Bu yazı dizimize hız kazandırmak için, hepsi aşağı yukarı benzer süreçten geçmiş sanatçıları (Nobel Ödülü kazanmışlar dışında) çok kısa çizgilerle tanıtarak meraklı okurlarımızın kendi araştırmalarına bırakmayı ya da Sovyet Dönemi ve Sovyetler Sonrası Dönem olarak ayrı ayrı ve yazı türleri itibariyle toplu değerlendirme yapmayı, sadece bazıları için birer öykü özeti ile yazı örnekleri vermeyi uygun görüyorum.
![]() |
| Leonid Leonov 1929’da |
Leonid Maksimoviç Leonov da (31.Mayıs.1899-8.Ağustos.1994) çoğu Sovyet yazarlarının kaderini paylaşmış, kendi kendini yetiştirmiş derin psikolojik fırtınaların gözlemcisi roman ve oyun yazarı köy kökenli bir ozandır. Çarlık yönetiminin hışmına uğrayarak hapis ve sürgün cezaları ile karşılaşan babasının acısını yaşayan Leonov Moskova’da, büyük dostu Gorky, Alekseyev ve Bunin’in bulunduğu “Sreda” edebî gruba katıldı. Çeşitli yazı türleri 1915’de Severnoe Utro gazetesinde çıktı. Moskova Üniversitesinde tıp tahsili yapma isteği İç Savaşın patlayışı ile akamete uğradı. İç Savaş sırasında Kızıl Ordu yanında savaş muhabirliği yaptı. İlk öykülerinden “Buryga” ve “Tahta Kraliçe” ile beğeni kazandı. Klasik edebî dile köylü konuşmaları karıştırması ile renklenen ilk ve belki en güzel romanı “Porsuklar” (1924) Devrimin kardeşin kardeşe düşman etmesini anlatır. 1927’deki Rus başkentindeki yeraltı suç dünyasının betimlendiği ve Dostoyevsky’nin mantıksız suçlusu Raskolnikov’dan farklı bir çizgideki romanı “Soyguncular” da hem Rusyada hem dış ülkelerde çok beğenildi. Konusu uzak bir Sibirya toplumunda geçen “Untilovsk” oyunu Stanislavsky tarafından Moskova Sanat Tiyatrosunda sahnelendiğinde Kültür Komiseri Lunaçarsky hoşnut kalmamış; “komünist ideoloji”den geri adım atma olarak değerlendirmişti. Velhasıl, Leonov’un da yeni rejime yaranamadığı anlaşılıyor.
1930’daki “Sovyet Irmağı” Bir Sibirya Ormanı ortasında kağıt fabrikası inşasını hikâye eder. Bir özyaşam öyküsü olduğu anlaşılan “Skutarevsky” (1932) sosyalist bir devlet inşası üzerinde çalışan seçkin bir bilim adamının ruhsal sorunlarını keşfetmeye çalışır. 1934’de Gorky’e “Sovyet Yazarlar Birliği”nin kuruluşunda yardımcı olan Leonov Sovyetlerin geleceği ile ilgili yazdığı “Okyanus’a Giden Yol” adındaki fantastik kurguda, verilen çok tahripkâr mücadelenin ülkenin ekonomik tarihine ne derece yararlı olduğunun sorgulamasını yapıyordu. II. Dünya Savaşının patlaması ile sinema versiyonları da olan yurtsever oyunlar yazmaya sıvandı. 1943’de SSCB Devlet Ödülü kazandı. “Rus Ormanı” romanı (1953) Nazilere karşı direnişte örnek Sovyet eseri görülerek Lenin Ödülü aldı. Yaşamını son on yılı boyunca “Piramid” adındaki ulusalcı-mukaddesatçı destan üzerinde çalıştı. Yukarda değinilenlerden başka pek çok liyâkat ödülü aldı. Hayranlarından, ondan çok yaşlı Korney Çukovsky onu: “Onun görkemli karakterinde çok çeşitli erdemler görürdüm. Noksanları ve hataları üzerine azimle giderdi. Tahta ve madenî malzeme işleme konularında muazzam bir el becerisi vardı. Kendini çok iyi yetiştirmiş; yaşama hazırlamıştı. Şaşırtıcı tarafı nezaketten yoksun olması idi ama açık yürekli ve şair ruhlu idi; kısaca tipik bir Rustu” diye tanımlamıştır.
Vasily Semyonoviç Grossman
![]() |
| Vasily Grossman, 1945’de Kızıl Ordu ile birlikde Almanya'da |
Andrey Platonov’un cenaze töreni konuşması yaptığına değindiğimiz yakın dostu Grossman hakkında da kısa bir bilgi verelim. Aralık.1905-Eylûl.1964 tarihleri arasında yaşayan, Ukrayna’da Avrupanın en büyük Yahudi cemaatinin bulunduğu Berniçev’de doğan, mühendislik öğrenimi almış yazar ve gazeteci Grossman Moskova, Stalingrad, Kursk kuşatma ve savaşlarını doğrudan izleyip savaş muhabirliği yapmış; Almanların hezimeti üzerine Polonya’daki Treblinka toplama ve imha kampındaki Yahudilerin kurtuluşunu ilk elden gözlemlemişti. Ermeni yazısını bilmemekle birlikte konuşabildiği Ermeniceden başkalarının okuduğu Ermeni edebiyatını Rusça’ya çevirme gibi bir marifeti vardı. II. Büyük Savaştan sonra sert bir biçimde ant-Semitizme dönen Stalin’in ölümüne kadar gözden uzak kalabilmeyi başardı. “Yaşam ve Kader” ile “Herşey Akıp Gider” isimli iki önemli edebî eserini Krutçev zamanında da yayınlatamadı. KGB ajanları evine baskın yapmış, kitaplarını, el yazması müsveddeleri ile birlikte notlarını, daktilosunu, yazı şeridine varıncaya kadar müsadere ve Komünist Partinin baş ideoloğu Mihail Suslov’a onu şikâyet etmişlerdi. 1964’de mide kanserinden vefat ettiğinde el konan eşyasını gene serbest bırakmadılar. Yazı kopyaları daha sonra nükleer fizikçi ve muhalif aktivist Andrey Saharov ile Sırbistan’a sığınan muhalif Vladimir Voynoviç tarafından Batıya kaçırılıp yayınlandı. Bunların Sovyetlerde yayınlanması (rejimin çökmesinden bir yıl önce 1988’demümkün oldu. Maksim Gorki ve Mihail Bulgakov’un da desteklediği Grossman’ın ilk ününü sağladığı kısa öyküsü anayurdu kasabasını anlattığı “Berdiçev Kasabasında”dır.
Sovyet Döneminin Diğer Yazarlarına Yazı Türlerine göre Toplu Bakış
![]() |
| Korney Çukovsky (Ilya Repin’in eseri) |
Çocuk Edebiyatına, ideolojik yönden eğitici rôl oynaması bakımından Sovyet Döneminde çok önem verilmiştir. Yukarda adını andığımız Korney Çukovsky’den başka Samuil Marşak, Agnio Barto en çok okunanlar arasında idiler. Mayakovksky ve Sergey Mihailkov gibi yetişkinlere hitap eden ozanların da bu türe katkıları olmuştur. Bu türde düz yazıya, başlangıçta, örneğin Aleksey Nikolayeviç Tolstoy’un, İtalyan Carlo Collodi’nin “Pinokyo”suna benzettiği “Buratino”su gibi adaptasyon yolundan geçildi. Aleksandr Volkov ise, ABD’li çocuk öyküleri yazarı Frank L. Baum’un “Oz Büyücüsü”nü “Zümrüt Kent’in Büyücüsü” adı ile uyarladı ve sonra Baum’un içeriği dışında beş bölümlük dizi ile öyküye devam etti. Bu türde diğer kayda değer yazarlar Nikolay Nosov, Lazar Lagin, Vitali Bianki’dir. Ağırlıklı olarak çocuk povestleri yazan önemli bir Rus yazarı da, Batılı kaynaklara geçmemiş, daha önce referans yaptığımız Moskova baskılı İngilizce “Soviet Writers” isimli kitaptan ve Wikipaedia’nın 1979 tarihli Büyük Sovyet Ansiklopedisini kaynak gösterdiği bilgilerden saptananlara göre 13.Mart.1908, Omsk doğumlu Sergey Venediktoviç Sartakov’dur. Bu müellifin “Çuna’da Doludizgin” (1946), “Kuzeye Akan Sallar” (1949), “Haşin bir İntikamcı Doğuyor” (1955) adlı kısa çocuk romanları kayda değer...
Peri masalları ideolojik kaygıdan nispeten uzaktı. İç Savaşta Kızıl Ordu safında hizmet etmiş, Alman istilâsına karşı makinalı tüfekçi olarak savaşırken 26.Ekim.1941’de 37 yaşında yaşamını kaybetmiş Arkady Gaydar “Timur” adını verdiği “Robin Hood” karakteri ile çocukların gönüllerini fethetmişti. Stalin sonrası, Din’e daha hoşgörü ile bakıldığı dönemlerde, özellikle 1970’lerden sonra Eduard Upsensky, Yuri Entin, Viktor Dragunsky’nin çocuklar için yazdıkları Azizlerin menkıbeleri popülerleşmiş, çizgi filmlere de geçmiştir.
![]() |
| Arkady Gaydar |
“Sovyet Bilim kurgusu”na gelince, daha önce bilim kurguyu toplumsal hiciv olarak kullandıklarına ve kitaplarının Sovyetlerde yayınlamalarının önlendiğine işaret ettiğimiz Yevgeny Zamyatin ve Mihail Bulgakovdan başka Aleksandr Belyayev, Grigory Adamov, Vladimir Obruçev, Aleksey N. Tolstoy bu yolda eserler verdiler. Stalin sonrası yumuşamadan yararlanan ama gene direkt felsefî, ahlâkî fikirlerini doğrudan veremeyip ütopik ve distopik teknikle toplumsal bilim kurgu yazılarını seçenler arasında Yahudi Arkady ve Boris Strugatsky kardeşler, Kir Bulyçev (ya da Bulyçov), Ivan Yefremov, Vladimir Savçenko, Georgi Gureviç, Aleksandr Kazançev, Georgi Martinov, Yeremy Parnov vardır. Ama gerek devlet sansürü engelinden gerekse ciddî yazar ve eleştirmenlerin bu türü özümseyememiş olmalarından bunlar pek rahat kalem oynatamamışlardır. Buna karşın Aleksandr Kolpakov “Griada”sı ve 1985’de Sovyet “Aelita” ödülü kazanan Sergey Snegov’un “İnsanlar Tanrılara Benzerler”i Batılı uzay macera öykülerini yakalar gibi oldular.
Sovyet dönemi ortalarında çocuk bilim kurgusu canlandı. Bu türün yıldızı gene Bulyçov’du. Yetişkinler için yazdığı bilim kurgular yanında on yaşlarında “Alisa Seleznyova” adında bir kız çocuk kahramanını uzayda maceradan maceraya koşturmuştur. Nikolay Nosov’un cüce “Neznayka”sı, Yevgeny Veltisov’un robot oğlan “Elektronik”i ve Vitaly Melentyev’in, Vladislav Krapivin’in, Vitaly Gubarev’in çeşitli uzay serüvenleri dönem ortası ve sonlarının bu türde zenginliğini oluşturdu.
Gizem de bir başka popüler türdü. Arkady ve Georgy Vayner kardeşlerin “Dedektifler”i, Yulian Semyonov’un casusluk romanları en çok satanlar (best seller) arasına girmiştir. Bunların çoğu 1970’ler ve 80’lerde filme alındı.
“Köy ile ilgili öykü ve roman türü”nün temsilcilerinden en çok Viktor Astafyev ve Valentin Rasputin göze çarpar. V. Rasputin’in 1976’daki, bir hidroelektrik santral inşası uğruna kırsal yaşamın tahribi ile ilgili nostaljik betimlemeler yapan “Elveda Matyora”sı kırsal kurgunun en dokunaklı olanlarındandır.
![]() |
| Kir Bulyçov in 1997 |
Tarihsel Kurgu’ya, doğrudan tarihî eser gibi Sovyet döneminde çok el atıldı. Kızıl Ordu militanlarından Valentin Petroviç Katayev “Ufukta Beyaz bir Yelken” (1936) ve Lev Abramoviç Kassil, M. Polyanovsky ile birlikde yazdıkları ve 1950’de Stalin Ödülü aldığı, bir gencin yaşam öyküsünü anlattığı ve Alman işgâli sırasında mücadelesini anlatan “Volodia Dubinin” romanları ile gerek Çarlık Rusyasında gerek yurt savunması sırasındaki çocukların yaşamlarını yarı otobiyografi biçiminde hikâye etmişlerdir. Vladimir Gilyarovsky “Moskova ve Moskovitler”inde Devrim öncesi Moskovayı anlattı. Daha sonraki Sovyet tarihsel kurgusuna Boris Vasilyev, Viktor Astafyev, Boris Poleyov, Vasil Bykav ve da birçok diğer yazarın öyküleri ile II. Dünya Savaşı konuları egemendir. Vasly Yan, Konstantin Badygin en çok Orta Çağ Rus, Yury Tynyanov Rus İmparatorluğu tarihi ile ilgili eserleri ile tanındılar. Valentin Pikul, Alexandre-Dumas’dan esin aldığı stili ile çeşitli dönemler ve ülkeler hakkında tarihsel kurgular yaptı.
Sihir, korku, yetişkinlerin etkilendiği fantazi gibi gerilim yaratan konular ya da büyülü gerçekçilik Sovyet Rusya’da hoş karşılanmadı. 1980’lere kadar bu türlerde çok az kitap yazılıp yayınlandı. Bu istisnalardan biri olan Mihail Afanasyeviç Bulgakov’un “Üstad ve Margarita”sının özetini daha önce vermiştik. Bir başka isim Aleksandr Grin de, gene toplumsal eleştirilerini gerek gerçekçi gerekse fantastik uslûpda romantik masallar yazdı. Arkady ve Boris Strugatsky kardeşlerin bu türde yazdıkları ve aşağıda kısa özeti verilen “Pazartesi Cumartesi’den Başlar” romanı da, aslında, içinde yaşadıkları dönemin koşullarının satirize edilmesi amacını taşır. Öyküden önce yazar kardeşleri çok kısaca tanıtalım;
![]() |
| Arkady-Boris Strugatsky Kardeşler |
Arkady Natanoviç Strugatsky, kardeşinden sekiz yaş büyük olup Ağustos.1925’de Batum’da doğmuş; daha sonra ailesi ile birlikte Leningrad’a göçmüştür. Ocak.1942’de Kentte Alman kuşatmasından kaçarken içinde bulundukları tren Vologda’ya ulaşmadan karşılaştıkları Alman ateşinden, diğer yolcular gibi babası da yaşamını yitiriyor; Arkady kurtulan tek can oluyor. Önce askerî eğitim alıyor. Sonra Moskova’da Askerî Yabancı Diller Enstitüsünde İngilizce ve Japonca öğrenip bu dillerin çevirmeni oluyor. 1955’de yayıncılığa ve yazarlığa başlıyor. 1958’de itibaren, öldüğü 12.Ekim1991’e kadar kardeşi Boris ile işbirliği hâlinde yazı yazmayı sürdürüyor.
Boris Natanoviç Strugatsky 14.Nisan.1933’de doğmuş; Alman kuşatması sırasında annesi ile birlikte Leningrad’da kalmıştı. 1955’de Üniversiteden Astronomi bölümünden mezun oldu. 1966’ya kadar bir yandan yazıyor bir yandan astronom ve bilgisayar mühendisi olarak çalışıyordu. O tarihten itibaren Kendini tümüyle yazıya verdi. 19.Kasım.2012’de, St. Petersburg’da vefat etti.
Pazartesi Cumartesi’den Başlar:
![]() |
| Boris Strugatsky, 2006 |
1964’de yazılmış ve Sovyet bilim araştırma kurumlarını alaya alan bu bilim kurgu kuzey Rusya’da tümüyle kurgusal bir ortamda, ”Saşa” diye anılan Leningradlı genç bir programcı olan Aleksandr Ivanoviç Privalov ağzından nakledilir. Kuzey’e, Karelia bölgesine yaptığı bir seyahatinde yolda yürüyüş yapmakta olan iki kişiyi arabasına alır. Bu kişiler onun bilimsel araştırmalar yapan bir programcı olduğunu öğrenince Kuzey Rusya’da Solovets kasabasında tesis edilmiş “Büyücülük ve Sihirli Nesnelerin Bilimsel Araştırılması Enstitüsü”nde kalmaya ikna ederler. Aslında, Rusça kısaltması “Hiç bir şey” anlamına gelen "Ничего" olan bu kurumda, lüzum görülen herkesin gönüllü hizmet görmesi zorunlu kılınmıştır. Bu yükümlülüğe direnecek olanların toplumsal sadakatsizliği kulaklarında aşırı kıl büyümesi ile teşhir edilecek; bu kıllı kulaklı insanlar kınanacaktır. Bu yükümlülüğe uyanlar ise Enstitüde itibar görecek, konforları ve sürekli ikametleri sağlanacaktır. Eser, iyi bilinen Rus peri masallarından, Puşkin’in “Ruslan ve Lyudmilla” gibi manzum epik peri masalı tarzı fantastik kurgularından, mitolojik figürlerden, İngiliz Kral Arthur efsanesindeki büyücü Merlin’den, Vampir öykülerine kadar bilinen sayısız fantastik ögeyi içine almaktadır. Romanda çok renkli karakterler vardır. Örneğin, bir zamanlar Büyük Engizitör ve aynı zamanda usta bir hayvan postu doldurucusu olan İspanyol kökenli Cristóbal Joseviç Junta artık bu enstitünün “Yaşamın Anlamı Departmanı”nın şefliği görevini almıştır. Eski dostlarından bir SS Standartenführer’ine (SS Alay komutanı) ait doldurduğu postun da kolleksiyonunu süslediği söylenmektedir. “Doğrusal (hiç değişmeyen) Mutluluk Departmanı” Şefi Fyodor Simeonoviç Kivrin daimî iyimser, ABD’li detektif öyküleri yazarı Erle Stanley Gardner’in hayranı, Privalov’a örgütü tanıtan kekeme, iri kıyım bir adamdır. Soyadı “taş yeyici” anlamına gelen Müdür Modest Matyeveiç Kamnoedov, “Pazartesi Cumartesi’den Başlar” çalışma etiğinin erdemine aklı ermeyen örnek yetkinlikde bir yönetici ve bürokrattır. Noel Arefesi Privalov’a ışıkları kapatma ve kapıları kilitleme talimatı vermişti. Ama Privalov kimsenin bunu umursamadan Enstitüdeki araştırma çalışmalarını sürdürdüklerini görmüştü. Mesela, kabalığı şiar edinmiş Viktor Korneyev (Vitka) klon’unu (bedensel kopyasını) devamlı laboratuvarında bıraktığını söyleyerek bu talimatla alay ederdi. Ama, Privalov klonların şarkı söylemediklerini ve öfke tezahürü göstermediklerini bildiğinden bunu yutmazdı. Enstitüde en faal laboratuvar, (soyadını XIV-XV. Yüzyıllar arasında Polonya Krallığı da yapmış, Lituanya Gran-Dük’ü Jagiello”dan almış) Amirosiy Ambroisoviç Vibegallo’nunki idi. Devamlı göz korkutucu büyüklükde deneyimler yapılır; bu bilim dışı araştırmaların sonucu hep akıl almaz ısraf ve dağınıklık olurdu. Onun bu göz boyama gayretleri SSCB’de genetik biliminin geri kalmasına neden oldu.
Bu romandaki metaforlarla Sovyet Bilimsel Araştırma kurumlarındaki içe kapanıklık, aciz yönetimler, görev ahlâkı olmayan, onurdan yoksun, liyakatsiz, gösteri atı profesörlere, bilimsel donanım noksanı ve bozukluğuna, dostlar alış verişte görsün örneği faaliyetlere dikkat çekilerek eserin adının ifade ettiği üzere kamu gözüne görünmekten kaçan bilim adamları için hafta sonu tatillerinin olmadığı anlatılmaktadır.
Sürecek