19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Asker bir daha kılıcını çekmesin...

Evet asker kılıcını çekti. 31 Mart 1909’dan bu yana gelenek haline gelen askerin duruma müdahalesi, 2007’de iletişim ve bilgi çağında da gerçekleşti. Tek fark, evvelden tanklarla bu işler yapılırdı şimdi ise basın açıklaması ve internet üzerinden gerçekleşti.

e-muhtıranın hedefi gayet açık. Eşi türbanlı ve geçmişi Milli Görüş’ten olan bir cumhurbaşkanı adayı istenmiyor. Söylenmeyen fakat gerçek olan bu… Söylenmeyen bir şey daha var, hükümette olup da iktidarda olduğu şüpheli AKP bu kez, Bülent Arınç'ın ve parti içi radikallerin da gazıyla  iktidardan düşürüldü.

e-muhtıranın 23.30’da Genelkurmay’ın internet sitesinde yayınlanması çok manidardır.

O manidarlığın altında yatan ise - eski darbeler de göz önünde bulundurulursa- aslında açıktır… Bana göre; Cumhurbaşkanlığı seçiminde geriye dönüşü olmayan bir yola girilmesi ve Abdullah Gül’ün kesin olarak seçilme ihtimali karşısında, genç subayların yani daha radikal subayların sert tepkisidir gece yarısı uyarısı… Bu tepki, Genelkurmay’ın o kalın duvarlarında yankılandı, internet iletişiminin sınır bilmezliğiyle evlere kadar girdi.

Kimse kimseyi aldatmasın… Durum bu… Sancılı ve sert bir dönemin perdesi açıldı.

Hükümet, askere Çemil Çiçek tarafından, muhtıranın üzerinden 16 saat geçmesinden sonra bir basın açıklaması ile cevap verdi…Bu açıklama MİT Müsteşarı’nın Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı 20 dakikalık ziyaretinden sonra yapıldı. İhtimal, Başbakan, MİT’ten askerin darbe ihtimalinin ne olduğunu öğrenmek istedi.. Hal-hatır sorup, çay sohbeti yapmadılar.

Bu arada, Başbakan Erdoğan ile ile Büyükanıt arasında “olumlu” bir telefon görüşmesinin yapıldığı ayaküstü açıklandı…

Hükümet sözcüsü Çemil Çiçek yaptığı açıklamada, Genelkurmay’ın Başbakanlığa bağlı bir kurum olduğunu, “muhtıranın” hükümeti ve cumhurbaşkanlığı sürecinde yargıyı etkilemeyi hedef aldığını, bu arada, hükümetin cumhuriyet’in temel kurallarına bağlığı tilkice zikredilip, hükümetin bir krize izin vermeyeceğinin altı çizildi…

AKP kurmayları hâlâ aymazlık içinde veya iktidardan düşürülmesinden mağduriyet kazancı çıkarmak istiyor. Bir nevi siyasi tiyatro oynuyor. Tabanına şirin gözükmek istiyor. Büyük hata yapıyor. Sorunun temeline inmekten ziyade bu krizden partizanca kazançlı çıkmak istiyor. Güçlü toplum mühendisliği, CHP gibi AKP'yi de  kutuplaşmanın piyonu haline geldi. 

Siyasi oportunizmin tam göbeğindeki AKP, Türkiye’nin içinde bulunduğu derin siyaset yönetimi krizi ve her an çığ gibi büyüyecek derin ekonomik zaafiyetin farkında değil… Çünkü siyaset sevgi içermiyor Türkiye’de, vicdan içermiyor…

Ortada çok ciddi bir kriz var…

Ciddi krizler de ciddi kriz yönetimi tarafından çözülür…

Ordu bilinen ordu… Tehdit olarak algıladığı uygulamalara karşı her zaman tepkili…

AKP ise Türkiye’de siyasi sahneye çıkan ve iktidar olan en ılımlı modernist siyasi İslam akımı olmasına karşın, içindeki Milli Görüş akımının radikal, kutuplaşmacı ve maceracı laçkalığın kanatları altına girmiş görüntüsü verdi. O nedenle, Türkiye’yi partililerinden ibaret görme alışkanlığında. Bu tutum, iktidar dışında kalan Türkiye’yi öfkelendirdi ve AKP’ye karşı alanlara döktü.

Asker bu duruma tahammüllü değil… Hele hele Atatürk’ün makamı olarak tanımladığı Çankaya makamına eşi türbanlı bir Milli Görüşçünün çıkmasına hiç de tahammüllü değil.

Türkiye’de sorun konuşulmayanlar. Konuşulmayanların sorun olmaktan çıkarılması için acilen Türkiye’nin tüm temsilcilerinin masaya oturması gerekiyor…

Ankara'dakiler bizden akıllı değil.  Bu ülkenin ruhları temiz insanları az değildir.  Bakmayın, ortada fazlaca görünenler, arsız şeytanlara... Onların sesi çıkıyor...

Askeri darbelere ayılıp bayılmıyorum.Tam tersine karşıyım. Bununla 5 askeri darbe gördüm. Askeri darbelerin hiçbir sorunu çözmediğine yakından şahit oldum. O askeri darbelerin toplum vicdanını nasıl tahrip ettiğine tanıklık ettim. 

"Her işte bir hayır var" derler ya. Belki de insanı rahatsız eden bu asker müdahelesinden bir hayır çıkar veya çıkartılabilir. Siyaset bazen böyledir. Krizden toplumu gürbüz çıkarmak da mümkün...

Acilen, Türkiye’yi temsil edenler ve aklı temsil edenler, masaya oturmalı… Yapılacak seçimden önce, ikna ile Gül cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmeli; ki öyle olacak gibi. Siyasette ve ülke yönetiminde Türkiye’nin yüzaklarının önünün açılması için, şu andaki gençlerin ve yeni doğacak bebeklerin bir daha dağlarda ölmemesi için şunlar yapılmalı. 

1- Milletvekillerini parti ağalarının kulu haline getiren mevcut siyasi parti yasası bir an önce değişmeli. Türkiye’nin kenarda köşede kalmış, küstürülmüş yeni değerlerin ortaya çıkmasının yolu açılmalıdır.
2- Seçim yasası bir an değişmeli, baraj düşürülmeli, Türkiye TBMM’de temsil edilmeli.
3- Masaya muhakkak Kürtler çağrılmalı… Yeni tasarlanacak yönetimde onlar da merkeze alınmalı…Çünkü yapılacak seçimde 30-40 milletvekili ile kilit grup haline gelecekler. O nedenle Kürtleri siyasetin merkezine çekmek, politika tilkiliği olarak değil, Türkiye’nin kanayan yarasına çare bulmak için yapılmalıdır.
4- Türkiye Kürt sorununu mutlaka ama mutlaka kendine güvenip büyük bir cesaret gösterip çözmek zorundadır…
5- Adalet mutlaka, herkes için olmalı. Adalet yalnız devleti değil esas olarak bireyi, yani insanı korumalıdır… Hakça olması gereken adalet, herkese güven vermeli…
6- Cumhurbaşkanlığı makamı tartışmaya yer vermeyecek şekilde tarif edilmeli. Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı’nın nitelikleri, yazılı olanların yanında, geleneksel olan veya sözlü olanlar da yazılı hale getirilmeli.. Çok komik bulunabilir fakat; cumhurbaşkanının, eşinin, çocuklarının bile kılık kıyafeti açık açık belirtilmeli… Ortadaki komik durumun bir daha zuhur etmemesi için bu konuda açık, net olunmalıdır. Türban gibi inatlaşma unsurlarının önü alınmalıdır.
7- Yetkileri çok olan Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmeli.
8- Askerlerin siyasete, demokrasiye müdahale etmemesi için yeni bir yönetim modeli geliştirilmeli. Çünkü siyasete müdahale askeri zayıflatıyor.
9- Türkiye siyaset gelenekleri açısından çatışmaya, kutuplaşmaya hazır bir ülke… Bireyi, cemaatleri, siyaset alanını, devleti, etnik ve mezhebi kimlikleri, geleneksel güçleri, yeni tariflerle, güvenli sınırlar içine alacak, birey hukukuna saygılı hale getirecek, toplumda barışı garanti edecek yeni bir devlet ve siyaset yapılanması kesinlikle gerçekleşmeli.
10- Türkiye yeni seçimlere ve seçimine böyle gitmeli.
11- Türkiye eğer uzun bir çatışmalı dönemden dönmek istiyorsa, yeni Türkiye’yi yaratmak istiyorsa akla, vicdana, özgürlüğe, sevgiye sarılmalı… Açlık sınırındaki insanları Fak-Fuk-Fon kölesi yapılmış  Türkiye  üretime, yaratıcı ticarete ve bilgiye dayalı ekonomik reformlarla yoksullar ülkesi olmaktan çıkarılmalı… Dünya finans kapitalisteriyle ülke zenginliğinin kaymağını yiyenlerin vicdansız, acımasız, adaletsiz iktidarı kırılmalıdır.


Yayın Tarihi : 28 Nisan 2007 Cumartesi 17:51:19
Güncelleme :2 Mayıs 2007 Çarşamba 09:59:45


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?