19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Susuz köyler kente göçüyor

Toros dağlarında susuzluk çeken köyler terk ediliyor. Son birkaç yıldır susuzluk nedeniyle kente göçenlerin artmasıyla toros dağlarındaki köylerin nüfusu azaldı. Geçimini keçi satarak kazanan ve kuyuların da kurumasıyla susuzluktan olumsuz etkilenen birçok yörük ailesi, tankerlerle taşıdıkları suyla hayvanlarının ihtiyacını karşılayabiliyorlar.
Antalya’nın kıyısında yükselen Batı Toroslar’da onlarca köy yüzlerce yörük obası ve binlerce keçi sürüsü barınıyor. Kurucaova’daki Güler ailesi de Toros yörüklerinden. 300 kadar davarı, 200 kadar da yavru keçileri bulunuyor. Kaynak kuyusunda su hiç yok. Yağmurların ve karların doldurduğu diğer kuyudaki su ise bitti bitecek. Ailenin en ufak kızları Arzu Güler, yavru keçilerin sorumluluğunu almış. Baba İbrahim ise sabahın erken saatlerinde 300 keçiyi hergün tepeye otlamaya götürüp öğleye doğru da getiriyor.
SÜRÜYE TAŞIMA SU
Anne Fatma Güler susuzluktan yakınıyor, “Şu canları görüyor musun, nasılda su isterler. Ciğerleri yanıyordur şimdi bunların” diye de mırıldanıyordu. “Yağmur yok yağmur. Onun için kuyular tıkır tıkır boş. Nereye kadar su taşıyacağız. Yeter, diyorum beyim İbrahim’e, gidelim artık köyümüze, oturalım evimizde, diyorum. Ama olmuyor ki. Kızları gelin edeceğiz, oğlan askere gidip gelecek. Sonra onun evliliği derken, kendimizi emekliye ayıramıyoruz” diye derdini döktü bir çırpıda.
Baba İbrahim Güler 50 yıldır davarcılık yaptığını anımsattı. Çocukları da evlendirdikten sonra çobanlığı bırakacak. Esenyurt köyündeki evine geçip rahat edeceği dinleneceği günleri hayal ediyor. Güler, Kurucaova’nın geçmişini şöyle anlattı: “Burada 4-5 yörük kaldık. Eskiden 15 bin davar olurdu burada. Şimdi toplasan 4 bini bulmaz. 3 yıldır filan susuzluk çekiyoruz. Taşıma suyla keçilerin ihtiyacını karşılıyoruz. O suyu da köyden getiriyoruz, paralı su tabi.”
‘SUSUZLAR’ KÖYLERİ
Korkuteli-Elmalı arasındaki Beğiş, İmecik ve Avdan köyleri ‘Susuzlar’ olarak adlandırılıyor. Bu köylerden Beğiş 50 yıl önce susuzluk nedeniyle 30 kilometre aşağıya yani sahile doğru taşınmış. Susuzluk peşlerini bırakmamış, 250 hanelik köy bugün 15 haneye düşmüş. Yaz aylarını eski köylerine gelen Beğişli’ler 50-60 yıl önceki haliyle virane görünümlü toprak evlerinde kalıyor.
Köyün yaşlılarından Ali Karabacak, “Bizim köy 250-300 haneydi. Susuzluktan kaçıp aşağına göçtük. Orada da susuzluk var şimdi. Gençler sürekli kente gitti, dönmediler geriye. Şimdi köyde gençlik yok, nüfus azaldı” diye yakındı.
Köy Azası Asım Arıtürk, “Köy17 haneye kadar düştü. Aslında 150 nüfus görünüyor ama aslında o kadar da yok. Herkes kente göçtü. Muhtarı zor seçiyoruz. Böyle giderse birkaç yıla kalmaz köyden eser kalmayacak” dedi.
Orhan Özen’e köyün taşınma öyküsünü sordum, o da anlattı: “Büyüklerimizden duyduk. Susuzluk o zamanlar da etkilemiş. Sonra her köylü kendi imkanıyla yörüklerden arazi almış ve köy 30-35 kilometre uzaklığa taşınmış.”
TURİZME EVET KEÇİYE HAYIR
Tevfik Arıtürk araya girdi, “Devlet bizim davarcılığımızı sona erdirmek istiyor” dedi. Hemen dönüp, “Hayırdır nasıl?” deyip dinlemeye başladık; “Keçi sahiplerine zorluk çıkarılıyor. Keçiciliği terk edip mantar üretmeye, koyun veya sığır yetiştiriciliğine veya arıcılık yapmamızı istiyor devlet. Neymiş keçileri otlatınca dağlar, çalılar zarar görüyormuş. Devlet ormanı kesip turizme açıyor, maden ocağı için binlerce ağacın kesilmesini görmüyor mu. Koca koca dağları öldürüyorlar ama gören yok. Ama bizim iki davara yasak getiriyorlar.” Tevfik Arıtürk bunları anlatırken sürüsü Avdan köyüne doğru yol almıştı. Arıtürk çk kızgındı ve sürünün peşinden koşarak gitti.
KURUFASÜLYESİ ÜNLÜ
Çobanisa köyü, diğer köyler gibi değil. Taban suyu sebze yetiştirmeye yetiyormuş. O nedenle “Köyümüzden şikayetimiz yok” diyorlar. Cami bahçesinde karşılaştığımız Mehmet Kayabaş, Ramazan Kara ve Ramazan Çetin, “Ama içme suyunda sıkıntımız var biraz” diye ekliyorlar. Buralarda da 3-4 yıldır susuzluk kendini iyiden hissettirmeye başladığını söyledi Ramazan Kara. Ve devam etti: “Yer altı suyu tamam iyi de, onun da ne kadar işimizi göreceği belli değil ki. Ekinler suya hasret kaldı mesela. Zamanı geçti sulayamadık. Bedava su yok artık. Birlik suya zam yaptı. Koca araziyi nasıl sulayacağız parayla.”
Ramazan Çetin, köyün ovasında yetişen fasülyeyi taze olarak değil kuru fasülye değerlendirdiklerini anlattı, “Bizim köy kuru fasülyesiyle ünlüdür. Piyaz için tercih edilir, yemekliğe üstüne yoktur” dedi. “Ne kadara satıyorsunuz” diyo sordum, bir Kile’si 30 Yeni Türk Lirasıymış. Bir Kile 9 kilo geliyormuş. Yani kilosu 3 – 4 YTL arasında değişiyormuş.
AVLAN’IN SUYU YETMEZ
Elmalı’ya girmişken Avlan Gölü’nün ne durumda olduğunu görmek için buraya gittik. Gölde su emen hemen kalmamış gibi. 2 yıldır yağışsızlıktan su az tutmuş. Yazla birlikte ovaya ilk su verilişinde gölün suyu neredeyse tükenmiş. Düden köy ovası tamamen susuz, Karagöl’de hiç su kalmamış, ilçenin evsel atıkları da buraya verildiği için kirlilik ve kokudan durulmuyor.
Göl civarında Hasan Şık, İbrahim Öztürk ve Kerim Kalın ile ayaküstü sohbet ettik. Kerim Kalın, “Abi Avlan’ın suyu ovaya bile yetmiyor. Bu kış iyi oldu ama yine de su tutmadı. Bakıp gördün işte. Bu suyla yaz geçmez Elmalı’da” diye yakındı.
----
Helvacılar sokağının
cana yakın esnafı

Elmalı’nın Helvacılar Çarşısı’nda esnaf ile birlikte oturup çayımızı yudumladık. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 300 bin YTL ayrılmış, sokak tamamen restore ediliyor. Bülent Uysallar ve Ahmet Millioğlu, çarşının tarihini anlattılar ve, “Bu çarşının en genci bizleriz. Ama artık çırak gelmiyor. Bizden sonra bu iş burada biter sanırız” dediler. Lokum, çörek helva, tahin helva, leblebi ve şekerli leblebi çarşının vazgeçilmez ürünleri.
Aziz Özdemirer ve arkadaşı Behiçe Uzun’u çarşı sokağının başında gören Bülent Uysallar ve babası Veli Uysallar yanlarına kadar giderek sarılıp “Hoşgeldiniz” dediler. Bülent Uysallar, Özdemirer ve Uzun’u tanıştırırken, “Yıllardır her yıl birkaç kez gelip uğrar alış verişini yapar giderler. Müşterimiz değil, dostumuz misafirimiz gibidirler” dedi.
Özdemirer, “Emekli olduktan sonra Kaş’a yerleştik. Aspendos Opera ve Bale Festivali için Antalya’ya giderken Gömbe üzerinden Elmalı’ya uğrayıp annemize arkadaşlarımıza hediye olarak Elmalı leblebisi, tahin helvası alıp gidelim istedik. Burası çok güzel eski bir sokak. Esnafı candandır, dosttur. Buraya gelirken alış veriş yapmaktan çok bu esnaf arkadaşlarımızı görmek bir çayını içmek merhaba demeyi istiyoruz” diye açıklamada bulundu.

Yayın Tarihi : 30 Haziran 2008 Pazartesi 17:01:33


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?