Alman RTL televizyonunun gündeme getirdiği esnafın yerli ve yabancıya yönelik çifte tarife uygulaması, her alanda ortaya çıkıyor. Normal ücreti 50 kuruş olan tuvaletlerde yabancılardan 1 Euro isteniyor. Antalya kent içi ve Kemer minibüslerinde YTL olan tarife yabancıya Euro olarak söyleniyor. Devlet müzelerinde ve ören yerlerinde yıllardır çifte fiyat uygulanıyor. Türk halkı 20 YTL’ye aldıkları kart ile tüm ören yerlerini ve müzeleri gezebilirken yabancılar tek bir ziyaret için kişi başına 15 YTL ödemek zorunda. Turizmciler bu yüksek ücret nedeniyle kültür turlarını iptal ettiklerini açıkladılar.
Öger Genel Müdürü Recep Yavuz’u ziyaret ettiğimizde, “Kültürel değerlere sahip çıkılmıyor” diyerek kızgınlığını dile getirdi ve ekledi: “Ne turizmciler ne de halk sahip çıkıyor. Turizmcilerin kaçı Antalya Müzesi’ne gitmiştir acaba? Turizmi yüzeysel işliyoruz arkadaş. Müze ve ören yerlerini programa alamıyoruz. Fiyatı yüksek bir kere.”
Genel Müdür Yavuz, çevresine sürekli eleştirel bakıp yanlışları söylemekten çekinmeyen bir turizmci. Son günlerde tuvaletlerin durumu dillendirmeye başladı. Şehir içindeki halka açık genel tuvaletlerin temiz ve hijyen olmadığını söyledi ve 2009 yılında Dünya Tuvalet Kongresi’nin Türkiye’de yapılacağını hatırlattı. Türkiye’ye getirdikleri turistleri cami tuvaletlerine sokamadığından yakındı. Ve 50 kuruş olan tuvalet ücretinin turistlere gelince 1 Euro’ya çıktığını anlattı, “5-6 ekmek parasına bir tuvalet ücreti olur mu allah aşkına” diye de isyan etti. Tuvalette bile çifte fiyat uygulandığı ortaya çıkınca Alman RTL televizyonunun ‘Nasıl kazıklandık’ diye sundukları haberi anımsadık.
Operasyon Müdürü Mesut Güvenç araya girdi, “Türkiye’ye tatile gelen Avrupalı misafirlerin memleketlerinde özellikle genel tuvaletler ücretsizdir. Hadi hizmet ediliyor temizliği filan diyelim. Ama 1 Euro istenince haklı olarak pahalı buluyorlar” dedi. Güvenç, kültür turlarının programdan kaldırılmasını da “Satışa sunduğumuz fiyatın içine eklemek lazım. Ama o zaman da genel fiyat yükseliyor, satışta zorlanıyoruz” şeklinde açıklık getirdi.
TABAKLAR KÜÇÜLMELİ
Recep Yavuz, “Dur daha bitmedi” dedi. “İsraf” diye devam etti; “Dünyada en fazla israfı olan ülkeyiz. İşletmelerde tabaklar küçülmeli. Tabak büyük olunca doluncaya kadar yemek konuyor. Küçük olursa daha az konuyor. O nedenle tabaklar küçülmeli. Bir de ekmek israfı var. Avrupalı turistin en kızdığı iki şey vardır. Biri ekmeğin atılması diğeri de hayvanlara kötü muamele yapılması. Buna acayip kızıyorlar.”
Su ve elektrik israflarını da anımsattı Recep Yavuz ve “Turizm bölgelerinde israf konusunu iyi incelemek gerekir. Her şeyde tasarufu sağlamalıyız. Kaliteyi ve hizmeti düşürmeden bunu gerçekleştirmeliyiz” dedi.
RUS PAZARI ÜZDÜ
TUİ Ürün ve Kontratlar Müdürü Melih Yetiş, 2008 sezonu Avrupa pazarını çift haneli artışla kapattıklarını bildirdi. Yüzde 25’lik bir artış ile planlanan hedefin de üzerine çıktıklarını vurguladı. Yetiş, kış sezonu için de yüzde 20’nin üzerinde bir artışın olacağını bekliyor.
Melih Yetiş söylediklerini not ettik ama şunu da sormadan edemedik; “Peki, bizim turizmciler neden ağlaşıyor o zaman.” Yetiş şöyle karşılık verdi: “Rusya’dan beklentiler büyüktü, bu gerçekleşmedi. Uçak sıkıntısı, petrolün fiyatının artması, Dolar-Euro paritesi gibi birçok etkenler tatile çıkacakları etkiledi, turizmcileri zora soktu. Maliyetler öngörülerin üzerine çıktı malesef.”
“Rus pazarı turizmcileri üzdü diyebilir miyiz” dedim Melih Yetiş, “Aynen diyebiliriz” diyerek devam etti: “Belli bir pazara bağlı kalanlar sor bir sezon geçirdi. Oteller tek bir pazara bağlı kalmamalılar. Farklı guruplara yönelik çalışmalar daha rahat sezon geçiriyor. Sıkıntıları daha zararsız geçiriyorlar.”
YOLUNACAK KAZ
“Turist” kelimesinden özellikle kaçınarak, “Misafirlerimiz” demeyi tercih ediyor Melih Yetiş. “Kimse gittiği yerlerde kazıklanmak istemez” diye sürdürdü konuşmasını: “RTL televizyonu bunu haber yapınca şimdi Avrupalı misafirlerimiz otelinden dışarı bile çıkmak istemiyor. Kusura bakmasınlar ama gerçek böyle. Sadece esnaf değil ki misafirlerini kazıklayan, çifte tarife uygulayan, devlet de kazıklıyor. Yolunacak kaz gibi görüyor.”
“Devlet nasıl kazıklıyor” diye sordum; dünyanın ‘turizm devi’ olarak tanınan TUİ’nin Ürün ve Kontratlar Müdürü Melih Yetiş de anlattı: “Ören yerlerinde müzelerde yerliye ayrı yabancıya ayrı tarife yok mu. Müzekart uygulaması yeni başladı. İyi de oldu. 20 Yeni Türk Lirası ile Türkiye’deki tüm müzeleri ören yerlerini gezebiliyorsunuz. Çok güzel bir uygulama. Peki misafirlerimize ne kadar biliyor musunuz. Tek bir yeri ziyaret için 15 YTL ödüyoruz. Bu durumda tur operatörleri acentalar nasıl bir program yapabilir ki. Mümkün değil. Devletimiz de çifte tarife uyguluyor yani. Turist artık güven duymuyor. Türk halkına neyse misafirlerimize de aynı uygulama aynı tarife geçerli olmalı.”
KAZIKLARSAK KAZIKLANIRIZ
Lara-Kundu bölgesinde Myra Alış Veriş Merkezi’nin yöneticileri Şükrü Ülker ve Korcan Altan’a, “Çifte tarife var mı, turisti kazıklıyor musunuz” diye sordum. Şükrü Ülker, “Eğer kazıklarsak, biz de kazıklanmış oluruz. Turizme de bize de zarar verir. Kiracı işletmelerimize esnaf arkadaşlarımıza Türk’e neyse yabancıya da aynı tarife uygulamasını istiyoruz. Bunu da sözleşmemize ekledik. İzin vermiyoruz bu tür uygulamalara” dedi.
Bölgede bulunan 17 otelin müşterilerine hizmet verdiklerini söyleyen Korcan Altan, Ruslardan çok Almanların daha iyi ‘Müşteri’ olduklarını vurguladı. ‘Neden’ini de şöyle sıraladı: “Almanlar istikrarlı harcama yapıyorlar. Ruslar çok pazarlıkcı çarşıya para bırakmıyorlar. 100 dolar ile talile gelip harcamadan geri dönenler var. Böyle bir turisti nasıl kazıklayacaksınız ki.”