7-İRAN’DA ASİMİLASYON UYGULAMALARI
Anadolu’daki Kürtlerin Anadolu halklarıyla binlerce sene birlikte yaşamasından dolayı bu halklarla bütünleşmesi gibi, İran Kürtleri de, oradaki İran halklarıyla bütünleşmiştir denilebilir. Fakat kimse kimliğini kaybetmemiştir.
Ayrıca İran hala dünyada ender kalan imparatorluklardan biridir. Birinci Dünya Savaşından sonra milliyetçilik akımlarının etkisiyle, klasik imparatorluklar dağıldığı ve İkinci Dünya Savaşından sonra da sömürge imparatorlukları dağıldığı halde, İran, Çin ve Rusya Federasyonu gibi birkaç imparatorluk hala varlığını sürdürmektedir. İmparatorlukları ise etnik bir temele oturtmak olanaksızdır.
Çünkü İran da sayısı yüze yaklaşan dil ve şive konuşulmakta ve pek çok etnik grup bulunmaktadır. Sayıları bir milyonu aşan önemli etnik gruplar ise Azeriler, Kürtler, Araplar, Türkmenler ve Belucilerdir. Bunların dışında Gilaki ve Mazandaraniler, Gürcü ve Ermeniler, Hindu ve Keldaniler, Lurlar, Bahtiyariler, Afganlar, Özbekler, Kaşkay ve Yahudiler vs. bulunmaktadır. Bunların içinde İran’a karşı kullanılabilecek en önemli grup Beluciler olmakla beraber, bunlar da ABD karşıtlığı hat safhadadır.
İran’da iki temel unsur olan ve nüfusun dörtte üçünü oluşturan Acemlerle Azerilerin anlaşması sürdükçe burada olay çıkarmak çok zordur. Ortalama olarak Azeriler genel nüfusun üçte birini, Acemlerde diğer üçte birlik bölümünü oluşturmaktadır. Ve her iki halk da birbirine karşı dikkatli davranmakta ve dış tahriklerden uzak durmaktadır. Burada İran’a karşı dışardan kullanılmaya açık tek grup olarak Kürtler ortaya çıkmaktadır.
İran’a egemen olan yönetimler de gerek bu durumu bildikleri için, gerekse İslam temelli bir imparatorluk olarak, etnik ayrıma girilmesinin yönetimi güçleştireceğini fark ettiği için, kimlik olayından uzak durmaya çalışmıştır.
Bu yüzden İran’da Kürt kimliği reddedilmemiştir. Fakat Farsi kimlik üst kimlik olarak vurgulanmıştır. Azeri, Arap, Kürt, Beluci, Türkmen, Afgan vs. kimlikler alt kimlik olarak kabul edilmiştir. Dil olarak da Kürtçe, Farsçanın bir lehçesi olarak kabul edilmiştir; ama yasaktır.
Fakat İranlılarla Kürtler arasındaki en önemli ayrılık din konusunda gündeme gelmektedir. Çünkü İran’daki Kürtlerin dörtte üçü Sünni (genellikle Şafii) iken, ötekiler genellikle Şii mezhebindendir ki; din temellerine dayalı bir devlet yapılanmasında bazen bu durum, etnik ayrılıktan daha da öne geçebilir.
İşte İran’ın Kürt sorununun temelinde, Sünni Kürtlerin sürekli özerk bir Kürdistan için mücadelesi ve Irak Kürtlerinin bu konuda onlara destek sağlaması yatmaktadır denilebilir. Bu amaçla Kürtlerin gerek Şah döneminde gerekse Humeyni döneminde isyanları olmuştur. Hatta 1946’da gerçek anlamda ilk Kürt devleti de burada kurulmuştur.
İran Şahı’nın Hitler ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle 1941’de İran’ın işgal edilmesinden sonra İran’da bir yönetim boşluğu oluştu. Kürtler bundan faydalanarak ve Sovyetlerin de desteklemesiyle Tarihlerindeki ilk gerçek Kürt devletini (Mahabat Kürt Cumhuriyetini) Kurdular. Bu devletin kuruluşunda 1944’te Irak’tan kaçarak İran’a yerleşen Barzani’nin de önemli rolü vardır.
Ancak 1947’de Mahabat cumhuriyetinin yıkılması üzerine Barzani Rusya’ya giderken pek çok Kürt de kuzey Irak’a gitmiştir. Irak da, İran’ın sürekli kendisine karşı kullandığı Kürt kartını bu kez de o, İran’a karşı kullanmış, sığınmacı İran Kürtlerini örgütleyerek, İran’da Şahla mücadeleye göndermiştir.
Yani Kürtler her iki devletten de bazı haklar koparmak için, sürekli taraf değiştirmişler ve bu devletler de, birbirine karşı sürekli Kürt kartını kullanmışlardır. Bu yüzden Kürtler, kendi amaçlarından çok bu devletlerin amaçlarına hizmet etseler de, bu gelişmeler, İran ve Irak Kürtleri arasındaki dayanışmayı ve kültürel bütünleşmeyi geliştirmiştir.
Bu yüzden İran’da da, zaman zaman açıkça ortaya çıkmasa da örtülü bir Kürtçe yasağı ve devlet baskısı vardır. Daha doğrusu Kürtçe resmen yasak olmakla beraber, yasak büyütülmemekte ve olağan koşullarda göz yumulmaktadır. İlişkilerin gerildiği durumlarda yasak gündeme gelmektedir.
İran’daki Kürt partileri federal statüde özerklik istemektedir. Ayrıca Tarihte kurulan ilk gerçek Kürt Devletinin 1946- 1947 yıllarında İran’da kurulmuş olduğu da dikkate alınırsa, İran’ın Kürtlerle ilişkilerinde daha dikkatli davranmasını anlamak mümkündür. Çünkü İran’da etnik sorun denildiği zaman, o kadar çok etnik grup olmasına rağmen, ilk akla gelen, Kürt sorunu olmaktadır.
"İranda çok sayıda etnik gurup vardır. sorun denildiğinde ilk akla gelen kürt sorunu olmaktadır." Bunun nedeni şudur: Kürt = sorun... Kürdün mü var? derdin var!