2
Şubat
2026
Pazertesi
ANASAYFA

Başbakan Kızgın ve Yorgun!..

Başbakan, son yerel seçim atmosferine bir insanın dayanma gücünü aşan bir performans gösterdi. Kolay değil; Türkiye’yi bir baştan bir başa dolaşarak bütün mitinglerde tek başına uğraştı, çabaladı. Başlı başına AKP’yi sırtladı. Seçimler sona erince de daha yorgunluğunu üzerinden atmadan Londra’ya G2 liderler toplantısına katıldı.

Gerçekten bir insanın kolay kolay kaldıramayacağı bir yükü sırtladı. Bu arada diğerleri; AKP’li bakanlar, milletvekilleri ve belediye başkan adayları ne yaptılar?

Kısacası, Başbakanın yanında sönük kaldılar, belediye başkan adaylarının çoğu yaptıkları ve yapacakları, ileriye dönük icraatlardan söz bile edemediler. Bazıları ise sanki partilerinin oy kaybetmesi için ellerinden geleni ardına koymadılar. Örneğin Manisa’da Bülent Arınç’ın seçmenlere tepeden bakışı, onları azarlamasından ötürü AKP’nin çok güvendiği Manisa’yı MHP’ye kaptırdı. Ardından Güneydoğu illerinde, başta Diyarbakır, Siirt, Tunceli olmak üzere oyların tümünü DTP aldı. Şanlıurfa milletvekillerinin etik olmayan sözü; ceketi koysak sözü bir anda tepkiye dönüştü... Fakibaba adeta tulum çıkarırcasına Şanlıurfa Belediye Başkanlığını bırakmadı.

Haklı olarak bu sonuçlar Başbakanı hem üzdü ve hem de öfkelendirdi… Bunca çalışması, oradan oraya koşuşması, mitinglerde saatlerce konuşması hiçbir işe yaramamıştı. İlk kez milletvekili seçildiği, eşinin memleketi Siirt’te de kaybetmişti. Diyarbakır’ı istiyorum sözü havada kalmıştı. Ardından çantada keklik sayılan Antalya’da, daha önce hakkı yenen Akdeniz Üniversitesi rektörüne kaptırılmıştı.

Bütün bu olaylar üst üstü konulduğunda, AKP oylarında düşüş olması Başbakanı sinirlendirmişti. Bunca yorgunluk ve çaba bir bakıma boşa gitmişti.

Başbakanın öfkesi bir bakıma da parti teşkilatınadır. Her şeyi O’nun sırtına yüklemişlerdi. Oysa bize yetki verilmedi de diyebilirler. Onu da bilemeyiz...

Başbakan ekonomik sıkıntıyı çözememekten de sıkıntılıdır. Seçim öncesi hemen hiçbir şey yapılmamış, seçimle yatılmış, seçimle kalkılmıştı!... Bakanlar kendi başlarına hiçbir işi yapamamıştı. Belki yetkileri yoktu; Onu da tama olarak bilemeyiz. Kendi iç sorunları...

Sonunda damadının başında bulunduğu gazetenin manşetinden “Bakanlardan istifa jesti” başlığı ile verdiği “Biri hariç tüm bakanlar sözlü olarak istifalarını sunup Başkana jest yaptı” haberi her şeyin üzerine tüy dikti. Kısacası zaten yorgun olan her şeyi kendi başına yüklenerek yapmaya çalışan Başbakan’ın sonunda sabrı taştı.

Başbakan, G20 Liderler Zirvesine katılmak için İngiltere’ye hareketinden önce Esenboğa’da yaptığı basın toplantısında, bu haber üzerine hem gazete ve hem de bu haberi basına sızdıran bakanları ile ilgili çok ağır konuştu. Televizyon ekranlarında ve basında yer alan bu sözler yenilir yutulur cinsten değildi:

“Çok ayıptır, çirkindir. Olmayan şeyi varmış gibi göstermek ve bu ülkenin devletine, hükümetine böyle bir yaklaşım sergilemek asla medyaya yakışmıyor. Böyle habercilik olur mu? Soruyoruz, altı bakana teyit ettirmişler... Altı bakan nasıl olur da gizli bir toplantıyı size deşifre eder? Bunu deşifre ettirdiği anda o bakan, bakan olmaktan çıkmıştır. Bana bunu söylesinler, ben altı bakanın altısını da kapıya koyarım...”

Başbakan bundan sonra Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in “DTP Ermenistan sınırına dayandı söylerine de kızarak “Büyükşehir belediyesi olarak Gaziantep, nasıl bizde kaldıysa Diyarbakır da DTP’nin yönetiminde. Bu siyasette rekabettir. Barış içinde yarıştık. Bu ülke hepimizin. Ayrımcılığa müsaade etmemiz mümkün değil. Yani şu sınıra dayanmış ne demek, ne demek bu? Bu yaklaşım tarzı hoş değil. Sınıra dayandı... Böyle bir şey olamaz.”

Başbakan’ın bu sözleri ile haklı mı, yoksa haksız mı olduğu tartışılır. Ancak gizli yapılan bir bakanlar kurulu toplantısından dışarı haber sızması, hem de bakanlar aracılığı ile bunun yapılması hiç de hoş ve etik değildir. Başbakan bu sorumsuzluğa kızmakta yerden göğe kadar haklıdır. Ancak söylediği sözler çok ağır ve suçlayıcıdır. Haklı olarak da bir gazete “Erdoğan köstebek bakanların peşinde” başlığı altındaki haberi, kafalarda soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Haberi sızdıran bakanlardan ise şu ana kadar ses yok...

Söylenenleri afiyetle yemişler, içlerine sindirmişler!..

Demek ki, bakanlık koltuğu her şeyden, insan onurundan bile çok daha kıymetliymiş!.. Bu vesile ile bunu da gördük ve öğrenmiş olduk!..

Bakalım, bekleyelim daha neler göreceğiz?

Devlet adamı olabilmek kolay değildir. Benzeri olay cumhuriyet tarihimizde pek değil hiç görülmedi. Dış ülkelerde ise görüldüğünü sanmıyorum.

Etik olmayan bu olay karşısında insan elde olmadan Victor Hugo’nun şu sözünü hatırlamadan edemiyor;

“Kendisini idare edemeyen, başkasının emri altında yaşamaya mahkûmdur.”

Kuşkusuz, Platon’un (Eflatun) şu sözü de onu tamamlıyor:

“Makamını kaybedersen üzülme! Güneş de her sabah doğar ve her akşam batar.”

 

 


erdemyucel2002@hotmail.com

 

Yayın Tarihi : 3 Nisan 2009 Cuma 15:04:34


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
erdal geyikçi/sanatcı IP: 88.231.234.xxx Tarih : 5.04.2009 13:18:20

Merhaba erdem abi köşenizi okudum benimde sevdiğim avukat abim aday adayı olmuştu,bizde aday adaylığı zamanında yanında olmuştuk sn av halis biçer abimizin.neyse geçen hafta kırıkkalede oyumu kullandıktan sonra ankaraya kızkardeşimin yanına biraz tatiile gelmiştim.kız kardeşim mamakta oturuyor.inanın geldigimden beri mamakta her akşam ayrı olaylar.Dün akşamda kızkardeşimin komşularının çocuğunun arabasını kurşunlamışlar.arabayı görseniz içinden sağ Çıkılması imkansız diyorlar.söylenenlere göre 5 yaralı 1 ağır,olayın oldugu mahalle Mamak Durali Alıç Mahallesi....Olayı yapanları tanımıyorumda konuşulurken duyduklarım Mahalleli çok şikayetci ama korktuklarından bir şeyler yapamıyorlar.Anlatılanları Duyduğumda Kulaklarıma İnanamadım Nasıl bir ülkede yaşıyoruz abi.Ben biraz akıl verdim,Kanuni yollardan halledin veya hepberaber olun şikayetci olun,medyayıda çağırım dedim.inan erdem abi insanlar bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyorlar.Bende bana dokunmayan yılan bin yaşasın derseniz,Birgün yılan büyür hepinizi sokar dedim..Olay emniyete ve adliyeye intikal etmiş.şimdi mahallelide mahalleye kök sötüren 3 tane evin göçüp gitmesini istiyorlar.Benim duyduklarıma soracak olursan mahalleli ve çevredekiler 3 tane ev hakkında iyi şeyler düşünmüyorlar.inşallah yetkililer bu işe el atarda sonunda kötüşeyler olmaz erdem abi.Söyledikleri sözde ata sözümüz<DİNSİZİN HAKKINDAN İMANSIZ GELİR DİYORLAR.saygılarımla.erdal geyikçi/sanatcı....


mehmet ersindigil IP: 88.76.87.xxx Tarih : 5.04.2009 18:37:38

Sayin Hocam Ellerine saglik"Ama ne yapsin Sayin Basbakanimiz.Tek basina hem Partiyi Hem milletvekillerini hem Türkiyeyi idare ediyor,Elbette kizgin ve vorgun düsecektir.Cünkü kimseye güvenmiyor,ne kendi Bakanlarina ne kendi milletvekillerine nede kendi partisine bagli belediye baskanlarina.

Güvensizlik insani kizgin yorgun hatta hasta bile eder.Sayin basbakan nereye elini atsa oralardan bir seyler cikiyor.Ögle görülüyorki sayin Basbakanin kimseye güveni kalmamistir.Belediye secimlerinde Türkiyeyi adim adil gezmesi bence Basbakanin yanliz kaldigini göstergesidir. Sunu,da belirtmeden gecemiyecem,Türk Halki kahirlanip dögünmesin,Demek Halkta iki yüzlülük vardir.Veya simdiki Hükümetten cok memnundurlar.Hani Halk sefildi hani Halk issizdi Hani Halk yoksullasyordu,Hani Senayimiz batmisti,Hani cifcimiz kahrolmustu,Hani esnaf kepenk kapatyordu,VS.Demek hepsi yalan cünkü AKP si yerel secimleri genede büyük cogullukla kazanmistir. Öyleyse Halk sapkasini önüne koysun ve Allaha sükretsinler.AKP si kazanmistir bundan sonra calismadan yorulmadan yiyecekleri evlerine kadar gelecektir.Ha AKP sine oy vermiyenler,de onlar icin eski tas eski hamam oldugu gibi devam edeceklerdir. Halk olarak bükemedigimiz eli öpmeyi ögrenmeliyiz.Ben AKP li sayin Basbakanimizi bu kadar anladim.Daha iyi anliyan varsa yazsin okuyup ögreneyim saygilarimla.