1
Şubat
2026
Pazar
ANASAYFA

Az Gelişmiş Toplumlarda Milliyetçilik (3)


3-MİLLİYETÇİLİK NASIL GELİŞMEKTEDİR

Az gelişmiş ülkelerde en basit oy avcılığından iktidar olmaya, basit bir ihale kapmaktan, banka batırmaya, milyar dolarları dolandırmaya kadar, her türlü çıkar ve menfaat, milliyetçilik adı altında ileri sürülerek, bunların millet adına yapıldığı ve milletin bunlarla gurur duyduğu söylenir. Sağlanan veya çalınan devlet olanaklarından koklatmalarla da bir alt yapı oluşturulur. Buna muhalefet edenler, karşı çıkanlar, hak iddia edenler, alt yapıdaki beyni yıkanmış gruba, hain olarak yansıtılır ve bunların oluşturduğu tehdit itirazcılara yönlendirilir. Bunların yetmediği yerde dış düşmanlıklar imdada yetişir.

Askeri otoriteyi ise, ilgilendirmez bunlar. Onlar yönetme erkinin tepesinde, sivil yönetimin üstünde durmaktan hoşlanırlar. Demokratik katılıma karşı askeri hiyerarşiyi savunurlar. Çoğu zaman da yönetimlere el koyup, ülkeyi kendileri yönetirler. Darbeden sonra kendini ebedi başkan seçtirenler, gelip de gitmeyenler, dünyaya rest çeken megalomanlar hep bu ülkelerde görülen olağan durumlardır.

Milliyetçiliğin, dinsel saplantı ve sapmalardan daha kötü olmasının en önemli nedeni ise, dinci dindarlığı kabul ettiği halde, milliyetçi sınırı aştığının farkına varamaz. Kendisini yurt ve millet sevgisiyle dolu, olağan milliyetçilik sınırında, normal bir insan olarak görür. Örneğin Hitler Almanya’sında, milyonlarca iyi eğitimli normal insan da o sınırı nasıl geçtiklerini anlayamadan, bir anda kendilerini bir psikopatın arkasında bulmuşlardır. Yani olay çok salgın çok yaygın bir tıbbi vakadır, bir tuzaktır.

Hastalığa ilk yakalananlar, aslında o ana kadar vatana millete, kendine bile bir hayrı olmayan, sokaklarda boş dolaşan, baba parasıyla kahve köşelerinde konken oynayanlardır. Onlar için milliyetçilik, bir işe yaramak, vatana faydalı olmak gibi güzel duygular içerir. Ve gerçekten de bu işe iyi niyetlerle girerler. Yine bunlar için milliyetçilik, aynı zamanda manevi bir sığınaktır. Milliyetçi olmak: yasa tanımaz, güçlü ve toplumda itibar gören, (milletin gurur duyduğu) çok büyük bir gruba katılmaktır; aidiyettir. Yok sayılan, ezilen, horlanan işe yaramaz insanın, bu olumsuz vasıfsızlığından intikam alması gibi büyür milliyetçilik beyninde.

Çünkü işsizim, ezilmişim, çaresizim diye isyan edemezsiniz. Etseniz bile, devlet millet gibi çok önemli kutsal sorunlar varken sizin bu şahsi sorunlarınızla kimse ilgilenmez. Ama isyanınız milliyetçilik adına olursa, kendiniz de, sorunlarınız da bir anda kutsallaşır ve aynı hastalığa tutulmuş milyonlar arkanıza takılır.

Hatta “Sen bu devlet için bu güne dek ne yaptın, ne yapabilirsin, kapasiten ne?” diye sorulmadığı gibi, topluma zarar veren, suçlu, katil veya suça eğilimli insanlara bile: “Sen ancak millete zarar verebilirsin” denilmeden, milletin gurur duyduğu kahraman vatandaş olarak ilan edilir; boş ve yeteneksiz vatandaşlar. En tepedekiler tarafından sahiplenilirler. Çünkü çıkar milliyetçiliğinde insanların yetenekleri değil yeteneksizliği, düşüncesiz ve boşlukta serseri mayın gibi hareket etmesi önemlidir.

Sade vatandaş, uslu sakin vatandaş, yasalara saygılı vatandaş, az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerde bir sürüdür ve değeri bir koyun değerinden daha önemli de değildir. Önemli olan sürü sahibinin (devletin) istediği yönde sürüyü yönlendirecek çobanlar, -milliyetçiler ki, onlar da vardır- korumalar, sürüyü istenen yöne sürüklemek için baskı unsuru olacak serseri mayınlar gereklidir.

Bu yüzden, akıldan, sağduyudan, vicdan ve insani duygulardan uzaklaşmış olan bu milyonları kullanarak bir yerlere gelmek ve bir şeyler elde etmek isteyenler, bunları hemen sahiplenirler. Bunları oya tahvil etmek isteyen siyasiler, destekler, suyuna giderler. Mafya kahraman ilan edilir, Başbakan’a: tetik çeken de kurşun yiyen de şereflidir dedirtilir. Pazarı, marketi kurulur. Spora, figüran olur. Basın reklâmlarını yapar. Kimi kurumlar da bu depodan kendine pay çıkarmaya çalışır.

Ama aslında herkes bir canavar yarattığının farkındadır ve hatta bir gün gelip emniyetle askerin ve jandarmanın kapışması bile olası da olsa, herkes kendi canavarını beslemeye devam eder. Bir gün bu bomba nasıl patlar, çıkan yangın beni de kapsar mı demez. Kendisinin duruma hakim olacağını ve bir biçimde kendisini kurtaracağını düşünür.

Çünkü çok olsa sonuçta hamasetle gururu okşanarak ve hastalık şırınga edilerek canavarlaştırılan boş insanlar, birbirini yiyip yok edecektir. Bu da onları kullananları ilgilendirmez. Onlar makyavelist yaklaşırlar olaylara. Yani onlara göre amaçlarına ulaşmak için her araç meşrudur. Gerçi milliyetçilik ateşi hiçbir zaman sınırlı kalmamış tüm toplumu yakmıştır ama, onlar hep kendilerini kurtardıkları varsayımından hareketle yine kurtulacaklarını kurarlar.

İnsanlar birbirini sevmiyor dışlıyorsa
En acı katliamlar bir hiç uğruna işleniyorsa
Milliyetçilik mafyadan, hortumdan geçiyorsa
Sistem pislikten başka bir şey üretmiyorsa
Kimse kapkaça, trafiğe, tinere aldırmıyorsa
Neresinde milliyetçilik bunun
Her şey göstermelik, her şey yapaysa.

“Kültüre Eleştirel Bakış”tan

Yayın Tarihi : 13 Haziran 2008 Cuma 10:27:51


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?