CHP HEP DEVLETİN YANINDAYDI
Doğu ve Güneydoğu kaybedilmiştir, çünkü sosyal demokrat bir partinin, devletle sorunu olan vatandaşın yanında yer alarak, sorunun çözümü için fikir üreten, vatandaşın haklarını savunan bir noktada olması gerekir. Oysa CHP hiçbir zaman için halkın yanında olmamış, hep devletin yanında saf tutmuştur. Bazen kısa süreli de olsa, halktan yana politikaların izlendiği dönemlerde, halk bunu hemen fark ederek, destek vermiştir. CHP’nin ta 1989’larda hazırlattığı, devletin tepkisine rağmen aklı başında insanların savunduğu, bir doğu raporu vardı. O zamanlar doğu ve güneydoğu CHP’nin kaleleriydi.
Hani cahil halk bilmez anlamazdı. Şimdi CHP oralarda yüzde on barajının altında yerlerde sürünen parti. Çünkü kendi hazırlattığı raporu ve saptadığı sorunu son yıllarda görmezlikten geldi. Tamamen devletin yanında yer aldı. Milliyetçiliğe sarıldı.
Oysa etnik milliyetçilik bir sosyal demokrat partinin, belki bir kurtuluş savaşında falan, en son sığınacağı bir yer olabilir. Fakat maalesef en uzağında bulunmamız gereken bir zamanda Türkiye’de bir milliyetçilik furyası başlatıldı. Eski mafyavari çıkar milliyetçiliğine bir de ulusalcılık eklendi. Ve ulusalcılık denilen bu milliyetçilik türünü ben tam kavrayabilmiş de değilim. Ulusu mu savunuyor, devleti mi savunuyor; yoksa Anadolu mozayığından tek tip bir ulus mu yaratmak istiyor? Ya da ulusa karşı devleti kendine mi saklamak istiyor? İttihat Terakki geleneğini canlandırarak halkın içinde olmadığı, ordu ve bürokrasiye dayalı bir yönetimin, kapalı kapılar ardında aldığı kararların, halka dayatıldığı bir sisteme mi ulusalcılık deniliyor, ben bunları anlayabilmiş değilim.
Ama açıkça ortada duran gerçek, bu ulusalcılık etnik milliyetçi olduğu için, tüm Türk halkını kapsamıyor. İçinde, hak ve özgürlüklerle demokrasi ve ulusal egemenlik kavramları da olmadığı için halkı da kapsamıyor. Yani içinde halk da yok.
Fakat ülkede gerilim ve kutuplaşmaları sürekli besliyor. Çok tehlikeli biçimde gelişip büyüyor. O yüzden şimdi milliyetçilik, içi nükleer ışınlarla doldurulmuş bir balon gibi dolaşıyor üstümüzde. Eğer uygun bir biçimde bu çok tehlikeli gaz alınmazsa içinden, bir gün nükleer bir bomba gibi patlayabilir. Ve bana göre Türkiye için en yakın tehdit milliyetçiliktir.
Haziran ayı başında, bir tur şirketi ile yaptığım GAP gezisinde, tüm Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun büyük bir bölümünde, (20 İlde) karşılaştığım insanlara: “Halinizden memnun musunuz, terörden rahatsız mısınız, ilinizde hangi partilerin kazanacağını tahmin ediyorsunuz ve sizce laiklik tehlikede mi, şeriat gelir mi” diye; dört soru yönelttim. Ve aldığım yanıtlar beni şok etti.
İlginçtir kimse halinden tam memnun olmasa da şikâyetçi de değildi. “Şükür idare edip gidiyoruz” diyorlardı. Terörden rahatsız olmalarını bekliyordum; “Terör yoktur. Eskiden çoktu. Şükür şimdi kalmadı sayılır;” diyorlardı. Üçüncü soruda ise CHP hiç yoktu. Doğudan tamamen silinmişti. Hiçbir ilde, görüştüğüm hiçbir kimse, CHP de bir milletvekili çıkarabilir demedi.
Meydanlarında milyonların laiklik diye yürüdüğü Türkiye’de dördüncü soru öylesine yadırganıyordu ki, sanki kendilerine Manihaizm veya Hinduizm hakkında görüşlerini sormuşum gibi, hayretle yüzüme bakıyorlardı.
Diyarbakır’da kiliseden camiye dönüştürülmüş tarihi bir yapıyı gezerken, Cuma namazı saati de yaklaştığından, namaz için gelenlerin birisinden aldığım yanıtlar çok ilginçti.
Yanıtlar şöyle: “Her bir şeyimiz iyidir. Terör yok sayılır, şükür bitmiştir. Erdoğan iyidir. Ben 60 senedir bunlar kadar çalışan iş yapanını görmedim. Eskiden her güm zam yaparlardı, dört senedir ekmek aynı fiyat. Laiklik sosyetik takımının tarikatıymış. Vallah bizim buralarda o tarikattan kimse yoktur.”
Bir de Midyat’ta, yüksek tahsilli, uzun yıllar yurtdışında kalmış, telkari işi yapan, Süryani bir sarrafın yanıtları çok ilginçti. “AKP’yi başarılı buluyorum. Şeriat tehlikesi çok komik. Tayyib’in şirketlerinin ortakları hep Avrupalı ve Amerikalı. Çocukları Amerika’da okuyor. Herkes vazgeçse onlar vazgeçmezler laiklikten. Olay laiklik değil, seçkin elitle varoşun bir birini kabullenememesidir;” dedi.
Bu arada yetmişli yıllarda 25 bin nüfuslu Midyat’ta 23 bin Süryani yaşarken, şimdi 70 bin nüfuslu Midyat’ta 700 kişi kaldıklarını öğrendim. Azınlık psikolojisiyle, onun terörden rahatsız olacağını düşündüm. Ama o da artık terörün, batı şehirlerdeki kapkaç olayı kadar bile olmadığını söyledi.
Ve ilginçtir Doğu, hiç de altmışlı yıllarda gördüğüm ve batıda düşlediğim gibi değildi. Çok büyük bir gelişme gözledim. Hatta pek çok şehri, Antalya’dan daha güzel ve gelişmiş buldum. Müthiş bir yatırım gözleniyor ve bu durum halkın siyasi tercihini etkiliyordu.
Bütün bunlardan sonra hani diyorum ki, gerçekten de Genel Başkanın haberi olmadan, birileri, CHP’nin direksiyonunu soldan söküp de sağa mı monte etmişti acaba?
(Laiklik, Şeriat ve Türban Tartışmalarından)