Günlerdir yazılı, görsel ve internet basını Baykal ile yatıyor, Baykal ile kalkıyor? Bazı sitelere servis edilen görüntülerin tartışmaları yapılıyor. Kısacası bilen de bilmeyen de konuşuyor… Baykal dönsün, dönmesin, yerini gençlere bıraksın tartışmaları yapılıyor.
Görüntülerin ortaya çıkışının zamanlaması da oldukça ilginç!.. Anayasa taslağının meclisten geçmesi, Cumhurbaşkanınca hemen onaylanması, CHP’nin Anayasa Mahkemesine gitmesindeki kararlılık ve olası referandum… Böyle olunca da meydanlara inilerek halkın bu konuda aydınlatılması hep aynı zamana denk geldi. Bu durumda yaklaşan CHP Kurultayında Anayasa tartışmaları geri plana itilecek, Baykal’ın istifasından sonra ne olacağı tartışılacak…
Baykal’ın istifası onurlu bir davranıştı. Kasetin düzmece olup olmadığı kesinleşmeden istifa kararını vermesini anlayabilmek mümkün değil… Oysa CHP’de Onun gibi deneyimli bir siyasetçiye önümüzdeki kritik günlerde büyük ihtiyacı var...
Deniz Baykal istifa etmiş olsa bile CHP Kurultayı’nın yine Onu gıyabında seçeceğini sanıyoruz. Parti tabanı da Baykal’ın genel başkan olmasından yana olduğunu açıkça gösteriyor. CHP içerisinde Baykal’dan yana olanlar kadar azınlıkta kalan, ancak seslerini bu ortamda pek çıkaramayan, kendisine karşı olanlar da var…
Meşhur kasetle (!) ilgili açıklık kazanamayan sorular tam bir yanıt bulamıyor. Hükümetin böyle bir kasetin varlığından önceden haberi var mıydı? CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, olayın patlak vermesi üzerine Başbakan’ın bir süre önce “Daha ne kasetler var…” sözünü hatırlattı. Böyle olunca da kafalar yine enine boyuna karışıyor. Acaba Baykal seçime az bir süre kala o kasetin veya başkalarının ortaya çıkmasıyla CHP’nin yıpratılmasının önüne geçmek mi istiyor?
Teknolojinin gelişmesi neden bizim ülkemizde olumsuz sonuçlar veriyor? Telefonların, uzaktan konuşmaların dinlenmesi, kayda alınan ses ve görüntüler, gizli kameraların kişilerin en mahrem yerlerine kadar girmesi güzel olaylar mı? Bazı kişilerin yıpratılmak amacıyla görüntü ve seslerinin basına servis edilmesine ne demeli? Böyle olunca da insanlar kendilerini güvende hissedemiyorlar, özel yaşamları deşifre ediliyor ve ortaya hazin bir durum çıkıyor. İktidar, Baykal’a yapıldığı söylen bu komployu bulmak, çözmek zorundadır.
CHP Milletvekili ve aynı zamanda bilişim uzmanı olan Tacidar Seyhan kasetle ilgili ilginç teknik bilgiler veriyor. Bu konuda bazı teknik cihazlarla grup toplantısına katılarak çekimlerde belli bir frekanstan yayın yapan iki mikro kameranın kullanıldığını, frekans bir araçtaki alıcıya iletilerek hızlandırılarak videoya kaydedildiğini söylüyor. Ardından da %15 oranında karartılıp, %21 oranında eskitme uygulanmış, 43 parçadan imal edilmiş görüntülerde iki ayrı kadın figürü var diyor. Işık hareketleri ve yansımalarından görüntülerdeki iki kişinin aynı anda aynı dakikada odada olmadığını, en vurgulayıcı olarak da çekimin kurumsal araçlardan yapıldığını söylüyor…
Teknik yönden buna benzer bilgisayar uzmanlarının da aynı doğrultuda beyanlarını dikkate alınca Baykal’ın istifası erken verilmiş bir karar olarak yorumlanabilir. Baykal’ın istifasından önce “yalan, düzmece, komplo ” demesini bekleyenler vardı. Olayın ilk sarsıntıları geçtikten sonra yaptığı basın toplantısında söylediği her cümlenin üzerinde durulmalıdır. Bunların hepsinde ince ince mesajlar, göndermeler vardı. Kısacası isim vermeden bu komployu hazırlayanları, önceden bilgisi olanları deşifre etti… Bazılarını da suçladı…
Hataları ve sevaplarıyla Baykal, Türk politikasına yön vermiş, laik, demokratik hukuk devleti ilkelerini özümsemiş ve onları korumaya çalışmış bir liderdir. Her şeyden önce dürüst, ismi şaibeye, çıkar ilişkilerine karışmamış olma özelliğini korumuştur. Türkiye’nin özü sözü doğru bir lidere muhalefette olsun iktidarda olsun ihtiyacı vardır.
Deniz Baykal döner mi?
Baykal “CHP’den istifa etmedim, genel başkanlık koltuğundan ayrıldım, partimin yeni ve taze bir başlangıç yapmasını istiyorum” diyor. Şimdi bütün iş kurultayın alacağı karara bağlı olacaktır. Deniz Baykal daha önce partisi %10 barajına takıldığında da istifa etmişti ama o günkü şartlarla bugünkü şartlar aynı değildir. CHP’nin ağır toplarından hiç birisi de genel başkanlığa bu durumda hevesli görünmüyor. Daha doğrusu akılcı politika izliyorlar… Emanetçi, gölge başkan olmayı hiç kimse istemiyor…
CHP Kurultayı tarihi bir görevi beklenmedik anda üstlenerek almak zorundadır. Baykal’a yöneltilen bu komployu hazırlayanların heveslerini söndürecek kararı alacaklarını sanıyorum. Çirkin oyunlarla deneyimli bir siyasetçinin sonu böyle noktalanmamalı; Süleyman Demirel’in söylediği gibi siyasetçiyi halk getirmeli ve götürmelidir… İlk seçimde ise CHP’ye kim ne derse desin iktidar yolu açık gibi görünüyor…
Orhan Asena’nın yazdığı ve yıllar öncesi İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynanan, Osmanlı Tarihindeki şehzadelerin taht kavgalarını yansıtan, bir sadrazamın padişaha söylediği “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” sözünü Sayın Baykal hatırlamalı ve kararını ona göre vermelidir…
erdemyucel2002@hotmail.com
Sayın Baykal'ı CHP başında tutmakda ısrar etmenin bence hiç anlamı yok. Zira, yaptığı Bakanlıklarda da, Parti üst pozisyonlarında ve liderliğinde de hiziçilik ve muhalefet dışında bir başarısı kaydedilmemiştir. Yüksek ses ve söz gücü ile muhalefetin dik âlâsını geçmişde Rahmetli Osman Bölükbaşı yapmıştır. Şu anda, onun espri gücü ile tezyin edilmiş zarif nükteleri hâlâ internet sitelerini doldurmaktadır. Lûtfen onu adına açılmış siteleri gözden geçirip onun anekdotlarını anın. Muazzam bir mizah ustası da olduğundan, halka hitap etmek üzere bir kente geldiğinde, kocaman meydanlar mâlamâl dolar taşardı. Benim bulunduğum kente geldiğinde, ben de onun fikriyatını hiç paylaşmadığım hâlde onu dinlemeye koşardım. Baykalı açık ara sollayan harika bir polemik ustası idi. Kendisine gösterilen bu aşırı ilginin sonuç getirmediğine de her konuşmasında esefle değinirdi. Her sözüne yakınlarındaki, partili olduğu hissedilen birinin: "Çok doğru!" diye bağırmasına, "Doğru doğru diyorsun ama zamanı gelince doğruyu söyleyenin ardında namaz kılmıyorsun" diye genel bir gönderme yapardı. Galiba, 1969 seçimleri sonunda küstü bir ara istifa etti. Bunun naz olduğunu hisseden yazar Mete Akyol Milliyetteki köşesinden çok gırgır bir makale yazdı. İronik bir dille geri dönmesi için yalvarıp yakardı. Nitekim Rahmetli, partililerin yalvardığı gerekçesi ile liderliğİne döndü ama artık iyice yıpranmıştı. 1972'de yerini acayip sağcı Gnl.Cemal Tural' bırakıp çekildi.
Baykal'ın geri dönüşünü teşvik etmek çok daha sakıncalıdır. Zira İktidarın başındaki Erdoğan'ın polemik konularında becerisi ve cazibesi daha kuvvetli... Kaset komplosu aktüalitesini: "Türkiyenin toplumsal değerlerinin erozyona uğratıldığı; bunu kabul edilmesinin mümkün olmadığını; eşine ihanet edenlerin bu toplumda mağdur olarak görülemeyeceğini, zannederim, muhafazakâr halkımız nezdinde çok daha etkili yöntemle işlemektedir. Geriye dönmemek Baykal'ın bir vekar sorunu olduğu gibi CHP'nin de elini rahatlatacak bir ortam yaratır. Koskoca bir siyasal kurum bir kişinin gitmesi ile nasıl acze düşer anlayamıyorum. Kuyruk peşinde olma yapısına bu kadar mı bağlıyız. CHP gibi çağdaş uygarlık idealine sarılmış bir kuruma bunu yakıştıramıyorum. Anayasa referandumuna karşı önlem alınma süreci Parti içinde işliyor.
Merhaba Erdem abi.Vallaha köşeni okudumda,nerden yorumuma başlasam diye düşündüm.!Sy:Deniz Baykalın başına gelen üzücü olayın Benim başıma gelse ne yapardım diye düşündüm.!Bende kendimce çevremde yaptığım sanatla tanınan birisiyim.!Sanatcı olarak benim başıma gelse önce yaptığım işi bırakırım.Daha sonrada "sanatcı toplumun aynasıdır sözünden yola çıkarak,toplumdan uzak dururdum.!Gelelim medyadan tanıdığımız sanatcılarımızın başına gelse neler yaparlar.?Türkiyede internette o kadar çok tanınmış sanatcıların görüntüleri geziyorki hiçbirisi takmıyor.!Bence ilerleyen yıllarda ünlüler olmak üzere birçok kişininde görüntüleri dahi çıkacak diye düşünüyorum.!Herzaman söylediğim bir sözüm var"Geçmişte yaptığınız hatalar,Gelecekte birgün karşımıza çıkacaklar...Sn:Deniz baykalın başına gelenler ve görüntüler ne kadar doğru bilmiyorumda,Hatasız kul olmaz diyorum.!Gelelim C.H.P'nin başına kim gelecek.!Atalarımızında söyledigi gibi"Hekimden sorma çekenden sor.Ata binen Kılıcı kuşanır..ARTIK ATA KİM BİNENERSE KILICIDA O KUŞANIR ERDEM ABİ..saygılarımla.erdal geyikçi-sanatcı.
Üstadım asıl bu sözlerle Baykal'a haksızlık ediliyor. "Oysa CHP’de Onun gibi deneyimli bir siyasetçiye önümüzdeki kritik günlerde büyük ihtiyacı var..." Enerji bakanı olduğu günlerde kendisi makamında palto ile oturacak kadar her yönetme becerisi zayıf biri. Bu gun ak dediğine yarın kara diyecek kadar zikzaklar yapan ve bunu da saldırgan bir üslupla sürdüren tutum mu devlet adamlığı. Baykal devleti ne bilir ki devlet adamlığını nereye oturtsun.
Sekreterini, doktorununu (ürolog), avukatını yani kendi saltanat makamını millet vekili yapmak mı devlet adamlığı. "HADE CANIM SENDE"