1
Şubat
2026
Pazar
ANASAYFA

Azerbaycan gümrüğünde zorluklar

Gürcistan gümrüğünden kolayca ve çabucak geçtik demiştim ama Azerbaycan gümrüğü, özellikle de Türkiye pasaportlular için tam bir işkenceydi. Daha önce Azerbaycan’a girip çıkanlar bunun böyle olacağını söylemişti.

Hatta daha sonra İran’da karşılaştığım pek çok Türk vatandaşından da aynı yakınmaları dinledim. Gezi notlarını yayınlayacağımı öğrendiklerinde de özellikle Azerbaycan’ın Türk vatandaşlarına karşı bu çağdışı davranışını yazmam için vebal arttılar.

Pasaportları iki polis inceleyip geçiş damgasını vuruyordu. Polislerden birisi Türk olanların pasaportlarını evire çevire incelerken, Türk olmayanların pasaportlarına bakan polis, önüne gelen pasaportu kısa sürede damgalayıp gönderiyordu.

Bir Türk’ün pasaportu damgalanana kadar, Türk olmayanlardan 5-6 kişi geçiyordu. Özellikle Gürcistan’da gördüğümüz ilgiden sonra bu duruma bayağı bozulmuştum. Memur pasaportumdaki tüm bilgileri ağır, ağır yazarken patladım.

“Beyefendi. Ben 66 yaşındayım ve bir saatten fazla sırada ayakta bekliyorum. Sen oturmuş orada zaman harcıyorsun. Sizin güvenmediğiniz tek devlet Türkiye ve tek insan Türk insanı mı?” dedim.

Polis “Yok öyle değil de, Türkiye’nin pasaportları eski sistem de” vs. vs. Fakat hiç istifini bozmadan ağır, ağır incelemeye devam etti. Kameralara bakmamı istedi ve daha bir sürü formaliteden sonra, geçiş damgasını vurdu. Vizesi olmayan bir Türk’ü gümrükten geri çevirdiklerini duydum. Adam Gürcistan’a dönüp vize alacaktı.

Doğrusu Türkiye’den yola çıkarken, Gürcistan ve İran’ı yabancı ülke olarak algılarken Azerbaycan’ı kendi ülkemiz gibi düşünmüştüm. Meğer ne kadar yanılmışım. Gürcistan’a girişte de, çıkışta da ve kaldığım üç gün içinde, kendimi hiç de yabancı bir ülkedeymişim gibi hissetmemiştim. İlk kez Azerbaycan gümrüğünde yabancı bir ülkeye girmekte olduğumu hissettim.

Gürcistan’daki bozkır ikliminin Azerbaycan’da devamı.

Gümrükten çıkışta otobüs bekliyoruz. Eşyalarımız da otobüste. Gürcistan tarafı çok gösterişsiz ve basit, fakat insanların ihtiyaçlarına hitap eden bir gümrüktü.

Azerbaycan tarafı ise görkemli binalar ve duvarlarla çevrili, askeri bir bölge görüntüsü veriyordu. Fakat insanlar için bir kafe veya restoran, hatta gölgesine sığınılacak herhangi bir çardak bile yoktu. İnsanlar yüksek bir duvarın gölgesine sığınmaya çalışıyordu.

Bu durum çok basit ve önemsiz gibi gelse de, aslında ülkelerin yönetim anlayışlarını ortaya koyuyor. Gürcistan’da her şey insan için iken, Azerbaycan’da her şeyin devlet için olduğunu gösteriyordu. Anlaşılan Azerbaycan’da insan, devletin ve onun mimar ve mühendisinin aklının ucuna bile gelmiyordu.

Oysa uygarlık ve demokrasi: büyük binalar, yüksek duvarlı görkemli yapılar yapmak değildir. Başı açmak kıçı kapatmak da değildir. Göstermelik kâğıt üzerinde yasalar çıkarmak da değildir. UYGARLIK İNSANA VERİLEN DEĞERDİR.

Çıkışta taksiler Baku 10 Manat diye bağırıyorlardı. Oysa gümrükte böyle her an için araba bulabileceğimi bilsem, otobüsü beklemez sabahtan gelirdim buraya. Çünkü hem Tiflis’te saat 11.00’i bekledim hem de burada gümrükten otobüsün çıkmasını bekliyorum.

Burada sıcakta ve aç karına iki saat kadar bekledikten sonra otobüs göründü. Binip Azerbaycan içlerinde ilerlemeye başladık.

Araba ilk petrolde durup petrol aldı. Ben de petroldeki Akçaabat Lokantasından bir su alayım dedim, bir litre suya bir manat istedi ki, Azerbaycan’ın Gürcistan’a göre çok pahalı olduğunu hemen anladım.

Fakat Azerbaycan toprakları Gürcistan’ın devamı gibiydi. Her yer yemyeşil, tarla, bahçe… Düzlük veya hafif dalgalı düzlüklerde çayır, çimen… Yüksek dağlar, sarp ve dik yerler yok gibi…

Yol boyundaki restoranın tuvaleti.

İlk mola yerinde yemekleri görmek istediysem de, görünürde yemek yoktu. Yemeklerin dolaptan çıkarılıp ısıtılacağını söylediler. Haşlama et ile bastırma dedikleri ızgara et vardı. Restoran üçüncü sınıf bir kasaba restoranı gibiydi.

Restoranın bahçesindeki tuvalet ise çok pisti ve rezervuar olmadığı için pislik akıp gitmediğinden çok kötü kokuyordu. Fakat kanıksanmış olmalı ki kimse rahatsız olmuyordu.

Ama tuvaletin girişindeki musluğun suyu içilebiliyordu. “Bu su içilir mi?” dediğimde “İç, bulak suyudur” dediler.

Gence’ye girişte otobüsten indiğim yer.

Bir süre sonra Gence’ye geldik ve şoför beni bir meydanda indirdi. Kısa bir süre bekledikten sonra da, burada buluşacağımız Azeri arkadaş Feyzamir gelip beni aldı.
 

Yayın Tarihi : 29 Ocak 2012 Pazar 00:02:09


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
yasar ertas IP: 94.135.148.xxx Tarih : 29.01.2012 01:33:35

türk pasaportumu incelerken bey efendi ben 66 yasindayim bilmem kac saatten beri sirada bekliyorum diye konusmaniz tam türk oldugunuzu ispat etmissiniz. gicikligi üzerinize tam tamina cekmissiniz Maalesef gümrük kontrolerinde haksizliklara yavas bakmalara ugrayabiliriz  her nedense sabrimiz buralarda tasmakta efendi olup ya sabir deyip susup hep ayni disipline uyup gelecekteki nesiller ister gümrükten gecenler ister kontrol edenler iste bu efendi türktür dedirtememekteyiz her gelen bir laf kakmaktadir bir cins hareket yapmaktadir bu her gümrüklerde basimiza cakilmaktadir ne demisler adin cikacagina canin ciksin daha iyi  bosubosuna bu lafida dememisler  Tuvalet görünüsü hic yabanci gelmiyor oralara hic gitmedim ama cok yakindan taniyorum bu tuvaleti simdi hatirladim bizde bunlarin aynisinden cok cok var bu kadarda benzerlik olamaz dememek elde degil


Ahmet Seven IP: 178.6.20.xxx Tarih : 5.12.2013 19:44:38

Begefendi gidip Azerbaycan i elestiriyorsunuz, gelip birde Almanya yi görün. Burada irkcilik, iki yüzlülük, ücüncü sinif insan muamelesi yapiliyor. Orada herkes bekliyor, sistem kötü oldugu icin ama size direk kasitli yapilmis bir hareket degil. Insanlarin tuvaletini göstermenizde tamamen edebe aykiri olmus. Bizim Istanbul da bile bundan beter tuvaletler var. Cok ayip


ümit fidanboy IP: 37.26.38.xxx Tarih : 22.10.2013 07:30:50

Beyefendi ben 5 yıldır Azerbaycan'da yaşıyorum ve defalarca azerbaycan gümrüğüne girip çıktım. Özellikle Türk vatandaşlarına yönelik bir tavırla karşılaşmadım. Doğrudur Azerbaycan gümrüğünde işlemler biraz uzun sürebiliyor (yaya geçişi için bu da her zaman olmuyor. Yaya geçişi kısa sürse de otobüslerin geçişi   her zaman uzun sürüyor, yani siz gümrükten geçtikten sonra uzun süre otobüsü bekliyorsunuz.) Siz önyargılı bir memura denk  gelmiş olabilirsiniz. Hijyen konusun da  ise Türkiye sınırından çıkarken hijyene dair tüm bildiklerinizi unutmanızı öneririm (Gürcistan, Azerbaycan... vs çok farketmiyor) İyi çalışmalar.


metin kahraman IP: 78.173.166.xxx Tarih : 9.02.2013 03:05:46

yaşar bey ne de güzel elştirmişsiniz yazıyı. hem de gidip görmeden bilmeden yaşamadan.. yukarıdaki yazıya birebir imzamı atarım. ve hatta dahasını da katabilirim. wc fotoğrafımı. çok daha kötülerini gördüm azerbaycanda...