19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kaş yangını yürekleri dağladı

Kaş-Elmalı arasındaki yaban hayatı koruma sahası olarak belirlenen Kıbrısçayı Kanyonu’na bir yıldırım düştü ve 8 gün boyunca yandı. Köylülerin yürekleri dağlandı. Aslında orman idaresine kırgındı köylü. Eskisi gibi değildi, ormana adımını bile attırmıyorlardı. Gömüce, Sütleğen, Kemer, Beldibi, Gürsu ve Çeşme köylerinin genci, yaşlısı yine de yangınla mücadeleye koştular, traktörlerini verdiler. Kadınlar ve çocuklar ekiplerine yemek hazırladı, içecek su taşıdı. 68 yaşındaki Mustafa Karaca hala heyecanlıydı; “Memleket yanıyor dedik koştuk gittik söndürelim diye. Ama almadılar beni yangın yerine, yaşlısın dediler.” Yangın bölgesinde dolaştım birkaç saat. Yetkililerle köylülerle konuştum. Kanyon o kadar dik ve zorluydu ki, yangına ulaşmak bile mümkün olmadı. Helikopterler bile suyu istenilen noktaya atamıyordu. Kaş Orman İşletme Müdürü Orhan Aksoy, “Böyle bir yangın belki dünya tarihinde bile yoktur” diyerek yangını anlatmaya çalışıyordu. Türkiye’nin bir çok yerinden yangın söndürme ekibi gelmişti. Aksoy, “800 kadar personelle söndürüldü bu yangın. Kanyon içinde tutabilmek için yoğun çaba sarfedildi. Hiç de kolay olmadı. Öyle dışarıdan bakıldığı gibi değildir yangın işi. Hepimiz hortumun önündeydik. Canla başla çalışıldı. Köylüler de çalıştı sağolsunlar. Toros Sediri alanına sıçratılmadı, diğer bölgelere geçmesi engellendi” dedi. Yusuf Acar (46), ve Ramazan Durkaç (36) 12 gündür evlerine gitmediklerini yangın mahallinde olduklarını anlattılar. Yusuf Acar, “Ben epey yangın gördüm ama böyle görmedim” diyordu. Birçok kişi ölümlerden dönmüş. “Hatta bir köylü hala hastanede” diye konuşmaya devam etti Acar; “Köylünün çabası karşısında çok duygulandık. Bakımımızı sağladı vatandaş. Hiç şikayetimiz yok o bakımdan.” 10 yaşlarında bir çocuk elinde soğuk su dolu pet şişe ve bir de bardakla geldi. Adı Oğuzhan Yeşil’di. Babasıda bir ormancıymış. Herkese su ikram etti. Merakla konuşmalarımızı da dinliyordu sessizce. YAŞLI DİYE SÖNDÜREMEDİ Kemer köyünde rastladık Mustafa Karaca’ya (68). İrfan Sarısaltık’ın yol kenarındaki lokantasındaydı. “Hemen koştum gittim yangına” dedi Mustafa dede ve devam etti: “Ama almadılar yangın yerine beni. Yahu memleket yanıyo söndürelim işte değil mi. Ama yok, yaşlısın dediler sokmadılar oraya. Ama gençleri gönderdik. Koşa koşa gittiler. Bizde burada yardım ettik ekiplere.” İsmail Gödüç (31) söndürme çalışmalarına katılmış, “Gece yıldırım düştüğü anda yetişebilseydik yangın yerine böyle olmazdı. Ama vadi zor, geçit vermiyor” dedi. Lokanta sahibinin eşi Hatice ve kızı Rukiye, bol bol yemek yapıp vermişler gelene gidene. Hatice ana konuşmak bile istemiyordu; “Nolcek ki yemek yapmak bizim işimiz hep yapıyoz. Ormanımızı söndürmeye gelmişler. Lafı mı olur birkaç kap yemeğin.” KÖYLÜ KÜSKÜN Kaş’ın Yeşilköy Beldesi’nden İbrahim Kocaer bir e-posta gelmişti. Kocaer, Orman idaresinin köylüyü küstürdüğünü anlatıyordu. Bu yüzden de köylünün yangın söndürmeye gitmediğini öne sürüyordu. Kocaer mektubunda şöyle demiş: “Bizim buralarda bir yük odun yüzünden kamyonu, arabası satılan çok oldu. Bir çuval çam kozalağı yüzünden iki sene hapis yatan insan var. Yeni aldığı sıfır kamyonu Bir dal çıra yüzünden Sütleğen’de ormancılara kaptıranlar var. Siz dua edin biz ormana yinede düşman değiliz. 65 yaşında adamı, yıkılan bir cam ağaçını evine götürdüğü için iki sene hapis yatırdılar. Adam kahırdan öldü.” Yangına yakın Gömüce’nin köy kahvehanesindeyiz. İsmail Güzeloğlu (61), Esen Karagül (51), Bilal Çatalkaya (58) ve Mustafa Ataç (73) “Allah korudu” diye söze başladılar; “Orman değil, yüreğimiz yandı aslında” dediler. MEMURA KIZAN ORMAN YAKAR Orman idaresi ile köylü arasında kırgınlığın olup olmadığını sordum, “Hayır” diyemediler. İsmail Güzeloğlu, “Biz orman köylüsüyüz. Eskiden ormandan çeşitli şekillerde destek olurdu, şimdi yok artık” dedi. Ve devam etti: “Biz yörüğüz. Davarcılıkla geçinirdik yıllar boyu. Ama şimdi bitirdiler. Büyükbaş hayvana yönelin diyorlar. Tabi davarlar ormana çok zarar verdi çook. Şimdi ormana adım atamıyoruz. İdare ediyorlar ama kanun ormanı yasaklıyor.” Bilal Çatalkaya, “Köylü ormana, orman köylüye mahtaçtır” dedi. Güzeloğlu araya girdi, “Ormancı gelmeden biz gideriz yangına.” Çatalkaya devam etti; “Ama bizim bir ihtilafımız yok ormanla. Bazı yerlerde memura kızıp orman yakanlar da vardır.”
Yayın Tarihi : 2 Eylül 2006 Cumartesi 18:02:25


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?