Kaş’da bir kış günü:
Nar kokulu mor sokaklar
Denizi gibi havası da pırıl pırıl bu küçük turistik ilçenin. El sallasak, Yunanistan’ın Meis adasından görecekler neredeyse. Mor çiçekli begonvillerin kapladığı sokaklar, sakinliği seven turistlere kalmış. Nar kokusu yayılıyor etrafa, kafelerin müdavimleri nar suyu tiryakisi olmuş sanki.
Kaş’ın kış ziyaretçileri çoğunlukla yaşlı insanlar. Yaz aylarındaki tatilcilerin profili ise son yılllarda ‘Entel’leşmiş. Yüksek okul eğitimli, kültür ve sanatı seven, genç işadamı ve yöneticilerin ilçelerini tercih ediyor olmasından herkes memnun. Çukurbağ Yarımadası’ndaki lüks villa ve butik otelleri üst gelir gurubu turistler tercih ediyor.
Bucak denizindeki yeni yat limanı inşaatı tamamlandığında yat turizminde patlama bekleniyor. Dalgıç okulları kış mevsiminde de çalışıyor. Kime sorsak, “Kaş’ın denizi akvaryum gibidir, pırıl pırıldır. Suyun altı herkesi cezbeder” diyerek dalış turizminden bahsediyor. Türkiye’nin en önemli 10 dalış merkezinden ikisi Kaş’da bulunuyor. Asas Dağı yamaç paraşütcülerinin yeni mekanı olarak ilgi çekiyor.
Az sayıdaki yaşlı tatilcilerle birlikte meydandaki bir kafede nar suyu içip Kaşlı’larla sohbet etik. Esnaf ve Sanatkarlar Odası Yönetim Kurulu üyesi Şerafettin Çetin’e (36) ilçenin eksiklerini sorduğumda, “Çıraklık okulu eksik. İlçe merkezindeki ilköğretim okulu tadilat için kapatıldı ama hiç bir çalışma yok. Öğrencileri taşımalı eğitim yaptırıyoruz” diye karşılık verdi. Bu turistik ilçenin merkezinden taşımalı eğitim yapılıyor olmasına insan inanamıyor. Okul Aile Birliği Başkanı Fırat Demirci’de haber gönderdi; “Ne olur okulumuzun durumunu yazın. Biran önce çocuklarımızı perişanlıktan kurtaralım” diye.
Şerafettin Çetin aynı zamanda Kaş futbol takımının da kaptanı olduğu anımsattı. 2 yıldır “Dostluk Maçı” düzenleniyormuş. “Bu yıl 2-1 yendik Meis takımını” dedi. Şaşırdım önce. Meis’in küçük bir köy olduğunu takım çıkaracak kadar gençleri olup olmadığını merak ettim. Çetin güldü ve merakımı giderdi hemen: “Yok yok. Siz haklısınız aslında. Takım oluşturabilmek için Rodos’dan profesyonel oyuncu getiriyorlar. Biliyoruz ama birşey demiyoruz. Zaten dostluk maçı. Amacımız karşılıklı olarak bir birimizi tanımak.”
Üretici memnun, ağaçta nar kalmadı. Nar suyu tiryakiliği her yerde. Kafe sahibi Olcay Nehir Kahraman, “Nar’ı Mart ayına kadar bulabiliyoruz ondan sonra yok ne yazık ki” dedi. Nedenini de “Soğuk hava depoları yazın kapanıyor, piyasada da nar kalmıyor” diye anlattı. Bir büyük bardak nar suyunun fiyatı ortalama 1 Türk Lirası.
Son yıllarda nara olan talep, üreticiye yaradı. Gazipaşa’dan Kalkan’a kadar birçok yerde üretici bahçesi bozup nar dikti. Kaş’ın Kasaba ve Kemer köylerinde birçok üretici narı ağacında satmış.
ELİT TURİZM
Çukurbağ yarımadasındaki butik otel ve villalar göz kamaştırcı. Bahçelerindeki nar kokusu mor çiçekleri sokaklara yayılmış. Yaz aylarında pazarlama sorunu yaşanmıyor ama kışın ilgi yok denecek kadar az. Villa Hotel Tamara’nın sahibi Mimar Erol Bozca ve Otel Müdürü Mesut Madanoğlu tesisi gezdirdi. Son dürücü lüks ve zevkli döşenmiş odaları, Erol beyin eşi Nilüfer Bozca’nın yaptığı resimler süslüyor. “Kışın ve özellik bu mevsim çok güzel oluyor Kaş” dedi Erol Bozca. Ve devam etti: “Ama pazarlayamıyoruz nedense. Kitle turizmi için Kaş’a yazık olur. Lüks dönemi başlatmalıyız. Bunda başarılı olacağız. Elit ve kültüre-sanata önem veren kişilerin Kaş’ı tercih etmelerinin bir çok nedeni var.”
SIFIR KİRLİLİK
Bağımsız seçilen Belediye Başkanı Halil Kocaer, daha iyi hizmet alabilmek için AKP’ye katılmış. Bu sayede birçok eksiklikleri giderebildiğini söylüyor. İlçenin tamamını kapsayan arıtma tesisi sayesinde ‘sıfır deniz kirliliği’ hedefine ulaştıklarını anlattı. Arıtmadan çıkan suyla park bahceleri suladıklarını anlattı. Kültür ve sanat severleri Kaş’a çekmek istediklerini söyledi Başkan Kocaer. Ve, Kaş’ı entellerin tercih edeceği bir tatil köyü haline getirmeyi çok istediğini vurguladı.
“Patara ile dünya Kaş’a akacak” dedi Başkan Kocaer. Patara, antik kenti, uzun sahili ve ince kumu ile önemli bir ören yeri. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Prof.Dr. Fahri Işık ve Prof.Dr. Havva Işık’ın yürüttüğü kazılar sonucunda dünyanın ilk deniz feneri ortaya çıkarılmıştı. ABD’ye ilham veren dünyanın ilk meclisinin de Patara’da olduğunu hatırlattı Başkan Halil Kocaer. “Ekim ayında TBMM Başkanı Köksal Toptan’ı ziyaret ettiğimde dünyanın ilk meclisine sahip çıkmalarını istedim” diye sürdürdü konuşmasını. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 500 bin YTL ile deniz feneri ayağa kaldırılacakmış. Başkan Kocaer’e göre Patara, hem Türkiye’nin hem de Kaş’ın tanıtımı için çok önemli. Kültür ve sanat severlerin Kaş’a mutlaka sahip çıkmaları gerektiğini vurguladı. Ve “idealim ne biliyor musunuz” diyerek başladı anlatmaya: “Görsel yönden Kaş’ı bir tatil yöresi haline getirmeyi istiyorum. Çalışmalar sürüyor. Bunu tamamlayınca benden mutlusu olmaz. Tekrar seçilmesem de olur. Zaten aday olup olmayacağıma karar da vermedim. Kaş fazla büyümesin bu hali yeter. Burada tatil yapmak isteyenler bir yıl öncesinden rezervasyon yaptırıp gelmeli.”
GENÇ ZENGİNLER
Güneş batmak üzere. Yat direklerinin gölgesi yola kadar uzanmış. Yaz yorgunu yatçılar ve balıkçılar bakım ve tamir işlerine girişmiş. Limanında dolaşırken Mustafa Tokgöz ile karşılaştık. 150 kadar turizme hizmet veren tekne varmış. “Bu yaz fena geçmedi” dedi Tokgöz. Yabancıdan çok Türk tatilciler yat turlarına ilgi göstermiş. “Yabancılar cimrileşti arkadaş” dedi ve devam etti Tokgöz: “Almanlar çoktu eskiden. Ama yoklar artık. Şimdi bizim gençler ilgi gösteriyor. Okumuş, iş sahibi olmuş paralı gençler var artık. Entel diyebileceğimiz, kültür düzeyi yüksek insanları bekliyoruz Kaş’a.”
İlayda Yatçılık’tan Nihat Tokgöz guletine davet etti. “Günübirlik turlar iyiydi ama carter turlar yani haftalık filan o kadar değildi” diye özetledi sezonu. Türklerin denizde tatili öğrendiğini anlattı Nihat Tokgöz. “Hep pahalı sandılar yatta tatili ama aslında değildi. Tatil köyündeki gibi yemek için çay için sıra yok, kalabalık yok. Taleb hızla artıyor. Türkiye kıyıları ve Yunan adalarına turlar yapıyoruz. Genç iş adamları var artık. Eğlenmeyi biliyorlar. Öyle ki; denize açılınca birkaç gün kara yüzü görmek istemiyorlar” diye sürdürdü konuşmasını.