
Türkiye'nin tarımsal geliri yüksek, sebze, nar ve narenciye deposu olarak bilinen, Kumluca ve Finike'de üretici 'Perişanız' diyor.Bölge tarımını bekleyen tehlikeleri araştırınca gördük ki Kaliforniya Üniversitesi'nden belgeli 'DünyanınKimi siyasetçi ve yatırımcı turizm yatırımı getirmeye çalışırken, bölgeyi korumak için tarım alanlarının 'Doğal SİT Alanı' ilan edilmesi isteniyor.
"12 yaşımdan beri seralarda toprakla haşır neşir olarak geçti hayatım" dedi Hamza Uysal. Eşi Güneş ve ablası Dilek Uysal ile birlikte domates topluyorlardı. Birkaç dakika ayırdı bizim için. Bir köşede durduk, tarımla çiftcilikle ilgili duygularını anlatıyordu Hamza: "5 dönüm sera var. Biber, domates, kabak diktik. 12 bin liradan fazla masraf yapmışızdır. Bir haftadır da soğuk vurmasın diye geceleri soba yakıyoruz serada. Çocuk gibi bakıyoruz yani senin anlıyacağın."
Abla Dilek Uysal, uzaktan bağırdı: "Çocuğu azarlıyon da bunları azarlayamıyon." Hep birlikte gülüştük. Hamza söylenmeye devam etti. İki yıl önceki ilaç fiyatları, bugün iki katına çıkmış. Ama ürünlerin fiyatı aynı kalmış, hatta daha da düşük kaldığı oluyormuş.
3 yıl önce ihraç edilen sera ürünlerinde ilaç kalıntısına rastlanmış ve ürünler iade edilmişti. Ülke büyük zarara uğramış ve imaj kaybetmişti. Bu nedenle eleştirilen Kumluca, Mavikent ve Beykonaklı üreticiler, eskiyi anımsatınca, "Bugün mümkün değil kalıntılı bir ürüne rastlayamazsınız. O bize büyük ders oldu" diye karşılık verdiler.
Hamza Uysal, "İlaç üzerinde yazıyor, bir haftalık diye. İlacı attıktan bir hafta sonra topluyoruz. Ama bence fiyat düşürmek için çamur atıyorlar ürünlerimize. Yoksa biz üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Mesela Suriye patlıcanı ile karıştırıp satıyorlar, sonra da Türkiye'yi suçluyorlar. Biz bozuk malı hale sokmayız ki" diye karşılık verdi kızgın bir halde.
HÜKÜMETİN ELİ VAR
Hacıveliler Köyü'nden Ali Acarbulut, sebze fiyatlarının düşük kalmasına yorumu, "Arz talep filan değil, hükümetin eli var gibi bu işte" oldu. Biber fiyatının bu aylarda 2-2,5 Lira olması gerektiğini söyledi Acarbulut. Geçen yıl öyleymiş. Sonra devam etti dertlenmeye: "Bir liraya biber kazanmaz ki. Domates kilo çektiği için idare ediyor. Geçen yıl 2 bin 500 liralık ilaç borcu kalmıştı ödeyememiştim. Bankadan çiftçi kredisi çektim. Şimdi bu borcumu ödeyemeyeceğim diye korkuyorum. Böyle giderse de zor öderim. Salatalık 1 liraydı 70 kuruşa düştü. Dolmalık biber 1,7 liradan 1,5 liraya, sivri biber 90 kuruşa düştü. Sezon bittimi para da bitiyor. Ee ne yiyip içcez."
ÇİFTÇİ ÇOCUKLARI
Kumluca'nın Mavikent ve Beykonak beldelerinde sera aralarında dolaşırken derme çatma köprü üzerinde oturmuş yemek yiyordu çiftçi çocukları. Öğle vaktiydi, okuldan yeni çıkmışlar. Hepsi kız çocuğuydu. Toplanmışlar köprünün üzerinde, yanlarında getirdikleri yemek poşetini açmışlar hemen oracığa. Yarı küflü tulum peyniri, çokella ve yufka ekmekten vardı sadece. Oysa hepsi de çiftçi çocuğuydu. Bir domates, salatalık, biber bile yoktu. Fotoğraflarını çekmek için durunca, sofralarına buyur ettiler hep birlikte.
TARIM ZENGİNİ
65 bin nüfuslu Kumluca, Türkiye'nin en zengin ilçelerinden biri olarak biliniyor. Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya'yı makamında ziyaret ettiğimizde Kaymakam Abdullah Aslaner, Emniyet Müdürü Mehmet Dönmez ile Bölge Trafik Amiri Soner Tezel vardı. Yeni Bölge Trafik binası yapımı için ilgili ve yetkililerin toplantısı öncesi kısa bir görüşme olanağı bulduk. Başkan Çetinkaya, hal rakamlarına bakarak ilçeye yıllık 300 milyon YTL girdiğini söyledi. Kaymakam Aslaner, merkeze bağlı Beykonak ve Mavikent'deki hallerin de bir o kadar geliri olabileceğini anımsattı. Yani Kumlucalı üreticinin cebine yaklaşık yıllık 600 milyon YTL giriyormuş.
Başkan Çetinkaya anlatmaya devam etti: "Kumlucalı bilinçli üreticidir. Teknolojiyi takip eder. Yatırımını yine toprağa, tarıma yapar. Yeniliğe açıktır, tutucu değildir. Yurt içi ve yurt dışı fuarları takip eder. İsrailli çiftçi kadar başarılıdır. İspanyalı çiftçiden daha bilgili ve başarılıdır."
İlçenin gelirini ve altyapı sorununu sordum, Başkan Çetinkaya, "Herşey tamam. Para sıkıntımız var diyemeyiz. Esnaf dükkanı gibi her gün gelir gideri kontrol ederim. Günlük 100-150 bin YTL gelirimiz oluyor. Birkaç ay içinde hiçbir altyapı sorunu kalmayacaktır. Sera atık deposu ve kanalizasyon sistemi yapımı 2-3 ay içinde bitecek" diye yanıtladı.
Sohbetimizi bitirip çıkarken, Şöförler Odası Başkanı Faruk Yıldırım, Esnaf Kefalet Odası İkinci Başkanı Nasuh Yaşar ve Minübüscüler Kooperatif Başkanı Ziya Çağlayan geldiler. Birlik olup Bölge Trafik Müdürlüğü binasının yapımını üstlenecekler.
TARIM ALANLARI KORUNMALI
Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Alaaddin Aytekin'in dikkate alınması gereken bir önerisi var; Kumluca, Finike, Mavikent, Beykonak, Turunçova'dan Kınık'a kadar geniş bir bölgenin çok değerli olan toprakları "Doğal Sit Alanı" ilan edilmeli. Gerekçelerini de şöyle sıraladı Aytekin:
"Sebzeyi anlatmaya gerek var mı bilmem. Demre sivrisi zaten kendi başına bir marka. Domates için tohum araştırmaları devam ediyor. Özel bir firma Türpeks bu konuda çalışıyor. Salatalık, patlıcan, kabak gibi sebzeler tüm dünyada kabul görüyor. Nar üretimi çoğaldı. Narenciye desen; zaten dünyanın en kaliteli portakalı burada. Bu değerli topraklar imara açılarak ve miras yoluyla küçülüyor, parçalanıyor. Durdurmak gerek. Doğal Sit ilan edilmesini bunun için istiyoruz."
Alaaddin Aytekin, Kumluca'ya turizmin de girmesini istemiyor. Kimi siyasetçilerin konaklama tesisi yapılması için çaba sarfettiğini anımsattı. Ama üreticinin turizmi tercih etmediğini, tarıma devam ettiğini söyledi. Aytekin şunları ekledi: "İlçede narenciye hariç toplam 55 bin dönüm sera alanı var. Bu en azından 55 bin istihdam demektir."
MODERNLEŞMELİ
Narenciye ihracatçısı Meysan firmasının Genel Müdürü Akın Veziroğlu da tarım alanlarının korunmasından yana. Veziroğlu, "Tarımın ülkemiz için önemli olduğunu savunuyorum. Özellikle istihdam konusunda. Eğitim düzeyi düşük kesime iş olanağı sağlıyor. Sosyal yönü çok fazla. Her yönüyle desteklenmesi lazım" dedi.
Sera ve narenciye üreticilerinin birkaç yıldır sıkıntılı olduğunu söyledi Veziroğlu. Tarımın modernleşmesi gerektiğini anlattı, bu haliyle yapılan tarımda 1/3 oranında düşük verim elde edildiğini savundu. Modern sera yapımının teşvik edilmesini önerdi. Kaliforniya Üniversitesi'nden "Dünyanın En Kaliteli Portakalı" ünvanını elinde bulunduran Finike Portakalı'nı ve bölge tarımını bekleyen ne gibi tehlikelerin olduğunu sordum Veziroğlu'na, şunları söyledi:
"Narenciye alanlarını söküp seraya kayan üreticiler var. Toprak bütünlüğü korunmalı. Ama çok önemli olduğunu düşündüğüm Hal Yasası'ndakı yanlışlıklar. Bunlar değiştirilmeli. İç piyasayı tıkayan bir yapısı var. Bazı bölgelerde arz fazlası oluşturuyor. Bazı bölgelere ise ürün yok satıyor." En Kaliteli Portakalı'nın üretildiği narenciye bahçeleri sökülüp sera yapılıyor, tarım alanları imara açılıyor.
TEHLİKE ÇANI MI? SİZ NEDEN SÖZEDİYORSUNUZ YAHU!... PAMUK BİTMİŞ YUNANDAN GELİYOR, FINDIĞI BİZ ÜRETİYORUZ BAŞKASI KAZANIYOR, PANCAR KOTAYA GİRMİŞ, ABD DEN GELEN ŞEKERKAMIŞININ MUSLUĞU SONUNA KADAR AÇILMIŞ, SOYAYI-MISIRI SAYIN BAKANIMIZIN OĞLU GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ - DOMUZ GENİ EKLENMİŞ- ŞEKİLDE ARJANTİN VE ABD DEN GETİRİYOR( ASLINDA "GÖTÜRÜYOR" YAZMALIYDIM!), TÜTÜNÜ ARTIK EKEN VAR MI BİLMİYORUM... ÜRETEN ÜÇE SATAMAZKEN BEN BURADA ONÜÇE ALAMIYORUM. İŞÇİYE VERDİĞİ ASGARİ ÜCRET ARTIK NORMAL ÜCRET OLMUŞ, MEMURA ÜÇÜN BİRİNİ VERİRKEN %47'DEN ALDIĞI AZGINLIKLA BU KEZ DÖRDÜN BİRİNİ VERMİŞ... HER TÜRLÜ ÜRETİME KÖSTEK VE FAKAT HER TÜRLÜ TÜKETİME SONUNA KADAR DESTEK VEREN BİR SAPKIN EKONOMİK ANLAYIŞLA NEREYE GİDECEKTİK? BAĞDAT CADDESİNDE SON MODEL TURBO DİZEL JEEPİYLE ANAHTAR TESLİM YARIŞAN ZIPÇIKTIYLA , KOCA BİR YILINI TOPRAĞIN KARNINI DEŞİP İÇİNDEN RIZKINI ÇIKARMAYA ÇALIŞAN ÇİFTÇİ AYNI YAKITA AYNI ÖZEL TÜKETİM VERGİSİNİ ÖDÜYORSA ORTAYA NE ÇIKACAKTI?... NEYSE BOŞVEREDİN BÜTÜN BUNLARI; EŞİ TÜRBANLI BİR CUMHURBAŞKANIMIZ, NAMAZINDA , ABDESTİNDE BİR BAŞBAKANIMIZ VAR... ÖTESİ ' BETER OLUN ' DEDİRTECEK KADAR LAF-I GÜZAFTIR.
Haliniz esnflarından SALİH YEŞİL ve çalışanlarının gösterdiği ilgi alakayı teşekkür eder.tüm hali selamlarıma borç bilirim