2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

2009’da Yaşanan Rahatsızlıklar!..

Yeni yılın ilk yazısında çok daha güzel şeylerden, mutlu olaylardan söz etmek isterdim. Ne var ki, 2009 yılını acılarıyla, sorunlarıyla, dertleriyle, geçim sıkıntılarıyla, zamlarıyla ve keçiboynuzu örneği bir tutam tatlı anlarıyla geride bıraktık. Oysa 2009’a ne umutlarla girmiştik... Şimdi aynı güzel umutları bir kez daha yineliyoruz. 2009’da yaşanmış olayların çoğuna üzüldük ve çok daha ötesi bazıları içimizi sızlattı.

Bazı aklıevveller, önceki yıllarda yılbaşı kutlamaları Hıristiyan inancıdır; biz Müslüman’ız diye aslı astarı olmayan saçmalıkları sergilemişlerdi. Bu yıl yine aynı saçmalıkları yaşadık, sarıklı, cübbeli bazı sapkınlar “Tebliğ Cemaati” diye Taksim Meydanı’nda broşür dağıtmaya kalktılar… Büyük Atatürk’ün, “Türkiye şeyhler, müritler ülkesi değildir” sözünden, her geçen gün biraz daha uzaklaşıldığı da yaşanan olaylarda görüyoruz. XXI. Yüzyılda hala Miladi, Hicri ve Rumi takvimleri bilmeyen, Noel’de çam ağacını, Noel Baba esprisini anlayamamış insanlarla aynı havayı teneffüs etmek aydın insanlar için ne kadar acı ve utanç verici…

Geçirdiğimiz yılın olaylarına şöyle bir göz atmak bile insana sıkıntı veriyor. Kürsülerde, televizyon ekranlarına geçip, sudan sebeplere birbirleriyle kavga edenleri, televizyon programlarında bilgiçlik taslayan, kendilerine menkul fikirlerini etrafa yaymak isteyenlerle karşılaşmak bile insanın içini karartıyor. Ne kadar da konuşmayı çok seven ve konuşma özürlü insanlar yaşıyor bu topraklarda… Ya ellerine hasbelkader geçirdikleri sütunlarında yandaşlık, döneklik yapanlara ne demeli? Kendilerini aydın ilan edip de aydınlanma felsefesinin ne olduğunu bilmeyen yazar, çizer takımına ne isim verilmeli? Yoksa söyledikleri söz kişiliklerini yansıtır deyip üzerinde hiç durmamalı mı?

2009’un bizlere en üzüntü veren olaylarının başında, önceleri ufaktan ufaktan başlayan ve sonra hız kazanan orduyu yıpratmaya, küçük düşürmeye yönelik davranışlar gelmişti. Genelkurmay Başkanı bir basın toplantısında orduya karşı asimetrik bir saldırı var diye bu çirkin olayı gözler önüne sermek istemişti. Hayali bir suikast iddiası ile ismi ne olursa olsun, Genelkurmayın askeri ve devlet sırlarının korunduğu kozmik odaya sivil yargıcın girmesi de basınımızda yer almıştı. Ardından sivil yargıcın asker tarafından takip edildiği iddiası ortaya atılmış ve o da fos çıkmıştı… Yargıcı takip ettikleri sanılan sivil giyimli askerlerin manavdan öteberi alanlar oldukları ortaya çıkmıştı…

Yazılarıyla orduya karşı olduklarını belirten; göz bebeğimiz ve güvencemiz olan orduya her fırsatta saldırmayı ön plana alan bir takım medya mal bulmuş mağribi gibi hayali suikast olayının üzerine atlamış, çirkin ithamlarını peş peşe sıralamıştı. Gözaltına alınan subaylar ise delil yetersizliğinden serbest bırakılmışlardı. Böylece hayali suikast iddiası da fos çıkmıştı… Basında çıkan bir resim ise 2009’un içimizi sızlatmaya yetmişti… Sivil giyimli bir albay savcının karşısında ayakta ve esas duruşta ifade veriyordu… Gazetelerden birisinin “Türk subayını bu hale getirenler utansın” diye manşet atmasına da gerçekten çok üzülmüştük… Bu arada soruşturmaya uğrayan bir deniz yarbayının ve nedenini tam bilemediğimiz bir üsteğmenin intiharı da acımızı katlamıştı… Güvencemiz olan ordumuzun bazı subayları neden intihar etmişti?

Askere haksızlık yapıldığını gören, uyarma ihtiyacını hisseden Cumhurbaşkanı da “ Her kurumun içinde yanlış yapanlar çıkar. Kurumları haksız yere yıpratmayın. Askere yapılan saldırılar beni rahatsız ediyor. Bunlar yanlış şeyler” demek zorunda kalmıştır.

Mehmet Türker de köşesinde İ.S 55–120 yıllarında yaşamış Romalı tarihçi Publius Cornelius Tacitus’un bir sözünü hatırlatmış;

“Kendi ordularının ağırlığını çekemeyen halklar, günün birinde başkalarının ordularının ağırlığını çekmeye mahkûmdurlar!..”

2009’un önemli siyasi olaylarından birisi de DTP’nin kapatılıp iki milletvekilinin yanı sıra bazı parti yöneticilerine yönelik siyaset yasağı kararı olmuştu. Bu arada Türk Ahmet ile Tuğluk Aysel’in milletvekillikleri düşmüş ve mahkemede ifade vermişlerdi. Bunun ardından, ifade vermekten kaçınan bazı milletvekilleri hakkında da zorla mahkemeye getirilme kararı çıkarılmıştı. Ancak bunlardan biri Diyarbakır’daki bir gösteri yürüyüşünde görüntülenmişse de güvenlik güçleri nedense onu görememiştir!.. DTP’nin ardından hemen hazır olan ikinci partileri BDP gündeme girmiş, bağımsız İstanbul milletvekili Ufuk Aras’ın katılımıyla mecliste yine grup kurulmuştur!.. O zaman sormak lazım; Anayasa Mahkemesi’nin kararı neye yaradı? Ufuk Uras kendisini seçen seçmenlerine nasıl açıklama yapacak?

2009’un üzerinde hassasiyetle durulacak olaylarının başında da Güneydoğu’nun bazı il ve ilçelerinde yapılan, miting adı altında toplanan, çocuk ve kadınların ön plana konulduğu provakatif eylemlerdi. Bu grupta yer alanlar güvenlik güçlerine taşlar, Molotof kokteylleri atmış, olaylardan korkan veya üzerlerine eylemcilerin yaptığı baskılardan korkanlar dükkânlarını açamamışlardı.

Tokat’ın Reşadiye ilçesinde karargâhına dönen askeri ekip, terör saldırısına uğramış ve yedi askerimiz şehit olmuştur. Bu çirkin ve hain terör saldırısıyla ilgili olarak yalnızca Gökköy Muhtarı teröristlere yardımla suçlanarak tutuklanmış ve bu kişinin 1993 yılında DHKP-C’ye yataklık yapmakla sorgulandığı anlaşılmıştır. Böyle bir şahsın köy muhtarı seçimine nasıl girebildiği de kafaları karıştırmıştır.

Tekel işçilerinin Ankara’da seslerini duyurmak için sürdürdükleri eylemleri de 2009’un kolay kolay geçiştirilmeyecek olaylarından birisidir. Kadın erkek ve çocuk demeden Ankara’nın soğuk havasında ekmek kavgalarını sürdüren, dayak yiyen, üzerlerine biber gazı ve su sıkılan Tekel işçileri kuşkusuz, Türkiye’nin işçi sorunları ve siyasetin onlara bakışını göstermesi yönünden dikkat çekiciydi. Bu arada insanın aklına başka bir soru da takılmıştı; onlardan boşalan kadrolara kimler atanacaktı?

2009’da yaşadığımız olumlu veya olumsuzlukları tek tek sıralamaya kalksak bize ayrılan yer yetmeyecektir. Kenthaber’in arşivinde konu ile ilgili haberlere ve köşe yazarlarımızın konuyla ilgili detaylı bilgiler ile okuyucularımızdan gelen yorumlar bulunmaktadır.

Maliye denetimlerinden haklı veya haksız ezilen Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan’ın görevinden çekilmesi, 20 yıldır basının amiral gemisi Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün onu izlemesi de üzerinde durulacak önemli bir olaydı. Kuşkusuz, bu istifalara onları zorlayanların kimler olduğu da ileride ortaya çıkacaktır… Doğan Holding maliye tarafından incelemeye alınınca pek çok kişi acaba Uzan olayı yineleniyor mu diye düşünmüştü!..

Türkiye 2010’ a siyasi ve ekonomik yönden biraz endişeli girdi dersek sanırım yanılmış olmayız. Ne olduğu da tam anlaşılamayan, şimdi rafa kalkmış görünen açılımın sorunları çözeceği yerde daha da karıştırdığı bir gerçek… Nitekim AKP’li Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem; “Açılım projesinin topluma faydası olmadı. Açılım birleştirmedi, ayrıştırdı. Kurumlar arasındaki gerilimden, iddialardan rahatsızım. Endişe ediyorum.” Diye çarpıcı açıklama yaparak, bazılarını aksine cesaretle ortaya çıkışı da dikkat çekiciydi. Onu izleyen AKP Ankara Milletvekili Zekâi Özcan’da “Kristal vazoyu çatlatırsanız sonra hiçbir açılım çatlağı birleştiremez” diyerek “Eve dönüşe evet dediğim için pişman olduğunu belirtmekten de kaçınmadı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’e Arınç’a yönelik suikast iddiası konusunda bilgisi olup olmadığı konusunda bilgisini soranlara verdiği yanıt siyasi tarihimize geçecek bir inceliği içeriyordu!..

“Vallahi ben hiçbir şey bilmiyorum. Bize bilgi verilmez, verilmemesi de gerekir. Bu bir yargısal işlemdir.”

Pes vallahi demiş olsak acaba ayıp olur mu?

Siyaset felsefecisi ve kuramcısı Montesquieu’dan öğrendiğimize göre; Yunan düşünürlerine en mükemmel hükümet ve yasalar nedir diye sormuşlar. Düşünürler da bu soruyu şöyle yanıtlamış; Yasalar kendiliğinden işlesin, malda eşitlik sağlansın, dürüst ve bilgili insanlar iş başında olsun, yasalar herkes için aynı şekilde uygulansın

Bütün bunlara rağmen 2010’un Türkiye için çok daha iyi olmasını dilerim.

erdemyucel2002@hotmail.com
 

Yayın Tarihi : 4 Ocak 2010 Pazartesi 14:09:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
C. Üstündağ IP: 95.10.97.xxx Tarih : 6.01.2010 18:02:10

Sevgili üstat, sıkıntılarla geçen bir yılı sosyalojik ve siyasal olarak çok iyi analiz etmişsiniz. Dün grup toplantısında Sayın Baykal da, size yakın değerlendirmeler yapmıştı. AKP hükümeti, 2007 yılı seçimlerinde aldıkları oyun gücüne ve Belediyelerdeki üstünlüklerine dayanarak bazı ideolojik uygulamalara girişti. Demokrasilerde "Benim oy oranım yüksek, herşeyi yaparım" anlayışı olmaz. Demokrasi, adı üzerinde bir uzlaşı rejimidir. Geçen gün  Sayın Ali Sirmen Cumhuriyet'teki köşesinde ilginç birşey yazdı: "TSK ile savaş; PKK ile barış" Bu başlık çok dikkat çekicidir. Belki de koskoca bir yılın özetiydi bu başlık! Bulgaristan'a nasıl ve neyin ödün olarak verildiği, istenen 10.000 $'lık tazminat talebinden belli! Komşularla "0" sorun adı altında Ermenistan ve Kıbrıs ile ilgili izlenen politika da hafızalarımızda. Dış politikası AB-D; ekonomisi de WB/IMF endeksli bir yönetim istemiyoruz! Son dönemde yaşanan toplumsal olaylar 7-8 sene önce var mıydı? 2002'de terör faaliyetleri basında bile yeralmaz bir haldeyken, yeniden nasıl ivme kazandı peki? Herşeyden kötüsü bu ülkede üretim yok üretim. Yeni bir baraj mı yapıldı? Yeni bir fabrika mı açıldı? Varsa yoksa duble yollar ile alışveriş merkezleri açılıyor... İşsizlik ise aldı başını gidiyor. İşçi, memur, esnaf ve çiftçi 10 yıl öncesini arar hale geldi. İşkenceye "0" tolerans dendi ama bitti mi? Kaç kişi bot ipiyle kendisini nezarethanede astı! Sokaklar Teksas gibi oldu ve sokağa çıkmaktan kaygılanır olduk. Hakkını arayan emekçilere kanalizasyon suyu tazyiki ile %2,5 zam layık görüldü. Çok sayıda onurlu subay intihar etti. PKK'lılar bile daha iyi itibar görür oldu subaylardan! Yok darbe yapacaklardı, yok suikast yapacaklar diye halkın gerçekleri görmesine mani olmadılar mı? Şu sözde darbe önleme ve suikastleri deşifre etme olaylarına harcanan enerjiyi, terörle mücadele için harcamış olsalardı, inanın ortada PKK diye bir örgüt kalmazdı! Kendileri darbe ürünü olanlar ve o darbe sürecinde palazlanıp gelişerek iktidara gelenler, darbe karşıtı olabilir mi? Emekçilere karşı ekonomik ve siyasi suikastlerde bulunanlar, hangi devlet büyüğüne "Suikast yapılacaktı!" iddiasında bulunabilirler ki? Sözün kısası şu; sözde darbe ve suikast iddialarına karşı harcanan enerji, ülkenin bölünmez bütünlüğüne kast edenlere ve irticai odaklara karşı harcanmadı!  Bu da akla, acaba gericilikten sabıkalı olanlar ile bölücülükten sabıkalı odaklar, Atatürk'ün kurduğu Laik, Çağdaş ve Üniter Cumhuriyeti yıkmak için işbirliği mi yapıyorlar, sorusunu getirmektedir?


Mehmet E. IP: 84.62.14.xxx Tarih : 7.01.2010 19:43:58

Önce 2010 yilinin sana ailene ve tüm sevenlerine sihhaf ve afiyet dolu bir yil olur insallah Hocam.Cok yazip okudugumuz vuku bulan 2009 yili Türkiye Cumhuriyetine bir daha tecelli olmamasi dilegiyle.En korkunc ve endise ile gördügüm Türkiye,nin zifaf odasi gördügüm kozmik odasina sivilin girmesidir.Bu kozmik odaya sahibinden baska kimsenin girmemesi gerekir diye düsünüyorum.

Her kademede oldugu gibi Ordumuz bu odaya bedeli ne olursa olsun girilmesine izin vermemesi gerekirdi.Kozmik odaya girildigine göre yakinda o odada ne var ne yok hepsi basina yansiyacagina inanmaktayim.Oysa kozmik oda Türkiye,nin mahrem odasi sayilir.Varsa herhangi bir suc Askerin savcilarina bildirilirdi ve Askeri Savcilarimiz gereken tahkikati yapar cezai durumlar varsa gereken cezayi,de verebilecek en büyük güctür.

Temennim kozmik odadan alinan bilgiler hicbir zaman basina yansimamasidir.Sayin genel kurmay baskanimiz bir basin toplantisinda üzerimizde Asimetrik Psikoloji var demisti.Cok,ta dogru söylemistir.Yalniz askerimizin bu kadar göz yummalarina bir anlam vermemekteyim.Yeri gelince yumrugunu masaya degil bazi kafalara baryoz gibi indirilmesi gerekir.

Yeni girdigimiz 2010 senesi,nin Tüm Türk Ulusuna huzur dolu bir yil olur insallah.2009 senesi,nin iyisiyle kötüsüyle geride biraktik,Keske Türkiye acisindan sevinecegimiz bir yil olsaydi.Ne diyelim bu yil saglik ve afiyet huzur dolu yilimiz olsun selamlarimla.