EBEDİ MUHALEFET
Muhalefet ve propaganda: İktidarı eleştirmekle iktidar olunmuyor. Önce iktidar alternatifi olmak gerekiyor. Bunun için de alternatif politikalarınız, projeleriniz olması gerekiyor. Halk boş lafa, gerilim yaratıp çatışma çıkarana, inatlaşana oy vermiyor artık. Halk projeye, değişime ve demokrasiye oy veriyor. AKP sürekli yeni açılımlar yaparken, CHP bunlara alternatif üretmediği gibi ayrıca yapılan her açılıma karşı çıkmakla yetiniyor.
Muhalefeti ordu ve cumhurbaşkanına teslim ederek, laikliği türban karşıtlığına indirgeyerek, halkı işine gelen yerde bunlara malzeme ederek, işine gelmeyen yerde görmezlikten gelerek, seçim kazanılamayacağının bilinmesi gerekir.
Gerilimi Laik- anti laik zıtlaşmasından besleyerek, benim şu özelliğim var, ben iyiyim, şu güzel ve faydalı şeyleri yapacağım demek yerine, karşıyı kötüleyerek ve bunu ağır hakaretlere götürerek, aynı derecede ağır hakaretlere göğüs gererek yapılan siyasette partilerimiz, bir birlerine karşı siyasetin dışındaki her şeyi kullanıyor ve birbirlerini hainlikle itham ediyor.
Liderlerin bir birlerini bu denli karalaması hain ilan etmesi gerçekten doğru mudur, olabilir mi? Gerçi ülkenin içine düşürüldüğü duruma bakınca insan ister istemez kuşkulanıyor, ama yine de bunlar, seçim ortamında söylenmiş, sorumsuz, içeriksiz kem sözlerdir diye yorumlamaya çalışıyorum. Ama hainlik olmasa bile, kötü niyet ve kurnazlık var.
Olayları rejim sorunu haline getirerek normal tercihi engellemek, ayrıntılara girmeden toptan karalamak ya da aklamak yolu tutulmamalıdır. Hırçınlık ve gerilimle, ret duygusuyla, elinizdeki tabanın bir kısmını yine elinizde tutabilirsiniz ama bu iktidar olmaya yetmez. Halk projeni görmek ister, uygulama ister, çözüm ister. En önemlisi söyleminde içten ve samimi olduğuna inanmak ister. Ve bunları seçim program ve propagandalarının içinde bulmak ister.
Oysa CHP’nin şu ana kadar yapmış olduğu muhalefet ve seçim öncesi söylemlerinde bunları bulmak olanaksız. CHP muhalefet olarak geçirdiği beş yıla yakın sürede, hiçbir görüş öneri ve yapıcı öğe içermeyen, fakat sistemli bir biçimde hırçın, saldırgan ve menfi bir politikayı, maalesef iç ve dış politika ayrımı gözetmeden uyguladı.
Erdoğan doğru veya yanlış bir şey söyleyince, günlerce o sözün peşinden gitti, hırçın ve saldırgan bir tavırla eleştirirken de, ne “Bu yanlıştır, şöyle olmalıydı” diye bir öneri, ne de “Biz iktidar olunca şöyle yapacağız “ diye, bir vaat ve proje sundu. Oysa halk, suçluyu ihbarın dışında önlem ister, proje ve değişim ister.
Yani seçim öncesi halk, yalnızca ihbarla yetinmez. Sizin iktidarınızda ne yapıp neyi nasıl değiştireceğinizi, değişikliğin halkın kendisine biraz daha fazla devlet tahakkümü mü, yoksa devlete karşı, hak ve özgürlüklerini teminat altına alacak biçimde mi yansıyacağını merak eder.
Seçimlerin, Laiklik, rejim ve gerilim temeline oturtulması CHP kadar ülkeye de zarar verecektir. Seçimi hak ve özgürlükler, üretim, istihdam ve gelir dağılımındaki adaletsizlik bağlamında sosyal ve ekonomik bir temele oturtmak gerekirdi. Halkın beklentisi budur. Ayrıca CHP’nin söylemleri buyurgan baskıcı, halktan kopuk ve halkı küçümseyen, çözüm ve değişim içermeyen, meydan okuyan, militarist, laiklik ve rejim üzerinden sloganlardan oluşmaktadır.
AKP’nin seçim propagandaları ise, yaptığı işleri ve yapacaklarını, yani halka vaatlerini içeriyor. CHP’nin propagandasında ve afişlerinde ise, başbakana rest çeken, kol saati ve oğlunun gemisini gösteren afişler ve Ciddi bir program ve proje içermeyen sloganlar.
O zaman halk sana ne der? “Seni iktidar etsem yapacak hiçbir şeyin yok. Sen bunun yolsuzluklarını iyi gözlemleyip beni haberdar etme işini güzel yapıyorsun. Sen yine muhalefette kalarak başarılı olduğun işi yap. Ama onun yaptıklarından benim beğendiklerim var. Hatalarını düzelteceğini ve başka şeyler de yapacağını söylüyor. İktidarı yine ona verelim. Düzeltmelerini ve yeni yapacaklarını görelim” demez mi?
Birleşme :
CHP’nin seçim öncesi yaptığı en faydalı iş, bence DSP ile seçim işbirliğine gitmesidir. Ve bence bu birleşmeden daha iyidir. En azından herkes kendi oyunu alacaktır.
Sol seçmeni bir çatı altında toplamak açısından birleşme ise, bu aşamada sonuç getirmeyebilir. Çünkü sol seçmen solda gerçek anlamda bir parti bulabilse, zaten birleşmeden de oyunu verecek. Sorun ayrı ve birleşik olmakta değil, solda bir partinin olmaması sorunudur. Benim düşünceme göre, gerçekten sosyal demokrat bir parti olsaydı, Türkiye’de 2002 seçimlerinde AKP iktidar olamazdı. Çünkü hem daha çok yeni bir parti idi ve hem de radikal çekinceler taşıyordu. Merkezde ise hiçbir parti olmadığından, merkezin oyları CHP’ye daha yakındı. Bu yüzden iktidar olamamasını CHP'nin yetersizliğinde aramak gerekir. Çünkü CHP bırakın merkezden oy almayı, sol oyları bile toplayamadı.
Hal böyle olunca da, bu CHP ile on tane daha benzeri birleşse ne fark eder. Çağa uygun bir sol parti yerine, dünya ve AB’ye karşı, içe dönük, Kıbrıs’ın sol partileriyle bile çatışan, Hırant Dink'i öldüren çetelere karşı etnik duygusallık nedeniyle açıkça karşı çıkamayan, etnik milliyetçiliği savunan, sosyal demokrat bir parti olabilir mi?
Geçmişte DSP’den milletvekili adayı olmuş bir arkadaşıma, “Birleşme nasıl gidiyor” diye sorduğumda:
“Yahu ağabey bu iş ne kadar zormuş. CHP tabanının bize duyduğu güvensizlik, nefret ve düşmanlık AKP’ye duyduğundan daha fazlaymış” dedi.
“Peki sizin duygularınız onlara karşı nasıl” diye sorunca da, “Vallahi hiç farkında değildim, ama bizimki de pek farklı değilmiş” dedi.
Ben de bunun doğal olduğunu, ayrıldıkları zaman birbirlerini karaladıklarını hatırlattım. Çünkü dikkat ettim tüm bölünmelerde, geri dönen olmasın diye kaynak karalanarak ret duygusu oluşturuyorlar.
İşte bu yüzden, birbirlerine en ağır hakaretleri yapan liderler tekrar kucaklaşabilir, ama halkın hainliğe kadar uzanan suçlamalardan sonra kucaklaşmasını beklemek, halkı zübük yerine koymak olur diye düşünüyorum. Böyle bir birleşmenin başarısı çoğu zaman birleşen partilerin eski oylarının toplamı bile olmayabilir.
Ama gerçekten çağdaş, değişim ve gelişime açık, yeni program ve projelerle oluşturulacak bir birleşmede oyların toplamı, ikiye, üçe katlanabilir.
(Laiklik, Şeriat ve Türban Tartışmalarından)
Sevgili Nazmi Ağabeyim Bu Fofoğrafı köşende 30 sene daha görebilmek dileğimle. Çeken Sağolsun. Mükemmel olmuş. Çok yakında görüşmek üzere. Allaha emanet olun. Sevgilerimle