19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Turistin zengini, züğürdün....

Turizm sektörü ile ilgilenenler hep kötümser görüş ortaya koyuyor, olumsuz ve umutsuz beklentilerini dile getiriyorlar. Yüzleri güldürecek mutlu haber sadece, “Turist patlaması” yaşanırsa olacak. Peki kim patlatacak bu turizmi. Kendi kendine patlar mı? örneği yok şimdiye kadar. Geçtiğimiz hafta içinde Güney Antalya’nın merkezi Kemer’in çarşısını dolaştım. Öylesine yol ortasında sokak arasında gezdim. Ayakkabı boyacısı da kuyumcu da sezon başlarken kaygılı ve umutsuz. Yüzler gülmüyor; "Turizmi bu bakanlıkla mı patlatacağız, hayal satıyor olabiliriz ama hayal kurmaya hakkımız yok" diyorlar. Ne kadar doğru söylüyorlar. Kemer'de bir günlük geziden notlar yazdım. Karamsar olmamaya özen gösterdim ama.... Portakal çiçeğinin o güzel kokusu vardı Kemer’e girerken. Aslında her yıl biraz biraz yok oluyor bahçeler. Çınar ağacının bulunduğu meydan hareketliydi. UCUZCU TURİSTE ALIŞMALIYIZ Kuyum mağazası sahibi Erdoğan Gündoğdu’ya, “Özellikle halı, kilim ve deri gibi ürünlerde turistlere fahiş fiyatlar söylendiği için bu konuda esnafın sicili temiz değil” deniyor. Kuyumda da var mı böyle bir durum” diye sordum. Gündoğdu, “Artık öyle değil. Kar marjları çok düşük. Altında kazıklama söz konusu olamaz. Çünkü altının dünya piyasası belli. Son yıllarda işlerin azalmasının birçok nedeni var. Bunların başında çok fazla işyeri açılması gelebilir. Ama dünya ekonomisinde kötü. Avrupalı da para harcamak istemiyor, bütçesi el vermiyor” diye karşılık verdi. Dünyada altın işlemede İtalya’dan sonra Türkiye’nin ikinci sırada geldiğini anımsattı Gündoğdu ve devam etti; “Yine bizde altın daha ucuz. Tabi bu altın bir ihtiyaç değil. Lüks bir mal. Aslında turizmden ekmek yiyen, gelir elde eden herkesin işleri zayıf. Bu sıkıntılı durum en az iki yıl daha gider. Para harcamayan ucuzcu tatilciye alışacağız. Çaresi yok.” RÜYAMA BİLE GİRMEDİ Kemer içinde tur atarken, inşaat çalışmaları devam eden bir tesisin önünde durup, çalışanlara, “Kolay gelsin” dedim. Teşekkür ettiler, “Sağolasın gardaş” dediler. Bana en yakın olan bir işçiyle sohbet ediyorum. Kardeşleriyle birlikte İskenderun’dan gelip Kemer’e yerleşmişler. Israr ettim ismini vermedi. 7 yıl olmuş buraya geleli. TIR şöförlüğü yapmış uzunca yıllar. Uluslararası çalışmış. “İnşaat işinde çalışmak, tır şöförlüğünden daha rahat” dedi. Evli ve bir de kızı olduğunu söyledi. “Bu otellerde tatil yaptın mı hiç” diye sordum. Esmer, zayıf, biraz uzun boylu sayılabilecek işçe hiç beklemeden karşılık verdi biraz da gülerek; “Rüyama bile girmedi. Ne tatilinden bahsediyorsun.” AYAKKABI BOYACISI Yaz aylarında herkesin terlik giymesi nedeniyle ayakkabı boyacılığını bırakıp ekmek fırınlarında çalışıyor 42 yaşındaki Hacı Eltemur. “Benim işim turizm sezonunda sona eriyor. Tam tersi bir durum var diğer esnafa göre yani” diyor. 5 yıldır tanıdığı ve zaman zaman evine götürüp misafir ettiği Hollandalı Marjo ve Paul Simons çifti, karşıdaki barda oturmuş bira içiyordu. “Birazdan eve gideceğiz. Hep gelirler. Çay kahve ikram ederiz. Eşim ve çocuklar da tanırlar” diyerek bizi de tanıştırdı dostlarıyla. Simons çifti hemen her yıl Kemer’e geliyorlarmış. Birkaç arkadaş da edinmişler. “Haci arkadaş” diyorlar sarılarak. Bayan Marjo, Hacı ve benim birlikte fotoğrafını çekiyor bay Paul Simons.
Yayın Tarihi : 25 Nisan 2006 Salı 00:38:52
Güncelleme :1 Mayıs 2006 Pazartesi 00:25:28


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?