19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

İnisiyatif Türkiye'nin elinde

Biliyorum, böyle bir başlık herkesi şaşırtabilir... Hatta yazının yazarının Türkiye'de yaşayıp yaşamadı bile sorgulanabilir... Fakat kazın ayağı hiç de öyle değil.. Duygusallıktan, kişisel hatıralardan değil de bilgiden beslendikçe, durumun farklılığı ortaya çıkıyor..

Nasıl mı? Buyrun okuyun...

Televizyonlar, gazeteler, köşe yazarları akıl tutulmasının örnekleriyle dolu.

Televizyonlara davet edilen emekli subaylara göre kendilerinin dışında herkes hatalı…

Şu soruyu kendilerine bir sorabilseler: Peki sizin döneminizde bu iş niye bitmedi…

Herkes komutan kesilmiş. Ellerindeki hayal orduları ile Kuzey Irak’a giriyorlar, yakıp yıkıyorlar… Kalemi, mikrofonu eline alan, kendinden menkul uzmancıklar, elde kılıç Bağdat'ın kapısına dayanmış Genç Osman..

Medya sorumsuzluk, popülizm ve cehalet örnekleriyle tıka basa dolu…

Sokaktaki tehlikeli duygusallık sürekli pompalanıyor…

Kimse durumu bir kuyumcu titizliği ile masaya yatırmıyor…

Hele hele Türkiye’nin en çok satan gazetesinin başyazarı ise bir âlem…

Tüm bu karmaşanın ortasında iyi haberler titiz gazeteciler tarafından kamuoyuna duyurulmaya başlandı…

Medyanın akıl tutulması Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinde yok… Yani siyaset üretecek olanlar temkinli… Sokağın ve ulusalcıların gazına gelmiyorlar.. İnadına temkinli ve soğukkanlılar… Şu anda Türkiye’yi yöneten devlet adamlarının sahip olacağı özgüvene sahipler… Çünkü hangi siyasi partiye mensup olunursa olunsun, Türkiye'yi  yönetenler, Osmanlıdan tevarüs eden büyük devlet adamlığı genine sahip..

Türkiye’nin önde gelen Ortadoğu uzmanlarından gazeteci Çengiz Çandar’ın Referans gazetesinde yayınlanan yazısı bu anlamda olumlu haberlerin örnekleriyle dolu: İşte, safsatadan, duygusallıktan uzak bilgi dolu yazıdan bölümler:

(…) “Tayyip Erdoğan’ın üzerine basa basa söylediği ve “off-the-record” kaydı düşülmeyen şu sözlerini bir kez daha hatırlamalıyız: “Halk istiyor, muhalefet partileri istiyor diye duygusallığa kapılıp davranmayacağız.”

(…) Peki, bu davranışı Başbakan’ı zora sokmaz mı; “Amerikan icazetiyle” davrandığı ithamlarına maruz bırakmaz mı? Ayrıca, Amerika’ya ne kadar güvenilebilir ki?

Tayyip Erdoğan, “ulusalcılık” diye bilinen çevrelerin zihniyetine ve söylemine tepkili görünüyor; “Bazıları, ulusalcı mantıkla Amerika’dan, emperyalist çevrelerden icazet alan gibisinden sözler edecek. Biz, kendi göbeğimizi kendimiz keseriz” diyor. Bunu derken, bu söylemden hiç etkilenmediği ve “özgüven”e sahip hali dikkat çekiyor.

(…) 5 Kasım’da Bush’a bu rahatlıkla gidecek ve PKK’ya karşı operasyon ortaklığını elde edeceğinden emin gibi. Konuya dönersek, bu operasyonun Amerika ile “müştereken hareket edilerek” yapılması, Türkiye’de bazılarının pek arzuladığı gibi Barzani veya Irak Kürt yönetimini hedef almayacak. Tayyip Erdoğan, sohbetimiz sırasında, bunun da altını kalın çizgilerle çizerek, “Sadece terör örgütüne yönelik biçimde, en az zayiatla netice alalım” diye tanımladığı Kuzey Irak’a yapılacak askeri operasyonun, sadece PKK’yı hedef alacağını belirtmiş oluyor.

(...) PKK elbette pankartlarla, afişlerle, yeri belli vaziyette beklemeyecek. İşte tam da bunun için Amerika’nın, başta “istihbarat” işbirliği ve bu ölçüde de Irak Kürt Yönetimi’nin PKK’nın yanından çekilmesi gerek.


(...) Niye 5 Kasım’dan önce PKK’ya karşı Kuzey Irak topraklarında bir askeri operasyon beklemek gerçekçi değil. Bunun başlıca iki nedeninden biri, PKK’nın kanlı Hakkâri-Dağlıca saldırısının gecesi, Tayyip Erdoğan'la Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın telefon konuşmalarında gizli. Rice, Başbakan’dan “a few days” beklenmesini rica ediyor.

(...) “A few days” sözcükleri, “birkaç gün” diye de “biraz” diye de tercüme edilebilir. Tayyip Erdoğan’ın bize aktardığı bu telefon konuşmasıyla ilgili kendi izlenimi ise şu: “Ben Amerikalıları hiç bu kadar telaşlanmış görmemiştim.”

(...) Türk tarafı, bu “Amerikan ricası”nı şu ara niçin kabullensin ki? Çünkü, Amerika’nın önerisi aslında şöyle: “Biraz bekleyin; ortak hareket edelim.”

(...) Ve bu “biraz bekleme süresi” içine, Amerika’nın Türkiye ile PKK konusunda paylaşacağı “istihbarat” geliyor olmalı. Zira, Tayyip Erdoğan-Rice telefon görüşmesinden birkaç saat önce Kiev’de Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile eski bir CIA başkanı olan, Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates bir araya geldi ve Rice’ın Erdoğan’dan ricasına benzer bir ricayı, “ortak hareket” arzusuyla “kısa bir süre beklenmesi” olarak aktardı.”

Çandar, İngiltere’ye giderken havada görüştüğü Erdoğan’dan önemli bilgiler aktarıyor…Tabii bir de yazılmamak kaydıyla söylediklerini bir bilebilsek...

Evet, karanlık bulutlar çekiliyor… Oyunu PKK’nın istediği alanda ve şartlarda oynamayacağız…Bu çok önemli… İnisiyatif Türkiye’nin elinde..

Umarız, işin askeri ve güvenlik boyutunun arkasından, bölgeye damgasını vuran ve PKK şiddetine kaynaklık eden Kürt sorununun çözümüne gelir sıra…

Terörle mücadele yaşadığımız çağda öyle pek kolay değil…

Yayın Tarihi : 24 Ekim 2007 Çarşamba 19:21:07
Güncelleme :28 Ekim 2007 Pazar 10:29:56


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
şeref yiğit IP: 88.236.122.xxx Tarih : 27.10.2007 10:06:08

emekli paşaların televizyonlara çıkıp konuşmalarına kimse dur demiyor ben 9 yıl o bölgede görev yaptım emin olun o emekli paşalar çoğu gazeteciler aydın geçinen örümcek kafalılar hepsi boş konuşuyor, hele bazıları odasından dışarı çıkmışmıda konuşuyor, ya lütfen bu ülkenin ordusu dmdik ayakta duruyor bu beyni sulanmışları çıkartıp bari moral bozmayın