6-CHP RAPORLARINDA KÜRT SORUNU
CHP şu anda Kürt sorununun en dışında ve açılımının karşısında olan bir parti olsa da, aslında bu sorunla ilgili en eski, en ciddi ve en kapsamlı araştırmalardan birisi de CHP’ye aittir. Bana göre CHP, iktidarın açılımının içi boş diyeceğine, “Gel benim Doğu ve Demokratikleşme raporlarımı uygulayarak açılım yapalım” dese ve bu raporda önerilenler yerine getirilse bile açılımdan beklentiler sanırım yüzde doksan gerçekleşmiş olur.
Çünkü CHP bu raporunda sorunu çok güzel teşhis etmiş ve bunların çözümü için de çok güzel çözüm önerileri sunmuş. Ama şu anda CHP bu raporların arkasında durmamaktadır. Sitesinden kaldırmıştır.
İşte CHP’nin şimdi savunmaktan ve uygulamaktan vazgeçtiği Doğu ve Güneydoğu raporuna göre Kürt sorununun temel nedenleri, raporda, geri kalmışlığın nedenleri olarak ele alınmış.
2.2.1.- Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da Geri Kalmışlığın Nedenleri
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun geri kalmışlığının bugüne değin giderilememiş olmasının ardında yatan birçok neden vardır. Ancak, terör tehdidi ortadan kaldırılmadan, girişimciler için güvenli iş ortamı yaratılmadan bölgede yatırımların artırılmasının kolay olmayacağı bilinmelidir. Benzeri şekilde bölgede mevcut feodal yapının aşılamaması dagelişmenin ve eşitsizliklerin aşılabilmesinin temel engellerinden biridir.
Aslında, terör ortamının önünün kalıcı olarak alınmasının bir önkoşulu da, demokratikleşme eşliğinde sosyo- ekonomik kalkınmayı hızlandırmak, yoğun işsizliğin önünü almaktır. Dolayısıyla, tüm bu alanlarda adımların eş zamanlı olarak atılmasında, durumu iyileştirici projeleri eş zamanlı olarak uygulamaya koymak da yarar vardır.
a.-) Önde gelen birinci neden, doğrudan devlet eliyle veya devlet desteğiyle özel girişim tarafından gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin projelerin, yerel ekonomik koşulları titizlikle dikkate alan bir Bölgesel Kalkınma Planı’nın bütünlüğü içinde hazırlanmamış olmaları; bunun sonucu olarak, pazar koşullarına uyum sağlayamamaları, ekonomik olarak yaşamlarını sürdürememiş olmalarıdır.
d.-) .Bugüne kadar yapılan uygulamaların başarısız olmasının bir nedeni de Hükümetin aldığı kararların uygulanmasında koordinasyon eksikliği ve yetki karmaşasıdır. Bu durum uygulamalardaki sorumluluğun ortada kalmasına neden olmaktadır.
e.-) 20 yıldır uygulamada olan neo-liberal iktisat politikaları tercihi çerçevesinde Hükümetlerin, Kamu Kesimini sanayi alanından çekmeleri, kamu kesimine yatırım yaptırmamaları, kalkınmada öncelikli veya gelişmiş bölge ayrımı yapmadan yaygın ve ilkesiz bir şekilde özelleştirmeye yönelmeleri, özel sektörün mevcut koşullarda yatırım yapmağa yanaşmadığı bu bölgede ekonomik çöküşün hızlanmasına neden olmuştur.
1.3.3.- Bölgede Göç Olgusu
Bir yandan ayrılıkçı terör örgütünün baskıları, diğer yandan insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, demokrasi dışı baskıcı uygulamalar giderek ağırlaşarak büyüyen ekonomik ve toplumsal sorunlar yöre halkını, yerleşim yerlerini terk ederek, köylerini boşaltmaya vetoplu göçlere yöneltmektedir.
Bu bağlamda yapılan çalışmalarda, “göçtüğünüz yerden neden ayrıldınız?” sorusuna alınan yanıtlar arasında işsizlik % 40.2, örgüt baskısı % 16, devlet baskısı ise % 10 oranları ile başta yer almaktadır. Verilen diğer yanıtlar da dikkate alındığında yoğun göçün ardında yatan temel nedenin baskı ve yaşam güvencesinde eksiklik yanında, ağırlıklı olarak ekonomik koşullar ve geçim sorunundan kaynaklandığı görülmektedir.
Görüldüğü gibi sorunun temelinde, terör kadar ekonomik ve sosyal nedenlerle demokratikleşme ihtiyacına değinilmektedir. Ama çözüm için terörün bitirilmesi de gerektiği için tüm önlemlerin eş zamanlı yürütülmesi gerekliliği üzerinde durulmaktadır.
Ve zaten açılımın başarısı da böylesi bir uygulamanın iktidar muhalefet geniş bir katılımla yürütülmesine bağlıdır. İktidarın açılım istediği bir yerde, muhalefetin elinde bunun reçetesi varken bunu vermek istemiyorsa, savaşın bitmesi ve akan kanın durması için üzerine düşeni yapmıyor demektir.
Ayrıca CHP’nin raporuna göre sorunun nedenlerin den birisi de, bu güne dek iktidarların çözüm yolunda samimi ve ciddi davranmamaları gösterilmektedir. Şu anda da CHP açılım konusunda AKP’yi samimi, ciddi ve bunu başaracak durumda görmemektedir.
CHP kendi raporlarının belli bir işbirliği içinde uygulanması için iktidara destek verse, bu konuda iktidarın samimiyet ve ciddiyet testi de yapılmış olacaktır. Ama açılımın karşısında durarak peşin hükümlerle suçlamalar: iftira ve inkâr olarak kalacaktır. Çünkü belki de bu kez verilen sözler tutulacaktır.
Geçmişte tutulmayan sözler raporda şöyle sıralanmaktadır.
1.2.5.- Bölgeye Verilen Sözler Tutulmadı; Açıklanan Paket ve Projeler Genellikle Uygulamaya Konulmadı...
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik kalkınmasının sağlanabilmesi için bugüne değin Hükümetler tarafından açıklanan önlem ve yatırım paketleri, ne yazık ki, boş vaatlerden öteye geçemedi.
--Örneğin; 1991’de açıklanan 10 trilyon TL. lik paket kapsamında, sadece birkaç futbol stadı yapıldı;
-1993’de açıklanan, dönemin bölgeden sorumlu Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun tarafından açıklanan, her yıl 40 milyar dolar olmak üzere toplam 234 trilyon TL.lik yatırım vaadi boş çıktı;
- 1993’de Başbakanlık görevine başlayan Çiller’in 5,5 trilyon TL:LİK, 1994’de Devlet Bakanı Ali Şevki Erek’in 16 trilyon TL.lik, 1995’de Çiller’in 25 trilyon TL.lik yatırım paketleri vaatten öteye geçemedi;
- Necmettin Erbakan’ın 1996 yılında açıkladığı 40 trilyon TL.lik yatırım ve 1997’de bölgeye aktarılacağını belirttiği 119 trilyon TL.lik kaynak aktarımı sözleri de uygulamaya dönüşmedi;
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ekonomi çökme noktasındadır; üretim büyük ölçüde durmuştur. Yatırımsızlık rekor düzeydeki işsizliğin temel nedenidir. Büyük teşvikler alınarak başlatılan özel yatırımların büyük bölümü yarım kalmıştır.
-Yeni özel sanayi yatırımları son derece sınırlı düzeydedir. Halen bölgedeki 18 ilde, tamamlandığı takdirde toplam 15300 kişiye doğrudan istihdam olanağı sağlayabilecek 345 tesis, yıllardır, tamamlanamamış halde atıl durmaktadır. Yıllardır bu tesislerin yatırım ve işletme kredisi
talepleri karşılanamamaktadır.
- Büyük çoğunluğu kamu sektörü tarafından gerçekleştirilmesi planlanan ancak 1980 yılından sonra programdan çıkarılan onlarca projenin uygulamasının durdurulması,
- Uzun vadeli bölgesel planlama anlayışının, GAP dışında, bölgesel kalkınmayı yönlendirici enstrümana dönüştürülememesi vs.
Görüldüğü gibi Kürt sorununun ekonomik ve sosyal nedenlerinin temel dayanakları yukarıdaki alıntıda kısmen, ama raporun tamamında oldukça ayrıntılı biçimde tespit edilmiştir. Yine bu günkü Kürt sorunun ortaya çıkmasındaki temel nedenlerden birisi olarak ele aldığımız merkeziyetçilik karşıtlığı da bu raporda, Aşiret olgusu, Ağalık olgusu ve Şeyhlik olgusu başlıkları altında oldukça güzel tespit edilmiştir.
Ama bu raporda olayın en temel nedenlerinden birisi olarak demokratikleşme ve yönetimde yerelleşme gösterilmektedir. Özellikle demokratikleşme raporu aslında şu andaki açılımın asıl dolgusudur. Ve CHP’nin Demokratikleşme Raporu, bu açılıma bence oldukça uygundur.
Yani eğer sen ben kavgası, iktidar muhalefet çekişmesi ve partilerin siyasi geleceklerini birbirlerinin karşıtlığı ve kan davası haline getirdikleri kavgalarındaki nefret duygularından kurtarılır da azıcık normalleşir ise, çözüm çok kolaydır.
Yani CHP bu raporlarında istediği şeyleri, gerçekten ülke sorunlarının çözümü için samimi olarak istiyorsa, kaygısı AKP karşıtlarının oylarıyla ana muhalefet koltuğunu korumak değilse, bu raporlarda istediği şeyleri şimdi iktidara yaptırabilir. İktidarla birlikte yapabilir.
Olumsuz davranışlarıyla aldığı, iktidar karşıtı oylarla ana muhalefette kalmak yerine, olumlu katkılarından dolayı halk onu iktidar da yapabilir. Türkiye halkları, bu konuda çok esnek ve sağduyulu olup, siyasetçiler gibi radikal değildir.