20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Terör-Şiddet ve Medya...

Genel bir tanımlamayla şiddet, “bir hareketin, bir gücün derecesi, sertliği” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre şiddet içinde barındırmış olduğu unsurlardan dolayı bireyi ve toplumu doğrudan baskı altına alabilecek bir niteliğe de sahiptir. Günümüzde şiddet olgusunun kitle iletişim araçları yoluyla ve özellikle de televizyonda verilmesi ise bireysel ve toplumsal bir takım rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bu konuda yapılan araştırmalar, medyada şiddet olgusu ile yüz yüze kalan bireylerin toplumsal yaşama uyum sağlamalarının yanı sıra topluluk içinde yaşayan diğer bireylere karşı hoşgörülerinde bir gerileme olduğu ayrıca bu tür insanların toplumsal yaşamdan soyutlanarak bir yalnızlaşma sürecine girdikleri ve bu ölçüde de saldırganlaştıklarını ortaya çıkarmıştır.

Ülkemizde bugün medyada, şiddet olgusunun kullanımı önemli oranda gerçekleşmektedir. Bu şiddet olgusunun içerisine doğal olarak savaş ve terör de girmektedir. Terör olaylarının medyada ele alınışı, uzun zamandır Batı’lı ülkelerde tartışma konusu yapılmaktadır. Türkiye’de de son dönemde üzerinde durulmaya başlanmıştır bu konunun.

Sayın Emre Kongar’ın da dediği gibi; “bütün terör eylemlerinin ortak bir takım amaçları vardır. Bu amaçların başında "dikkati çekmek", "sesini duyurmak" gelir. Tabii adı üstünde, "terör" ayrıca bireyleri ve olanaklı olduğu ölçlüde geniş kitleleri korkutmaya da yöneliktir. Çünkü terörün ana hedefi, saldırdığı düzenin egemenlik yani yönetim ilişkilerini sarsmaktır. Bu nedenle her terörist eylem, saldırdığı egemenlik ilişkisine karşı olan "düşüncelerini" açıklamak ve ayrıca "gücünü" göstermek ister.

Bu açıdan bakıldığında her terörist eylem, kamuoyu ilişkileri bakımından bir "propaganda" hareketidir de. Bu propaganda eylemi üç amaçlıdır: Bir yandan saldırdığı egemenlik ilişkisini küçültmek, yermek, öte yandan, bu egemenlik ilişkisinin içinde yer alanları korkutmak ve son olarak da kendi taraftarlarına "moral vermek" amacına yöneliktir. İşte bu üç amaç da ancak ve ancak kitle iletişim araçları vasıtasıyla gerçekleştirilebilir”.

Peki görevi kamuoyunu bilgilendirme olan medya, dünyanın gerçeklerini ki, bunun içinde savaş, şiddet ve terör de var, görmezde mi gelecek, dolayısıyla milyonların da bu gerçeklerden bihaber mi olmasına neden olacak, şayet haber olarak bu konu/konuları gündeme getirecekse içerik ve kullanım sıklığını ne şekilde belirleyecek?

Tabii tüm bu yaşanan terör ve savaş, yaşanan, yaşanmakta olan bir gerçek. Doğal olarak da medya en asli görevi olan bilgilendirmeyi yapmak durumunda. Ancak bu yapılırken, kanaatimce ülkenin çıkarları dikkate alınmalı, gerek iç gerekse dış ilişkiler bağlamında. Konu, teröre ve bunu uygulayanlara hizmet aracı haline sokmamalı kendisini, görevini yaptığını sanırken. Dengeler iyi gözetilmeli. Belki bu dengelerin gözetilmesinde iş yalnızca oto kontrole bırakılmamalı.

Tıpkı bir kısım Batılı ülkede yapıldığı gibi, bu durum bir kısım hukuki düzenlemeyle belli kurallara bağlanmalı. Bu durum, her yayın organının kendi ideolojisi doğrultusunda, olaya kendi yorumlarını katmalarına ve dolayısıyla toplumun kafasına karıştırmasına engel olacağı gibi, devletin de içeride ve dışarıdaki menfaatlerine de zarar gelmesine engel edecektir. Asıl önemlisi de, gazetecilerin işini kolaylaştıracaktır. En azından neyin suç teşkil ederken neyin etmeyeceğini bilecektir.

Batılı ülkelerin bir kısmında yapılan hukuki düzenlemelerle, bir standart oluşturulmuştur. Örneğin Avrupa'da yayıncılığın kale¬si sayılan BBC, yapımcıları için ay¬rıntılı kılavuzlar hazırlayarak terör olayları karşısında ve teröristlerle ya¬pılacak röportajlarda nelere dikkat edileceğini belirlerken; ABC, CBS, NBC gibi Amerikan televizyonları da konuyla alakalı olarak yazılı ilkeler oluşturmuşlardır. Türkiye’de de aynı yolun takip edilmesi gerekmektedir. Bunun basın özgürlüğüne, fikir serbestisine darbe vuracağı gibi düşüncelere kapılacak olan olursa da, devletin iç ve dış çıkarları her şeyin üzerinde tutulmalı, amaç bundan hasıl olmalıdır. Kanaatimce; "Savaş veya şiddet övgüsü ile her türlü ayrımcılık veya ırkçılık ifade özgürlüğünden yararlanamaz".

Yayın Tarihi : 28 Mart 2006 Salı 16:53:42
Güncelleme :28 Mart 2006 Salı 16:57:11


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?