29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Abdullah Gül’ün Bayram Sohbeti


Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Ramazan Bayramı içerisinde Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ve Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu ile yapmış olduğu bayram sohbeti yayınlandı. Hürriyet Gazetesi bu sohbeti “Cüppeliler din için en tehlikelisi” başlığı altında yayınladı. Bayram günlerinde gazetelerin az okunduğu varsayımı ile bu ilginç sohbetin bir bölümüne köşemde yer vermek istiyorum.

Abdullah Gül’ün sohbetinin ana noktalarını Türkiye’nin yaşadığı bazı sorunlara ayırmıştı. Bunların başında Güneydoğudaki terör olayları, Çankaya pazarlığı, Başbakanın rahatsızlığı ve son zamanlarda şiddete dönüşen irtica geliyordu.

Bakanın sohbetinin ana noktalarının bir bölümünü oluşturan, benim de son haftalarda sürekli işlediğim irtica olaylarının üzerinde durmak istiyorum.

Türkiye’nin büyük kesimi, özellikle din sömürüsü yaparak bundan pay sağlayan din hortumcularını üzülerek izleyen gerçek Müslümanlar son olaylardan büyük rahatsızlık duyuyorlardı. Bunların başında da takkeli, cukkalı Ahmet Hocanın yazılı ve görsel basında çıkan görüntüleri geliyordu. Nitekim Türkiye’nin gündemine düşen bu soru Abdullah Gül’e de Pazar sohbetinde soruldu. Bakan, sohbetinin dine yönelik kısımlarını kısaca şöyle yorumladı;

“Başbakan ABD dönüşü yolculuğundan dönüşte sizlere söylemişti. Aşırılık var. Bu tip aşırılıklar bazı ülkelerde daha az, bizde yaygın. Nerede şeffaflık var, nerede açık toplumun ilkeleri geçerli, işte o zaman bu aşırılıklar böyle kamuoyuna geldikçe, insanlar gözünün önünde görüyor. Ak Parti olarak bunları eleştirmekten, yanlış olduğunu söylemekten bizim kaçınacak, çekinecek hiçbir tarafımız yok.

Ben bir din adamı değilim, ama bireysel olarak söyleyeyim. Din için en tehlikelisi bu tip yapılanmalardır, bu tip haksızlıklardır. Din o zaman yaşanamaz hale gelir, din o zaman hayattan kopar tamamen. Din, hayatlar üstü, çağlar üstü diyoruz.

Biz adaylarımızı tespit ederken, kesinlikle bu arkadaşların eşleriyle ilgili hiçbir ölçü koymayız. Eşinin başı açık, örtülü insan bizi hiç ilgilendirmez.”

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül sohbetinde bireysel görüşünün yanı sıra AKP’nin bu konudaki olaylara bakışını da sergiliyordu. Kuşkusuz, Cüppeli Hoca’nın da içerisinde bulunduğu tarikatların günden güne gelişmesi ve toplum için tehlikeli bir durum alması, bu konuda toplanan paralar ve işlenen cinayetler onları da tedirgin ediyordu. İsmailağa Camisindeki cinayet, kurulduğu söylenen şeriat mahkemeleri, sokaklardaki kıyafet karmaşasını onlar da izliyordu. Ancak devleti yönetenler tedirgin olmakla, olaylara üzülerek bakmakla bu sorunun çözümlenemeyeceğini biliyorlardır. Tehlikeli boyutlara ulaşan bu sorunları çözmek Atatürk ilkelerine bağlı olduğunu söyleyen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin en önde gelen görevidir. Bu görevini yerine getirecek hükümet oy kaygısından uzak bir tutum sergilemelidir.

Öncelikle yasalara rağmen illegal çalışan tarikatlar ve onların başında şeyhler, şıhlar ve efendibaba denilen bir takım insanlar vardır. Diyanet işleri Başkanlığı denetimi dışında açılmış, faaliyetini sürdüren Kuran kursları körpe dimağları hurafelerle yönlendirmeye çalışmaktadır. Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gerçek Müslümanlıkla ilgili pek çok yayını olduğu gibi bazı televizyon kanallarında da dini konular bilimsel olarak işlenmektedir. Bütün bunları bir kenara iterek illegal, bu tür yerlere giden, dinine inanmaktan başka bir amacı olmayan insanların eğitim düzeyleri, Müslümanlık ile ilgili bilgileri nelerdir?

Tarihi, özellikle İslam Tarihini bile okumamış bu insanlara bilmedikleri bir dil ile Arapça sözlerle, sözüm ona ayetlerle, çoğu gerçek olmayan hadislerle kafaları karıştırılmakta mıdır?

Bütün amaçları iyi bir Müslüman olmaya çalışan bu insanlara sohbet adı altında yalan yanlış bilgiler vermeye çalışan bu hocaların eğitim düzeyleri nedir?

Çağdaş olmaya çalışan Türkiye için bunlar tehlikeli değil midir?

Günümüzde gizli dergâhlarda ders veren ne oldukları bilinmeyen hocaların ellerindeki en büyük koz da öbür dünyadır. Eğitimsiz, tarih bilincinden yoksun bu insanlara öbür dünya korkusu salınmaktadır. Kendilerine yol gösterici payesi veren bu kara hocalar karşılarına gelen, mürit denilen insanların ruhsal yapılarında büyük bir çöküntü meydana getirmektedir. Onların ruhsal yapılarının bozularak psikolojik tedaviye muhtaç duruma düşürülmektedir.

Sömürülen bu insanlara sözüm ona ders verdiğini sananların maddi gelirleri nereden kaynaklanıyor? Dışarıdan mı, yoksa içeriden mi?

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu konunun üzerine eğilmelidir. Bunun oy kaygısı ile de bir ilgisi yoktur. İllegal dergâhlarda beyinleri yıkanan bu insanlar zaten şeyh efendi, efendibaba ne derse ona göre oy kullanacaklar? Öbür dünya korkusundan !..


erdem@kenthaber.com
Yayın Tarihi : 27 Ekim 2006 Cuma 11:05:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Burak ULAŞ IP: 88.232.40.xxx Tarih : 29.10.2006 14:17:55
Sayın üstadım; Cumhuriyetimizin kururcusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk' ü saygıyla anıyor ve tüm Türk insanlarının, Damarlarında o asil kanı taşıdığını hisseden gerekirse vatanı için canını seve seve verebilecek tüm Türk insanlarının Cumhuriyetimizin 83. yılını kutluyorum. Ulu önder Atatürk'ün de dediği gibi "dahili ve harici bedhahlarınız olacaktır" bu sözle irtica konusunda 27 ekim de yazdığınız yazınıza istinaden; Hürriyet yazarlarından Oktay EKŞİ beyefendi ve Güzin abla köşesinde yayınlanan; çıkarılmaya çalışılan kanun tasarısı hakkında sizi bilgilendirmiş ve bu konudaki kaygılarımı bildirmiştim. Ne yazık ki sanki bu konu hakkında görsel basında hiçbir haber çıkmamasına ve hatta sanki böle bir durum yokmuşçasına yeni haberler yer almaktadır. bunlardan bir tanesi de 29 ekim 2006 Hürriyet’te yer alan; "Ümraniye’deki Yenidoğan Hz. Ebubekir Camii’nin 39 yaşındaki imamı H.Ç., 14 yaşındaki liseli kız öğrenci N.A’yı alıkoymak suçlamasıyla tutuklandı. Cezaevine konulan bir çocuk babası H.Ç. kendisini savunurken N.A’nın rızasıyla birlikte olduklarını söyledi." bu haberde de görüldüğü gibi bu olaylar bitmeyecek. Bu gidişe kim ne zaman dur diyecek bunu da bilmiyorum. Ulu önder Atatürk'ün bir sözü ile başlamıştım bu sözdeki bir diğer konu ise; harici bedhahlar. Bu bahsedilenlerden bir tanesi de Fransa sorunudur. işte görüyoruz, dahili ve harici düşmanlarımız hep vardı var olacaklar ama biz Türk olarak Türklüğümüzü ne zaman gösterip bunları bitireceğiz yada azaltacağız. Yurdumuzda ne zaman dirlik ve düzenimiz olacak? bu soruların cevabını hepimiz tüm Türkiye vermeliyiz. Fransa’ya karşı, yani; harici düşmanlarımıza karşı gösterdiğimiz tepkiler her geçen gün artıyor. Neden dahili düşmanlarımıza karşı bir çaba göstermiyoruz? İşte Türkiye’mizin Önemli illerinden Diyarbakır’da 30 Ekim 2006 da düzenlenecek olan "Dünya Medeniyetleri Güzellik Yarışması (Mıss Cıvılızatıon Of The World 2006)" da gösterdiğimiz çabaya bir bakın haberde "Dünya Medeniyetleri Güzellik Yarışması organizatörü Süha ÖZGERMİ de, Fransız güzelini yarışmadan çıkardıklarını ifade ederek, "Fransız güzeli de yarışmamıza dahildi, fakat 12 Ekim gecesi yarışmadan çıkardık. Çünkü Fransa kendi üzerinde olmayan bir işe karıştı. Fransızlar bu kanunu kabul ettiği için Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'ün de fikrini alarak Fransız güzelini yarışmadan çıkardık. Ermeni güzelini de yarışmaya davet etmedik" dedi." böyle bir uygulama yaparak düşmanlarımıza yada bize yaptırmak istediklerine karşı çok iyi bir cevap veriyoruz. Aynı coşkuyu Milli Maçlarda ve eskiden Ulusal bayramlarımızda da gösteriyorduk şimdi o da kalmadı. Basından takip ediyorum, dün akşam İstanbul da gerçekleşen Cumhuriyet konserinde katılım müthiş. Fakat gelin görün ki, bugün Cumhuriyetimizin 83. yılı törenleri var. Ankara’da; tören alanında katılım yok. Nedeni ise hava muhalefeti!.. Bu topraklarda rahat ve huzurlu yaşayabiliyorsak, Vatanı için canını ortaya koyan kanını son damlasına kadar bu vatan için yağmur, çamur, kar, gece ve gündüz demeden döken şehitlerimizin gazilerimizin çabaları ile oldu. Bizler de bu konularda daha duyarlı daha hassas olmalı Türklüğümüzü, en önemli törenlerde göğsümüzü gere gere saflarda yer alarak da göstermeliyiz. Bu bir Spor müsabakası değil bu bir ambargo değil bu bizim Cumhuriyet Bayramımız. Sonuna kadar bu vatan bizim ve bizim kalacak Atamızın bize emanet ettiği yurdumuzu böyle savunmasız bırakamayız. Hala bu vatan için her gün şehit olan vatan evlatlarının haberlerini izliyoruz üzülüyoruz ve bu bizim başımıza gelince anlıyoruz ki; evladımız, abimiz, kardeşimiz bizler daha huzurlu yaşayabilelim diye vatan topraklarını savunmak için şahit olmuş. bunları yaşayınca değil yaşamadan da tarihten dersler alarak bu günlerde daha çok anlamalı ve varlığımızı göstermeliyiz. Kaleminiz kırılmasın Sayın üstadım. Saygılarımla,

Burak ULAŞ IP: 85.104.252.xxx Tarih : 27.10.2006 16:14:57
Sayın üstadım; irtica konusuna duyduğunuz hassasiyet konusunda hemfikiriz. bu konuda ne kadar uğraşsak da bunların önüne geçemiyoruz aslında bu konuda köklü bir çözüm gerekli... sayın üstadım bu cukkalı hocaları desteklercesine bazı kanun tasarıları hazırlanıyor. bu hazırlanan kanun tasarılarından bir tanesi de hürriyet yazarlarından oktay ekşi beyefendinin de yazısında bahsettiği aynı zamanda güzin abla köşesinde de değinilen bir konu ve bu konuyu size güzin abla köşesinden aynen olduğu gibi gönderiyorum ve bu konuda ne kadar ne yapabiliriz tüm okuyuculara soruyorum. artık bu gidişata bir dur demek gerek eğer bu kanun tasarısı eğer ki kanunlaşırsa vay halimize zaten türkiyede haddinden fazla suç ve suçlu var kanun olursa ne yaparız bilemiyorum saygılarımla, Kaleminiz kırılmasın üstad. Kaynak : Hürriyet Kelebek Güzin Abla Köşesi; "Birkaç gündür özellikle bekliyorum; ne televizyonda ne de gazetelerde tek bir söz, tek bir satır var. Ne kadın kuruluşlarından, ne kadın ve aileyi korumak amacıyla kurulmuş derneklerden, ne kadın yazarlarımızdan, ne de bu konumdaki sevgili bakanımızdan ses seda çıkıyor... Bir tek Allah razı olsun, sevgili Oktay Ekşi ağabeyimiz 22 Ekim Pazar günkü o çok güzel yazısında değinmiş ve dikkat çekmiş. Olaydan haberiniz yoksa, ben anlatayım. Benim köşemin siyasi yanı yok ama, iş kadınları ilgilendiriyorsa, onların geleceğini tehdit ediyorsa, ortaya çıkmak zorunda hissediyorum kendimi; hiç değilse duymayanları uyarabileyim diye... Efendim, her fırsatta ahlaktan, faziletten, ailenin kutsallığından, ahlaki değerlerimizden söz etmekte olan hükümetimizin sayın AKP'li üyelerinden bir bölümü yeni bir yasa tasarısını gündeme getiriyorlar. Tasarıda eğer kabul edilirse, bundan böyle "cinsel taciz, 18 yaşından küçüklere yönelik ırza geçme, bu çocuklarla cinsel ilişki kurma, imam nikahıyla birden fazla evlenme, zorla çocuk düşürtme" gibi suçlar ve daha bir çok akıl almaz suç, suç olmaktan çıkarılacak. Yani isteyen istediğine tecavüz edebilecek, sokakta yürüyen bir küçük kızı kaçırıp cinsel ilişki kurulabilecek, isteyen erkek istediği kadar kadınla imam nikahıyla evlilik yapabilecek. Kadınların da gıkı bile çıkamayacak. Düşünebiliyor musunuz? Ve bunu, kadınları, kızları ahlaki açıdan korumaya almakla övünen, namus kavramını her şeyin üstünde tuttuğunu ileri süren bir partinin üyeleri meclise sunuyor, yasallaşmasını istiyorlar. Şimdi lütfen hanımlar, kadın kuruluşları, dernekler ve sayın Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan'ımız; lütfen harekete geçiniz... Bu yasanın meclisten geçmesini önleyebilmek için ne gerekiyorsa yapınız. Nasıl protesto edecekseniz ediniz. Ama bu akıl almaz, tüm kadın ve kızlarımızın geleceğini, namusunu tehdit eden, aile kavramını yok sayacak çağdışı yasa tasarısının reddedilmesi için ne mümkünse yapınız. Kaygıyla bekliyorum.