1
Şubat
2026
Pazar
ANASAYFA

Gence:

Bu arada Gence’de Feyzamir’e, geliyorum diye telefon ettim. Feyzamir şoförü istedi. Telefonu şoföre verince Feyzamir beni nerede indireceğini ona anlatmış.

Şoför “Seni bir meydanda indireceğim. Arkadaşın oradan gelip alacak” dedi. Böylece Gence’yi gezme hayallerim de gerçekleşecekti.

Gence kalesinden bir kalıntı

Gence 350 bine yaklaşan nüfusu ile Azerbaycan’ın Baku’dan sonra ikinci büyük kentidir. Ülkenin ikinci hava alanı da buradadır. Şehrin asıl ve Azerice adı olan Gence: Çarlık Rusyası döneminde Elizavetpol, Sovyetler döneminde ise Kirovabat adını aldıysa da, Azerbaycanın 1990’daki bağımsızlığını ilanından sonra tekrar Gence olarak değiştirilmiştir.

Düz ve geniş bir ovada kurulan şehre, kaynaklarda “genişçe” anlamında Gence denildiği belirtilmektedir.

Nizami’nin anıt mezarı önünde Feyzamir

Gence’de otobüsten inip Feyzamir ile buluştuğum nokta şehrin içinde bir meydandı. Buradan şehir dışına çıkarak doğruca Nizami’nin anıt mezarına gittik. Çünkü Gence denildiği zaman ilk akla gelen şey Nizami idi. Şehrin birkaç kilometre dışındaki anıt mezarın muhteşem bir düzenlemesi de vardı.

Anıt mezarın içi, şehirden tarafında hamselerin canlandırıldığı heykeller, bahçede ki ağaçlar ve güller görülmeğe değer güzellikteydi.

Feyzamir, Şehir ile Anıt mezar arasındaki otoyolun iki kenarına hamseleri canlandıran heykellerin yapımı için belediyenin karar aldığını söyledi. Eğer bu proje gerçekleşirse, insanlar kilometrelerce ve adeta zaman tünelinde yolculuk yapar gibi, bin yıl öncesinin dünyasında yolculuk yapma olanağına kavuşacaktır diye düşünüyorum.

Sovyet Döneminden kalma alüminyum fabrikası

Nizami’nin türbesinden dönüşte sağda çok büyük bir fabrika kalıntısı vardı. Feyzamir: “Alüminyum fabrikası… Bir zamanlar bu şehrin ekmek kapısıydı” dedi.

Bizim Seydişehir Alüminyum tesisleri gibi devasa bir tesis ve o da ömrünü tamamlamış. Gencelilerin anılarının saklandığı bir kapalı kutu gibi, herkesin içini çekerek hasretle andığı bir yıkıntı… Nizami ile şehir arasında bir kaybolmuşluk hissi uyandırıyordu insanda.

Gence’nin içinden geçen çay ve köprü civarı.

Nizami’in anıt mezarını ziyaret ettikten sonra kale kapılarını geçerek tekrar şehir merkezine geldik. Gence muntazam geniş caddeleri, devasa çınarları ve ekvatoral ormanlar gibi muhteşem parklarıyla, çok güzel bakımlı ve temiz bir şehir.

Nizami’nin heykeli önünde Feyzamir ile.

Nizami şehrin her tarafına damgasını vurmuş. Fakat Gence’nin her yerinde geçmişe vefa ve kendi değerlerini sahiplenmeyi gördüm. Bu yüzden Nizami daha çok olmakla beraber, Şah İsmail, Şah Abbas ve pek çok değerli Azeri önderinin anısını yaşatıyorlar. Hatta Fuzuli’nin bile Bağdat’ta yaşadığı halde Gence’de heykeli var.

Fuzuli’nin heykeli (Fotoğraf forumbakunet’en alınmıştır.)
 

Belediyenin karşısında Gence otelin yanındaki Bilimler Akademisi binasının cephesinde Azerbaycan’ının yetiştirdiği önemli şahsiyetlerin büstleri var.

Gence’de Bilimler Akademisi

En başta Şah İsmail’in büstünün olması doğaldı. Çünkü hem hükümdar, hem din önderi ve hem de şair. Sonra Şeyh Bahaeddin ve onu Nizami izliyor. Ondan sonrakiler ise, Mehşeti Gencevi (1096-1160), Nasrettin Tusi (1201-1274), Mirza Safi Vazeh (1794-1852) olarak sıralanıyor.
 

Yayın Tarihi : 9 Şubat 2012 Perşembe 10:56:13


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
yasar ertas IP: 94.135.148.xxx Tarih : 9.02.2012 19:02:18

nedense yorumlarimda bakis acim hep noksan yamuk cirkin olanlara takilarak yapmaktayim bundada sanki bir güzellik olacak  daha iyi olacaktir düsüncesindeyim Güzeller zaten güzeldir  dahada güzeline gitmektir

Gence kalesinden bir kalinti resmine bakiyorum güzellikler zaten ortada ama op ortada sari beyaz bördür aslarinin rengi boyanmisa benziyor bizdede bu bordür taslarina cok raslanmaktadir ve cok boyanmaktadir il kgörünüs gayet güzel sonrasi alacali esek veya eskidikce kabardikca döküldükce ne cirkin görüntü olusuyor herkez bunu biliyor neden bu sisteme devam ediliyor "aslinda cok cesit renkli bördürler yapiliyor hep öyle rengi kaliyor" Eskiden askeriyede bu boyamalar göz boymalar biri gelecek diye yapiliyordu iki gün sonra kel eminin kelemiyesi gibi oluyordu ne gerek var buzamanda diyorum

ayni sekilde nizaminin anit mezari resmindede gayet güzellikleri cok ama yerdeki taslarin dösenmesi nizami isciligi hicte güzel degil Hani yani bunu yapan sankilim ögle sicaginda günes kafasina gecmis te öyle taslari dizmis yada bir iki bira icmis dogru iscilik yapiyorum sanmis  ayilincada bunu kim yapmis belki oda demis bende belki degilde kim yapmis kim yaptirmis bunu diye soruyorum hadi orasi sinir disi ya bizim memlekette buna benzer islere ne demeli allah allah diyorum iyi isler bekliyorum


Gönül Aydemir IP: 85.102.156.xxx Tarih : 9.02.2012 17:00:34

Nizami'yi özleyenlere.

Nizami Gencevi [1140-1209]

Azerbaycan halkının büyük şair ve alimi olan Nizami Gencevi dünya edebiyatının Ömer Hayyam, Homeros, Shakespeare, Dante ve Puşkin gibi büyük kalem ustalarından birisidir. Nizami'nin Hamse'si (Beşlik) ve bu Hamse'ye dahil olan eserler kendisinden sonra birçok ünlü şair (Füzuli ve Navai dahil) tarafından taklit edilmiştir. Hamse'ye dahil olan eserler:

Sırlar Hazinesi, Hosrov ve Şirin, Leyli ve Mecnun, Yedi Güzel, İskendername

Dünyanın damarını kim tutsa Isa gibi,
Insaf ve adalet ile olur dünya hakimi,
Dünyaya fatih olmaz zulüm ile rezalet,
Yer yüzünün fatihi adalettir, adalet!

Her şey kainatta cezbe bağlıdır,
Alimler bunu aşk adlandırır.

Ruhunun aynasından pak olsun koy varlığın,
Kırk günün acısından gülsün bahtiyarlığın,
Insan oğlu kazanar zındanda da şan-şeref,
Getirmiştir Yusife karanlık zından şeref.
Kölelik zincirini acısız atmak olmaz,
Izdırapsız, azapsız şerefe yetmek olmaz.

Hanende bestesiz şarkı söylese,
Söz ile kemança güler o sese.

Akıllı adamın söyledikleri
Yer altına düşse, yitmez değeri.

Sözün de su gibi letafeti var
Her sözü az demek daha hoş olar.

Sözün kanatları var kuş gibi ince-ince
Dünyada söz olmasa, neye gerek düşünce.

Dünya bir tarladır dikkatle baksak
Her kes birbirine çifçidir ancak

Dost ona derler sır saklar perde tutar
Düşman rüzgar gibi her zaman perde yırtar.

Akrebin düşmanlığı beterdir ejderhadan
Ejderha açık vurur, akrep gizli her zaman.

Seni boğmak isteyen derin düşman
Cahil dostan iyidir, bunu böyle bil sen.

Toprağa merhamet hayırdır inan
Lütfetsen gül verir, zülm etsen diken.

Sana ne eylese evladın, inan,
Onu görecektir öz evladından.
Benim için üstünde gül olan diken,
İyidir meyvesiz selvi ağacından.

İnsan bu dünyada daimi yaşar,
Yurdunda bir evlad kalsa yadigar

Bu küre şeklinde yalnız yer değil,
Her hat ki, dönüyor yuvarlaktır bil.

(Nizami Gencevi Yer küresinin yuvarlak olduğunu ve döndüğünü Coopernic ve Galilei'den çok önce biliyordu. Nizami aynı zamanda Saturn yıldızının kendi dairesinin olduğunu 11. yüzyılda aşağıdaki cümle ile ifade ediyor: "Kısa bir süre içerisinde Saturn dairesi ile Yer küresinin merkezi arasında mevcut tüm bilimleri öğrenerek, tüm bilimlerin ümmanı oldum". Saturn dairesi çok sonralar Avrupa'da Galileo Galilei tarafından bulunmuştur.)