29
Ocak
2026
Perşembe
ANASAYFA

Benim Çocuğum Yapmaz!..


Çevremizde hepimiz görmüşüzdür; bazı ana babalar vardır, çocuklarına toz kondurmazlar. Çocuklarının yanlışlarını görmezden gelirler, suçu hep karşılarındakilere atarlar. Oysa çocukları haşarıdır, terbiyeye muhtaçtır. Ailesinin her yaptığı yanlışına arka çıktığını görünce yaramazlıklarını daha da arttırırlar.

Çocuk top oynarken komşusunun camını kırar. Şikâyet gelince de yanıt hemen hazırdır; benim çocuğum kırmaz, benim çocuğum yapmaz...

Çocuk, komşunun çocuğunu döver, yine yanıt aynıdır; Benim çocuğum dövmez... Seninki dövdü benimki yalnızca kendisini korudu!..

Çocuk, komşu çocuğuna veya büyüklere küfreder; Yanılıp şikayetçi olursanız yine aynı savunma ile karşılaşırsınız; benim çocuğum küfür bilmez, seninki küfretmiştir !..

Bu kısır döngü böylece sürüp gider... Benimki iyi, seninki kötü...

Böylesine bir savunma mekanizması geçtiğimiz günlerde aynen siyasete de yansıdı.

Hepinizin bildiği, benim de önceki köşe yazımda yer verdiğim gibi, Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, hükümeti eleştiren konuşmasını yaparken AKP milletvekillerinin tepkisi ile karşılaştı. Konuşmasını bitirip yerine giderken sayıları elliyi bulan AKP milletvekilinin saldırısına, hakaretine uğradı, tükürük yağmuruna tutuldu. Bu çirkin saldırılar milletvekilinin sığındığı CHP kulislerinde devam etti. CHP ve MHP milletvekilleri olmasıydı, söylemek bile istemiyoruz, olay belki de linçe kadar gidecekti. Bereket CHP ve MHP milletvekillerinin gayretiyle bu çirkin olay çok daha çirkin boyutlara ulaşamadan önlendi.

Başbakan’ın bu çirkin olayda üzüntülerini dile getirmesi ve saldırıda bulunan milletvekilleri adına özür dilemesi beklenirken, aynen çocuğunu koruyan, her kusurunu görmezlikten gelen bazı anneler gibi davrandı. Bu davranış biçimi demokrasi ve özgürlük adına son derece üzüntü vericiydi.

Bu çirkin olayı soran gazetecilere Başbakan; “Benim partimin milletvekilleri hiçbir zaman şiddet uygulamaz. Şiddet uygulayan bizzat o zatın kendisidir. Çünkü her hareketi şiddettir” demekle yetindi.

Siyaset adına son derece talihsiz bir yanıt...

Seçim sonrası herkesi kucaklayacağını söyleyen Başbakan, bu çirkin olayda, olmaması gereken yerde olmuştur, taraf tutmuştur. “Arkadaşlarımız bir anda sinirlerine hakim olamamışlar. O anki ortamda böylesine çirkin bir olay yapmışlardır. Kamer Genç’ten ve toplumdan Onların adına özür diliyorum” diyebilirdi.

Veya daha açık “oh oldu, o zaten aylardır yaptığı konuşmalarla bizi tahrik ediyordu. Vuran arkadaşlarımızın ellerine sağlık da diyebilirdi”!..

Bilemiyorum; hangisi daha doğru olurdu?

Kamer Genç’in konuşmalarına, üslubuna kızmış olabilirler. Ancak üzerinde durulacak nokta, her kızdığımızı dövmeye, hakaret etmeye kalkarsak buna ne isim verilir? Siz hiç düşünmden ben ekleyeyim; bunun adı toplumsal kaostur.

Sırası gelmişken, bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır; Kamer Genç, adaylığını bağımsız olarak koymuş, hiç kimsenin yardımı olmadan seçilmiş ve TBMM’ne gelmiştir. Diğer partilerden farklı olarak veya onlara örnek olacak biçimde tek başına, bir parti gibi muhalefet yapmaktadır. Bu bakımdan alkışlanmalıdır. Bağımsız olarak seçilen ve TBMM’de sesi soluğu çıkmayanlara örnek olacak nitelikte bir davranış sergilemektedir. Konuşurken bazen ayarını veya kantarın topuzunu kaçırmış olabilir.

Bu da doğaldır.

Kamer Genç, her şeyden önce kendisini seçenlere borcunu ödemekte, kendisine verilen oyların boşa gitmediğini göstermektedir. Nitekim bu çirkin olayla ilgili olarak Kenthaber’e gelen okuyucu yorumlarının büyük çoğunluğu da onu desteklemektedir.

Tek kişinin yaptığı bir muhalefete AKP milletvekillerinin bu tepkisi neden?

TBMM çatısı altında, bir türlü kaldırılamayan dokunulmazlık zırhına bürünmüş milletvekillerine bu hak beğenmedikleri veya sözleri işine gelmeyen milletvekillerini dövme hakkını verir mi?

Dokunulmazlık bunun için mi verilmiştir?

Ne yazık ki, hemen her parti seçim öncesi dokunulmazlık üzerinde durur, bunu belirli ölçüde kaldıracaklarını söylerler, hatta seçim programlarına alırlar, seçim sonrasında ise unutulup giderler...

TBMM Başkanı’na sormak gerekir, bu çirkin olay unutulacak mı? Yoksa bu çirkin eyleme girişenler cezalandırılacaklar mı? Bunların kimler olduğu yayınlanan fotoğraflarda apaçık ortada.

Yoksa bu olay bir icraat mı?...

Geçmişteki siyasi tarihimize baktığımızda; işler iyiye gitmediğinde iktidar partileri milletvekillerinin hırçınlaştıkları, hakarete, kavgaya giriştikleri görülmüştür. Nitekim 1957 seçimlerinden sonra da büyük çoğunluğa sahip Demokrat Parti’de çıkışın yerini iniş alınca benzeri tepkiler olmuş ve vahim bir sona gelinmişti. Büyük olasılıkla bugünkü milletvekillerinin çoğu o günleri yeterince bilmemektedir. Yaşları küçük olduğundan o günlerde, belki de çelik çomak, bilye oynuyorlardı. Demokrat Parti ve yöneticileri ile ilgili yığınla kitap yazılmıştır. Hiç olmazsa onları gözden geçirmelerini salık veririm.

Zaman zaman okuyucularımdan Internet aracılığı ile fıkralara sütunumda yer veriyorum. Kuşkusuz, kıssadan hisse olanları!..

İşte size onlardan bir tanesi;

İki emekli parkta oturmuş çevrelerinde dolaşan güvercinleri izliyor, onlara mısır atıyorlarmış...

-Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, aklıma hep siyasiler ile üst düzey bürokratlar gelir...

Diğeri şaşırmış, ne alaka diye sormuş;

-Yerde dolaşırken bizim elimizden yiyorlar, havalanınca da kafamıza ediyorlar!..

Kıssadan hisse işte...

Yayın Tarihi : 26 Nisan 2008 Cumartesi 00:30:11


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
mehmet ersindigil IP: 84.62.22.xxx Tarih : 26.04.2008 11:22:55

Tesekkürler Erdem Hocam;Ne hikmetse dediginiz gibi bu ülkemizde hep ögle olmustur,Malesef kimse benim yogurdum eksi diyemiyor.Afedersiniz Hayvan egitimcileri terbiyecileri vardir o hayvanlari nasil egityorlar ve o hayvanlara her seyi yaptiryorlar o hareketleri yapan hayvanlara imrenmemek imkansiz birsey.Burda demek istedigim egitimimiz zayif görülüyor.Türkiyede Egitimin cugu parali askerlik yapanlar gibidir,Parayi veren istedigi notu alir,Onun icin iyi Egitim almayan biri siddete egilimli olur,Burda eskisinden ders almayan geleceyi mechul derim.Aynen dediginiz gibi 1957 iktidarini cok iyi biliyorum ve hatirliyorum ondan cok ders alinmasi gereken iyi ve kötü olaylar hadiseler vardir.Türkiyede iktidar demek krallik demektir as as öldür öldür diye hüküm vermektedir,Vatani düsünen ve bekleyen Asker var halki düsünen kim.EH Zaman para zamani Paranin bu zamanda ölüm haric yapmadigi birsey yoktur,Para kimde ise mühür ondadir.Gerisi hepsi yalandir selamlarimla.


selim Namer IP: 88.238.58.xxx Tarih : 6.07.2008 21:17:12

Sayın,Erdem Bey:Yazınız okadar güzelki,yorum tazmaya gerek duymadım.Harika. Hele en son Kıssadan hissen harika.


Yılmaz Ergüvenç IP: 88.234.175.xxx Tarih : 26.04.2008 15:19:47

Tarih tekerrür ediyor. Süleyman Demirel'in Meclis'te milletvekillerini teşvik ederek Çetin Altan'ın üzerine saldırttığını, bir gözünü kör ettirdiğini unutmadık.


SELİM.NAMER IP: 88.239.17.xxx Tarih : 27.04.2008 12:07:25

Harika bir yazı; nasıl bu yazıya yorum yazarız.Teşekkürler.


erdal geyikçi(köçek)...! IP: 88.231.87.xxx Tarih : 26.04.2008 23:40:27

Merhaba erdem abi.köşenizi okuynca aklıma okuduğum bir bektaşi fıkrası geldi.Bektaşi ile hacı osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler şeytana uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir. Bektaşiye sıra gelir ve derki ben Kadı efendi ben gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı Bektaşiyi serbest bırakır.Bektaşi kadıya sorar kadı efendi ben de şeadet getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür gavuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyıda affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende iman yokmu bire münafık deyip azarlar. Bektaşimizde gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın der hocaya!...köşenizin sonuna yazdığınız gibi kıssadan hisse var,kıssadan bedava hisse dağıtıyoruz erdem abi..bu gidişle hissedarlar çoğalaçağa benziyor erdem abi!sonra besle kargayı oysun gözünü hesabı olmasın erdem abi..biz elimizle hisseleri verelimde,sonra verdiklerimizi kafamıza kalkmasınlar..bir oy verdik,birdaha vermemek içinde,bir of çekelim erdem abi..saygılarımla.erdal geyikçi(köçek)...!