Türkiye’nin en büyük üretici hali olarak bilinen Antalya Toptancı Hali’nde TIR’lar, kamyonlar sebzeyle dolduruluyordu. Kimi yurt dışına, kimi yurdun dört bir tarafına yola koyulacaktı. Karakışın vurduğu Avrupa’da, Rusya’da ve yurdun dört bir yanında sofralar, Antalyalı çiftçinin üretiği sebzelerle kuruluyor.
Kumluca’da, Demre’de olduğu gibi merkeze bağlı Pınarlı’da, Çamköy’de Aksu’da Çalkaya’da don tehlikesi nedeniyle üreticiler geceleri uyumuyor. Serada sobalar yakılıyor, sanki çocuklarına, canlarına bakar gibi güneş doğana kadar bekleşiyorlar.
Pınarlı’daki yüzlerce ailesinden Durkadın Akkaya’la seralarının arasında gezinirken karşılaştık. Belinde bir pet kola şişesi vardı, ince bir hortum ile bağlı olan püskürtme tabancası da elindeydi. Komşu Yavuz ailesinin büyük kızları Nurtane Yavuz (15) seradaydı; çocukları biberonla besler gibi ürettikleri kabakların hızla büyümesi için tek tek ilaç-horman püskürtüyordu.
DONA KARŞI SOBA
“Havalar soğuk, sebzeye don vurmasın diye gece gündüz uyku-tünek yok” dedi Durkadın Akkaya. Ve sürdürdü konuşmasını: “Sabaha kadar seraların içinde koşuşturuyoruz. Yavrumuz gibi bu sebze, yaşasın diye soba yakıp duruyoruz. Zor bu çiftçilik zor.”
Komple kabak üretimi yapmışlar bu yıl. Toptan hale verdikleri kabağın kilogramı 1 liranın altına düştümü zararda olduklarını söyledi. “Kriz var ama tarım kesimi krizden etkilenmeyecek, hatta kazandıracak diyorlar. Geldi mi size de kriz yoksa teğet mi geçiyor” diye sordum. Konuyu iyi takip ettiği anlaşılıyor Durkadın Akkaya’nın. Gülümsedi önce ve anlattı dili döndüğünce: “Kriz satışı etkilemedi belki ama gübre fiyatlarını, ilaç fiyatlarını vurdu. Ürünün fiyatı da azıcık artsa iyi o’lcak, dengelenecek ama. İhracat durumu bizi de, piyasayı da etkiliyor. İşimiz bu çiftçiyiz napalım.”
15 yaşındaki Nurtane Yavuz, lise 1’nci sınıftayken bırakmış okulu, “Ama dışarıdan bitireceğim” diyor. 3 kardeşin en büyüğü Nurtane, “Çiftçilik sera işi zormuş valla” dedi, devam etti: “Sürekli çalışıyoruz. İş bitmiyor bu seracılıkta. Devlet memuru olsam, öğretmen olsam; çok istiyorum.”
Nurtane Yavuz, biraz duraksadı ve devam etti anlatmaya: “Gündüz seradayız zaten. Ee gecede seradayız. Hava soğuk olunca sebzeye don vuracak diye 3 gündür serada yatıp kalkıyoruz tüm aile.”
YARDIM KÖMÜRLE SERA ISITILDI
20 yıllık çiftçi Recep Orhan geldi, “Kriz tarımı vurmadı diyorlar ama yalan külliyen yalan” diye başladı yakınmaya. Dinlemeye devam ettik; “Geçen yıl 2 lirayada sattık kabağı. Bu yıl 1 liraya kadar düştü. 3 ay don tehlikesi var. Asker gibi çoluk çocuk nöbet tutuyoruz. En az 5 bin liralık odun kömür yakarız.”
“Kömür dağıtılıyordu, siz almadınız mı” diye sordum, Durkadın Akkaya yanıt verdi: “Biz almadık ama yüzü kızarmayanlar gitmişler muhtara adını zorla yazdırmışlar, almışlar kömürü. Onu da sera ısıtmasında kullanmışlar. Allaha şükür biz zorda değiliz. Daha fakir fukara var memlekette, köyümüzde. Zaten kalmamış bize kadar.”
İHRACATCI KAYGILI
Toptancı Hali’nde, ihracatcılar ve sebze tüccarları “Piyasa durgunlaştı” diye yakındı. TIR’a domates yükleyen Sebze-Meyve Tüccarı Hasan Ağırman, “Kış aylarında mal sevkiyatı zor oluyor. Yolda don vuruyor, ürünü çöpe döküyoruz” diye yakındı. İhracatcı firma Kalyoncu’nun sorumlusu Mehmet Özdoğan, ihracat için istenen belgelerin bolluğundan ve analizlerin ve onay işlemlerinin yavaş işlediğinden şikayet etti.
Türkiye’den giden malları karşlayıp Rusya’da satış ve dağıtımını yapan Yavuz Turan da yeni yıl tatili için geldiğini söyledi. Turan, Rusya’nın zaman zaman Türk ürünlerini almama nedeninin tamamen politik olduğunu, zaman zaman da Rus memurlarının “Bakın bizde çalışıyoruz işte” demek için ilaç kalıntısı var diye gösterdiklerini anlattı.
KALINTILI SEBZE İÇ PİYASAYA
Yavuz Turan’a “Peki hala Türkiye’den giden ürünlerde ilaç kalıntısı çıkıyor mu gerçekten” diye sordum. Yanıtını odada bulunan herkes ağız birliği etmişcesine “Çıkmaz mı, var tabi” diye verdiler.
Kalıntı çıkan malı ne yaptıklarını sordum, analiz raporu istemeyen Ukrayna’ya Romanya’ya gönderdiklerini ve iç piyasaya verdiklerini söylediler. Mehmet Özdoğan, kalıntı çıkmaması için üreticilerin hala bilinçlenmediğini vurguladı. Masasının üzerinde duran bir tomar belgeyi alıp tek tek gösterdi, “Bak bunları görüyor musun hepsinde kalıntı çıkmış. Ne yapmalıyız soruyorum size. Bak şuna bak, patetese atılması gereken ilacın kalıntısı domateste bulunmuş. Ve ihraç edemezsin diyorlar haklı olarak” diye bilgi verdi.
ÜRETEN KAZANACAK
Sebze fidesi yetiştiriciliğinde dünyanın önde gelen firması Grow Fide’nin sahibi Hasan Ünal, eskiden krizlerin köye yansımadığını ama bu kez köye krizin girdiğini anlattı, “Ama üreten kazanacak” diye de öngörüsünü dile getirdi. Fide siparişleri üçte bir oranında düşmüş, yazın karpuz üretiminin yüzde 50 azalacağını söylüyor Ünal.
Dünya’da yaşanan krizin tarım sektörünü etkilemeyeceğini aksine sektörün kıymete bineceği yönünde görüşler olduğunu hatırlattığımda Rito Tohum’dan Nazmi Gündüz, “Birçok üründe üretimin azalcağı görülüyor” diye araya girdi ve “Tarım şu anda etkileniyor, ürünler değerinde satılamıyor. Ama gelecekte çok değer kazanacağı kesin” diye karşlık verdi. Hasan Ünal, “Üretime müdahale var” dedi. Devamını şöyle sürdürdü: “Örneğin buğday üreticisine istediği gibi ürününü satmasına izin verilmiyor. Serbest piyasa koşulları işletilse üretici daha çok kazanacak daha çok üretecek.”
ABD FONLARINDA TÜRKLER BATTI
“Dünyanın her yerinde kriz yok, sadece ABD’de var” dedi Hasan Ünal. Ve ABD fonlarında Türklere ait 50 milyar doların battığını öne sürdü, “Kimler para batırdı orada acaba” diye sordu. Türkiye’deki etkinin de bu yüzden olduğunu öne sürdü.
Tarım sektörünün geleceği konusuna Ünal’ın bakışı şöyle: “Sera üreticileri daha az etkilenecek diyebiliriz. Gübre fiyatı bugün pahalı ama düşecek. Bu tarım sektörüne olumlu yansıyacak. Mazot da düşerse çiftçi ve tarım dünyası sevinir. Paradan para kazanma dönemi bitti, üretim yapan kazanacak.