik sanatçısı Aleksandr Rodçenko ile birlikte gazetelerden ilân tahtalarına kadar her tür duyuru araçlarında çeşit çeşit reklâm desenleri yaptı.

1923’de yazdığı “Bu konuda” şiirini gene Lilya’ya ithaf etti. 1924’de bir tür Devrim destanı olan “Vladimir Ilyiç Lenin” şiirini yazıp yayınladı.

1920’lerin sonlarından itibaren Stalin istibdadı yükselişe geçince Mayakovsky’nin sanatı da giderek kitlelerin dışına, seçkinciliğe kaymaya başladı. Çarpıcı tavırları ve giyim tarzı ile süratle ün kazandı. “Gerçekçiliğe eğilimli” diye tanımladığı ve “Pantolon Giymiş Bulut” da: “Bir ozan’ın on üçüncü Havari olması gerektiğini” iddia ettiği üzere halkı eğitici, şiirsel kaygıdan uzak, çatışmacı ürünler olan Devrim öncesi şiirlerinin yerini artık kişisel duygulara yönelik mısralar almıştı. Çoğu kez anası ya da ablalarına hitabeden monologlar yazıyordu. Kuşkusuz her tür şiirde yeteneğini vardı. Çok güvenilir bir kaç Sovyet yazarının ülke dışına çıkmasına izin verilmesi uygulamasından yararlanarak, önce Paris’e 1924 Ekiminde ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi münasebeti ile 1925 Mayısında iki ziyaret daha yaptı. İkinci ziyaretinde anılan serginin Sovyet pavyonunun açılışta kendi reklâm posterleri bir yarışmada gümüş madalya kazandı. Sonra merak ettiği Amerika’yı görmek üzere Atlantik’i aşma seferine çıktı. İlk ayak bastığı kara, 1898’den itibaren İspanyolların elinden ABD egemenliğine geçmiş Kuba oldu. Amerika’nın Kuba üstündeki bu sultası ona ırkçılık karşıtı ”Kara ve Ak” şiirini yazdıracaktır. Sonra Meksika’ya hareket ederek komünist meslektaşı modernist ressam Diego Rivera ile buluştu. 1925 Temmuzunda vardığı Texas sınırında gümrük görevlileri ve hudut polisi karşısında sekiz saat bekletildikten sonra ABD’ye giriş izni alabildi. Konferanslar vererek, şiirler, okuyarak, zaman zaman işçi mücadelelerine katılarak, grev gözcülüğü yaparak New York, Chicago, Philedelphia, Cleveland kentlerini gezdi. Bu gezinin kendisi için edebî sonucu, ünlü “Bruklinki Most-Brooklyn Köprüsü”nün ve çok iğneleyici “Moyo Otkrytiye Ameriki-Amerikayı Keşfim”in içinde bulundukları, “Stikhi o Ameriki-Amerika Şiirleri” dizisidir.

ABD’de bir tanıtım gezisinde tanıştığı Elli Jones’la Fransa’da tekrar gizlice buluşmuşlar; bu buluşmadan, haberini ancak 1929’da alacağı bir kızı olmuş. Bu geziler onu, topraklarını adeta karış karış gezdiği Sovyetlerle kıyaslanamayacak bir özgürlük ve refah ortamı ile karşılaştırınca giderek düş kırıklığı yaşamaya başladı. 1925’de “Letaiuşçi Proletarii-Uçan Proleter”şiiri ile ütopik bilim kurgu’ya da girdi. Bir Vergi tahsildarı ile Şiir hakkında Söyleşi”, “Sovyet Filistinizminin Eleştirisi”, “Yeni Ekonomi Politikası” üzerine yazılarını yayınladı.

1927’de LEF dergisini “Yeni LEF”” adı ve yeni bir sanat (gerçeğin edebiyatı) anlayışı ile yeniden yayına soktu. Bu arada yaşamlarını çelişkili gördüğü diğer yazarlarla polemiklere de girişti. İtalya’nın Sorrento kentinde keyif sürdüğünü zannettiği (oysa tüberküloz hastalığı nedeni ile orda kalan) Gorky’i bir şiir-mektupla yurda dönmeye çağırıyor; “Sosyalist gerçekçilik” çerçevesinde “Çimento” romanını yazan Gladkov’a taklitçilik suçlaması ile hakaretler yağdırıyordu. Tüm 1928 yılında Paris’i ziyaretinde Tatyana Yakovleva adında bir Rus göçmeni kadına aşık oldu; “Tatyana Yakovleva’ya bir Mektup” şiirini ona ithaf etti. Fakat ülke dışı geziler için izin alması çok zorlaşmıştı. Bu hayal kırıklığını açıkca yansıttığı “Klop-Tahtakurusu” oyunu sahnelendi. Başına dertler açan Sovyet pasaportu hakkında “Stikhi o Sovetskom Pasporte-Sovyet Pasaportunun Şiiri”ni yazdı. Ülkesindeki “Sovyet Filistinciliği” tabir edilen zevk ve anlayış düzeysizliği ve aşılmaz bürokrasi onu moral çöküntüsüne götürdü. 1930’da, o andan sonraki sanat üzerinde egemenlik kuracak “Proleter Yazarlar Derneği”ne (RAPP) katıldı. “Vo Ves Golos-Sesimin Gücü ile”yi kaleme aldı. 1905 Devriminden stilizesahneler sergileyen “Moskva Gorit-Moskova Yanıyor” oyununu hazırladı. Bürokratik zırvaları hicveden “Banya-Hamam” oyununu sahneledi. Konuşmasının, Sosyalist gerçekçiliğe şartlanmış öğrenciler tarafından yuhalanıp kesilmesi ve sahneden indirilmesi, sevdiği kadından da uzak kalması son noktayı koyacak onu 1930, 14.Nisan gecesi kendini mavzerle vurmaya sürükleyecektir. Sonunda komünizm ütopyası ve kamu havarisi ya da özünün ozanı olma arasındaki ikili rôl açmazı bu devi de yere serecektir.

Mayakovsky ve Lilya Brik

Ne var ki cenaze törenine 30.000 seveni katılacak; Gorky, Pasternak gibi bazı değerlere karşı çıkmayı göze alamamış Stalin bile1934’de onu da devrim ozanı olarak kutsayacak; Moskova’daki “Zafer Alanı” “Mayakovsky alanı” adını alacaktır. Fakat, ölümü üzerine Sovyet basını, “Demyan Bedny” gibi bazı proleter şairleri reddetmesini koz alarak onu “formalist” ve “gezi düşkünü” diye karaladılar. 1935’de Lilya Brik’den bu konu ile ilgili bir mektup alan Stalin bu mektubu NKVD Başkanı Yejov’a: “Mayakovsky hâlâ Sovyet döneminin en iyi ve en yetenekli şairidir. Bu kültürel mirasa kayıtsız kalmak bir cinayet olur. Lûtfen Brik’in bu mektubunu bu anlayışa dikkate al...“ yorumu ile yolladı.

1958’de Ozanın ve çok sevdiği kadın Lily Brik’in mektuplaşmaları derlenip kitap hâlinde yayınlandı. Mayakovsky’nin bu kadına hasrettiği “Belkemiğinden Flüt”ün önsözünü oluşturan ilk kıtalarını Andrey Kneller’in İngilizce çevirisinden naklen sanatına ilk örnek olarak sunalım:

“Hepinize,

Ruhumun mağarasındaki ikonlar gibi gizlenmiş / sevdiğim ve hâlâ takdir ettiğim sizlere, / Bir dostluk toplantısında sunulan şarap kadehi gibi / benim mısralarımla çukurlaşıp, ağırlaşmış kafatasımı sunuyorum.

Giderek daha fazla hayretlere düşmekten kendimi alamıyorum, / Neden şiir kıtasının sonuna / Bugün / tam sırası gelmişken / nihaî bir veda konseri olarak / bir mermi yerleştirmiyorum.

Ey Bellek! /Gayya kuyusu gibi derinlikteki benim canım sevgili mısralarımı / beynimin oditoryumuna topla. / Eski zaman şenliklerinin ışığını yak; / bu neşeli ortam bedenden bedene yayılsın. / Kimse bu geceyi unutmasın. / Dinle beni, bu gece ben flüt çalacağım, / belkemiğimle."


*(1) : General Vitali Primakov’un, Sovyet Askerî Örgütü karşıtı Troçkist olduğu suçlaması ile 1936’da tutuklanıp, 1937’de idam edildiğini; ölümü sonrası 1957’de bu iddiaların asılsız bulunup aklandığını kaydetmemiz Stalin’in gözü kara terörünün ne denli adaletsizliklere yol açtığını bir kez daha gösterme bakımından zorunlu buluyoruz.

*(2) Buffa: İtalyanca “komik” demektir; genel olarak “sahne” terminolojisinde kullanılır: “Opera Buffa-Komik opera” gibi...

Sürecek
 

Yayın Tarihi : 10 Şubat 2013 Pazar 11:51:55
Güncelleme :11 Şubat 2013 Pazartesi 10:53:57


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?