19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Akdenizli çiftçi zeytini sevdi

Akdeniz kıyısındaki ülkelerin en değerleri ürünüdür zeytin. Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı, barışın ve umudun simgesi olmuştur tarih boyunca. Antalya sahillerinde, Torosların eteklerinde zeytin üretimi hızla yayılıyor, yaygınlaşıyor. Diğer tarım ürünlerine nazaran daha iyi kazandıran zeytin ve zeytinyağı, Akdeniz çiftçisinin kurtuluş umudu oldu. 
Turizmin gelişmesiyle bu sektöre geçen köklü çiftçi aileleri de zeytin üretimine öncülük yapınca zeytinciliğe başlayan üretici sayısı arttı, üretim alanları gelişti, genişledi. Turizmci Cengiz Haydar Barut’un zeytinyağ ile ilgili çalışmalarını duyunca ilk önce meraklanmış; ‘Turizm bitti de tarıma mı el atıyor Barut ailesi’ diye düşünmüştüm. Ama öyle değilmiş, “Yağ üreticisiyiz aynı zamanda. Dededen kalma bölgenin en büyük zeytinyağ fabrikamız var. Hem de 1945 yılından beri” diye açıklık getirmişti. Ailece turizmci olan İlhan Cesur da dedesinin adını taşıyan ‘Mehmet Çavuş’ markasıyla ürettiği zeytinyağının yıllardır piyasada olduğunu anlatmıştı. 
2 ay daha sürecek zeytin hasadı nedeniyle, Antalya, Burdur, Isparta’nın ilçe ve köyleri ile Fethiye’den birçok üretici yağ fabrikalarında kuyruk oluşturuyor. Cengiz Haydar Barut ile 60 yıldan fazla geçmişi olan fabrikada hayli kalabalıktı. Barut, “Tam zeytinyağı dönemi. Zeytin üreticisinin yüzü gülüyor” diye başladı anlatmaya. “Ama” diye devam etti: “Akdenizliyiz diyoruz zeytinyağı tüketmiyoruz. Akdeniz ülkelerinde zeytinyağ tüketimi, yıllık kişi başı 24 kilogram civarında. Türkiye’de ise bu 1 kilogram bile değil.” Antalya ve Manavgat bölgelerinde zeytin bahçelerinin kurulabileceği çok alan olduğunu söyledi. Barut ve şöyle konuştu: “Bölgemizde zeytinciliğe şimdiye kadar hiç önem verilmemişti. Son 4-5 yıldır gelişiyor. Sırf biz 400 binden fazla zeytin fidanı dikilmesini sağladık. Şimdi ürün vermeye başladı zeytin ağaçları. Birkaç yıl içinde verimleri de çok artacaktır. Üreticiler de çok memnun. Diğer tarım ürünlerinden kazanamadıklarını zeytinden alıyorlar. Devlet el atmalı, zeytin fidanı dağıtmalıki üreticinin, çiftçinin refahı artsın.”
 HEDİYELİK ‘SİDE’ YAĞ
Zeytinyağında marka oluşturarak yerli ve yabancı tatilcilerin dönüşlerinde dostlarına, yakınlarına hediye olarak zeytinyağ götürmelerinin sağlanmasını hedefliyor Cengiz Haydar Barut. Bunun için ilk önce oluşturduğu ‘Side’ markasının tanıtım çalışmaları sürüyor. Daha sonra bölgesel zeytinlerden elde edilen yağları yine o bölgelerin isimlerini vererek marka oluşturmayı düşünüyormuş. Örneğin, Gebiz, Döşemealtı, Çığlık, Göynük, Adrasan vs gibi. “Zeytinyağda kalite nasıl belli olur” diye sordum Barut’a yanıtı da “Markalı ürünler her zaman güvenlidir” oldu. Devam etti Barut, “Çünkü zeytinyağı, karışımının anlaşılamadığı yağların en başında gelen bir üründür. Mesela çiçekyağı, fındıkyağı ile karıştırıp satabiliyorlar. Sırf ucuz diye açıktan yağ almayın.” 
TADI VE LEZZETİ SONSUZ
“Zeytinyağının tadı nasıl olmalı iyi, güzel ve saf yağı nasıl anlarız” diye sorunca, Cengiz Haydar Barut, “Tadı ve lezzeti sonsuz değişken olan 3 ürün vardır dünya üzerinde. Bunlar Şarap, Puro ve Zeytinyağdır. Doğa şartlarına göre nem ve iklim durumu, toprağın özelliği gibi etkenler her yıl ürünün farklılığını ortaya çıkarır” diye bilgi verdi. Yani ‘zeytinyağı işte’ deyip geçmemek gerekirmiş, onu öğrendik Cengiz Haydar Barut’un anlattıklarından.

‘Önce üretici sonra turizmci’
 “Önce üretici, sonra turizmciyiz” diyen İlhan Cesur’u ziyaret ettiğimizde, “Zeytinyağ müzesi yapacağım burada” dedi ve iddialı sürdürdü konuşmasını; “Antalya denince zeytin akla gelmeli, onu istiyoruz. Tarım İlçe Müdürlüğü bu konuda çok iyi çalışıyor, hakkını verelim. Akdeniz çiftcisini zeytin kurtarır. Bundan hiç kuşku yok. Zeytinyağı üretimi arttıkça, kişibaşı tüketim de artacaktır. Biz öncü ihracatımızı Norveç ve Danimarka’ya yapıyoruz.” 
Türkiye zeytinyağı üretiminde dünya 5’ncisi. Dünya lideri ise İspanya. Bakım iyi olursa ve üretim alanları genişletilirse biraz daha üst sıralara çıkabileceğimizi söyledi İlhan Cesur, “Ama liderliği yakalayamayız. Turizm nedeniyle tarıma ilgi az aslında. Eleman bulmada sıkıntı çekiyoruz. Sosyal güvence olsun diye gidip asgari ücretle çalışıyor, kendi toprağında çalışmıyor kimse. Aslında geleceğin ürünü zeytin olacak.” diye devam etti. 
Zeytini üreticilerin kurtarıcısı olarak gören Cesur, “Zeytin dikilecek o kadar çok alan varki, devlet desteği, teşviği olması lazım. Fidan dağıtmalı ve kullanılmayan arazilere dikim yapılabilmesinin yolu açılmalı. Festivaller düzenleyip zeytinciliğin kampanyası yapılmalı” dedi. Kabaca bir hesap yaptık Cesur ile; bir dönüm alanda 25-30 ağaç bulunuyor. Yetişkin Gemlik türü zeytin ağaçlarından alınan ürünün yağa dönüştürülmesiyle elde edilen geliri, bakım giderleri de çıktıktan sonra bin YTL dolayında. 
MUTLU ÜRETİCİ
Hem Barut’ların hem de Cesur’ların fabrikalarında üreticilere, sorduk, onlarla konuştuk ve hiç yakınanı duymadık. Üretici mutlu, memnun. Ben her gittiğim yerde yakınan üreticilere rastladım zeytin bahçesi olanlar yakınmıyor. Gebiz’den Mustafa Kaştan (75) toplam 70 ağaçtan topladığı zeytinleri ortağı Sami Karakaya (38) ile beraber getirmiş yağ sırasını bekliyordu. Gemlik zeytin olduğu için verimi iyi olmuş. Geçen yıl 3,9 kilogram zeytinden bir litre yağ elde etmiş. Bunun çok iyi bir verim olduğu vurgulandı. Karakaya, 7 dönüm kadar daha toprağı zeytinlik yapacaklarını söyledi. Murat Bakay (24) Gaziler köyünden. 
15 dönüm alandan elde ettiği üründen 5,5 kilograma karşılık bir litre yağ almış; “Seracılıktan bile iyi bu zeytin” dedi. Alanya’dan Ali Taşçı, Hatipler’den Tahsin Elmas, Payallar’dan Mehmet Uysal zeytin üretmek için yerlerinin darlığından bahsettiler. Döşemealtı’ndan Şefik Taş, Antalya’nın ‘kan’ isimli zeytin türünün veriminin düşük olduğunu vurguladı, çeşit değişikliğinin yapılmasını ve zeytin için uygun hazine alanlarının vatandaşa kiralanabileceğini önerdi.

Uzun yaşamın sırrı; zeytinyağ
Sağlık uzmanlarının da belirttiği gibi sağlıklı gıdalar içinde en önemlisi zeytinyağ. Dolayısıyla değeri de, ilgi de son yıllarda hayli arttığı gözlemleniyor. Lokantalarda son yıllarda zeytinyağlı meze ve yiyeceklere talep artmış. Kalp-damar rahatsızlığını asgariye indirdiği bilimsel yazılarla duyuruluyor. Turizmci-restorant sahibi Uğur Yeğinaltay, “Uzun yaşamın sırrı zeytinyağ. Ağacı bile 2 bin yıl yaşıyor” diyor. 60 dönümlük bir alanda Anapolu Park Restorantta hizmet veren Yeğinaltay’a, Türk ve yabancı müşterilerinden edindiği izlenimlerini öğrenmek istedik. Akdeniz insanları arasından Fransız, İtalya, İspanya ve Yunanlıların yemeklerde zeytinyağ ve sirke istiyormuş. Alman ve Ruslar için “Pek bir tercihleri olmuyor. Izgara kebap yetiyor onlara” dedi. 
GELENEK DEĞİŞİYOR
Türklerin, özellikle turistik bölgelerde yaşayanların son yıllardaki yemek kültürlerinin değiştiğini anlattı Başaşçısı Vahap Yüce: “Türkler nar ekşisi, zeytinyağlı mezeleri seviyor. Mesela bir gelenek değişiyor. Eskiden tereyağlı lavaş, pide verirdik, şimdi kekikli veya sade zeytinyağ koyuyoruz masaya. Enginar, ceviz ve bol zeytinyağlı yeşil salata mutlaka bulunuyor. Süt ürünü mezeler karaciğer için çok önemli olduğu için terçihler arasında yer alıyor.”
Yayın Tarihi : 4 Aralık 2006 Pazartesi 00:49:35
Güncelleme :4 Aralık 2006 Pazartesi 15:42:00


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Yazarın notu IP: 85.107.128.xxx Tarih : 6.12.2006 21:51:29
Sevgili M.Yüksel, yorum yazısında portakal kokan eski Antalya'dan daha güzel ve edebi yazılar beklediğini belirtmiş, iyi de etmiş tabi. Eh sende biliyorsun o portakal kokan kent yok artık. olmayınca güzel şeyler, insanın içinden de gelmiyor yazmak. Bak üreticiler portakal, limon değil, zeytin ve nar'a ağırlık veriyor. Sektör dediğimiz, bizim Akdenizli üreticiler aslında. Bir hevesliler zeytin için görsen.. Saygılar...

M. Yüksel ÖzbekMehmet Yüksel Özbek IP: 88.240.148.xxx Tarih : 4.12.2006 03:08:51
Antalya'dan Yakuplarla, Yusuflarla tanıdığım meslektaşım Ecevit. Duvar misali yazınızı görünce; oh be; zevkle okuyacağım bir edebi yazıdır, dedim içimden... ne yazık ki öyle çıkmadı... Yazınız bir sektörü ilgilendiren, haber niteliğinde ve güzeldi. Bu yazıları haber formatında yazarsanız çok memnun oluruz... Şöyle güzel bir edebi yazın da tuğla gibi olsun, biz de Yusufları, Yakupları analım... Portakal kokan eski şehrin insanı Eco'dan bekleriz...Bekliyoruz..