2007 yılındayız… 1970’lerdeki siyasi sloganlara sarılmış, ruhlarındaki korku ve ellerinde bayraklarla alanlara akan milyonlarca insan…
Üstelik o sloganların çoğu 1970 ‘te darbecilerin zindanlarda sopadan geçirdikleri sol devrimci hiziplerin sloganlarıydı. O sloganları meydanlarda haykıranları anasından doğduğuna bin pişman, yaşamlarını ve geleceklerini perişan etmişti kutsal devlet…
Hani geçmiş geçmişte kalır; bir daha yaşanmazdı.. Yoksa bu yaşanan bir “çılgın Türk” mucizesi mi?
Ne yaratıcılık! Niye bu tür yaratıcılıklarımızı insanları yoksulluktan kurtarmak için, herkesin mesleği olması için kullanmıyoruz? Niye işsizlikten kurtulmak için kullanmıyoruz? Niye her gencin üniversiteye gitmesi için kullanmıyoruz? Dağlarda, karanlık; soğuk vadilerde gençlerin ölmemesi için kullanmıyoruz? Çok şaşkınım!
Ne bitmez tükenmez korkularımız var!…
Kışlanın cami korkusu, caminin kışla korkusu!…
"Ne mutlu Türk'üm diyene karşı çıkan, bizim düşmanımızdır" diyen kışla; ne ile oynadığının farkında mı?
Aklıma Hitler dönemi filmleri geliyor ve titriyorum!
Ki... Bu ülkenin okullarında, kışlalarında günde iki kez "Ne mutlu Türküm diyene" nutku yılarca okutulduğu halde, Türkler Türkiyede hâlâ mutlu değil!...
Kur'an, "Allah'a inananlar kardeştir" demesine karşın, Hz. İsa'ya ve Allah'a inanan bir avuç insan 2007 yılında Malatya'da boğazlarından kesilerek öldürülmüşse, bu ülkenin laikliği ve nasıl bir laikliktir...
İnsanların ve inananların kardeş olduğu düsturundan kalkan Müslümanlık; İslam nasıl yoldan çıkarıldı! Bu dini nasıl bu hale getirdik!
Ne olacak halimiz!
Aldatılmışız?
Kendimi uzaylı gibi hissediyorum…
Meğer aldatılmışız.
Çocuklarımızı kucaklarımıza alıp mahalle okulunun dersliklerinde rey kullanmamışız! Bizim yerimize başkaları kullanmış sanki!
Meğer parlamenter rejim falan da yalanmış. Bizle oyun oynanmış. Nasıl kışla, hoşlanmadığı zaman “Hop, hizaya gel, bak ben varım” diyorsa on yılda bir, sivil ağalar da, Meclis’e kapağı attıktan sonra oradan yaptıkları nanik’le bizi aldatmışlar…
Ne Ayasamız varmış.. Her darbeden sonra orası burası tekrar değiştirilip korumaya alınan Anayasa meğer kriz yaratılmak için yazılmış… Cumhurbaşkanı seçilecek kriz; Meclis’te karar alınacak; kriz, seçime gidilecek kriz… Sabah kalkılacak kriz, akşam yatılacak; kriz, kar yağdı kriz, yağmur yağdı kriz..
Meğer bu ülkeyi perde arkasından emekli yargıçlar yönetirmiş de bilmezmişim.
“Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi…” Meğer, Meclis’in alınlığında yazılı, kulağa, göze hoş gelen söz koskocaman bir palavraymış.
Her şeyi bizim yerimize bir başkaları yapacaksa, niye o sözü tekrar eder dururlar.
Aldatılmışız!
Meğer Cumhuriyet de güvende değilmiş… 600 bin kişilik ordu, 200 bine yakın polis, 150 bin kişilik korucu, milyona yaklaşan memur, kurumlar… falan filan… Meğer hâlâ güvende değilmiş Cumhuriyet… O zaman onu koruyanlar görevlerini yapamıyorlarmışşş.
Aldatılmışım…
Halk, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na akın eder; Cumhuriyet tehlikeye girer, halk Serbest Fırka’yı seçer; Cumhuriyet tehlikeye girer, Demokrat Parti’yi seçer; Cumhuriyet tehlikeye girer, Adalet Partisi’ni seçer; tehlikeye girer, halk ortanın solundaki CHP’yi seçer; Cumhuriyet tehlikeye girer, Anap’ı seçer; yine aynı, AKP’yi seçer; tehlikeye girer… Madem halkın seçtikleri Cumhuriyet’i tehlikeye sokacak, niye halkın önüne sandık konulur… Meğer onca yıl aldatılıyormuşuz?
Meğer bizi maymuna döndürmüşler?
Bu ülkenin demokratik tarihinde onurla anılması gereken kurumlar arasında seçkin bir yeri olanlardan birisi de Meclis’tir… Oraya bile doğru dürüst adam gönderemiyoruz… Seçildikleri gün, meydanlarda söylediklerini unutuyorlar. Biz mi enayiyiz yoksa onlar mı şeytan!
Ne salakmışım meğer?
Hani Avrupa Birliği’ne falan giriyorduk… Aklıma takıldı, acaba tüm bu olan bitenin altında bu AB dümeni olmasın…
Hani sivil iktidarlar sandıkta değişecekti! Kışla siyaset dışı kalacaktı! Sivil iktidarlar da özgürlük alanlarını genişletip, yaşam standartlarını yükseltip, hak hukuk galip gelecekti!
Az gittik uz gittik dere tepe aşıp yine aynı yere gelmek için mi o kadar yorulduk!
Galiba titreyip kendime geldim…
Ve... Aptalllar sınıfında olmadığımı anladım...
Anladım ki; ben uzaylıymışım!
Bana şimdiye kadar yalan söylenmiş!
Madem ki uzaylıyım, ben de uzayın sonsuzluğuna kanat açıyorum... Mutlu olacağım gezegenimi bulmak için...
Eyvallah…
Yayın Tarihi :
3 Mayıs 2007 Perşembe 16:34:55
Güncelleme :4 Mayıs 2007 Cuma 19:07:56
Yorumlarınız
Yakup Özyıldız IP: 85.104.226.xxx Tarih : 4.05.2007 14:57:13
"Darbeye-muhtirayı savunacak değilim ama bunlar da işi azıttılar,hakettiler yani" cümlesini kafamızdan ebediyen silemediğimiz sürece, gidecek çok gezegen arayacağız daha...