Aziz Nicolas yani Noel Baba’nın memleketi olarak ünlenen Antalya’nın Demre ilçesi aslında tam bir seracılık merkezi. Tüm ilçeye yayın yapan belediye hoparlöründen yükselen ses, sera üreticilerine soğuk hava nedeniyle gece don olayının meydana geleceği uyarısı yapıyordu.
O gün bir araştırma-anket kurumunun elemanları ilçedeymiş. Çarşıda öğle yemeği yediğimiz lokantada karşılaştık anketörlerle. Yüksek okul mezunu iş güç sahibi kişilerle görüştüklerini söylediler. Belediye seçimleri için araştırma yapıyorlarmış. Uğradıkları esnaftan ve bazı üreticilerden öğrendim, sorulara tepki gösterenler olmuş. Çünkü “Dindar mısınız” ve “Muhafazakar mısınız” gibi sorularla karşılaşmışlar.
Tarım ilaçları satan Mehmet Ali Göncü’nün işyerindeki üreticiler, isimlerini vermediler ama tepkilerini, “Ne bu arkadaş, milletin dinini kitabını mı sorguluyorlar artık. Belediye diyo seçim anketi diyo, ardından ‘dindar mısın’ diye soruyor. Sana ne yahu” diye dile getirdiler. Mehmet Ali Göncü, “Anket yapıyoruz diye geldiler, buyur ettik. Burada üretici arkadaşlara sorulara filan da sordular. Baktık din, muhafazakar lafları ediyorlar, anketlerine katılmayacağımızı söyleyip kibarca, gönderdik” dedi.
YARI DEMRELİ BAKAN GÜNAY
İlçe merkezinde dolaşıp, yıllarca yaz aylarını burada geçiren ve ‘Yarı Demreliyim’ diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan beklentilerini sorduk. Tarım kesimi, “Biz çiftçiyiz, turizmi bilmeyiz” karşılığını verdi. Turizme hizmet verenler ise, “Bakan isterse burada turizm patlar” diye umutlarını dile getirdi.
Tarım ilaçı bayisinde sera üreticisi Selahi ve Ahmet Güner kardeşlere “Bakan Günay hemşeriniz sayılır. Burada olsa ne isterdiniz” diye sordum; “Ne isteyelim, ne diyelim. Biz üreticiyiz, çiftçiyiz. Malımız para etsin isteriz hepsi o. Bizim işimiz olmaz ki turizmle bakanla” karşılığını verdiler. Bakan Günay’ın komşusu Ahmet Acar, seslendi: “Altyapı sıkıntılarının giderilmesi için destek olsun, ilgilensin yeter.”
ÇEHRESİ DEĞİŞİR
Aziz Nicholas Kilisesi görevlisi Muhammet Altınkaya, “Konaklama sağlansa, butik otel olsa, çehresi değişir buraların” diye özetledi Demre’deki turizmi. ‘Kilise’ adının ‘Müze’ yapıldığına ilişkin söylentileri anımsattım, “Görevli olarak bize ulaşmış bir bilgi yok” dedi. 2006 yılına göre 2007’deki ziyaretçi sayısının 100 bin artışla 450 bine çıktığını öğrendik.
Noel Baba heykelinin karşısında tekstil mağazasındaki Yılmaz Karaağaç ve Ali Babadağ, Bakan Ertuğrul Günay’dan beklentilerini, “Bakan isterse Demre’de turizmi patlatır” diye dile getirdiler. İlçe sahilinde daha önce ilan edilmiş olan ‘Turizm Alanı’nın iptal edilmiş olduğu duyumlarına ise turizmden geçimini sağlayanların tepkisi şöyle oldu: “Bakan kendisini yarı Demreli sayıyorsa, ilçe merkezini hareketlendirecek Myra Antik Kenti ve Aziz Nicholas Kililesi’ne desteğini esirgememeli. Kekova’nın deniz yolunun hareketlenmesi için Çayağzı’na da liman yapılmalı.”
Aziz Nicholas Kilisesi’ne ziyarete gelen turistlere hizmet veren market sahibi Abdullah Duran, “Demre’de birkaç eşi dostu vardır sayın bakanın. Öyle hepimiz bilmeyiz tanımayız ki” dedi. Marketteki müşteri Murat Nalbant “Ben Kekovalı’yım” dedi ve devam etti: “Kale köyü bir görün merdivenler taa Kale’ye kadar çıkıyor. Çok güzel oldu. Bakan bey ödenek göndermiş diyorlar.”
YAT LİMANINA DESTEK
Çayağzı’nda birkaçı hariç onlarca tekne karaya bakıma alınmış. Yaz sezonunda günlük ortalama 2 bin 500 yabancı turistin gelip Kekova turuna çıktığı Çayağzı’nın yatçıları, “Bakanımızdan buraya liman yapımına destek çıkmasını bekliyoruz” dediler. Cevdet Yanardağ, ‘Demreli Ertuğrul Günay’ı iyi tanırım’ dedi ve bakan olmadan önce arasıra Çayağzına gelip gittiğini söyledi. Ve ‘Bakan’ olarak buraya el atmasını istedi. Yatçılarla karşılaştık. Salih Kaya, Hasan Kocakaya, Halil Orakçal ve tekne ustası Cihan Kıvran’ın Çayağzı ile ilgili tek istedikleri, “Turlara düzen getirilmeli, kaliteli turizm hizmeti sağlanmalı” oldu. Dalgakıran, liman ve çekek yeri istediler. Demreli Ertuğrul Günay, ‘Bakan’ olduktan sonra bölgeye ilk gelişindeki talimatı, “Yollar düzenli olsun ve yol kenarındaki karavanları kaldırın” olmuş. Lokanta sahibi Metin Beker, “Bakan beyle merhabalığımız var. Bölgeyle ilgili plan proje getirin ilgileneyim diyor. Ama bildiğim kadarıyla ilgilenen yok. Belediye, Deniz Taşıyıcılar Kooperatifi veya turizme hizmet verenler birşeyler yapmalı” diye yakındı. 'Çiftçiyiz, turizmi bilmeyiz' Göncü ile birlikte seraya Asım ve Fatma Çiftçi’yi bahçelerinde ziyaret ettik. Ahmet Acar, ilçede 4 bin dönüm kadar portakal bahçesinin her yıl azaldığını ve sera yapıldığını anlattı. Asım Çiftçi, portakal fiyatının 40-50 kuruşa kadar düştüğünü hatırlatıp, “Tüccar çekinerek mal alıyor. Para etmiyor yani. Çok kalmaz söker millet ağaçları böyle giderse” dedi.
AB’DEN ÇİFTE STANDART
Seraları gezmeye başladık. Asım Çiftçi, “Yeni Barbodos türü domatesten olumlu sonuçlar aldık. Çok iyi verimli ve tadı güzel. Yeni bir Hollanda markası” diye anlatmaya başladı. Demre ve Kumluca bölgelerinde yetiştirilen sebzenin tadının bir başka olduğunu şöyle vurguladı; “10-15 gün kadar önce Prag’daydım. 10 liraya satılan biber var domates var. İspanya’dan gelmiş ürünler. Ama tat desen hiç yok inanın.”
Sürekli gündeme gelen ilaç kalıntılarıyla ilgili de bilgi verdi Asım Çiftçi; “Arada bir oluyor ama bütün Demre’yi, hatta ülkeyi etkiliyor. Çok yol alındı aslında. Daha da dikkatli olmak lazım.” Ahmet Acar araya girip, “AB ülkeleri kendilerine tanıdığı kalıntı limitleri oranını Türkiye için uygulamıyor” bilgisini verdi.
Rito Tohum’dan Ziraat Mühendisi Zafer Kılıç, “AB ülkeleri arasında da kesin bir kalıntı kriter birliği yok. Karşılıklı devletler bir birleriyle anlaşmalar yapmışlar. Kimisi 0.3 kalıntıyı kabul edilebilir buluyor. Kimisi aynı madde için 3.0’ü kabul ediyor. Yani anlaşılabilir değil” dedi. Kılıç’a göre bu konularda ilgili ülkelerde tarım ateşesi atanmalı ve bu kanalla lobi faaliyetlerinde bulunulmalı.
“Türkiye sebzeden çok güzel para kazanır aslında ama yeterli desteği görmüyor” diye yakındı Ziraat Mühendisi Kılıç. Ve devam etti: “Hükümetlerimiz ülkemizin bir tarım ülkesi olduğunu kabul etmiyorlar nedense. Düşünebiliyor musunuz üretilen sebzenin sadece yüzde 5 kadarı ihraç edilebiliyor sadece.”
Tohum firmasının bölge sorumlusu Ziraat Mühendisi Cengiz Şalvarcıoğlu araya girip hatırlattı; “2008 yılı başından geçerli olmak üzere ithal tohumlara yüzde 20 vergi kondu. Sanki yerli tohumumuz var.”
İnsanda biraz arlanma olur. Hadi be sende derler. İnsanları birşeyler veren kişilerde sorumluluğunu bilmeli, yaptıklarının ve yazdıklarının halkı nasıl etkilediğini bilmeli.
memleketimizin güzide köşelerinden biri olan antalya demre ilcesini siz nasıl noel babaya mal edersiniz?