29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Ayleye Mahsus!..


Yazımın başlığı, yazım hatası değil... Birçok gazino ve restoranda erkekler ile ailecek gelenlerin oturdukları mekânlar ayrılmış ve bunlara “Ayleye Mahsus” (!) ibaresi konulmuştur.

Türkçe’mizin ne hallere düşürüldüğünün tipik örneği...

Restaurant’ı doğru yazıyorlar da, iş Türkçe’de aileye gelince nanay!..

Geçtiğimiz hafta gazetelerde yer alan ve internet ortamına taşınan bir olaydan ötürü bu yazıyı yazma zorunluluğunu duydum.

Kimileri mahalle baskısı yok, kimileri de mahalle baskısı var diyor... Alın size, üstüne üstlük bir de restaurant veya cafe baskısı!..

Baharın gelişinden yararlanmak, temiz hava almak isteyen bir turizmci, yanına öğretmen eşini ve üç yaşındaki kızını alarak Yıldız Parkına, bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi yan kuruluşu tarafından işletilen Çadır Köşkü’ne gider.

Olayın kahramanı Fuat Akyol, doğanın güzelliği karşısında, o andaki duyguları ile eşinin beline sarılır. Birden yanlarında, fahri din polisi (!) görevini üstlenmişçesine işletmenin garson biter:

“Burası aile yeri... Beltur’un kuralları böyle, el ele tutuşmak yok, sarılmak yok. Kurallarımıza uyacaksınız...”

Yanlarında küçük kızları da bulunan çiftin biz aileyiz demeleri fayda etmez. Çevre masalardakilerin de katıldığı tartışma bir saate yakın sürer. Onlar da garsona çıkışırlar. Baharın tadını çıkarmak, biraz soluklanmak üzere Yıldız Parkı Çadır Köşkü’ne giden aileyi oradan çıkarmak isterler. Bunu başaramayınca da aileye servis açmazlar. Olay yargıya intikal eder...

Mahalle baskısı yok diyenler; alın size üstüne üstlük bir de restaurant-cafe baskısı...

Yıldız Parkındaki Malta Köşkü ile Çadır Köşkü’nün yanı sıra Emirgân Korusundaki köşkler 1980’li yıllarda Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından yıkılmaktan kurtarılarak restore edilmişti. İstanbul Belediyesinden 25 yıllığına kiralanmış, Avrupa’daki benzer restaurant ve cafelere dönüştürülmüştü. Ne var ki, devran değişmiş, İstanbul Belediye Başkanlığına R.Tayyip Erdoğan seçilmiş, Çelik Gülersoy’un restore ederek yeniden düzenlediği hizmete açtığı, turizme büyük katkısı olan bu köşklerin sözleşmesi sona erince geri alınmıştır. Bundan böyle de Yıldız Parkı, Emirgân Korusu, Çamlıca ve Kanlıca’daki Hidiv Kasrı İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilmeye başlanmıştır.

Böyle olunca da köşklere başta alkollü olmak üzere bir takım yasaklar getirilmiş... Bunun sonucu olarak turizm acenteleri, İstanbul’un belirli düzeydeki halkı bu köşklerden elini eteğini çekmiş, onların yerlerine çay, kahve, meşrubat içen yeni bir halk tipi almıştır. Kuşkusuz, bu arada buraya gelenlerin kılık kıyafeti de değişmiştir. Çelik Gülersoy’un yönetimindeki Yıldız Parkından çiçek kokularının yerini Belediyenin işlettiği yerlerden yükselen döner, köfte kokuları ile dumanları almıştır.

Eski İstanbul’un yozlaşmasından büyük üzüntü duyan Çelik Gülersoy, sağlığında bin bir emekle yıkılmaktan kurtararak, ortaya koyduğu köşklerin Belediye’nin eline geçmesinden sonraki hali pür melalinden büyük üzüntü duyduğunu her zaman belirtmiştir. O günlerde İstanbul Belediyesi’nin yiyecek içecek yasakları getirdiğini biliyordu ama garsonların din veya şeriat polisi (!) görevini üstleneceğini sanırım hiç düşünmemiştir.

Türkiye nereye gidiyor?

Bu yaşanan olay İstanbul’un ortasında, tarihi bir parkta cereyan ediyor. İnsan düşünmek bile istemiyor, ya bizim duymadığımız veya basına yansımamış, bu türde ne olaylar oluyor... Onları bilemiyoruz ama tahmin edebiliriz.

Arabistan ve İran’ın koyu taassubuna adım adım giden bir Türkiye...

Taassubun kör karanlığında bocalayan insanlar...

İslamiyet’i hurafelerden ibaret sananlar...

Burada eşinin beline sarılamazsın diyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi garsonları...

Din kisvesi içerisinde cinsel bunalım yaşayan zavallılar...

Bir yandan Avrupa Birliğine girmeye çalışırken diğer yandan batının kötü yanlarını aldık diyenler...

Yazacak başka bir şey bulamıyorum, gerisini siz düşününün.

Türkiye’ye gelen turistlerin başına neler geliyor, onu da bilemiyoruz...

Kısacası Türkiye nereye gidiyor?..

Yayın Tarihi : 9 Nisan 2008 Çarşamba 11:42:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mehmet ersindigil IP: 88.76.88.xxx Tarih : 9.04.2008 21:26:10

Tesekkürler hocam cok güzel yazi olmus,Ögle bir analizm yazi olmus ekleyecek cevap bulamadim.Yaliniz bugün ADANA HABER;DEN Sayin Mahmut Eraslanin köse yazisini okudum. Suriyeye seyahate gitmis orda Hizbullahci Fadallah isminde bir liderle robartaj yapmis onu okudum ve ordan ögrendigim kadari ile TÜRKIYENIN Nereye gidecegini biraz olsun belli ediyor gibi geldi bana saygilarimla.


Gökhan IP: 85.100.153.xxx Tarih : 10.04.2008 18:15:08

Ben olaya farklı yönden bakacağım.Aysun Kayacı nın tekrar ağzına sağlık.İşte ayak takımı bunlar.Halk yalakalığı yapanlar bu tür olaylar karşısında ne edeceklerini şaşırırlar çünkü bu yobaz yaratık da halkın arasında ve ne yazık ki önemli bir bölümünü oluşturmakta.Dolayısı ile bunlara karşı konuşamazlar,tenkit edemezler.Ayak takımı ,işte bu insan görünümlü yaratıkları da içeriyor.Bu yüzden ben de kendi oyumun bu tür yaratıkların oyu ile eşit olması düşüncesine şiddetle karşı çıkıyorum.Sayın hocam da konuyu güzel inceleyip aktarmış ellerine sağlık,saygılar bir kez daha.


TeomanTörün IP: 85.103.62.xxx Tarih : 9.04.2008 19:51:01

Benim sevgili yurttaşım (arada bir kantarın topuzunu kaçırsa da) çok müeddeptir (edeplidir). Bırakın, genel dinlenme yerlerinde alkol kullanmayı, eşinin beline sarılmayı, bir zamanlar balıkçı tezgâhlarında sergilenen(çevreye duyarlığımız sayesinde artık tarih olan) kalkan balıklarını dişisini erkeğinden ayırd edilmesi için üzerine "ayle" yaftası yazarak hüsn-ü tabir kullanırlardı.


erdal geyikçi(köçek)...1 IP: 88.250.11.xxx Tarih : 10.04.2008 17:57:18

merhaba erdem abi..köşenizi okudum.aklıma vallaha yazacak bnirşey gelmedi.aklıma hemen nasrettşn hocanın fıkrası geldi.köşeyi okumuşkende yorum yazmamak olmaz dedim.fıkrayı yazdım erdem abi. -------TESTiYi KIRMADAN------------- Hoca kızının eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Kızcağız eşikten çıkarken de ensesine bir tokat atıp: - Testiyi kırma ha! diye öğüt vermiş. Bunu gören komşulardan biri : - Yahu Hoca demiş, henüz testiyi kırmadan ne diye dövüyorsun yavrucağızı? Hoca cevap vermiş: - Testiyi kırdıktan sonra dövmüşüm neye yarar be birader!.birileri çıkıp biryelerlere vurmadan doğruları göremeyecekmiyiz erdem abi..sende nasrettin hoca misali,birilerinin ensesine vurmuşsun erdem abi..saygılarımla.erdal geyikçi(köçek)...!