Yeryüzünde en fazla tarımı yapılan domates, şu sıralarda altın çağını yaşıyor olsa gerek. Küresel ısınma, mevsim dışı şırı yağışlar ve Tuta Absoluta zararlısı derken bu kırmızı ürün şu sıralarda piyasada ‘Yok’ satıyor.
Kalitesi düşük domatesin semt pazarlarındaki fiyatı 3,5 lira. Daha kalitelileri ise 6 liraya kadar çıktı. Böyle giderse fiyatının düşmesi de zor görünüyor. Satıcılar, “Gelen mıncıklayıp gidiyor” diye dert yanıyor. Tüketiciler ise, “Bu fiyata bırak domatesi, salça bile alınmaz” diyor.
Türkiye’deki fide üreticilerinin oluşturduğu Fidebirlik, merkezini Antalya’ya taşıdı. Başkan Savaş Titiz ve yönetim kurulu üyeleri çalışmaları hakkında açıklamada bulundular. Modern fide kullanımı, sera üretiminde % 100’e yakın ve açık tarla sebze üretiminde ise % 55 civarında. Türkiye’de halen 1150 dekar modern fide üretim alanı bulunuyor. Ve 1 milyar 750 milyon adet civarında fide üretilmektedir. Sadece Antalya’da 741 dekar alanda fide üretimi yapılıyor ve bu alandan 2009 yılında üretilen fide sayısı 935 milyon adettir.
KÜRESEL ISINMA VE YAĞIŞLAR
“Domates fidesi üretiminde azalma görülmüyor” dedi Savaş Titiz. Bizde sorduk; “Domates fiyatları uçuyor. Ne olacak bu domatesin durumu” diye. Titiz anlattı:
“Erken yaz dönemindeki yağışlar ve aşırı sıcaklar domates fiyatlarındaki artışa neden oldu. Açık tarlada yetiştirilen domatesler erken yaz döneminde uzun süreli yağışların etkisinde kaldı. Bu da mantari hastalıklara neden oldu ve üründe bir azalma görüldü. Yani açık tarla mahsulunun hasad süresi kısa sürdü. Normal şartlarda ekim sonuna kadar devam eden hasat süresi Eylül ortalarında bitti. Pazara arzda ciddi bir düşüş yaşandı. Sofralık tarla domatesi azalınca, sanayi domatesi sofralık olarak daha yüksek fiyatla pazara çıkarıldı. Bu nedenle de hem sofralık ve hem de sanayi domatesinin fiyatı 1 yıl öncekinin 5 katını buldu.”
Aslında Ekim ayı başında erken güz dönemi üretimi domatesler piyasaya çıkması gerekiyordu. Bunun da gerçekleşemediğini şöyle anlattı Savaş Titiz: “Fethiye ve Antalya’da küresel ısınma etkisini hissettik. Temmuz ayında havalar aşırı sıcak gitti. Dikimler de 3 haftaya varan bir gecikmeyle yapılabildi. Dolayısıyla erken dönem sera ürünü hasadı da Ekim sonuna kaydı. Sonuçta bu iki nedenle pazarda domates yokluğu yaşandı.”
Savaş Titiz, Kasım ayından itibaren domatesin pazara arzında artışın görüleceğini ve kış aylarında fiyatın dengeye gireceğini söyledi. Fidebirlik Yönetim Kurulu üyesi Tuncer Astar araya girdi, fiyatın 1 liranın altına düşeceğini sanmadığını belirtti.
KRİZ BİTMEZ
Aksu Çamköy’deki Grow Fide tarım işletmesinde başta domates olmak üzere, sebze tohum ve fide üretimi yapılıyor. Hasan Ünal’ın bu işletmesi 110 bin dönümlük sahada kurulu ve Avrupa’nın da en büyüğü sayılıyor.
Fide üretim alanlarını gezerken Ünal’a domatesin geleceğini sorduk. Ama hiç de olumlu şeyler anlatmadı: “Domates krizi bitmez. Çünkü Tuta Absoluta zararlısı nedeniyle açıkta üretim artık eskisi gibi olmayacak, olamayacak artık.”
Türkiye’de üretilen domates miktarı 10-11 milyon ton. 4 milyon tonu serada, 4 milyon tonu açıkta (tarla) ve 3 milyon ton civarında da sanayi (Salça) üretimi yapılıyor. Ünal’a göre 3 milyon ton sanayi üretiminde büyük bir azalma söz konusu olacak. Tarla üretimi ise yüzde 50’ye varan oranda azalacak. Hasan Ünal’a fiyatların nasıl seyredeceğini sordum; 1-2 lira aralığında seyredeceğini ve tüketiciler için 3-4 lira olacağını tahmin ettiğini öne sürdü. Ünal, “Kış aylarında fiyat belki biraz daha aşağı çekilir” dedi.
“Tuta Absoluta zararlısı ile Türkiye’nin değil dünyanın başı dertte” diye sürdürdü konuşmasını Hasan Ünal:
“İki yıldır gündemimizde. Biz değil dünyanın başı dertte bu kemirici zararlı kemirgen ile. İki yıl önce bakanlığı uyardık. Ancak o zaman Türkiye’de henüz görülmediği için bir şey yapılmadı. 1.5 yıl önce ise hava yoluyla Ege’den girdi. Domates bitkisinin yapraklarını yiyor, ürünün gelişimini engelliyor. Girdiği yerde de yumurtlayarak, inanılmaz boyutta yayılıyor. Tuta, gelecek yıl Urfa’ya, oradan da İran’a kadar gider.”
“İlacı var” diyecek olduk Ünal sözümüzü kesti: “Evet var ama ilaçla öldürüyorsun, yarın gene geliyorlar. Bunu küçük çekirge gibi düşünün.”
GDO’LU DOMATES YOK
YÖK Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın domates tohumlarını hedef alan bir konuşmasında “Genetik mekanizması bozulmuş domatesler” ifadesini kullanmıştı. Bunu Fidebirlik Başkanı Savaş Titiz’e de sormuştuk, Hasan Ünal’a da sorduk. Titiz’in yanıtı şöyle olmuştu: “Bilim insanlarının üst çatısını oluşturan bir kurulun başkanı sıfatını taşıyan bir akademisyen tarafından söylenmesi, son derece de talihsiz bir durum olmuştur. Bütün bu açıklamalar şehir efsanesi edasıyla dile getirilmesi yanlıştır. Tohum, fide ve ıslahla uğraşan kuruluşların üzerinde olumsuz bir etki yapmıştır.”
Ünal’ın buna tepkisi, “Dikkatinizi çekerim, YÖK Başkanı Özcan’ın bu söylediklerdi kafaları karıştırdı. Ama bu sözler ‘bilinçli’ olarak söyletildi kendisine. Altında mutlaka bir şey var” şeklinde oldu.
PAZARCI: VATANDAŞ MINCIKLIYOR
Antalya’da Salı Pazarı’na girip dolaştık. Her tezgahta domates yok. Var olanlar da en düşük fiyat 3,5 lira. Pazarcı Mehmet Türeli, “Biz de halden alıyoruz. İyi kalitede mal getirsek satılmıyor. Düşük kaliteli domates getiriyoruz. Onu da işte görüyorsunuz 3,5 liradan satışa veriyoruz. Aşağı kurtarmyor ki. Bunu bile almıyor vatandaş. Mıncıklayıp mıncıklayıp gidiyorlar. İnşallah elimizde kalmaz da akşama kadarn satarız şunları” diye yakındı.
Tülay Elden, “Hiç değilse bir kilo alayım da kahvaltıda yeriz” diyordu. Elden, “Domatessiz ev olur mu hiç. Ekmek gibi temel ürün sayılır domates. Yemeğe ne koyacağız, çocuklar ne yiyecek. Sofraların tadı tuzu kalmaz domates eve girmezse” dedi.