Toros dağlarında binlerce su kaynağı, onlarca akarsu var. Kaynaklardan bir çoğu özel su firmalarına 49 yıl gibi uzun süreliğine kiralanmış. Sularını kullanamayan köylerde kapatılan kuyular tekrar kullanılmaya başlamış, sağlık sorunları da ortaya çıkmış. En çok da çocuklar etkileniyor.
Akarsuların özelleştirileceği haberlerini duyunca, Toroslarda suyu özelleşen köyleri dolaştım, köylüleri dinledim. Bahçelerini sulayamadıkları için civar köylere tarım işçisi olarak çalışmaya giden de var, köyü terk edip sahil kasabalarına yerleşen de.
TEMA Vakfı’nın Anayasa’nın 168’nci maddesi hatırlatıldığı açıklaması vardı. Bu maddeye göre Tabii servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir. Ama Akdeniz’in dağlarında birçok su kaynağı yıllar önce özelleştirilmişti.
Doyran’ın su kaynağı Tekir Pınarı’nda saniyede 80 litre su akıyor ama Alim Pınarı yaylası susuzluk çekiyor. Doyran Belediye Başkanı Nurettin Ardıç, suyun kiraya verildiğini anlatırken, bazı belde, mahalle ve yaylaların susuzluktan yakınmasını, “Su yetersiz ne yapabilirim ki” diye geçiştiriyor.
Köprüçay kıyısındaki köylerde de durum farklı değil. Sağırini köyünün su kaynağını 9 yıldır özel bir firma kullanıyor. Toros’un Darlık mevkiindeki su yaklaşık 40 kilometre boruyla taşıyıp şişeliyor. Sağırini köyünün Kepez Mahallesi Torosun eteklerine kurulmuş. 110 hanelik bir mahalle. Yol kenarında kim bilir kaç yıllardır kayalıklardan akan suların artık izi kalmış sadece. Yol boyunca ormanda ağaç kesimi yapıyordu. Kepez’den Fikret Akdeniz ve kızı Hafize de kesimde çalışanlardan. Yol kıyısının temizlenmesi için yemyeşil genç çamlar birer birer devriliyordu.
KÖYLÜ İŞÇİ OLDU
Kepez Mahallesi’nin yamaçlı dar sokaklarında birkaç kişiyi görebildik. Marangoz Ramazan Erdem’e uğradık. Köyün yaşlıları Derme Yaylası’na çıkmışlar. Gençler ise tarlaya, seraya çalışmaya gitmişler. Çiftçi Ahmet Şen ile işçi taşeronu Ali Güzel de sohbete katıldılar. Sordum; su durumu nedir köyde. Darlık mevkisinden çıkan su Burmağan köyüne aitmiş ama tüm bölgeye yetecek su debisine sahipmiş. Ramazan Erdem, “Dökük mevkii ve Söğütlü mevkilerdeki su kaynakları da var ama onlar yetersiz” dedi. Çiftçi Şen, “Su yok ki. Evlere geliyor biraz su. Bu iyi ama sulama suyu desen hiç yok. Bu suların köye hiç faydası yok. Asıl su Darlık kaynağında, o da kiraya verilmişti 9-10 yıl önce” dedi.
İşçi taşeronu Ali Güzel araya girdi; “Köyde iş olsa ekmek parasını kazansa köylü dışarıya, başkasının tarlasına, bahçesine neden çalışmaya gitsin ki. Yok kazanç. Zaten dağın yamacında bir köy. Kullanılabilecek arazi sınırlı. Su da olmayınca kimse toprakla ilgilenmez oldu” diye durumu özetledi.
Çiftçi Ahmet Şen devam etti anlatmaya: “Firma su namına bir şey vermiyor köye. 49 yıllığına kiralamış bildiğimiz kadarıyla. Su olsa her türlü meyve sebze olur. Su olmayınca köyde bir şey kalmadı. Herkes tarım işçisi olarak yevmiye usulü dışarıya çalışmaya gidiyor artık. Çobanlık da bitti. Besicilik yapacağız ama otlağımız yok. Orman kesimi var şu sıralar. Birçok köylü orada çalışıyor aileleriyle beraber.”
KUYU SUYU
Köy merkezinden geçen yol ‘turistik’ olunca bir çok evin önünde de gözlemeci ve market açılmış.Köprüçay ve Selge’ye geçenlerin uğrak yeri. Köy kahvesinin önünde ‘okey’ oynayan bir masa var. ‘Buyur’ ettiler yan masaya Mustafa Güzel’in yanına oturduk. Güzel, “Ben doğruları söylerim hep o nedenle köyün delisi sanırlar beni” dedi, gülüştük hep beraber. “Su durumu nedir onu soracaktık size” dedim Mustafa Güzel girdi söze hemen: “Yaylada, kaynakta su varken yosun tutmuş kuyudan su içiyoruz.”
Köy merkezinde su şebekesi varmış ama eskimiş, sık sık borular patlıyormuş. Kireç tutmuş, yosun bağlamış, ağaç köklerinin sardığı boruların yenilenmesi için kaynak bulunmadığını söyledi Güzel. Seçimlerden sonra da AKP il teşkilatına gitmiş ve isteklerini şöyle sıralamış: “Gittim AKP il başkanına, arkadaş, dedim. Tamam ben size oy vermedim ama, bakın köy hep size oy verdi. Bizim şu içme suyumuzu ne zaman yapacaksınız? Adam bizim suyumuzu kiralamış para kazanıyor yıllardır. Köy susuz kaldı. Toprak sulanmıyor. Kuyudan çekerek tarla suluyoruz. Sulamanın dönümü 100 YTL’ye mal oluyor, diye anlattım. Bakalım n’olcek. Dökme suyla değirmen dönmez ki. Bekliyoruz şimdilik.”
Kenan Dinç, “Evlere 3 günde bir su basılıyor. O da kuyudan haa. Gidelim bak evlere kap çanak su dolu her taraf. Bollukta yokluk çekiyoruz” diye seslendi. Tevfik Güzel araya girdi, “Sulama barajı yapılmalıydı. Köprüçay’a. Şimdi böyle susuz kalmazdık” dedi. Güzel devam etti: “Kaynaktan fabrikaya kadar 38 kilometre boru döşendi. Aslında 9 kilometreyi geçmemesi lazımmış. Bir çok köyden geçiyor su şebekesi ama kimseye faydası yok. Köy halkı elektrik parası vererek su basıyor. Hem de kirli sudan. Ovada tarlası bulunanlar ise sulama suyunu Köprüçay ırmağından aldığı için rahatlar. Ama köyün yukarı mahalleleri her şeyiyle susuz.”
ANKARA’YA SU VERMELİ
Darlık suyunun çıktığı Burmağan köyünden Abdullah Tunç, “Su bol bol olmasına ama adaletli kullanım sağlanmalı. Kendi vatandaşımız susuzluktan kırılırken, suyu başka amaçlarla kullanmak olmaz. Gerekirse Ankara’ya da su gönderilmeli” diye konuştu. Su derdinden dolayı pamuk ekimi azalmış. Mehmet Sevmez, “Araziler boş kaldı. Ekip biçen kalmadı. Ortada su var ama kullanmanın bedeli yüksek. Elektrik veya mazotlu motorla ile su çekiyoruz” diye yakındı.
Su kaynağında arazi sahibi olan ve birkaç yıl önce su firmasına 8 milyar liraya (8 bin YTL) satan Hüsamettin Kandıran, “Su bitmez bu dağlarda. Azalır ama bitmez. Yeraltı gölleri var zengin. Ama köylünün ekip biçeceği su ihtiyacı karşılanmalı tabi” dedi.
KEKİK BİTTİ
Kahvehaneye kalabalıklaşmaya başlayınca öğrendik ki birazdan Derme Yaylası’nda toplanan kekiklerin ihalesi varmış. Tevfik Güzel, yıllardır kekik ticareti yaptığını söyledi. Geçmiş yıllarda 60 tona kadar kekik elde edilirmiş ama şimdi 8-9 ton ancak toplandığını anlattılar. Kilosu 3 YTL civarında olması bekleniyor bu yıl.
Tevfik Güzel, kekiğin azalma nedenini ‘susuzluk’ diye açıkladı.Yağ oranı dikkate alındığında Akdeniz bölgesinin en değerli kekiğinin bu bölgeden elde edildiğini anlattı. Kekik’ten 3 ürün elde ediliyor ve pazarlanıyormuş. Yaprakları baharat olarak, suyu ve yağı. Ama baharat olarak değerlendirmede hile yapılıyormuş diğer değersiz otlarla karıştırılarak satılıyormuş.
Sağırini köyünden çıkıp, yol kenarında bir tarlaya girip Eyüp Erdoğan, Fatih Erdoğan ve Osman Şahin’le konuştuk. Kuyudan su çekip bahçeye basan motorun gürültüsü sesleri bastırıyordu. Eyüp Erdoğan, mısır, domates, biber ve pamuk ekmiş bu yıl. Ama sulama masrafından şikayetçi. Sıcaklar suyu hemen buharlaştırdığı için her zamankinden daha çok su ister olmuş bitkiler.
Fatih Erdoğan, “Çukurdan su içiyoruz, sağlıklı değil” dedi. Ve devam etti: “Her mahalleye sağlıklı su çeşmesi olsa bile bu vatandaş duacı olur. Hassas meseleler var tabi. Manavgat suyu Ankara’ya götürülemez mi. Memleketimin suyu herkese yeter. Her şeyi satarsak olur mu hiç. Suyu bari satmayalım arkadaş.”
Yayın Tarihi :
22 Ağustos 2007 Çarşamba 12:01:03