1
Şubat
2026
Pazar
ANASAYFA

Temizlik (5)


5-KALDIRIMLAR SOKAKLAR

Belediyelerin tüm ülkede nasıl çalıştığını bilmek ve ortak bir yargıya varmak elbetteki olanaksız ama gerek yaşadığım Antalya ili ve Göller Bölgesi, gerekse; her yıl yaklaşık Türkiye’nin dörtte birini, turlarla dolaşmam nedeniyle, kendimi yaklaşık bir fikir belirtme yeterliliğinde görüyorum. Ve üzülerek belirteyim ki, gördüğüm manzaradan utanıyorum.

Tozu çamuru, dökülen ağaç yaprakları, görüntü ve gürültü kirliliği bir yana, bir de insanların attıkları atıklardan kaynaklanan kirlilik var ki, değil yurt millet sevgisi, nefret etseniz bile memleketinizden, bu kadar kirletemezsiniz.

Yollarda kaldırımlarda gelip giderken, gezerken veya araba beklerken, sigaramızın izmaritini, biten paketini, kullandığımız kâğıt mendili, marketten aldığımız sakızın kâğıdını, krakerin ambalajını, aldığımız satış fişini ve uzayıp giden bir listede daha sayamayacağımız kadar atık maddeyi rahatlıkla atıp, geçip gidebiliyoruz.

Ve bu öylesine kanıksanmış bir davranış ki, bir sigara tiryakisinin hiç farkına varmadan elinin cebine gidip, sigarayı alması ve öteki elinin çakmağı bulup sigarayı ateşlemesi kadar gayri ihtiyari biçimde gerçekleşmektedir.

Bir gün parkta bir bankta oturuyordum. Genç bir delikanlı bir sırt çantasıyla gelip bankın öbür ucuna oturdu. Çantayı banka koyduktan sonra sigarasını çıkarıp yaktı, pakete baktı boşalmış, hemen yan tarafındaki çimlerin üzerine bırakırken, sigarasını yakmak kadar doğal ve hakkı olan bir iş yaptığı izlenimini veriyordu.

Çünkü yaklaşık üç metre önümüzde çöp kutusu vardı. Yere atmak alışkanlık yapmamış olsa, kalkıp oraya atabilirdi. Ama sanırım böyle bir şey aklının ucundan bile geçmedi. Bankın kenarındaki çimlerin üzerine bırakmak, sanki çimlere dokunmak kadar zararsız ve doğal bir şeydi.

Bir şey söylemek istedim, “Sana ne” diyebilir düşüncesiyle seslenmedim. Ama seyirci de kalamazdım. Kalktım, boş sigara paketini attığı yerden alıp, çöp kutusuna attım ve çekip gittim. Sanıyorum mutlaka bir şeyler anlamıştır ve hatta söylemekten daha da etkili olmuştur diye düşünüyorum.

Zaten yere bir şeyler atan insanların büyük çoğunluğu bundan rahatsızdır ve söz açıldığında bu durumu ayıplamaktadır. Öyleyse ayıpladığı davranışı neye yapmaktadır sorusunun yanıtı, alışkanlık ve “Nasıl olsa herkes atıyor. Ben atmasam da çok şey değişmeyecek” düşüncesidir.

Bu yüzden bu büyük çoğunluğun, iyi bir denetimle bir kez bile uyarılması, onların kendi düşünceleriyle çeliştiklerini anlamalarına, hatta davranışlarından dolayı utanç duymalarına neden olacak ve bir daha yere bir şey atmayacaklar, atana da iyi gözle bakmayacaklardır.

“Üzüm üzüme baka baka kararır” sözü gerçekten insanlarda sürü psikolojisinin ne denli bulaşıcı ve salgın bir hastalık olduğunu göstermektedir. Karşı çıktığı davranışı yapmak, günlük insan davranışlarının çoğunun bilinçli olmaktan çok, alışkanlıklardan kaynaklandığına güzel bir örnektir.

Bu Avrupa’da bile böyledir. Hiç kimsenin, yere hiçbir şey atmadığı bir yerde, sen de atmazsın, ya da atmaya çekinirsin; herkesin attığı yerde sen de kendini tutamazsın.

2002’de Almanya, Hollanda, Belçika ve Lüxsenburg’da, on beş gün dolaştıktan sonra, yerlere bir şey atmama konusunda, Türkiye’dekinden daha hassas bir duruma gelmişken, bir sabah Paris’te gittiğimiz kahvede, kahveye koyduğum şekerin kâğıdını nereye atabilirim diye ben aranırken, Paris’te yaşayan arkadaşım kendi şekerinin kâğıdını yere attı.

Bana da “Şeker kâğıdını tutup durma elinde, at yere. Burada insanların kirletme özgürlüğü vardır” dedi.

Kül tablası aradım yoktu ve bu arada Fransız kahveciye baktım, o da biten sigarasının izmaritini yere attı. Ben özgürlüğün böylesini içime sindiremedim ve kâğıdı bir süre elimde tuttuktan sonra fark ettirmeden cebime attım.

Pek tabiidir ki, sokakları kirletenlerin dikkat etmesi gereken esaslar kadar, temizlemekle görevli kurumların da üzerlerine düşen görevi, göstermelik ve baştan savma değil; samimi, istekli ve bilinçli yapmaları gerekmektedir. Maalesef belediyeler de bu alanda vatandaşlardan daha iyi durumda değildir.

Görebildiğim kadarıyla belediyelerin (özellikle Antalya’da) temizlik anlayışı, çöp bidonlarında biriken çöplerin sabahları alınması biçimindedir. Kaldırımların ve sokakların temizlenmesi sanki onları ilgilendirmemektedir.

Bu yüzden sokaklardaki atıklar günlerce sokakta kalmakta ve rüzgârla savrulan kâğıtlar, poşetler bazen seyir halindeki arabaların ön camlarına gelerek, görüşü kapatarak kazalara bile neden olabilmektedir.

Hatta bırakın kaldırımları sokakları, temizlik işçileri, çoğu zaman bidonun dışına düşen atıkları bile almamaktadır. Bidonu getirip çöp arabasına takıyor, boşalınca da yerine koyup geçiyor.

Sonuçta kirleten kirlettiğini fark etmez, temizleyen temizliği usulen yaparsa, kentler nasıl kurtulabilir pislikten? Vatandaşların kirletmemesi yönünde denetim ve önlemler alınırken, belediyelerin de, kent temizliğinin çöp toplamaktan ibaret olmadığını anlaması ve bu yönde önlemler alması gerekir diye düşünüyorum.

Yayın Tarihi : 14 Eylül 2008 Pazar 22:56:42


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
HADİ MÜLKÜ VAR IP: 78.161.115.xxx Tarih : 19.09.2008 23:39:06

( * ) temizlik imandan dır. Hz. Muhammed Mustafa.


izzet Kütükoğlu IP: 81.213.224.xxx Tarih : 19.09.2008 22:42:20

Sayın Nazmi ÖNER, Ülkemizde bir inanış var. "Kanun her şeyi halleder, her sorunu çözer" şeklinde! Oysa kanun tek başına hiç bir şeyin çaresi değildir. Birde salakça bir düşünce var; "Kanunun işe yaraması için, vatandaşın kanunlara riayet etmesi gerekir" şeklinde. Kanun kanunları uygulayan bir devlet mekanizması varsa anlamlıdır. kanun çıkaran kanunu çıkardım vatandaşta uysun diye beklemez. devlet mekanizması kanunları vatandaşa uygulatmak için vardır. diyebiliriz ki, kanuna uyan vatandaş yoktur. vatandaşları kanuna uyduran devlet vardır... bizim de eksiğimiz budur. Bizim devletimiz, yasalara kendisi uymuyor! artı yasaları uygulamaktan acizdir. Ülkemizde sokağa çöp atmak, izmarit, boş paket atmak kanunen yasaktır, Bu yasaklar küçük bir kasabada bile günde binlerce kez ihlal edilirken, müeyyide üygulanmış bir vaka duydunuz mu? Kanunlar var, yasaklar var, ne uyan nede uygulayan var! Bir kanunu uygulamayacaksan ne diye çıkarırsın? uygulayamayacaksan ne diye kanun çıkarırsın. kanun çıkarır uygulamaz, uygulatamazsan. Zamanla bu toplum üzerinde "kanunlar çıkar ama, kanunlara uymak gerekmez şeklinde, bir anlayışın gelişmesine neden olur. Ve olmuştur! Bizim asıl sorunumuz "devlet sorunudur" işlemiyor, işletemiyoruz" Düşünmemiz gereken budur. Bu konudaki görüşlerimi, seyir defteri atilla ilhan kültür sitesinde bulabilirsiniz. saygılarımla.